Şanlıurfa El Sanatları Cülhacılık (BEZ DOKUMACILIĞI)

'G.Anadolu Bölgesi' forumunda KaRDeLeN tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Şanlıurfa El Sanatları Cülhacılık (BEZ DOKUMACILIĞI) konusu
    Şanlıurfa EL SANATLARI CÜLHACILIK (BEZ DOKUMACILIĞI)

    EL SANATLARI CÜLHACILIK (BEZ DOKUMACILIĞI)

    Yün ipliği, pamuk ipliği ve floş'un kamçılı tez¬gâhın tek ayakla çalışan çeşidi olan "cakarlı" ve 2-4 ayakla çalışan çeşidi olan "çekmeli" tezgâhlarda do¬kunarak "Yamşah" ("Neçek"-"Çefiye") ve "Puşu" gibi baş örtüsü, "Ehram" gibi kadın boy örtüsü ha¬line getirilmesi sanatına Urfa'da "Cülhacılık" denil¬mektedir.
    Cülha tezgâhlarının kamçılı olmayan, yani me¬kiği el ile atılan çeşitlerinde "Aba" (kadın ve erkek boy örtüsü) ve "Çaput Çul" (Kilim) dokunmaktadır.
    30-40 yıl öncesine kadar Kamberiye Mahallesi'nde 100'e yakın kamçılı tezgâhta icra edilen Yamşah ve Neçek dokumacılığı (Cülhacılık) son zamanlarda önemini yitirmiş, tezgâh sayısı 5-6'ya düşmüştür. Hekim Dede Mahallesinde "Kumaşhane" denilen evdeki 10'a yakın tezgâhta 100 yıldan beri cülhacılık yapılmaktaydı. Ancak son yıllarda bu sanata olan ilginin azalması neticesinde bu tarihi imalathanedeki tezgâhlar 1991 yılında da¬ğıtılmış, imalathane konuta dönüştürülmüştür.

    Günümüzde Hacı Elagöz, Hüseyin Acı, Hacı Ramazan Çatkın, Mahmut Karataş ve Emin Tek ad¬larındaki ustalar tarafından sürdürülen bu sanatın, adları bilinen ve bugün hayatta olmayan başlıca ustaları şunlardır: Eyyüp Narnur, İstanbullu Mahmut (aslen Urfa'lı olup lakabı İstanbullu'dur.), Hacı Abdullah Kırıkçı, Muhiddin Bayraktar, Yusuf Kaplan, Abdullah Tek, Ramazan Topal, Emin Çiftçi, Hacı İbrahim Cömert, Şıh Müslüm Kırmızı, Müslüm Demirel ve Hacı Sinan.
    1650 yıllarında Urfa'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Urfa'da pamuk ipliğinden kapı gibi sağlam bez dokunduğunu, bunun Musul bezinden daha güzel ve temiz olduğunu söylemektedir. Evliya Çelebi'nin sözünü ettiği bu bez, Urfalılar'ın "Kâhke Bezi" dedikleri bez olmalıdır.
    1883 tarihli Halep Vilâyet Salnâmesi'nde Urfa'da 221 adet kumaş tezgâhının varlığından söz edilmiş olması dokumacılığın bu ilde çok önemli bir sektör olduğunu vurgulamaktadır.
    [​IMG]

    KAMÇILI (CAKARLI-ÇEKMELİ) CÜLHA TEZGAHLARINDA DOKUNAN ÜRÜNLER

    I- YAMŞAH (NEÇEK- ÇEFİYE): Genelde kadın başörtüsü olup köylü erkekler de kullanmaktadır. Pamuk ipliği ve sarı, yeşil renklerde floş'tan do¬kunmaktadır. Floş; birinci kalite elyaflı pamuktan yapılmış, parlak, ipek görünümünde bir ipliktir. Bursa'dan beyaz olarak getirtilip Urfa'da sarı veya yeşil renge boyanmaktadır.
    [​IMG]
    BAŞLICA YAMŞAH ÇEŞİTLERİ

    Hışvalı: Ortası nakışlı, çevresi karelidir. 125x135 cm. ölçüsünde olur. Küçük Hışvalı ve Büyük Hışvalı olmak üzere iki ayrı çeşidi vardır.
    Şakkalı: Kareli anlamına gelen "Çekçegili" de denir. Yamşağın yüzeyi karelerle donatılmıştır.
    Kuru Hafız: Küçük karelidir.
    Ahmediye: Çözgü ve atkısı sarı floştandır. Yüzeyi beyaz renkte pamuk ipliği ile işlemelidir.
    Direkli: Küçük karelidir.
    Dümbüllü: İki kenarına kalın floş çizgiler atılmış, ortadaki kare boşluk floşla işlenmiştir.

    II- PUŞU: "Cakarlı" denilen tek ayaklı tezgâh¬larda koyu kırmızı ya da kahverengi ipekten sırmalı olarak dokunan erkek baş örtüsüne "Puşu" denil¬mektedir. Ayrıca gömleğin üzerinden bele sarılmak suretiyle de kullanılmaktadır.
    Puşu dokumacılığı günümüzde tamamen terke¬dilmiştir. Puşu dokumasında floş kullanılmamak¬tadır. Puşular tezgâhta nakışlı olarak dokunduğun¬dan ayrıca işlemeciye gönderilmemektedir.
    Puşu, bir zamanlar düz beyaz olarak dokunur, tahta kalıp baskısı ile nakışlanırdı. Bu şekilde nakış¬lanan puşular daha sonra 1 saat süre ile suya basıla¬rak boya tortuları giderilir, böylece nakışların temiz görülmesi sağlanırdı.

    III- EHRAM (İHRAM): Ehram, baştan ayaklara kadar inen ve gözler açıkta kalacak şekilde el yardımıyla yüze bürüklenen (yüzün kapatılması) kadın boy örtüsüdür. Eskiden yaşlı kadınlar tarafından kullanılan bu örtü günümüzde kullanılmadığından imalatı da terkedilmiştir.
    İhramlar kamçılı tezgâhların 2-4 ayakla çalışan çeşidi olan "Çekme" tezgâhlarda tümüyle doğal saf beyaz yünden dokunurlar. Tezgâhtaki genişlikleri 80-100 cm. arasında değişen ihramlar, kullanılmak üzere yan yana dikildiklerinde genişlikleri 180 cm., boyları da 225-230 cm. arasında olur. İhramların kenarları, çözgü uçlarının örülerek düğümlenmesi ya da bastırma ipliği kullanılarak saçaklanmakta¬dır.
    Ehramlar; "Eriş", "Mekik", "Baklava Dilimli Yollu", "Payam" (Badem), "Tud" (Dut), "Kepenek" ve "Sandıklı" adlarında çeşitli motiflerle süslü ola¬rak dokunurlardı. Eriş motifi ihramın yalnız iki ucuna (baş tahta) su (bordür) şeklinde işlenir. Kepenek, Erzurum ihramlarındaki "antika" motifinin bozula¬rak kelebeğe benzetilmiş biçimidir.
    [​IMG]
    IV- FITA: Günümüzden 30-40 yıl önce, 12-15 yaşları arasındaki kızların örtünmek için kullandıkları bir bezdir. İhramdan farklı olarak çözgü ve atkıları yün olmayıp pamuk ipliğindendir. Genellikle iki renkli pamuk ipliğinden kareli olarak dokunurlardı. Bu örtünün kullanılması günümüzde terkedildiğinden dokuması yapılmamaktadır.
    [​IMG]
    CÜLHA TEZGÂHI VE PARÇALARI


    Cülha Tezgâhı Ağaçtan yapılan, el ve ayak yardımıyla hareket ettirilen cülha tezgâhlarına "Kamçılı Tezgâh" de¬nilmektedir. Bu tezgâhın tek ayakla çalışan "Cakarlı" ve 2-4 ayakla çalışan "Çekmeli" olmak üzere iki türü vardır. Tek ayaklı cakarlı tezgâhlarda puşu, iki ayaklı çekmeli tezgâhlarda ince düz yam¬şahlar; 4 ayaklı çekmeli tezgâhlarda da "Dügür" (kalın) yamşahlar dokunmaktadır.
    Bir cülha tezgâhında günde 10 metre dokuma yapılabilmektedir. Cülha tezgâhı 150 cm. enindedir. Dokunan kumaşın eni 120-130-140 cm. arasında de¬ğişmektedir. Dokunacak kumaşın boyu çözgü uzunluğuna bağlı olup, istenildiğinde bu boy 200 metreye kadar uzatılabilmektedir. Normal bir yam¬şah 120x120 cm., 130x130 cm. veya 140x140 cm. boylarındadır.

    CÜLHA TEZGÂHININ PARÇALARI

    I-Mekiğe Kuvvet (Hız) Vererek Dokumayı Sağlayan Parçalar ;

    1. Ayakçalık: Ayakla çalıştırılarak mekiği ha¬reketlendirir. Tezgâhın yaptığı işe göre tek, çift veya 4 adet olur.
    2. Alt Takarlak: Dört parçadan olup ayak¬çalık arasında bulunur.
    3. Üst Takarlak: 6 parça halinde ağaçtan ya¬pılmış olup Ayakçalığı kaldırıp indirmeye yarar.
    4. Ayakçalık İpi: 6 parça kendirdendir. Ayakça-lığın inip kalkmasına yardımcı olur.
    5. Uzatma: 6 parça halinde olup, üzerine ayakçalık ipi biner.
    6. Orta İp: Üç parça halindedir.
    7. Sıçan-Pısik-Kayış: Her üçüne orta ip bağ¬lanır.
    8. Defe: İçersinde tarak ve ceplik bulunur.
    9. Kücü: İptendir. Kücü ile beraber 8 parça ok¬lava vardır.
    10. Terlik (Masura): İpliğin sarılı olduğu bir parçadır. Cepliğe bağlı olup dokumayı sağlar.

    II- ÇÖZGÜYE KUVVET VEREN PARÇALAR

    1. İPEK AĞACI: İpek iplerin sarılmasına yarar.
    2. ÇEHİŞ: Yukarıda bulunur.
    3. HALAKA: Çehiş'in üzerinde bulunur.
    4. TAKARLAK: Halaka'ya bağlı olup iki adettir. Halaka'ya kuvvet verirler.
    5. KAZIK: Çehiş'e bağlı 4 parça ağaçtır.
    6. ORTA DİREK: 4 parça kazığa bağlıdır.
    7. SERMİL: Dokunan kumaşın sarıldığı ağaç olup orta direğe bağlıdır.
    8. MANDAL VE DıŞLıK: Birbirine bağlı olan bu iki parça ayrıca sermil ile birlikte orta direğe bağlıdır.

    YAMŞAH DOKUMANIN SAFHALARI

    1. Pamuklu Çözgü İpinin ve Floşun Boyanma Safhası:
    Pamuklu beyaz iplik piyasadan alınır. Bir ka¬zanda su kaynatıldıktan sonra, içersine kumaş bo¬yası karıştırılır. Boyanın sabit olması ve solmaması için yakıcı özelliği olan "Pul Kostik" ve "Hidrosofil" kaynama safhasında suya katılır. ıplik bu karışıma batırılır. 15 dakika içinde ipliğin kazandan çıkartılıp soğuk suda hemen banyo edilmesi gerekmektedir. Gecikildiği takdirde, yakıcı özelliği olan bu iki kim¬yasal madde ipliği yakar. Yıkanan iplikler güneşte kurutulur. Daha sonra el dolabında sökülüp açıla¬rak uzatılır. Sonra "kavuk" (topak-yumak) edilir. En sonunda Kücü'ye çekilerek dokumaya hazır hale getirilir.
    Floş ipliğin boyanması da aynı şekildedir.
    Yamşah dokumacılığı, yurdumuzda Denizli ilinde de yapılmaktadır. Ancak Urfalı ustalar, ipliği kaynatarak boyayıp güneşte kurutma usüllerinden dolayı, kendi yamşahlarının daha kaliteli olduğunu, renklerinin solmadığını iddia etmektedirler.


    2. Çözgünün Tezgaha Gerilip Bağlanması Safhası:
    Çözgü, dokunacak bezde kullanılan pamuklu ve floş ipliklerdir. Tezgâha bağlanmış bir çözgüde 1400 tel beyaz pamuklu iplik, 400 tel parlak sarı floş iplik olmak üzere 1800 tel ip vardır. Dokunacak kumaşın türüne göre çözgü sadece floş veya sadece pamuk ipliğinden de olabilir. Çözgü iplerinin tez¬gâha bağlanması, uzun yaz günlerinde 1 hafta za¬man almaktadır. Tezgâha bağlanan çözgü ile 200 m. kumaş dokunabilmektedir. Daha sonra tezgaha ye¬niden çözgü bağlanması gerekmektedir.

    3. Dokuma Safhası:
    Cülha tezgâhı, 4 kazık ve iki uzatma üzerine yer seviyesinde kurulmuştur. Ayakçalık kısmı, göğüs derinliğinde bir çukur içersindedir. Cülhacı göğüs hizasına kadar çukur içersine iner. Tezgâh ayak ve ellerin ritmik hareketleriyle çalışır. Önce ayakçalığa basılır. Sağ el "defe"yi çekerken, sol el de "elcek"i aşağıya doğru belli bir uyumla çeker. Bu sırada tez¬gâhın çıkarmış olduğu çıkrık sesine mekiğin hare¬keti uyum sağlar. "Defe"deki tarağın sıkılaştırılması ve tekrar "elcek"'in çekilmesi birbirini izler. Dokunan kısım "sermil" denilen ağaca sarılır.
    Dokuma sırasında kopan çözgüler, bükülmek suretiyle birbirine tutturulur. Buna "Bedris" denilir.

    4. Nakış (İşleme) Safhası:
    Dokunan yamşahlar, nakışlanmak üzere işleme¬ciye gönderilir. Dikiş makinasına benzer "Corne Makinası" denilen makinada pamuklu iplik ve floş kullanılarak yamşahlar üzerine çeşitli motifler işle¬nir. yamşağın tüm yüzeyinin tek motifle işlenme¬sine "Kabılma" nakış denilmektedir. Yamşahtaki iri kareler arasına gül motifi işlenmesine "Güllü" den¬mektedir.
    ışlemecide nakışlanan yamşahlar, saçakları örülmek üzere evlere gönderilir ve kadınlar tara¬fından saçakları örülerek püskül haline getirilir.
    Günümüzdeki başlıca işlemeci ustaları şunlar¬dır: Hacı Hüseyin Acı, Celal Karakeçili, Hacı Ramazan Çatkın, Ömer Heşe, Hacı Fethi Yumruk, Fırfır Mahmut, Cuma Bayır, Mahmut Bayır ve Mehmet Bayır.
     

Bu Sayfayı Paylaş