Şanlıurfa El Sanatları Çulculuk (SEMERCİLİK-PALANCILIK)

'G.Anadolu Bölgesi' forumunda KaRDeLeN tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Şanlıurfa El Sanatları Çulculuk (SEMERCİLİK-PALANCILIK) konusu
    Şanlıurfa EL SANATLARI ÇULCULUK (SEMERCİLİK-PALANCILIK)

    Şanlıurfa EL SANATLARI ÇULCULUK (SEMERCİLİK-PALANCILIK)

    At ve merkep gibi binek hayvanları üzerine atılan semerlere Urfa'da "Palan", bu sanatla uğraşanlara da "Çulcu" (Palancı) denilmektedir. Eskiden deve üzerine atılan ve "Havut" denilen deve palan¬ları da bu sanat koluna girmekte, bu işle uğraşan¬lara "Havutçu" denilmekteydi. Deve neslinin git¬tikçe tükenmekte olması, Havutçuluk sanatının gü¬nümüzde tamamen kaybolmasına neden olmuştur.
    30-40 yıl öncesine kadar At, Eşek ve Deve gibi hayvanların binek ve yük taşıyıcı olarak Urfa'da önemli bir yeri vardı. Tarlalardaki ürünler deve kervanları ile kente getirilirdi. Tarlada el ile biçilen buğday sapları devenin Havut'u üzerinde "Şelte" yapılarak (toparlanıp bağlanarak) harman yerine getirilir, bu işle uğraşanlara "Şelteci" denilirdi.

    Şehir merkezine yakın taş ocaklarından kesilen taşlar, merkeplerin sırtında şehre getirilirdi. Ayrıca kamyonlarla şehrin belli yerlerine yığılan kumlar, merkeplerin "Sırga" larında inşaat alanına taşınırdı. Şehir içerisinde her çeşit yük taşımacılığı da "Eşek Hamalları" ile yapılırdı. Çulcular ayrıca yük hay¬vanlarına "Palan" yanında "Sırga" denilen ve pala¬nın üzerine atılarak iki yana sarkan geniş cepleri bulunan örtüler de dikmekteydiler.

    Günümüzde taşımacılığın motorlu araçlarla ya¬pılması, taş ocaklarına yollar yapılarak taşların trak¬törlerle kente ulaştarılması neticesinde at, eşek ve deve gibi hayvanlar önemini yitirmiş, dolayısıyla "Çulculuk" zenaatı 3-5 dükkân dışında hemen he¬men terkedilmiştir.
    Mevlevihâne'nin doğusunda yer alan ve "Çulcu Pazarı" denilen çarşıdaki 25-30 dükkânda çalışan çulcu esnafı 30-40 yıl önce çarşıyı tamamen terkederek "Kürkçü Pazarı" na taşınmıştır. Bu sanat günü¬müzde Çulcu Pazarı'ndaki 3-5 dükkânda yaşatılmaktadır.

    PALAN'IN YAPILIŞI:

    Hayvanın sırt büyüklüğüne göre makasla tek parça keçe kesilir. Keçe üzerine "alt tavla" denilen çul biçilir. Üst üste konulan keçe ve çul üç yandan çuvaldızla kıl ip kullanmak suretiyle dikilir. "Puş" denilen uzun buğday sapları ağız kısmında doldu¬rularak "yan demiri" denilen aletle bastırılır ve "ba¬lık süreceği" denilen aletle düzeltmesi yapılır. Buğday sapları avuç içersini kavrayacak şekilde deste yapılarak bükülüp sarılır. Buna "balık sar¬ması" denir. Semerin ön kısmına ve arka kısmına birer adet balık sarma dikilerek semere eger görü¬nümü verilir.
    Semerin üzerine "Palas" denilen kıl dokuma, cicim veya kilim türünde örtüler dikilir. Buna "üzleme" (yüzleme) denilmektedir. Semerin önüne ve arkasına hayvanın karın altından ve kuyruk al¬tından geçen "kolan" denilen, bir kat keçe ve bir kat palas'tan oluşan bağlayıcı şeritler dikilir. Uç kısım¬ları demir kulplu olan bu şeritler palanın (semerin) diğer tarafına dikilen halkalara bağlanarak semerin hayvanın sırtından kaymaması sağlanır.
    Dikiş sırasında, özel imal edilmiş iri çuvaldızlar, avuç içersine takılan ve "kepenek" denilen bir alet yardımıyla semere batırılabilmektedir.
    Çulcular; semer, havut ve sırga yapımı yanında Şanlıurfa evlerinde kullanılan "sap yastık"ları da imal ederlerdi.
    Havut Müslüm, Nuri Gözel, Bedir Ağdaş, Mustafa Karadaş, Halil Şirpak ve Nakşi Usta, adları bilinen en eski çulcu ustalarıdır. Günümüzde ise bu sanat, Ahmet Karadaş, Mehmet Parmaksız ve Nabi Temel adlarındaki ustalar tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.
    Şanlıurfa EL SANATLARI ÇULCULUK (SEMERCİLİK-PALANCILIK)


    Balık Sarma: Buğday saplarının deste yapılıp bükülmesi.
    Balık Süreceği: Buğday saplarını semerin içersine itmeye yarayan alet.
    Havut: Deve semeri.
    Palan: At ve merkep semeri, çul.
    Palan Çuvaldızı: Semer dikmede kullanı¬lan 15 cm. uzunluğundaki iri çelik iğne.
    Palas: Kıldan dokunan bir tür yaygı.
    Puş: Uzunca buğday sapı.
    Sırga: At ve merkebin sırtına atılan, iki yanın¬daki geniş ceplere eşya konulan örtü.
    Üzleme: Semerin üzerine örtü olarak kilim, ci¬cim veya palas dikilmesi.
    Yan Demiri: Buğday saplarını semer içersine sıkıştırmaya yarayan alet.
    Yastık Çuvaldızı: Sap yastıkları dikmede kullanılan 25 cm. uzunluğundaki iri çelik iğne
     

Bu Sayfayı Paylaş