Şöhret Sahibi Olmamanın Fazileti

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda Dine tarafından 15 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Şöhret Sahibi Olmamanın Fazileti konusu Şöhret Sahibi Olmamanın Fazileti

    Hz Peygamber (sa) şöyle buyurmuştur:
    Nice saç ve sakalı karışık, toz toprak içerisinde bulunan, yırtık pırtık elbiseye bürünmüş olan ve kendisine iltifat edilmeyen kişi vardır ki, eğer Allah'tan istese ve 'şöyle yap' dileğinde bulunsa muhakkak Allah Teâlâ, onu isteğinde mahrum etmez ve dâvetine icâbet eder Onlardan biri de Berrâ b Mâlik'tir7
    İbn Mes'ud, Hz Peygamber'in (sa) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
    Nice yırtık elbiseye bürünmüş ve kendisine iltifat edilmeyen kişi vardır ki, eğer Allah'tan istese, muhakkak Allah onun isteğini verir Eğer 'Ey Allahım! Ben senden cenneti istiyo-rum!' dese, Allah ona cenneti verir Oysa Allah Teâlâ dünyadan ona hiçbir şey
    vermemiştir8
    -Sizi cennet ehline muttali kılayım mı?
    -Evet
    -Her zayıf ve halk tarafından zayıf telâkki edilen kimsedirEğer o, Allah Teâlâ'dan isterse, muhakkak Allah Teâlâ ona
    istediğini verir Cehennem ehli de her mütekebbir ve kibre özenen, yürüyüşünde azamet taslayan kimsedir9
    Ebu Hüreyre, Hz Peygamber'in (sa) şöyle dediğini rivayet eder:
    Muhakkak ki cennet ehli, saçı sakalı karışık, tozlu topraklı, yırtık elbiseye bürünmüş ve kendisine iltifat edilmeyen kimselerdir O kimseler ki, emirlerin huzuruna girmek için izin istedikleri zaman kendilerine izin verilmez Evlenmek istediklerinde onlara kız verilmez Söyledikleri zaman sözlerini dinlemek için kulak verilmez Onların herhangi birinin ihtiyaçları, umursanmaz Eğer kıyamet gününde onun nûru insanlara taksim olunsa onlara yeter10
    Benim ümmetimden öyle kimseler vardır ki, eğer herhangi birine gelip bir dinar istese kendisine vermez Eğer bir dirhem istese yine vermez Eğer bir fils (kuruş) istese onu da vermez Eğer Allah'tan cenneti istese, kesinlikle Allah ona cenneti verir Eğer Allah'tan dünyayı istese Allah Teâlâ ona dünyayı vermez Allah Teâlâ dünyayı ondan, ancak dün-yanın Allah katında kıymetsiz olduğundan dolayı menetmiştir Nice yırtık elbiseye bürünmüş ve kendisine iltifat edilmeyen iyi kimse vardır ki, eğer Allah Teâlâ'dan istese, muhakkak Allah onun isteğini vermek suretiyle ona icabet eder11
    Rivayet ediliyor ki, Hz Ömer (ra) mescide girdi Baktı ki Muaz b Cebel (ra), Hz Peygamberin kabrinin yanında ağlamaktadır Ömer 'Seni ağlatan nedir?' diye sordu Muaz Hz Peygamber'in (sa) şöyle dediğini nakletti:
    Gerçekten riyanın azı şirktir Muhakkak Allah ancak gizli olan muttaki kullarını sever O muttakîler ki gizlenseler aranmazlar Hâzır olurlarsa bilinmezler ve tanınmazlar
    Kalpleri hidayet çıralarıdır Onlar karanlık ve bulanık olan herşeyden kurtulurlar12
    Muhammed b Süveyd13 şöyle anlatıyor: Medineliler bir sene kıtlığa yakalandılar Medine'de kendisine iltifat edilmeyen ve Hz Peygamber'in mescidinden ayrılmayan salih bir kişi vardı Onlar yağmur duasını yaparken onların yanına sırtında iki yırtık elbise bulunan bir kişi geldi İki rek'at namaz kıldı Onlarda (rek'atlarda) kısa sûreler okudu Sonra ellerini açtı ve şöyle dua etti: 'Yarab! Ancak şu saatte yağmur yağdırmanı senden diliyorum!' O daha elini indirip, duasını bitirmeden önce gök bulutlarla kaplandı Medineliler boğulmak korkusundan çığlık ve figanlar koparacak derecede yağmur yağdı Bunun üzerine şöyle dedi: 'Yarab! Eğer onlara kifayet edecek kadar yağdırdığını biliyorsan artık onlardan yağmuru kes!'
    Böylece yağmur dindi Kişi, bu duayı yapan arkadaşını takip etti Evini öğreninceye kadar arkasından gitti Sonra ertesi gün sabahleyin onun kapısını çaldı O dışarı çıktı Kapıyı çalan dedi ki:
    -Bir ihtiyaç için sana geldim!
    -Nedir o ihtiyacın?
    -Bana hususî bir dua et!
    -Sübhânallah! Sen sensin! Oysa gelmiş sana hususi bir dua etmemi talep ediyorsun!
    -Gördüğüm mertebeye seni ulaştıran nedir?
    -Bana emir ve yasak ettiği hususlarda Allah'a itaat ettim
    Allah'tan diledim, bana verdi
    İbn Mes'ud şöyle demiştir: İlmin pınarları, hidayetin çıraları, evlerin süsü, gecenin lâmbaları, kalplerin yenileyicileri, elbiselerin yırtıkları olunuz! Bu takdirde gök ehli arasında tanınacak, yer ehli arasında gizleneceksiniz!
    Ebu Umâme, Hz Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
    Benim velîlerimin hayırlı ve kârlısı, yükü hafif, namazdan nasibi olan, rabbinin ibâdetini güzelce yapan, parmakla gösterilmeyen, sonra buna karşı sabreden bir kuldur14
    Hz Peygamber eliyle yeri eşerek şöyle buyurmuştur: 'Onun ölümü hemen geldi Bırakmış olduğu miras az, arkasından ağlayanları azdır"
    Abdullah b Ömer (ra) şöyle demiştir: 'Allah katında, kullarının en sevimlisi gariplerdir' Denildi ki: 'Bu garipler kimlerdir?' Cevaben şöyle dedi: 'Dinlerini fitneden kaçıranlardır Kıyamet gününde bunlar Hz İsa'nın yanında toplanırlar!'
    Fudayl b Iyaz şöyle demiştir: Rivayet olunduğuna göre, Allah Teâlâ kuluna verdiği bazı nimetler hakkında şöyle buyurmuştur: 'Ben sana nimet vermedim mi? Ben senin kabahatlerini örtmedim mi? Ben senin zikrini gizlemedim mi?'
    Halil b Ahmed şöyle dua ederdi: 'Yarab! Beni katında mahlu-kâtının en yücesi, nefsimin katında en mütevazisi kıl, halkın yanında ise normal kıl!'
    Süfyan es-Sevrî şöyle demiştir: 'Kalbimi gördüm ki Mekke ve Medine'de (zarurî) gıda ve meşakkat sahibi bulunan gariblerle beraber olduğunda daha düzgün oluyor'
    İbrahim b Edhem şöyle der: 'Dünyada hiçbir gün, bir defası hariç gözüm kuru kalmamıştır Bir gece Şam köylerinin bir mescidinde geceledim Karnımda gaz olduğu için müezzin ayağımdan tutarak camiden çıkarmcaya kadar beni sürükledi'
    Fudayl b Iyaz şöyle demiştir: 'Eğer sen bilinmemeye muktedir isen, yap! Senin tanınmaman sana hiçbir zarar vermez Halk tarafından övülmesen ne zararın olur? Allah katında övülmüş bir insan olduktan sonra halk nezdinde kötü olsan bundan ne zararın var?'
    İşte bu rivayetler, şöhretin nasıl kötü olduğunu ve tanınmamanın faziletini sana bildirmektedirler Şöhret, nâm ve nişanın yayılmasından gaye, insanların kalbinde mertebe kazanmak, taht kurmaktır Rütbe sevgisi her fesadın kaynağıdır
    Soru: Acaba peygamberlerin, hulefâ-i râşidînin, imamların şöhretinden daha fazla bir şöhret var mıdır? Acaba şöhretsizliğin fazileti nasıl bunlara isabet etmemiştir?
    Cevap: Kötü olan, şöhreti talep etmektir Kulun dahli olmadan Allah tarafından şöhret verilmesi ise kötü değildir Evet! Böyle bir şöhretten kuvvetliler değil, zayıflar için fitne ve korku vardır Onlar boğulmak üzere olan zayıf bir kimse gibidir Zayıf bir kişinin yanında boğulmak üzere olan bir grup varsa, bu kişi için en iyisi kendisini o boğulmak üzere olanlardan uzak tutmaktır; zira onlar ona yapışırlar Onları sudan çıkaramadığı gibi kendisi de onlarla beraber helâk olur
    Kuvvetli bir kimseye gelince, onun için en iyisi, boğulmak üzere olanları kurtarıp sevaba nail olmaktır
    _______________
    7)Müslim
    8)İbn Ebî Dünya
    9)Müslim, Buhârî
    10)Taberânî
    11)Taberânî
    12)Taberânî, Hâkim
    13)Adı Muhammed b Süveyd b Gülsüm el-Fahrî'dir H 100'den sonra vefat
    etmiştir
    14)Tirmizî, İbn Mâce, {zayıf senedlerle)
     

Bu Sayfayı Paylaş