İzzet Göldeli Şiirleri

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 10 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İzzet Göldeli Şiirleri konusu -İpek'e-

    I
    Yola çıkıyorum
    Olağan ve sıradan bir şey sanki
    Bu kez de yola çıkmak.
    Kökler beslemez olur gövdeyi, gitmek gerekir.

    Yola çıkıyorum.
    Aşarak kendine kapanan labirentlerini kuşkunun,
    Varoluşun, yokoluşun korkusunu
    Bir ipek örtü gibi savurarak boşluğa
    Zamanın küllerine gömerek nasır bağlayan sevinçleri,
    Acıları…

    III
    Bir mavide yol alıyorum.
    Umut ya da umutsuzluğunuzu, düşlerinizi,
    karabasanlarınızı,
    Saracağınız bir mavi değil.
    İçinde yol aldığım.
    Bir hançerin bir gövdede uyuyakalması bu.
    Gövdenin aralayışı kendini
    Sırlarını söyleyeceği hançere doğru…
    Gövdenin arayışı söz kusmayan, dilsiz metali…
    Kanıksanan, unutulan ve bir gün mutlaka yeniden bulunan
    Anlaşması
    Dilsiz metalin
    Ve sözlerimizi barındıran gövdenin.

    VI
    Yoklukla tarttım
    Yaşadığım her şeyi.

    Yokluktan çıkıp geliyor gün
    Örtüsünü çekiyor karanlığın
    Kentlerin, kırların.
    Her yerde bir av telaşı
    Giyotinler iş başında.
    Bıçak mangaları
    Ve susmayan yadsıyış.

    Her yerde av telaşı.
    Noktaya benzer yüzleriyle avcılar
    İş başında.
    Yalnız avcıları mı
    Av olmayı bekleyenler
    Av olmayı seçenler de iş başında…

    Dipsiz bir bardağa boşaltıyorum
    Noktaya benzer yüzleriyle avcıları ve avlarını
    Sonra geçiciliğin anahtarlarını.

    Sözler örüyor
    Önce aydınlığı
    Ardından karanlığı
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    FAROZ

    Bir avuç evi
    horozla mayaladın mı
    iş tamamdır

    -Pencereleri
    serseri bir hüzünle silmişsin
    ne iyi
    nereden çıktı
    bu aylak şarkı da

    51 numara
    güvercin salgını
    kıpırdak bir yolla
    başını bağlamış-
    denize karşı

    Yeşili boş verdik ama
    rakıya
    şu çocukla ceketi
    eklemeyi unutma
     
  3. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    SİS ÇANI


    Çan döküyor herkes
    Kendi çanını
    Sonra çanlardan
    Yeni bir çan
    Çaldıkça büyüyen
    Çaldıkça kendini döken bir sis çanı
    Umar mı umarsızlık mı çaldığı
    Yine de bir sis çanı

    -Siz de çan çalın
    Yaşamaklara
    Ölmeklere
    Gözlerinizde
    Gözlerinizin derin sarnıçlarında

    …….

    Denize dönüyorum
    Körkütük bir şarkıya dayayıp başımı
    Tutunup bir pencereye
    Kurumuş balık pulları
    Parıldarken
    Güneşte
    Genzini yakan o kentin duruşuna
    ki adını aklında tutuyorsun durmadan-
    Kızgın bir öğleye serpilmiş
    O güzel insanlara
    Akarken dükkân önlerinde
    Özsuyu çekilirken fabrikalarda
    Bayatlarken bürolarda, dairelerde
    O koyu
    Karanlık şarkıya
    Bir geçit arıyorum
    Gırtlağında büyüdükçe
    Uzaklığı bilmeyen, anış, coşku…
     
  4. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    KARAKALEM İÇİN

    Bozkır bilgeliği

    Çıplak dağların

    Düğümlenmiş yalnızlığı

    Su ve alev gizlenir

    Gözlerinde



    Koştuğu boşluk

    Suskunluğa dönüşür

    Duymaz

    Koşumlarında gezinen Horasan güneşini

    Başakların ılık nefesini

    Ve ayrılık türküsünü

    Ay ışığının



    Bir ufuk, yorgun bir akşamüstü

    Çizdi kirpiklerine



    -Parmakların arasında

    Soluk almadan duran

    Sabırsız ok

    Beklediğin

    çığlık-

    Beklediğin

    Kuşatıldığın boşluğu vurmak-



    Usulca gezindi kalem

    Yayı gerdi ve öyle bıraktı

    Tamamladı belirsiz bir hüznü

    Yüzünde

    Zamanın alevini söndürdü.



    Çevrildi sayfa

    Bekleme

    Çığlık ve nal seslerini
     
  5. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    GÜRÇEŞME’DE ENDER ENDER

    –Sarıyatı’nın anısına–

    Bir işçi

    Sigarasını söndürdü

    İşbaşı yaptı

    Sümüğünü çekti çocuk

    Uzak bir evde

    Kadının biri avluyu süpürdü

    Odun koydu sobaya

    Tomurcuklar patlarken tepelerde

    Aktın gittin



    İncecik.
     
  6. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    VARDİYA

    - Serçeler birikti saçakta
    Kapıda ölümler, sevdalar...
    Nerde sevincin gül yüzü
    Gülizar.
    Ne örs kaldı, ne çekiç
    Dövmekten umudun demirini
    Sevincin gül yüzü Gülizar
    - Ne Çokuz Gülizar
    Ne az biliniriz...

    - Senden esen
    Salkım söğüt.
    Al başını git masaldan
    Kırık bacaklı vale.
    Otobüste vale, tezgahta vale
    Perşembe vale... Hep kamusal
    Vale
    - Nerdesin Gülizar...

    - Aynaya bak, askerden yeni döndü yüzüm
    Saksıda şaşkınlık çiçekleri
    Dolapta hazır duruyor
    Yaşlılık.
    Sen nerden böyle, deftere
    Silgiye bakan çocuk
    Ne çok kasım, aralık
    - Alsana, alsana...

    - Aç kapıyı pencereyi acı sinmesin
    - Sefertasında eziklik, yorgunluk öğleye
    Çatal, kaşık hepsi tamam
    - Doku, doku Gülizar
    Bilirsin -
    Hüzünsüz, yağmursuz, ölümsüz
    Olamam...

    - Benim günüm size, işte kelepçelerim -
    Bir yanda
    Yıllardan bir yastık
    Bir yanda
    Umut resimleri
    Ah Gülizar
    Benim günüm ona buna
     
  7. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Venedik Simetrisi




    ölü su
    dolanır kanalda
    şehrin dilsiz kedisi

    unutmanın köprüleri yoklanır
    aksayan temel

    duyarlığın şaşkın pusulası
    kör sezgiyle gidilir

    çekilmiş
    naylon torbalar
    kuru öksürüğü küflü bodrumların
    kelime baloncukları

    yırtık, sökük diken
    yampiri köprü
    iğne deliğinden geçen sokak

    uzaklaşırken
    kanat vuruşlarıyla gece

    ne kalır-

    deniz sorulsa
    uçurumla cevap veren kalem
     
  8. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    SU

    Su böler
    Doğurur kıyıyı
    Karşı kıyıyı
    Birindesin hep
    Bakan ötekine
    Kalkıp gitse su?

    YENİ ABDAL


    Demişti-
    Beden bir gömlek.

    Yakar
    Giydikçe.
     

Bu Sayfayı Paylaş