İyilik Yapmak Cennetin Kapısını Aralar

'Islam'da Ahlak ve Sıfatları' forumunda DeMSaL tarafından 18 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İyilik Yapmak Cennetin Kapısını Aralar konusu İslamda İyilik - İyilik Ve İslam - İslamda İyilik Konusu - Hadislerle İyilik



    Rabbimiz zülcelâl ve tekaddes hazretleri yaptığımız hiç bir iyiliği karşılıksız bırakmaz. Zamanı gelince iyiliklerimizi değerlendirir.

    Bu konu ile ilgili Peygamberimiz Efendimiz'in önümüzü aydınlatan hadislerinden birini nakledeceğim. Efendimiz (SAV) buyurdular ki:
    "Sizden önce yaşayanlardan üç kişi birlikte yolculuğa çıktılar. Akşam olunca dinlenmek üzere bir mağaraya girdiler. Onlar orada iken yukarıdan bir taş yuvarlandı, mağaranın ağzını kapattı. Oradan çıkmalarının çaresi yoktu.
    İçlerinden biri:
    - Yaptığımız iyilikleri anlatarak Allah'a dua etmekten başka bizi buradan kimse kurtaramaz, dedi. Diğer ikisi de onu tasdik ettiler.
    İçlerinden biri söze başladı:
    "- Allah'ım! Benim yaşlı bir anam ile babam vardı. Onlara yemeklerini yedirmeden evden kimseye bir şey yedirmezdim.
    Bir gün hayvanlara yiyecek temin etmek için araziye çıktım. Geç vakit geldim. Geldiğimde hayvanların sütünü sağıp anam ile babama götürdüm. Yanlarına vardığımda baktım ki ikisi de uyumuşlar. Onları uyandırmadım. Uyanıp karınlarını doyuruncaya kadar da evdekilere bir şey yedirmedim. Elimde süt kabı seher vaktine kadar başlarında bekledim. Uyandılar. Sütlerini içirdim. Sonra evdekiler yemeklerini yediler.
    Ya Rabbi! Eğer ben bunu senin rızanı kazanmak için yaptımsa, şu kaya sıkıntısını başımızdan al." diye yalvardı. Kaya biraz aralandı. Fakat çıkılacak gibi değildi.
    Bir diğeri ellerini açıp şöyle dua etti:
    "- Allah'ım! Benim amcamın bir kızı vardı. Onu delicesine seviyordum. Kendisiyle evlenmek istedim fakat o arzu etmedi.
    Bir yıl kıtlık olmuştu. O çok çaresiz kalmıştı. Kendisini bana teslim etmek şartıyla ona 120 altın verdim. Çaresizliğinden kabul etti. Onunla ilişkide bulunacağım sırada bana dedi ki:
    - Ey amcam oğlu Allah'tan kork! Dinin uygun görmediği bir yolla beni elde etme.
    En çok sevip arzu ettiğim o olduğu halde arzumdan vazgeçtim. Verdiğim altınları da geri almadım.
    Ya Rabbi! Eğer bu davranışımla senin rızanı kazanmışsam, başımızdaki şu sıkıntıyı uzaklaştır." diye yalvardı. Kaya biraz daha açıldı. Ancak çıkılacak gibi değildi.
    Üçüncü adam yalvaraya başladı:
    "- Allah'ım! Vaktiyle benimle benim işimde çalışan çok işçilerim vardı. Ücretlerini tam verdim. Ancak biri aniden ücretini de almadan gitti. Onun hakettiği ücreti de ayırdım veremediğim parasını çalıştırdım. Bu paradan büyük bir servet oluştu.
    Birgün bu alacaklı adam çıkageldi. Benden alamadan gittiği ücretini istedi. Kendisine:
    Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar senin almadan gittiğin ücretinden oluştu, dedim.
    Benimle alay etme, dedi.
    Alay etmediğimi, ciddi olduğumu söyleyince gösterdiğim hayvaları önüne kattı, hiçbir şey bırakmadan alıp götürdü.
    Ya Rabbi! Bu yaptığım senin rızanı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan bizi kurtar." diye yalvardı.
    Mağaranın ağzını tıkayan kaya iyice açıldı. Onlar da çıkıp gittiler. (Buhari, Büyû 98, İcâre 12, Hars ve'l-müzâraa 13, Enbiya 53, Edeb 5; Müslim, Zikir 100.)
    Muhterem Müslümanlar!

    Bu hadis-i şerif bize ne anlatıyor? Neleri telkin ediyor? Burası çok önemli.
    Efendimiz bize diyor ki:
    * Anne-babaya herkesten çok itaat ve hürmet ediniz. Onlara hürmette ve hizmette kusur etmeyiniz. Onları bütün sevdiklerinize tercih ediniz.
    * Nefsinizin arzu ettiği şeyleri yapabilecek imkânı ele geçirdiğinizde, sırf Allah'ın azabından korkarak ve O'nun rızasını kazanmak için isteklerden vazgeçmek insana büyük fazilet ve imkânlar kazandırır.
    * Sosyal ve beşerî münasebetlerde dürüst, anlayışlı ve fedakâr davranmak, emanete riayet etmek Allah'ı memnun eder. O'nun rızasını kazandırır.
    * Rabbimiz yaptığımız hiçbir iyiliğimizi zayi etmez. Zamanı gelince karşılığını ikram eder.
    * Mü'min ihlâs ve iyi niyetinin karşılığını hem dünyada, hem de ahirette görür.

    Mevlüt Özcan
     

Bu Sayfayı Paylaş