İtirafçıdan kan donduran mektup

'Yurt İçi Haberler' forumunda KaRDeLeN tarafından 10 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İtirafçıdan kan donduran mektup konusu ERGENEKON terör örgütü (ETÖ) tutuklusu emekli Albay Mustafa Levent Göktaş’ın, 6 Nisan pazartesi günü ETÖ savcıları tarafından tekrar sorgulanmasının nedeninin Göktaş’ın görev yaptığı dönemdeki bir devre arkadaşının gönderdiği ihbar mektubu olduğu öğrenildi. Göktaş’la Harp Okulu’nda birlikte okuyan ve bir dönem birlikte görev yapan devre arkadaşı subay tarafından gönderilen ihbar mektubunda, Güçlükonak Katliamı’nı Levent Göktaş’ın başında bulunduğu ekibin yaptığı, Göktaş’ın bazı yargısız infazlara karıştığı, Cizre’deki ölüm kuyularıyla ilgili tutuklanan Koçero Saluci ile sürekli irtibat halinde olduğu konusunda şok iddialar dile getirildi.

    ‘GÜÇLÜKONAK LEVENT’İN İŞİ’

    ETÖ savcılarına gelen ihbar mektubunda 15 Ocak 1996 günü Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylünün içinde bulunduğu minibüsün önce ağır silahlarla taranıp, sonra da ateşe verilmesi sonucu yaşanan Güçlükonak Katliamı’nın sorumlusunun Levent Göktaş olduğu iddia edildi. Mektupta ‘Şırnak Bölgesinde bir yolcu minibüsünün taranmasından Levent sorumludur. Bu konuyu daha önce ordudan atılan Bülent YILMAZ’dan (MAK da tim komutanı iken adam kaçırarak fidye istemekten tutuklandı) işittim. Şırnak ta Gülyazı veya Güçlükonak bölgesindeki bu eylem MAK personeli tarafından yapılarak PKK tarafından yapılmış görüntüsü verilmiştir’ iddiası dile getirildi.

    KAN DONDURACAK İDDİALAR

    ETÖ tutuklusu LEvent Göktaş’ın devre arkadaşı subayın ihbar mektubunda, faili meçhul cinayetlerle ilgili kan donduran iddialara da yer verdiği öğrenildi. Mektupta ‘(Levent ve birlikte çalıştığı bazı pilotlar) Özellikle gizli bir şekilde ortadan kaldırılan sivil şahısları önce öldürmüş veya uyuşturulmuş daha sonra da Özel Hava Grup K.lığına ait helikopterler ile çatışmanın yoğun yaşandığı bölgelere havadan atmışlardır. Böylece hem ceset tanınmaz hale getirilmiş hem de bu bölgelere yapılan operasyonlarda bulunan cesetler çatışmada ölü terörist ele geçirilmiş gibi raporlara geçirilmiştir’ denildi.

    SORGUDA ÇARPICI İTİRAFLAR

    SAVCILIKTA mektuptaki iddialar sorulan Levent Göktaş ‘Bazı belgelerin ÖKK’da yapılmış olan çalışmalar olduğunu biliyorum’ dedi. Fişlemelerin Genelkurmay’ın da bilgisi dahilinde yapıldığını iddia eden Göktaş, ‘ÖKK’dan gidin istihbarat timlerinin Genelkurmay Psikolojik Harekat timlerin ile buluşarak bu bilgileri topladıklarını ve gelen bilgileri ben tek başına topladığını’ anlattı. Göktaş, JİTEM ile irtibatlı olarak infazlar yapan ve ETÖ tutuklusu Levent Ersöz ile irtibatlı olan Koçero Saluci ile yaptığı ve saat ve süreleri belirtilen telefon görüşmelerini de kabul etti. HELİN ŞAHİN

    ‘PKK değil JİTEM’in işi’

    ŞIRNAK’IN Güçlükonak ilçesine bağlı Koçyurdu köyü minibüsündeki 11 kişi 15 Ocak 1996’da önce ağır silahlarla taranmış, arkasından ateşe verilerek yakılmıştı. Güvenlik güçleri saldırıyı PKK’nın yaptığını açıkladı, ancak o tarihte ateşkes kararı almış olan örgüt, saldırıyı üstlenmedi. Minibüste ölen bazı şahısların resmi giyimli kişiler tarafından üç gün önce evlerinden alındığı ve o tarihe kadar kayıp olduğu, bir kısmının da olay günü yine evlerinde gözaltına alındığı ileri sürüldü. Yakılan 11 kişiye ait cüzdanların hiç zarar görmemiş olması ve kimliklerin jandarmanın elinde bulunması şüpheleri artırdı. Dönemin insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen’in JİTEM ve Ergenekon’u işaret etmişti. Ekmen, geçtiğimiz ay Aktüel Dergisi’ne verdiği röportajda, olayın ateşkes süreci devam ederken gerçekleştiğine dikkat çekerek ‘PKK’nın değil, JİTEM’in işiydi, söyleyemedik. Araştırınca arkasından devlet çıktı. Dosya Ergenekon soruşturmasına dahil edilmeli. Ergenekon savcısına anlatırım’ demişti.

    ‘Yolsuzluklar terfi engelledi’

    İHBAR mektubunda, Levent Ersöz’ün görevde olduğu sürede adının yolsuzluk olaylarına karıştığı ve bu sebeple geç terfi aldığı da anlatıldı. Mektupta ‘Edirne Karaağaç’da bulunan tank bölüğüne tayini sonrası, kantin hesapları nedeni ile hakkındaki bir iddia üzerine askeri savcı ile tartışmış ve hakkındaki mahkeme nedeni ile daha sonraki yıllarda geç terfi etmiştir’ denildi. Göktaş’la ilgili bir diğer iddia ise ‘O dönem, kaçakların terörist diye öldürmesi, mazot kaçakçılığı ve yakalanan kaçak silahlara el koyma gibi illegal faaliyetler yürütülüyordu’ şeklinde dile getirildi

    İhbarcı tahmini de yapmış

    Levent Göktaş’ın, hakkındaki ihbar mektubunu yazmış olduğunu tahmin ettiği iki subayın isimlerini de savcılara verdiği belirtildi. Göktaş’ın bu subaylardan birisinin Z.S. olduğunu söylediği öğrenildi.

    Şam’dan gerçek dışı mesajlar

    LEVENT Göktaş’ın ‘1998 yılında ara dönem görevlendirmesi ile gittiği Şam görevinde iken gerçek dışı mesajlar çektiği o dönemde yurt dışı atama subayı olan ve halen Tuğgeneral olan Ethem Büyükışık tarafından tespit tespit edildiği ve konunun dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Büyükanıt’a kadar iletildiği’ anlatıldı. Büyükanıt’ın girişimiyle Göktaş’ın ÖKK’dan alınarak Eğitim Doktrin Komutanlığı’na tayin edildiği anlatılan ihbar mektubunda ‘Ani bir tayin ile ara dönemde EDOK a tayin edilmiştir. (Ancak, devreye birilerini sokarak) 1-2 ay içerisinde ÖKK’ya yeniden tayin edilmiştir. (...) Yaşar Büyükanıt Kara Kuvvetleri Komutanı olunca iki yıl önceden kalan hesabı kapatmak istemiş ve kendi yetkisini kullanarak Levent’i bir kez daha ÖKK’dan göndermiştir’ denildi.

    Fikret Emek’le Türkiye’yi fişledi

    2001 yılında tekrar ÖKK komutanlığı bünyesine atanan Göktaş’ın ilk işinin Cumhuriyet gazetesine atılan el bombalarının kardeşi bombalar Eskişehir’de annesinin evinde bulunan ETÖ tutuklusu emekli binbaşı Fikret Emek’i MAK’a İstihbarat Kısım Amiri olarak atamak olmuş. Emek’in yurt içinde geniş bağlantılara sahip olduğu anlatılan ihbar mektubunda, Göktaş ve Emek’in öncelikli görevinin istihbarat toplamak olduğu ve güneyde Adana Mersin, merkezde Ankara, kuzeyde ise İstanbul’a odaklandıkları öne sürüldü. İhbar mektubunda Fikret Emek’te çıkan fişleme dosyalarının büyük bölümünün bu dönemde hazırlanan fişleme dosyaları olduğu belirtildi.

    Askerlikten patronluğa geçti
    GÖKTAŞ’IN hem tekrar ÖKK’dan gönderilmesi hem de generallik beklentisinin tamamen ortadan kalkması nedeniyle emekliye ayrılmaya karar verdiği iddia edilen mektupta ‘Emekli olduktan sonra halen faaliyette olan bürosunda avukatlığa başlamıştır. (...) Avukatlığın yanı sıra ticari faaliyetleri ile servetini artırmıştır. Rekor Savunma ve Güvenlik Sistemleri Ltd. Şti. isminde geniş kapsamlı güvenlik şirketi kurarak başına ÖKK’dan emekli olan Astsubay İbrahim Gülmez’i getirmiştir. Norm Savunma San. Güv. Sis. Tic. A.Ş’ni kurmuş, şirketi devretmesine rağmen her zaman etki alanında tutmuştur. Oka İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. gizli sahibi olduğu şirketlerden birisidir. Bu şirketlerin kuruluş aşamasındaki finansman kaynağı her zaman şaibeli olmuştur. Ayrıca büyük boyutlu ihalelerde iş takibi yapmaya başlamışlardır’ iddiaları öne sürüldü.

    Star gazetesi
     

Bu Sayfayı Paylaş