İstiklal Marşının Açıklaması ve Tarihçesi

'Şiirler' forumunda SeLeN tarafından 28 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İstiklal Marşının Açıklaması ve Tarihçesi konusu istiklal marşının anlamı - istiklal marşı ve anlamı - istiklal marşının tarihçesi - istiklal marşının tarihi



    Şair Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklâl Marşı’nın ilk iki kıtası ve açıklaması.



    İstiklâl Marşı ve Açıklaması



    İSTİKLÂL MARŞI

    Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak!

    İstiklâl Marşı’nın ilk kıtasında şair Mehmet Akif Ersoy, Türk milletine cesaret vermek ve onda bulunan milli duyguları harekete geçirmek için şiirine “Korkma” diye başlıyor. Göklerde dalgalanan bayrağımızın hiçbir zaman inmeyeceğini, sonsuza dek bu topraklar üzerinde dalgalanacağını belirterek, Türk Devletinin varlığını devam ettireceğine olan yüksek inancını milleti ile paylaşıyor. Türk milletinin en son ferdinin ölmeden bu ülkenin asla teslim alınamayacağını anlatarak, bayrağımızı Türk milletinin varoluş ve bağımsızlık sembolü olarak görüyor. Bayrağa millet adına sahip çıkmakla, ay yıldızlı bayrağın dolayısıyla bu vatanın Türk milletine ait olduğunu ve hiçbir kuvvetin almaya gücünün yetemeyeceğine işaret ediyor.


    Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl;
    Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.

    İkinci kıtada bayrağa seslenen vatan şairi Mehmet Akif Ersoy, milletimizin bulunduğu zor şartlardan dolayı ay yıldızlı bayrağımızın kırgın ve küskün halini dile getiriyor. Şair, bayrağımızın öfkeli halini bırakıp göklerde dalgalanmasını, kahraman Türk milletine artık gülmesi gerektiğini söylüyor. Bayrağımıza, eğer bu şiddetli ve öfkeli halini bırakmazsa uğruna dökülen şehit kanlarımızın helal olmayacağını söyleyerek, bağımsızlığın Allah’a inanan milletimizin hakkı olduğunu ifade ediyor.

    İstiklal Marşının Tarihçesi



    Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde millî marşa sahip olma konusunda bazı çalışmalar yapılmış; fakat bir gelişme sağlanamamıştır. Millî marş, ait olduğu milletin cesaretini yükseltmeyi, ülkenin bağımsızlığını, özgürlüğün sembolü olan bayrağı ile yurda duyulan sevgi ve bağlılığı ifade etmektedir.



    23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile birlikte, bağımsızlık yolunda yüksek bir moral kaynağı olacak bir millî marşa ihtiyaç duyulmuştu. Halk uzun savaş dönemlerinden sonra oldukça yorgun ve moralsizdi. Bağımsızlık yolunda halkı yeni bir mücadeleye hazırlarken ona moral kazandıracak güçleri de hazırlamak gerekiyordu. İşte İstiklâl Marşı’ da bu moral güçlerinden biri olarak düşünülmüştür.



    Millî Eğitim Bakanlığı, millî marş yazılmasıyla ilgili bir yarışma açtı. Birinci seçilecek esere 500 lira ödül verilecekti. Konulan ödül nedeniyle Mehmet Âkif (Ersoy), bu yarışmaya katılmak istemedi. Ancak 1921 yılı başlarında Millî Eğitim Bakanlığı yarışmaya katılması için Mehmet Âkif’e bir mektup gönderdi. Bakanlığın bu isteği karşısında Mehmet Âkif, ünlü şiirini yazdı ve orduya armağan etti.



    724 eserin katıldığı yarışmada, 7 eser uygun bulunmuştu. TBMM’nin 12 Mart 1921 tarihli toplantısında Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey (Tanrıöver)’in okuduğu şiirler arasından, Mehmet Âkif Bey (Ersoy)’in İstiklâl Marşı çok beğenildi ve milletvekillerince ayakta alkışlandı. Üç kez okunması istenen şiir, Türk milletinin İstiklal Marşı olarak kabul edildi.
     

Bu Sayfayı Paylaş