İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoyu Anma Günü hakkında bilgi

'Özel Gün ve Geceler' forumunda Mavi_Sema tarafından 18 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoyu Anma Günü hakkında bilgi konusu İstiklal Marşımız ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü
    İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ - 12 MART 1921
    [​IMG]
    Yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde İstiklal Marşımız hazırlandı. Saldırgan düşmana karşı Anadolu�da tutuşan heyecanı koruyacak, vatan sevgisini ve inancı canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Paşa dan geldi. İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduğunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli Eğitim Bakanlığına iletti. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif�in para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin Meclis�teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey�in yardımını istedi.

    Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

    ��Akif Bey�in yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım.

    - Ne yazıyorsun?

    - Marş...İstiklal Marşı yazıyorum.

    - Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun?

    - Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi.

    - Ya, o halde yazalım.

    İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif�in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşı�nın T.B.M.M�ne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclis�in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Başkan Mustafa Kemal�in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclis�e ait olduğunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis�in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi.

    Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara�da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay�ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngör�ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.

    İSTiKLÂL MARŞI

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
    Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
    Hakkıdır, Hakk�a tapan, milletimin istiklâl!

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    �Medeniyet!� dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hâyasızca akın.
    Doğacaktır sana va�dettiği günler Hakk�ın...
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri �toprak� diyerek geçme tanı:
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;
    Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

    Ruhumun senden, İlâhî şudur ancak emeli;
    Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
    Bu ezanlar � ki şahadetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım,
    Her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na�şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl
    Olsun artık, dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, Hakk�a tapan, milletimin istiklâl!

    Mehmet Akif ERSOY
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    İstiklal Marşı�mızın Açıklamaları

    İstiklal Marşı, bir milletin milli ve dini irade ve imanını ebediyyen ayakta tutacak ve besleyecek kudrette bir dil abidesidir. Türk milletinin maşeri vicdanına onun kadar yakışan bir başka şiirimiz yoktur.
    İstiklal Marşı yazıldığı sıralarda Anadolu'nun birçok şehri işgal altındaydı. Tarih boyunca devletsiz yaşamamış milletimizin istiklal ve istikbali tehlikedeydi. Ülkenin ufukları kap karanlıktı.

    İşte Mehmet Akif'in İstiklal Marşı ile yükselen sesi, vatan semalarında böyle bir zamanda yankılandı.

    1. Birinci Kıt�a ve açıklaması

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.

    İlk mısrada korkmak fiili, hiçbir zaman ürkmek, çekinmek, hatta canından dolayı kaygı duymak manalarını taşımaz. Vatan ve istiklal için milletçe duyulan asil endişeye bir cevap ve çıkış yolu teşkil eder.


    İstiklal Marşı, milletimizin, tarih boyunca bağlandığı ve yaşattığı değerleri, baştan sona kadar derin bir şiir örgüsü içinde işler.


    Bu değerlerden ilki İstiklaldir. İstiklal'in sembolü ise Al sancaktır. Al sancak, bacası tüten son ocak kalıncaya kadar dalgalanacaktır.

    Ey Milletim ye�se düşme; Allah�tan ümidini kesme; Endişelenme. Batı ufkunun gurup haline bakarak hüzünlenme. Akşam ufkunun şafak kızıllığı sönebilir; bir alev, bir ateş gibi parlayan alsancağım milletimin son ferdi kalana kadar emin ve korkusuzca dalgalanacaktır; asla sönmeyecektir.Mehmet Akif, 3. ve 4. mısralarda, Türk Milletinin istiklâline sarsılmaz imanını korkunç gök gürültüleri gibi haykırıyor. Bayrağın semalarda dalgalanışını Türk milletinin varlığı, kaderi ve talihiyle aynı görüyor. Bir imanı, bir hükmü haykırıyor: Milletimiz var oldukça, Bayrağımız göklerde nazlı nazlı dalgalanmaya devam edecektir.

    2. İkinci Kıt�a ve açıklaması

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
    Kahraman ırkıma bir gül�Ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
    Hakkıdır, Hakk�a tapan, milletimin istiklâl.

    M.Âkif, İstiklâl Marşı�nın tamamında inanmış adam, vefalı insan görüntüsünden asla taviz vermemiştir. Bu inanmışlık ve samimiyet içerisinde bir canlıya seslenir gibi Bayrağa seslenir.Ey benim güzel Bayrağım, ey benim hilal kaşlım! Öyle dargın gibi kaşlarını çatma. Senin kaşlarını çatman, bu Milleti derinden yaralar, üzer. Hem niçin bize kızmış gibi bakıyorsun?Senin Millete güleryüz göstermen hayat verir, canlılık, dirilik verir. Bu Millet buna layıktır.Benim kahraman milletim hürriyet uğruna oluk oluk kan döktü. Gerekirse bundan sonra da döker. Hem benim Milletim Bayrağına renk olarak sadece al kanının rengini uygun görmüştür. Milletimin uğruna baş koyduğu, can verdiği, İstiklâl simgesi olan Bayrak Milletime gülmezse, Millet de kanını helal etmeyecektir. Bu fedakarlığa karşılık senden sadece güleryüz bekliyoruz.İstiklâl ve bağımsızlık, Allah�tan başka mabut tanımayan Milletimin Hakkıdır. Bundan asla şüphe edilemez.Şubat 1921. Taceddin Dergahı�nda merdivenden çıkınca hemen sol taraftaki küçük odada, rafta idare (küçük gaz lambası) yanmakta; yer yatağında yatmakta olan Mehmet Akif uyanmış, kağıt arıyor. Yok. Eline geçirdiği kurşun kalemle yer yatağının sağındaki duvara dönmüş; pınar gibi ilham fışkıran imanlı bağrından çıkan, Türk�ün tarihini ve ebedi geleceğini bir mısrada anlatan kıt�ayı yazıyor. Sabah namazı ezanına kalkan oda komşusu Hafız Bekir Efendi (Konya meb�usu) M. Akif�i elindeki çakısı ile duvardaki (kağıda aldığı) kıt�ayı kazırken görüyor.

    3. Üçüncü Kıt�a ve açıklaması

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    İstiklal Marşı'nda üzerinde önemle durulan bir başka sosyal değer de hürriyettir.


    Bu Millet tarihin her döneminde hür yaşamış, bundan sonra da hür yaşayacaktır. Bu Milleti esarete teşebbüs, çılgınlığın ta kendisidir. Böyle bir şeye tevessül edenin ahvaline şaşarım! Çünkü o bu hareketinden dolayı başına gelecekleri düşünemeyecek kadar çıldırmış biri yahut birileri olmalıdır.
    Kükremiş azgın suların hiç bir sed tanımadan önündeki engelleri çiğneyip aştığı gibi, ben de değil mahkum olmak; gerekirse dağları yırtar enginlere sığmam taşarım.Bir başka açıdan�Ben ezelden beridir hür yaşadım diyerek bir mısranın yarısına, san�at kudreti ile ikibin beşyüz senelik Türk tarihini sığdırıyor. �Hür yaşarım� diyerek Türk�ün hür yaşamak karakterini, azmini ve sonsuza kadar ebediyyen hür yaşayacağını; geleceğini haykırıyor. Böyle bir milleti esir etmeyi hayal edenlere şaşılır.3. Mısrada Türk�ün kuvveti, kudreti ve haşmeti vardır. Hürriyetine mani olan, sed çeken her şeyi ezecek bir sel gibidir. Zaten Orta Asya�dan Altay Dağları�ndan Tuna Boyları�na akan bir sel gibidir.

    4. Mısrada, tarihte dağ yırtmış olmanın kudretini, gururunu yani: Ergenekon Türklerini, Ergenekon Destanını hatırlatır. Ezcümle, tarihin ilk devirlerinden beri hür yaşayan Türk, ebediyen de hür yaşayacaktır. Buna mani olmak isteyenleri dağları yırtan kuvveti ile sel gibi ezer, aşar.

    Bütün şiirin en heyecanlı bölümü olarak gösterebileceğimiz bu kıt'ada sadece şiirin tonalitesi yükselmez, aynı zamanda güzel bir çağrışımla Oğuz Kağan Destanı ile Ergenekon Destanı birlikte hatırlanır. Şiir tam bir tarihi derinlik kazanır.

    4. Dördüncü Kıt�a ve açıklaması

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Akif, bu kıt'ada sömürgeci batıya karşı çıkar. Batının maddi medeniyetinin saldırısını iman dolu göğsü ile durdurabileceğini söyler:


    Batı çelik zırhlı bir duvar misâli bütün âfâkı doldurmuş üstümüze geliyor.
    Püfff! Bunda telaş edecek ne var ki? Çünkü bu vahşi saldırılara karşı benim öylesine güçlü ve emin bir sığınağım var ki bunu, Batı âleminin hafsalası dahi almaz. Bu sığınak, bu serhad iman dolu göğsümdür.Medeniyyet denilen sahte, yalancı, vahşi, saldırgan ama gerçekte güçsüz canavar, ulusun dursun. Sonu yaklaşmış olan bu canavar, Milletimin göğsündeki imanı boğmaya yetmeyeceği gibi, onun gebermesi Milletimin eliyle olacaktır.Bir San�at İnceliğiÇoğu insanımız eski yazıyı bilmez� Eski yazıda (Osmanlıca yazıda) iki türlü �n� harfi vardır. Biri �nun� harfi ile yazılır, diğeri �kef (nazal n)� ile yazılır. Şair gerektiğinde �nun� kullanmış, gerektiğinde �kef (nazal n)� kullanmış. Bu kıt�anın üçüncü mısrasında geçen �ulusun� kelimesinin sonuna �nun� koymuş; emir verildiği zaman �nun� kullanılır.Sen görevlisin, sen hastasın gibi kelimelerde �kef� yani nazal n kullanılır. Burada ise (ulusun kelimesinde) �nun� kullanmıştır. Yani burada tevriye san�atı yoktur. Buradaki kelimenin sonuna �nun� koymak suretiyle: bırak o �ulumak fiilini işlesin� denmek istenmiştir.Bir Başka AçıdanUlusun: Kelimenin kökü: hayvanlar için kullanılan -ulumak-fiilidir. İstilacı, sömürgeci, saldırgan, sahte �medeniyet� yaptığı vahşiliklerden canavara: Silahları ile çıkardığı seslerde hayvan ulumasına benzetilmiş. Zaten ulumak, boğmak ve canavar kelimeleri arasında uygunluk var.

    Bazılarının ulusun kelimesine verdikleri "yücesin" manası yanlıştır. Vurgu son hece üzerinde olacaktır.


    Bu kıt'adan hareket ederek Akif'i medeniyet düşmanı göstermek isteyenler olmuştur. Oysa Akif, burada sömürgeci batı medeniyetine karşı çıkmaktadır. Asıl metinde medeniyet kelimesi tırnak içine alınmış ve özel mana belirtilmiştir.

    Okunuşu: �Ulusun� sözünü okurken, ayaklarımızın altında, ölmek üzere uluyan bir köpeğe hitab ediyormuş gibi küçük gören, aşağılayıcı, hakaretli bir sesle okunmalıdır.�Medeniyet�: Rahmetli M. Âkif, şiirlerinde manasını, esas anlamından düşük gördüğü kelimeyi �tırnak� işareti içinde kullanmıştır. Burada, yukarıda arzettiğim sahte medeniyeti kasdettiği için böyle yazılmıştır. M. Âkif asla medeniyyete düşman değildi. Bilakis, geriliğin düşmanı idi.İlim ve çalışma tavsiye ediyordu. Körü körüne Avrupa hayranı olmayın, batının sadece ilmini tez elden alın diyordu.
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    5. Beşinci Kıt�a ve açıklaması

    Arkadaş! yurduma alçakları uğratma sakın;
    Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    Doğacaktır sana va�dettiği günler Hakk�ın�
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Arkadaş!Şehidler beldesi Yurduma, hain düşmanın girmesine fırsat verme. Sen düşmanı kovmak için gerekirse şehid olmayı göze alır, canını siper edersen, Allah vaadettiği zaferini sana verecek, Seni düşmanlarına galip getirecektir.Hem bu zafer günleri öylesine yakın ki� Kimbilir? Belki yarın, belki de ondan daha yakın bir zamanda o zaferi göreceksin.

    6. Altıncı Kıt�a ve açıklaması

    Bastığın yerleri, �toprak!� diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;
    Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

    Şair, bu kıt�ada vatan denen toprağın kutsallığını hatırlatır.


    Bastığın yerleri toprak sanarak yürüyüp gitme. Bu toprağın altında bin yıldır bu beldeleri vatan yapmak ve vatanını savunmak için çarpışmış bu uğurda şehid olmuş sayısız insan yatıyor.

    Onların kimi senin baban, deden. Soy kütüğünden geriye doğru gidersen hiç şüphen olmasın, bu topraklar altında hem de çok yakınlarının şehid olarak yattığını göreceksin.Bu toprakları ataların gibi koruyamazsan yazık olur. Hem onları da üzmüş olursun.Bütün dünyaları alsan dahi bu Cennet vatanı, veremezsin; vermemelisin.Bir Başka Açıdan�Şehid: Dini, vatanı, milleti ve namusu için savaşarak veya vazife başında canını veren (ölen) müslüman. Askerlikte en yüksek mertebe şehidliktir.Dünyada Türk Milleti kadar vatanı için şehid veren başka bir Millet yoktur. Vatanımızın her karış toprağı şehidlik olduğu gibi, Vatanımızın dışında da 42 yerde Türk Şehidliği vardır.M.Âkif, -Çanakkale Şehidlerine- şiirinde Şehid�e manevi türbe kurmuştur. Tarihe sığdıramamış, bu taşındır diyerek kâbeyi başına dikmiş, mor bulutları türbesine tavan diye çatmış, Yedi Kandilli Süreyya�yı uzatmış; tüllenen mağribi akşamları yarasına sarmış ve:� Yine birşey yapabildim diyemem hatırana.Ey şehid oğlu şehid! İsteme benden makberSana ağucunu açmış duruyor Peygamber, diyerek Şehid�in büyüklüğünü anlatmıştır.

    7. Yedinci Kıt�a ve açıklaması

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

    Bu Cennet Vatanın uğrunda nice canlar şehid oldu. Toprağın altı öylesine şehid doludur ki, eğer mümkün olsa da toprağı sıksan her taraftan şehidler fışkıracak.

    Bu Cennet Vatanın uğrunda nice canlar şehid oldu. Toprağın altı öylesine şehid doludur ki, eğer mümkün olsa da toprağı sıksan her taraftan şehidler fışkıracak.
    Yarabbi! Canımı, sevdiklerimi, bütün varımı al; Fakat benim vatanımı elimden alma. Beni vatanımdan ayrı koyma.Bir Güzel Tesbit:Hiç birşeyim olmasa da vatanımın toprağında yatmak bana yeter. (Bu mısralar Oğuz Han�ı hatırlatır. Oğuz Han, düşmanlarının isteğine göre atını, silahını, en yakınlarını verir. Ama iş çorak bir toprak, vatan parçasına gelince vermez. Türklerle, Çinliler harp eder ve Türkler Çin ülkesini baştan başa zaptederler).

    İstiklal Marşı'nın altıncı ve yedinci kıt'aları, özellikle yedinci kıt'anın


    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

    Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, Şüheda!


    mısraları, son dokuz asrın Türk tarihinin ve Anadolu coğrafyasının vatan oluş şeklinin ifadesidir.

    8. Sekizinci Kıt�a ve açıklaması

    Rûhumun senden İlahi şudur ancak emeli:
    Değmesin ma�bedimin göğsüne nâ-mahrem eli;
    Bu ezanlar ki şehâdetleri dînin temeli
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    Bu kıt�a okunurken bağrılmaz. Burada bir yalvarma, bir istek var. Nasıl Allah�a dua ediyorsak öyle bir durum bu da.

    Yarabbi! Bizler vatanımız için ölüyoruz; Senden son dileğimiz vatanıma düşman girmesin. Mabedime pis elini değip, pis ayağıyla basmasın. Şehadetleri dinimin temeli olan bu ezanlar, benim vatanımın üstünde senin adını yükseltsin.(Dinin temeli olan kelime-i şehadet ezan içerisinde geçmektedir.)Bir Başka Açıdan�Bitişikteki Taceddin Camii�nde ve diğer camilerde hazin hazin sabah ezanı okunmaktadır. Bu ezanlar susacak mıdır?M.Âkif, Yüce Allah�a ellerini açarak milletinin ağzından, bütün vücudu titreyerek niyazda bulunuyor.Bütün Milletin, Mehmetçiğin tek arzusu kendileri şehid de olsalar; yeter ki vatana düşman girmesin, ma�bedlerimizin göğsüne onların kirli elleri ve ayakları değmesin. Türk Müslümandır. Dünyaya gelen Türk�ün ilk kulağına giren ses, Ezan sesidir. Ezandan sonra kulağına adı söylenir. Türklüğün ve Müslümanlığın damgasını taşıyan güzel Camilerimizdeki zarif minarelerden günde beş defa yükselen ezan sesleri Cenab-ı Allah�a ulaşır.

    9. Dokuzuncu Kıt�a ve açıklaması

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım;
    Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na�şım!
    O zaman yükselerek Arş�a değer, belki, başım.

    İstiklal Marşı'nın dokuz kıt'ası ard arda çeşitli maddi ve manevi değerlerle zenginleşerek, gittikçe artan bir frekansla, istiklale yürüyüşü dile getirir.Dualar sanki kabul olmuştur. Memleket kurtulmuştur. İstiklâl ve hürriyet yeniden gelmiştir ve sanki o an yaşanır, onun hazzı içerisinde de dokuzuncu dörtlük seslendirilir; sanki kabul olmuş gibi; memleket ve millet kurtulmuş gibi�Yarabbi! Vatanım ve senin dinin uğrunda canlarını veren biz şehidlerin son dileklerini kabul buyur.Bu dileğim vatanımın hür, Milletimin mü�min kalmasıdır. Bu dileğimi kabul edersen, işte o zaman eğer başıma dikilmiş bir mezar taşım varsa o bile sevinçten secdeye kapanır. Sevinç gözyaşlarım, savaşırken, döğüşürken aldığım yaralardan boşanır. Ve yine o zaman benim ruhum yerden yükselerek şehidler makamına gönül huzuruyla gidebilecektir.

    10. Onuncu Kıt�a ve açıklaması

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, Hakk�a tapan, milletimin istiklâl.

    Onuncu kıt'a; daha önce işaret edilen bütün değer sistemlerini de tekrarlayarak, tam bir final mükemmeliyetine ulaşır.


    Şair bir önceki kıt�ada �arşa değer belki� derken �belki� kelimesini, �eğer layıksan� anlamında kullanmaktadır. Başım arşa değmeye layıksa ben oraya yükselirim.
    Son beşlik huzur içinde, mutluluk içinde, saadet içinde ve fakat akla gelen bir kötü ihtimal de hesaba katılarak tamamlanıyor. Artık istiklâl hak edilmiştir. Onun için şair şöyle seslenir.Ey benim, şanlı Bayrağım! Artık sen de sabah şafakları gibi dalgalan. Artık senin uğrunda dökülen kanlarımızın hepsi de sana helal olsun.Ebediyyen sana ve milletime esaret yoktur. Bugüne kadar nasıl hür yaşadınsa, bundan sonra da hür yaşayacaksın. Hür yaşamak senin hakkındır.

    Artık Allah�a tapan milletim için de İstiklâl hak edilmiş ve kazanılmıştır.

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş