İstanbul'un Fethi gemileri

'Tarihi Bilgiler' forumunda Mavi_Sema tarafından 22 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İstanbul'un Fethi gemileri konusu İstanbul�un fethinde gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığı söylentileri mevcut.
    İstanbul'un Fethi sırasında gemiler nasıl karadan yürütüldü?
    [​IMG]
    Peki bu iddialar hakkında kaynaklar ne diyor?
    İstanbul�un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var.
    İstanbul�un fethi sırasında gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi, hemen hemen yerli ve yabancı kaynakların ittifakı ile sabit bir olaydır. Hatta Bizans askerleri, sabahleyin Osmanlı gemilerini Haliç�te görünce, herhalde zincirleri kırıp geçtiler diye zincirleri kontrol etmişler ve gördükleri manzara karşısında hayrete düşmüşlerdir. Ancak sabaha karşı yapılan bir harp planı olması hesabıyle ve de gemilerin geçirildiği bölgenin o günlerde ormanlık olması sebebiyle, güzergâhı ve karadan yürütülen gemilerin sayılarında farklı görüşler bulunmaktadır.

    İstanbul�un fethedilmesi için bazı gemilerin Halic�e indirilmesinin zaruret olduğu görüldü Zira Halic�e gerilen zincir Hasköy ile Ayvansaray�da bulunan iki ordunun buluşmasına mani teşkil ediyordu. Önce gemilerin karadan çekileceği yer tesbit edildi. Burası Tophane önündeki sahilden başlayarak Boğazkesen�den geçiyor ve buradan güney batıya dönüp sırtları aşarak Löbon Pastahanesi tarafına çıkıyor ve tepeyi aşarak Perapalas yanından Kasımpaşa�ya yani Haliç sahiline çekiliyordu. Yapılan ölçümlerde, Tophane�den dört yol ağzına 980 adım ve buradan Tepebaşı�na kadar 240 ve Kasımpaşa�ya kadar da 906 adım ki, toplam 2156 adımdır ve bu da yaklaşık 3 mil kadar tutmaktadır Hazırlıklar tamamlandı Tophane�den ayrılan 50 ila 70 adet arasındaki gemi, 21 - 22 Nisan gecesinde Kasımpaşa�ya kadar indirildi Bu olayın doğruluğunu, hem savaşta hazır olan Bizans tarihçileri ve hem de Osmanlı tarihçileri ittifakla açıklamaktadırlar.

    Kemalpaşazâde, Tarih VII, Süleymaniye Kütp. Fâtih, nr. 4205, vrk. 64/a; Şerafettin Turan neşri, sh. 52-55; Kritovulos, Tarih-i Sultân Mehmed Hân-ı Sânî, İstanbul 1328, sh. 66; Tâcîzâde Ca�fer Çelebi, Mahrûse-i İstanbul Fetihnâmesi, TOEM İlavesi, 1331, sh. 15; Dukas, Türk-Bizans Tarihi, sh. 271; Clot, Fâtih, sh. 52 vd.; Âli, Künh�ül-Ahbâr, c. V, sh. 253-254; Solakzâde, sh. 196; Aksun, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 138-139; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 479-482; Yılmaz, Belgelerle Osmanlı Tarihi, c. I, 299-303; Karşı görüş için bkz. Aydın, Erdoğan, Fâtih ve Fetih, Mitler ve Gerçekler, 6. Bölüm�deki basit iddialar.
    Hemen hemen bütün kaynaklar burada zikredilebilir. Ancak uzatmamak için bu kadarı yeterli..
     

Bu Sayfayı Paylaş