İstanbul Medreseleri Hakkında Bilgi

'İstanbul Tanıtımı' forumunda Mavi_inci tarafından 5 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İstanbul Medreseleri Hakkında Bilgi konusu İstanbul Medreseleri Hakkında Bilgi

    Ayasofya Medresesi



    İstanbul Eminönü ilçesi, Sultanahmet Meydanı’nda bulunan Ayasofya Medresesi Fatih Sultan Mehmet’in (1444–1446; 1451–1481) Ayasofya’yı camiye çevirdikten sonra kuzeyine bir de medrese yaptırmıştır. Evliya Çelebi’nin “Ebu’l Feth Sultan Han binası olan Ayasofyayı kebir medresesi” olarak sözünü ettiği bu yapı Ayasofya ile Topkapı Sarayı dış avlu surları arasında yer alıyordu. Evliya Çelebi’den öğrenildiğine göre de daha önce bu alanda patrik ve keşişlerin İncilhaneleri bulunuyordu.

    Ayasofya çevresindeki bu yapılar 1493 yılına ait eski bir Alman tasvirinde görülmektedir. P.G.İnciciyan Ayasofya Medresesi’nin yapım tarihi olarak h.857 (1453) yılını işaret etmiş, caminin kuzeyine odalar, darü’l hadis ve 150 talebenin devam ettiği medrese inşa ettirmiştir demektedir. Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinde de bu medreseden söz edilmiştir. Hüseyin Ayvansarayi Hadikat’ül Cevami isimli eserinde Fatih Sultan Mehmet’in camiyi temizletip, minber koyduğunu, bir tuğla minare ve bir medrese bina eylediğini belirttikten sonra şöyle demiştir: “Ba’dehu medrese höceratının üzerine bir tabaka dahi bina olup, höcerat tarh olunmak Sultan Beyazıd Han’ın’dır ve Bab-ı Hümayun köşesine bir minare dahi onlar icad eylemiştir. Müderris vazifesinin nısfı usül-ı vakfından ve nısfı dahi Sultan Beyazıd vakfından verilir.”

    Ayasofya Medresesi dış narteksten avluya açılan yan kapı ile Sultan III.Murad’ın yaptırdığı minare yanından başlayarak Soğukçeşme Sokağı’ndaki avlu duvarına kadar uzanıyordu. Medresenin camiye bitişik olmadığı, Ayasofya ile medrese arasında üstü örtülü bir yol olduğu da Fatih Sultan Mehmed’in vakfiyesinden öğrenilmektedir. Bu medresenin planının bir örneği Prof. Dr. A.Süheyl Ünver tarafından yayınlanmıştır. Ayrıca C.Gurlitt’in planından öğrenildiğine göre de 50.00x47.00x35.00 m. ölçüsünde bir plan şeması göstermektedir. Medresenin iç avlusu 14.00x23.00 m.dir. Bu plan düzenine göre uzun tarafında on ikişerden otuz dört, küçük avlusunda ise on iki hücre yer alıyordu. Büyük avlunun ortasında da tonozlu bir su mahzeni dikkati çekiyordu.

    Ünlü Osmanlı âlimlerinden Ali Kuşçu, Fatih Sultan Mehmed’in Uzun Hasan üzerine yaptığı sefere katılmış, dönüşünde de burada müderrislik yapmıştır. Onun bu medresede verdiği matematik dersleri epey rağbet görmüş ve devrin ünlü âlimleri de Onu dinlemiştir. İl kuruluşunda Müderris Molla Hüsrev, Mehmet Biri Feramürz da burada ders vermiştir.

    Fatih Sultan Mehmet, Fatih Külliyesi’ni yaptırıp, Semaniye Medresesi’ni 1471’de yapı topluluğuna ekledikten sonra bütün öğrenimi burada toplamıştır. Bundan sonra Ayasofya Medresesi ikinci planda kalmış, 1479 yılında da terk edilmiştir. Ayasofya’da yapılan ilk medresenin ne zaman yıkılarak ortadan kalktığı bilinmemektedir. XVII. yüzyılda burasının düz bir alan halinde olduğu bazı gravürlerde görülmektedir. Sultan Abdülmecit (1839–1861) zamanında toprakla dolu olan bu alana Ayasofya’nın onarımını yapan İtalyan Mimar G.Fosatti’ye 1847–1849 yıllarında yeni bir medrese yaptırmıştır. İlk medresenin temellerinden yararlanılarak yapılan bu yapının planı da Ord.Prof.Dr.A.Süheyl Ünver ile Y.Müh.Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından yayınlanmıştır. Plan şeması olarak iki medrese karşılaştırıldığında arada büyük bir fark olmadığı da açıkça görülmektedir.

    İkinci Ayasofya Medresesi ayrı ayrı avlular etrafında on beş hücreli, bir büyük yedi hücre ve bir de küçük bölümden meydana gelmiştir. Sonraki dönemlerde Ayasofya Medresesinin üzerine ahşap bir ilave kat yapılmıştır. Üst kata çıkışı sağlamak amacı ile birer hücre merdivene dönüştürülmüştür. Üst katta ahşap gezinti yerleri meydana getirilmiş, bunun için de alt kata onları taşımak amacı ile ahşap direkler yerleştirilmiştir. Böyle olunca da medresenin tümü değişmiş, üzeri çatılı ahşap revaklı, yuvarlak kemerleri taşıyan ahşap sütunların arkasına odalar sıralanmıştır.

    Ayasofya Medresesi Dârü’l-Hıl’atü’Aliyye Medresesi olarak 1924 yılına kadar kullanılmış, 1934 yılında da yıktırılmıştır.

    Ayasofya Müzesi’nin 1982–1983 yıllarındaki onarımı sırasında temelleri tamamen toprak altında kalan bu medresenin kazısı Y.Müh.Mimar Alparslan Koyunlu ve Arkeolog Erdem Yücel tarafından yapılmış, plan düzeni tümü ile ortaya çıkarılmıştır. Bundan sonra medresenin yeniden yapılması için restitüsyon planları çizilmiş, Anıtlar Yüksek Kurulu’nca da onaylanmıştır. Ancak, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü bilinmeyen bir nedenle medresenin yapımına izin vermemiştir.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sultan Ahmet Medresesi


    İstanbul ili Eminönü ilçesi, Sultanahmet Meydanı’nda, Sultan I. Ahmed’in (1603–1617) 1610–1617 yıllarında yaptırmış olduğu yapı topluluğu cami, hünkâr kasrı, türbe, darü’l-hadis medresesi, darü’l-kurra sıbyan mektebi, çeşme, sebiller, darüş’şifa, imaret, hamam ve arastadan meydana gelmiştir. Yapı topluluğunun mimarı Sedefkâr Mimar Ağa’dır.

    Bu yapı topluluğunun bir bölümünü oluşturan Darü’l-Hadis Medresesi külliyenin kuzeydoğusunda, türbenin yakınında yer almaktadır. Medrese kıbleye paralel olarak dikdörtgen planlı bir avlu çevresinde yapılmıştır. Medrese revaklar, hücreler ve dershane-mescitten meydana gelmiştir. Ayrıca türbenin girişi hücrelerin arasındaki bir geçit ile revaklara bağlanmıştır. Kesme taştan yapılan medresenin dikdörtgen planlı avlusunun ortasına da yuvarlak mermer bir havuz yerleştirilmiştir. Bu havuzun üzerinin altı sütunla taşınan bir çatı ile örtüldüğü sanılmaktadır. Avlu etrafında sıralanmış 24 hücre bulunmaktadır. Osmanlı mimarisinde medreselerde genellikle 12 veya 16 hücre olmasına karşılık bu medresede hücre satısının 24’e çıkması yaptıranın padişah ile bağlantılı olduğunu düşündürmektedir.

    Medrese hücrelerinin çoğunda dışarıya ve revaklara açılan pencereleri bulunmaktadır. Hücreler içerisinde nişler ve bir de ocağa yer verilmiştir. Hücrelerin üzerleri küçük kubbelerle örtülmüştür. Hücrelerin kuzey köşesine yerleştirilen dershaneye kuzeydoğudan girilmektedir. Zeminden üç basamakla yükseltilmiş olan bu dershanenin mescit olarak kullanıldığı da kıble duvarındaki mihraptan anlaşılmaktadır. Kütlevi görünümdeki dershane kuzeybatıdan hücrelerle birleşmektedir. Cephelerinde iki katlı pencerelerin bulunduğu dershanenin üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür.

    Medrese 1924 yılına kadar faaliyetini sürdürmüş, 1935 yılında onarılmış ve avlusu camlı bir çatı ile örtülmüştür. Günümüzde Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü’nün deposu olarak kullanılmaktadır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  3. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sokullu Mehmet Paşa Medresesi


    İstanbul ili Eminönü ilçesi, Sultanahmet’te, Şehit Mehmet Paşa Yokuşu, Suterazisi Sokağı’nda bulunan Sokullu Mehmet Paşa Camisi, Sokullu Mehmet Paşa (1506–1579) tarafından 1571 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın eseridir.

    Medrese caminin avlusunda yer almakta olup, U şeklinde bir plan düzenine sahiptir. Avlu girişinden merdivenle çıkılan medresenin 16 adet üzeri tonoz örtülü hücresi ve bir de dershanesi bulunmaktadır. Kesme taştan yapılmış olan medresenin önünde yuvarlak sütunlarla birbirine bağlı revakın arkasında hücreler sıralanmıştır. Hücreler içeriye ve dışarıya birer pencere ile açılmakta olup, içlerine bir de ocak yerleştirilmiştir. Dershane kısmı avlunun ortasında dikdörtgen planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüş, hücreler ile cami arasında ilginç bir mimari kompozisyon meydana getirilmiştir.

    Dershanenin duvarlarında dikdörtgen söveli, ikişer pencere bulunmakta olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. İçerisindeki bezemeden günümüze herhangi bir iz gelememiştir.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  4. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Beyazıt Medresesi


    İstanbul Eminönü ilçesi, Beyazıt Meydanı’nda Sultan II. Beyazıd’ın (1481–1512) yaptırmış olduğu külliye cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret, tabhane, hamam ve kervansaraydan meydana gelmiştir. Külliyenin yapımına 1500 yılında başlanmış, 1505 yılında da tamamlanmıştır. Mimar Hayreddin’in eseridir.

    Sultan II. Beyazıd Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan medrese camiden biraz daha uzakta, bağımsız bir yapı olarak yapılmıştır. Sultan II. Beyazıd Vakfiyesinde bu medresenin ismine rastlanmamıştır. Ancak, Osmanlı arşivinde bulunan 1506 tarihli bir belgeden medresenin caminin yapımı bittikten sonra yapıldığı öğrenilmiştir. Bu belgeye göre de medresenin mimarı Yusuf Bin Papas, bina emini de Solakoğlu Ali’dir. Buna dayanılarak medresenin 1507 yılında yapımının tamamlandığı sanılmaktadır.

    Medrese yapımından kısa bir süre sonra 1509 depreminde zarar görmüş, büyük bir bölümü yıkılmış, ardından onarılmıştır. Osmanlı eğitiminde önemli bir yeri olan bu medresede şeyhülislâmların ders verdikleri kaynaklardan öğrenilmektedir. Ayrıca devrinin ünlü kişilerinden Zembilli Ali Efendi, İbni Kemal de burada ders vermiştir.

    Medrese 1911–1915 yılları arasında harap bir durumda kalmıştır. 1940 yılında İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü tarafından onarılmış, 1943 yılında Belediye Şehir Kütüphanesi olarak hizmet vermiştir. Belediye Şehir Kütüphanesi Taksim’deki yeni binasına 1983 yılında taşınmıştır. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Vakıf Hat Sanatları Müzesi olarak hizmet vermektedir.

    Medrese ilk yapıldığı yıllarda önündeki meydandan taş bir duvarla ayrılıyordu ve meydana açılan klasik üslupta bir kapısı vardı. 1940 yılında yapılan onarımdan sonra buradaki avlu duvarının bir bölümü ile avluya giriş kapısı yıktırılmıştır. 1956–1959 yılında Beyazıt Meydanı’nın düzenlenmesi ile de bu duvarlar tamamen kaldırılmış ve medrese ortada kalmıştır.

    Kesme taştan yapılmış olan medrese 44.00x36.60 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. İç avlunun çevresini üç taraftan kubbeli revaklar çevrelemektedir. Buradaki revakların kemerleri taş payeler üzerine oturtulmuştur. Avlunun dördüncü kenarında dershane-mescit bulunmaktadır. Dershanenin üzeri 7.40 çapında bir kubbe ile örtülmüştür. Medresenin bütününde kesme taş kullanılmış olmasına rağmen dershane taş ve tuğla dizilerinden meydana gelmiştir.

    Medresenin giriş kapısı sivri kemerli büyük bir eyvan içerisindedir. Bu eyvanın üst kısmında da camilerdeki giriş kapılarına benzer silmeler bulunmaktadır. Medresenin revakları arkasında kare planlı, üzerleri kubbeli 20 odası vardır. Odaların içerisinde ocak, dolap ve dışa yönelik pencereler bulunmaktadır. Medrese avlusunda bir şadırvana yer verilmiştir. Ayrıca bu avluda bir de güneş saati bulunmaktadır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  5. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Süleymaniye Medreseleri


    İstanbul Eminönü ilçesi, Süleymaniye’de Kanuni Sultan Süleyman’ın (1520–1566) 1550–1557 yılında yaptırmış olduğu külliye cami, medreseler, türbeler, hamam, imaret, darülkurra, darüşşifa, tabhane, sıbyan mektebi, arastalardan meydana gelmiştir. Külliyenin mimarı Mimar Sinan’dır.

    Külliyenin medreseleri Evvel, Sani, Salis, Rabi, Darü’l-Hadis ve Tıp Medresesi’nden meydana gelmiştir. Kanuni Sultan Süleyman ordusunun mühendis ve doktor ihtiyacının yanı sıra eğitim ve bilim için bu medreseleri yaptırmıştır. Bunlardan Darü’l-Hadis Müderrisliğine daha önce Bağdat kadılığı yapan ünlü âlim Molla Yahya Bin Mureddin’i getirmiştir. Onun yanı sıra devrin ulemasından Kadızade Şemseddin Ahmet, Mimarzade Musluhiddin Mustafa, Karahisarlı Şeyh Mehmet Efendi de burada ders vermiştir. Tetüme Medresesinde Süleymaniye medreselerinde yüksek tahsillerini yapacak için de olanak sağlamıştır.

    Süleymaniye Medresesinin yapımı ile birlikte o zamana kadar devrin ünlü kültür yuvarlarından Fatih Medreseleri ikinci planda kalmıştır. XVII. yüzyılda Süleymaniye Medreselerinde yapılan düzenleme ile burası 12 dereceye kadar yükseltilmiş ve bu düzen Osmanlıların son zamanına kadar sürmüştür. Süleymaniye Medreselerindeki eğitim İptidai’den başlayarak eğitimin en yüksek derecesi olan Darü’l-Hadis’le son bulmuştur.

    Yapı topluluğunun meyilli bir arazide oturtulması için arazinin meyline uydurularak medreselere en üst kottan girilmiş ve bu kota dershaneler yerleştirilmiştir. Hücrelerin önüne kademeli revaklar yerleştirilmiş, revak dışındaki yerlere de iki yandan merdivenlerle inilmiştir. Avluya doğru bir cumba ile uzanan dershanelerin altına da birer çeşme yerleştirilmiştir. Medreselerde 21’er hücre, birer nişli medrese odası ve helâlar bulunmaktadır. Medrese hücreleri kare planlı olup, üzerleri kubbe ve tonozlarla örtülmüştür. İçlerine ocak nişleri ile dolap yerleri eklenmiştir. Ayrıca bunlar önlerindeki revaklara ve dışarıya dikdörtgen söveli birer pencere ile açılmıştır.

    Süleymaniye Medreseleri kesme taştan, avlu etrafında sıralanmış medrese hücreleri ile dershaneden meydana gelmiştir. Simetrik düzende bir iç avlu ile birbirlerinden ayrılan Salis ve Rabi medreseleri Osmanlıların yapmış olduğu medreseler içerisinde mekân yönünden en zengin kuruluşlardır. Caminin girişinin batısında Salis, güneyinde de Rabi medresesi yer almaktadır. Bu medreselerin altında dükkânları ile Tiryaki Çarşısı bulunmaktadır. Bu medreseler kare planlı bir avlunun çevresinde, kare planlı olarak yapılmışlardır. 20 medrese hücresi önlerindeki kubbeli revakların arkasına simetrik olarak sıralanmıştır. Rabi ve Salis medreseleri birbirine simetrik düzende yerleştirilmiştir.

    Darü’l-Hadis Medresesi külliyenin cami mihrabının karşısında yapılmıştır. Kesme taştan yüksek kubbesi ile dikkati çeken bu bölümde Hadis ilimleri ile ilgili eğitim verilmekte idi. Caminin girişinin doğusunda Evvel, kuzeyinde de Sani Medresesi bulunmaktadır. Dar bir yolun iki tarafına simetrik olarak yerleştirilen bu medreselerin altında öğrenci hücreleri bulunmaktadır. Bu yapılarda 23 hücre bir dershane, helâlar ve müderrisler için bir ev bulunmaktadır.

    Tıp Medresesi yapı topluluğuna 1552 yılında eklenmiş olup, Darü’l-Hadis ve Salis medreselerinin arasındadır. Bu medrese de dükkânlar üzerine oturtulmuştur. Tiryaki Çarşısının doğusunu oluşturan bu medresenin arkasına doğumevi yapıldığından özgün durumu hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Günümüze bu medreseden yalnızca Tiryaki Çarşısı üzerindeki bir sıra hücresi gelebilmiştir.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  6. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Cafer Ağa Medresesi


    İstanbul Eminönü ilçesi, Alemdar Caddesi üzerinde bulunan bu medrese, Kanuni Sultan Süleyman dönemi (1520–1566) Babüs-Saade ağalarından Cafer Ağa tarafından 1554–1557 yıllarında yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Teskiretü’l Ebniye, Teskiretü’l Bünyan ve Tuhfetü’l Mimarin’e göre Mimar Sinan’ın eseridir. Cafer Ağa’nın 1557’de ölümünden sonra kardeşi Gazenfer Ağa tarafından 1559’da tamamlanmıştır.

    Cafer Ağa Medresesi Osmanlı mimarisindeki bağımsız medreseler grubundan bir örnektir. Arazi eğiminden ötürü Alemdar Caddesi yönünde, altında dükkânları olan bir bodrum katı üzerine yapılmıştır. Ayrıca yol üzerindeki dört hücrenin üst kat ile bağlantısı bulunmamaktadır. Medresenin Alemdar Caddesi’ne açılan birer kapısı ile alt ve üst penceresi ile ocağı bulunan, üzerleri basık beşik tonozlarla örtülmüş alt kat odaları bulunmaktadır.

    Medrese düzgün kesme köfeki taşından yapılmıştır. Ancak daha az önemli görünen arka cephelerde kaba yontma taş örgü tekniği, Alemdar Caddesi yönünde ise bir taş, üç tuğla dizisi ile duvarlar işlenmiştir.

    Medresenin asıl girişi Soğukkuyu Sokağı’nın, Soğukkuyu Çıkmazı’ndadır. Buradaki basık kemerli bir kapıdan dikdörtgen planlı avluya girilmektedir. Bu avlunun çevresinde 15 medrese hücreleri ile dershaneye yer verilmiştir. Medrese hücreleri aynı ölçülerde yapılmamış, doğudakiler kareye yakın, batıdakiler de dikdörtgen planlıdır. Üzerleri tonoz veya kubbe ile örtülü olan bu hücrelerin revaklara açılan dikdörtgen birer penceresi bulunmaktadır. Dış cephelere yönelik pencerelerin üzerinde ikinci sıra pencereye yer verilmiştir. Her odanın ayrı birer ocağı ve nişi vardır.

    Medresenin uzun ekseninde, kuzey-güney doğrultusunda avluya giriş arazi konumundan ötürü dershane ile hücrelerin doğu kanadı arasındadır. Bu nedenle de doğu yönündeki hücrelerin sayısı azaltılmış ve burada kolları birbirine eşit olmayan bir U plan düzeni ortaya çıkmıştır. Dershane U planının açık ucu üzerinde ayrı bir yapı görünümündedir. Ön kısmına saçaklı bir sundurma eklenmiştir. Dershane 6.00x6.00 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri kasnaksız bir kubbe ile örtülmüştür. Dershane giriş kapısı dışında altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır.

    Giriş cephesine biri kapı üzerinde, diğer ikisi de yanlarda olmak üzere üç kitabe yerleştirilmiştir. Bu kitabelerden 1560 tarihli olanında Yerebatan Sarnıcı içerisindeki suyun bu medreseye bağlanması için padişahın izin verdiği belirtilmiştir. Diğer iki kitabeler ise medresenin kandillerine zeytinyağı satın alınması ve hayırsever kişilerin yaptığı bağışlarla ilgilidir.

    Medrese avlusunun ortasında bir kuyu ile mermer bir su haznesi bulunmaktadır. Cafer Ağa Medresesi değişik dönemlerde onarılmış, son olarak 1989 yılında Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından onarılmış ve medrese Kültür Merkezi ismi altında Geleneksel Türk el sanatlarının üretildiği, öğretildiği ve satıldığı bir turizm merkezine dönüştürülmüştür.
     
  7. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Cedid Mehmet Efendi Medresesi


    İstanbul Eminönü ilçesi, Kabasakal Caddesi ile Mimar Mehmet Ağa Caddesi’nin kesiştiği köşede bulunan, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun restore ederek otel olarak kullanılan Yeşil Ev’in bitişiğindeki Cedid Mehmet Efendi Medresesi aynı zamanda Kabasakal Medresesi olarak da tanınmaktadır. Medresenin tarihi geçmişi ile ilgili kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Banisi olarak söylenen Cedid Mehmet Efendi’nin kim olduğu konusunda da Sicil-i Osmanî’de bu isme rastlanmamıştır. Bu nedenle Cedid Mehmet Efendi’nin halktan bir kişi olduğu ve bu medreseyi yaptırdığı sanılmaktadır. Medresenin mimari yapısı da XVIII. yüzyılda yapıldığını göstermektedir.

    Cedid Mehmet Efendi Medresesi’nin kitabesi bulunmamaktadır. Medresenin bütünü tamamlanmadan öğrenime açıldığı avlu revaklarının sütun başlıklarından yalnızca birinin işlenip, diğerlerinin eksik bırakılmasından anlaşılmaktadır. Büyük olasılıkla da banisi medreseyi tamamlamadan ölmüş olmalıdır. Bu medrese ile ilgili Ceride-i İlmiye ve Ders Vekâleti Medrese ve Müderris Defteri’nde ismi geçmektedir. Buna göre, Cedid Mehmet Efendi Medresesi Taliyye üç sınıftan oluşmuş ve 30 öğrencisi bulunuyordu. Bunun yanı sıra Esin Yücel’den öğrenildiğine göre Ders Vekâleti Medrese ve Müderris Defteri’nde medrese ile ilgili bir kayıt bulunmaktadır:

    “Cedid Mehmet Efendi
    Sultanahmed. Hücre sayısı:12

    Zemînî harabca, cereyân-ı havâya müsâ’id değil ise de, nufûz-ı ziyâya müsâ’idce 12 odası ve harab bir dershâne ile muhtâc-ı tathîr ve kûfi vüs’atde bir havli ve şadırvan ve bir de kuyusu mevcûd olup, abdesthâne, gusûlhâne, çamaşırhânesi ta’mîr olunduğundan kâfidir. Lâyıkıyla ve mükemmel bir ta’mîr-i fennî ile talebe iskân edebilir. Hâl-i hâzırdı pek iyi değildir. 7 talebesi vardır. 12 kadar talebe ikâmet edebilir. Fî 20 ağustos 1330.

    Müderrisleri:
    Ders-î âmmdan Kastamonulu
    Mustafa Âsım Efendi
    Ders-î âmmdan Filibeli Ahmed
    Cevded Efendi

    …….77 İshak Paşa
    Boş olub, biraz ta’mir edilir ise, talebe ikamet eder. Birkaç zâbid namzedi vardır, memlekete gitmek üzeredir. Fi 19 Kanun-ı evvel. Sene 334.”

    Medrese İstanbul Vakıflar Baş Müdürlüğü’nün mülkiyetinde olup, 4 Nisan 1984 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ile yapılan protokol ve Bakanlar Kurulu’nun 8 Mayıs 1983 gün ve 6506 Sayılı Kararı ile on yıllığına kuruma tahsis edilmiştir. Bu tarihte bakımsız olan medrese Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nca Y.Mimar Mustafa Pehlivanoğlu ve Y.Müh. Vasıf Pehlivanoğlu tarafından yapılan restorasyonu 1987 yılında tamamlanmıştır.

    Medrese kesme taştan avlulu plan tipindedir. Medreseye Kabasakal Caddesi üzerinde sıralanmış dükkânların arasından girilmektedir. Mermer söveli, basit bir girişten sonra beşik tonozlu bir geçitten avluya ulaşılmaktadır. Bu avlu dikdörtgen planlıdır. İçerisinde kime ait olduğu bilinmeyen bir mezar, kuyu ve su haznesi bulunmaktadır. Avlu üç taraftan dokuz sütunun taşıdığı sivri kemerli bir revak ile çevrelenmiştir. Revaklardaki ince ve mermer sütunlar birbirleri ile sivri kemerlerle bağlanmıştır. Bu revakların arkasında 12 adet üzeri kubbeli medrese hücresi bulunmaktadır. Bu medrese odaları kare planlı olup, birer pencere ve kapı ile avluya açılmaktadır. Medresenin Kabasakal Caddesi’nin köşesine rastlayan yerine yine kare planlı ve hücrelerden daha büyük bir dershane-mescit yapılmıştır.

    Günümüzde medrese Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun yönetiminde Osmanlı kültürünü yansıtan İstanbul El Sanatları Çarşısı olarak hizmet vermektedir.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  8. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Hacı Beşir Ağa Medresesi


    İstanbul Eminönü ilçesi, Alemdar Mahallesi, Alay Köşkü Caddesi, Hükümet Konağı Sokağı ve Hacı Beşir Tekkesi Sokağı’nın sınırladığı alanda bulunan Hacı Beşir Ağa Külliyesi, cami, sıbyan mektebi, medrese, kütüphane, tekke, sebil ve iki çeşmeden meydana gelmiştir. Bu yapı topluluğu Sultan III. Ahmed (1703–1730) ve Sultan I. Mahmud (1730–1754) dönemlerinde Darüs’saade Ağalığı yapan Hacı Beşir Ağa tarafından 1744–1745 yılları arasında yapılmıştır. XIX. yüzyılın ilk yarısında onarılan yapı topluluğu günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

    Medrese kesme taş ve tuğladan yapılmış olup, caminin minare kaidesinin yanında yer almaktadır. Medresenin girişi kilit taşında küçük bir rozet bulunan basit bir kemerli kapıdır. Girişi çepeçevre çeviren dikdörtgen çerçevenin arasına Şair Rahmi’nin 1744 tarihli manzum kitabesi yerleştirilmiştir.

    Dikdörtgen planlı medresenin avlusu batıda Hacı Beşir Tekkesi Sokağı boyunca devam eden dayanak duvarları ve diğer üç yönde de sivri kemerli revaklarla çevrilidir. Kesme köfeki taşından yapılmış olan medresenin 15’i kare planlı ve kubbeli, istinat duvarına bitişik olan iki tanesi de tekne tonozlu ve dikdörtgen planlı 17 hücresi bulunmaktadır. Hücrelerin önündeki yuvarlak revak kemerleri mermer sütunlar üzerine oturtulmuştur. Medrese hücreleri birer kapı ve dikdörtgen söveli, demir lokmalı pencerelerle avluya açılmıştır. Doğu kanadındaki hücrelerin cami avlusuna açılan ayrı birer penceresi de bulunmaktadır. Odaların içerisinde ocaklar ve nişlere yer verilmiştir. Ocakların tuğla örgülü, kare kesitli bacaları kurşun kaplı piramidal külahlarla dikkati çekmektedir. Bu medresenin bir özelliği de dershane bölümünün bulunmayışıdır.

    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  9. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Rüstem Paşa Medresesi


    İstanbul ili Eminönü ilçesi, Cağaloğlu’nda Rüstem Paşa ile Hoca Hanı sokaklarının kesiştiği yerde bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan ile evlenen ve 1544–1553; 1555–1561 yıllarında sadrazamlık görevinde bulunan Rüstem Paşa Eminönü’ndeki külliyesinin yanı sıra bu medreseyi de 1550–1551 yıllarında yaptırmıştır.

    Medrese Haliç’e doğru eğimli bir arazide olup, kuzeyi dayanak duvarları ile desteklenmiş bir teras üzerindedir. Medresenin kuzeydoğu duvarı da bu dayanak duvarından yaklaşık 7.50 m. geriye çekilmiştir. Bulunduğu yerden kuzeybatıya doğru kıvrılarak devam eden medrese, XVIII. yüzyıl sonrasında yapılmış bir su terazisi ile birleştirilmiştir.

    Kesme köfeki taşı ve tuğladan yapılan medrese Mimar Sinan’ın eseridir. Bu medresede Mimar Sinan Amasya’da Kapı Ağası Medresesinde uyguladığı sekizgen planlı avlu düzenini tekrarlamıştır. Ondan farklı olarak bu medrese dıştan kareye dönüştürülmüş ve köşe dönüşlerinde değişik bir çözüm uygulamıştır. Güneydoğu cephesinin ortasındaki kemerli bir kapıdan içerisine girilen sekizgen planlı avlunun ortasına kümbet şeklinde bir şadırvan yerleştirmiştir. Avlu birbirine eşit yükseklikte çepeçevre revaklarla çevrilmiştir. Kıble yönüne 42.00x43.00 m. ölçüsünde kareye yakın dershane yerleştirilmiştir. Bu dershanenin yarısı hücrelerin içerisinde, yarısı da dışarıya taşacak biçimdedir. Revak zemininden bir basamak yüksekliğindeki dershaneye basık kemerli bir kapıdan girilmektedir.

    İç mekân dışarıya açılan pencerelerin yanı sıra kemerli nişlerle hareketlendirilmiştir. Güneydoğu duvarının ortasında da sonradan yapıldığı sanılan küçük bir mihrap nişine yer verilmiştir. Dershanenin pencereleri ana yapıdan dışarıya çıkıntı yapan cephelere, yan duvarlarda bir alt ve bir üst; kuzeydoğu cephesinde iki alt ve birbirine eşit yükseklikte üç üst pencere düzenindedir. Kubbe geçişi içeriden mukarnaslı tonoz üçgenlerle sağlanmıştır. Avlu revaklarının arkasına hücreler sıralanmıştır. Dershaneye bitişik olan hücrelerin üzeri kubbe ve piramidal yarım kubbelerle örtülmüştür.

    Medresenin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde derinliklere yerleştirilmiş iki eyvan vardır. Bu bölümlere de üçü eyvandan girilen beşer hücre sığdırılmıştır. Toplam 22 adet olan medrese hücreleri değişik boyut ve plan düzenindedir. Medresenin güneybatı köşesindeki hücreler dışta sekizgeni oluşturacak biçimde sıralanmıştır. Kare ve sekizgen arasında kalan alçak plandaki bahçe duvarı ile sınırlanan yere de helâ ve gusülhaneler yerleştirilmiştir.

    Medresenin güney köşesi diğerlerinden farklı olan bir üst örtü düzenine sahiptir. Diğerlerinden farklı olan bu mekânın bazı araştırmacılar tarafından hamam olduğu ileri sürülmüştür. Bununla beraber bu mekânın mutfak olarak tasarlandığı da düşünülmektedir.

    Medrese değişik zamanlarda onarılmış ve bu yüzden de bazı yerlerine ilaveler yapılmıştır. 1869 yılında kadar medrese görevini sürdüren yapı, 1918 yangınında, yangından zarar görenler tarafından işgal edilmiş, Cumhuriyet döneminde önce Kimsesizler Yurdu, 1966’dan sonra üniversite öğrencilerinin yurdu olarak kullanılmıştır. 1987’den itibaren de Eminönü İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından kullanılmaktadır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  10. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesi


    İstanbul Eminönü ilçesi, Çarşıkapı’da Divan Yolu Caddesi üzerinde bulunan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Külliyesi’ni Sultan IV. Mehmet (1648–1687) döneminde Kaptan-ı Derya ve Sadrazamlık görevlerini yapmış olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa yaptırmaya başlamıştır. Ancak sadrazamın II. Viyana Kuşatmasındaki başarısızlığından ötürü 1683 yılında yapı topluluğu yarıda kalmıştır. Dershane üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre de oğlu Ali Bey tarafından Mimar Hamdi’ye 1690 yılında tamamlattırılmıştır.

    Yapı topluluğu Darül Hadis Medresesi, dershane-mescit, sıbyan mektebi, sebil, dükkânlar ve hazireden meydana gelmiştir. Külliyenin dershane-mescidi avlunun kuzeydoğu köşesinde sekizgen planlı bir yapı olup, kesme köfeki taşından yapılmıştır. Dershane-mescidin üzeri içten pandantifli, dıştan da sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Avlu zemininden biraz daha yüksek olan dershanenin girişi önünde dört, yanlarında da birer tane olmak üzere altı mukarnas başlıklı, sivri kemerlerle birbirine bağlanmış bir revak bulunmaktadır. Revakın üzeri ahşap tavanlı olup, ortadaki kemer diğerlerine göre daha geniş ve yüksektir. Buradaki kemer üzerinde bulunan kitabe sülüs yazı ile yedi beyitten meydana gelmiş olup, yarıda kalan külliyenin Kara Mustafa Paşa’nın oğlu Ali Bey tarafından Mimar Hamdi’ye tamamlattırdığı yazılıdır.

    Dershane-mescit çift sıralı pencerelerle aydınlatılmış olup, alt sıradaki pencereler köfeki taşından sivri hafifletme kemerli dikdörtgen sövelidir. Üst sıra pencereler ise sivri kemerlidir. İç kısmında mihrap nişi ve duvarlarda da dolaplara yer verilmiştir.

    Dershane-mescidin karşısındaki avluda medrese odaları U şeklinde sıralanmıştır. Önlerinde revaklar bulunan medrese hücreleri batı ve güneyde on odadan meydana gelmiştir. Medrese hücrelerinin revak cepheleri kesme köfeki taşından olup, batı ve güney yönlerindeki cepheleri taş-tuğla duvar örgüsüne sahiptir. Baklava başlıklı dokuz mermer sütuna oturan ve sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmış olan revaklar ile medrese odalarının üzerleri pandantifli kubbelerle örtülmüştür. Bunlardan köşe odası dikdörtgen planlı, diğerleri ise kare planlıdır. Dikdörtgen olan odanın güneyinde kubbe, kuzeyinde de içeriye girişi sağlayan yer beşik tonozla örtülmüştür. Köşe odasında girişi sağlayan kapı diğer odalarda da basık kemerli birer kapı ile ikişer dikdörtgen penceresi bulunmaktadır. Medrese odalarının içerisinde yuvarlak kemerli ocak nişi ve bunun iki yanında da birer dolap nişine yer verilmiştir. Bu pencereler dıştan tuğladan yuvarlak kemerli ve dikdörtgen söveleri köfeki taşından yapılmıştır.

    Medresenin avlu kapısının yanına revak cephesinin üst köşesine de bir kuş köşkü yerleştirilmiştir. Medrese avlusundaki havuz günümüze gelememiştir. Revak kemerleri yakın tarihte Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan restorasyon sırasında camekânla kapatılmıştır. Külliyenin Divan Yolu Caddesi’ne bakan cephesindeki dükkânlar 1956–1957 yıllarında caddenin genişletilmesi sırasında yıkılmıştır. Bu arada önündeki sebil ve hazire yan sokağa taşınmıştır.

    Yapı topluluğu Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1960 yılında restore edilmiştir. Günümüzde medrese ve yanındaki sıbyan mektebi İstanbul Fetih Cemiyeti ile Yahya Kemal Enstitüsü’ne tahsis edilmiştir.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  11. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sinan Paşa Medresesi


    İstanbul ili Eminönü ilçesi, Beyazıt Çarşıkapı’da Yeniçeriler Caddesi ile Bileyciler Sokağı’nın kesiştiği noktada bulunan Sinan Paşa Külliyesi’ni Sadrazam Koca Sinan Paşa Mimar Davut Ağa’ya 1593 yılında yaptırmıştır. Yemen Fatihi Sinan Paşa’nın yaptırmış olduğu bu külliye medrese, dershane-mescit, türbe ve sebilden meydana gelmiştir.

    Külliye simetrik olmayan bir plan düzenine göre avlu içerisinde yer almaktadır. Külliyeyi oluşturan medrese, türbe ve sebil güney ve batı yönlerindeki kesme taş duvarlar içerisine alınmıştır. Ayrıca ana caddeye bakan avlu duvarının türbe hizasına sivri kemerli demir şebekeli pencereler açılmıştır. Avlu duvarı ile medrese arasındaki bahçe XVIII. yüzyılın sonlarında hazireye dönüştürülmüştür. Böylece içerideki mezarların dışarıdan görünebilmeleri için duvarın bir bölümü yıktırılmış ve barok üslupta bir kemerle yükseltilmiştir. Yapı topluluğunun basık kemerli avlu giriş kapısı da bu cephenin üzerindedir. Bunun biraz ilerisinde cadde ile sokağın kesiştiği yere de sebil yerleştirilmiştir.

    Medrese Klasik Osmanlı üslubunda yapılmıştır. Dikdörtgen planlı, revaklı avlulu olan medresenin üç tarafı hücrelerle çevrilmiştir. Dershane-mescit ise Osmanlı medrese planlarının geleneksel düzeninden ayrı olarak medrese hücrelerine bitiştirilmiştir. Böylece dershane revakı hem medreseye, hem de dershaneye girişi sağlamıştır. Avlu çevresindeki medrese hücresi on altı adet olup, hepsi kare planlıdır. Üzerleri kubbe ile örtülüdür. Hücreler avluya birer kapı ve birer pencere ile dışarıya ise altlı üstlü iki pencere sırası ile açılmıştır. Bunlardan alt sıra pencereler dikdörtgen söveli, üst sıradakiler de alçı şebekeli sivri kemerlidir. Hücrelerin önündeki baklava başlıklı on dört sütun birbirlerine kemerlerle bağlanmış, üzerleri de kubbelerle örtülmüştür.

    Medresenin iç avlusunda sekizgen planlı bir şadırvan bulunmaktadır. Bu şadırvan baklava başlıklı sekiz sütunun taşıdığı bir çatı ile örtülüdür. Şadırvanın ortasına sekizgen planlı mermerden yapılmış bir de havuz eklenmiştir. Ayrıca avlu içerisine bir su kuyusu ile mermerden su teknesi de eklenmiştir.

    Medresenin batısında bulunan dershane-mescit Erken Osmanlı mimarisini anımsatacak biçimde ters T planı göstermektedir. Önünde iki sütun ve bir paye üzerine oturmuş üç gözlü bir revaka yer verilmiştir. Bu revakların iki bölümü kubbe diğerleri de tonozla örtülüdür. Dershanenin duvarları bir sıra taş ve üç sıra tuğlanın alternatifli olarak örülmesinden meydana gelmiştir. Dershanenin üzeri sekizgen kasnaklı tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe içerisindeki kalem işleri XIX. yüzyılın sonlarında yapılmıştır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  12. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Şehzade Mehmet Medresesi



    [​IMG]
    İstanbul ili Eminönü ilçesi, Şehzadebaşı’nda Kanuni Sultan Süleyman’ın (1520–1566) kendisinden sonra padişah olmasını arzu ettiği Şehzade Mehmet’in ölümü üzerine yaptırmış olduğu külliyenin bir bölümünü medrese oluşturmaktadır. Caminin kitabesinden öğrenildiğine göre külliyenin yapımına 1544 yılında başlanmış ve 1548 yılında da tamamlanmıştır. Medresenin giriş kapısı üzerindeki kitabeden 1546–1547 yıllarında yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Medrese kesme köfeki taşından yapılmış olup, yapı topluluğunun dış avlu kuzey duvarını oluşturmaktadır. Klasik Osmanlı medrese mimarisinden simetrik olmayışından ötürü ayrılmaktadır. Dershane ve 20 medrese hücresinden meydana gelmiştir. Medrese hücrelerinin önünde yuvarlak mermer sütunlar baklava başlıklı olup, birbirleri ile yuvarlak kemerlerle birleştirilmişlerdir. Bunların üzeri kubbe ile örtülüdür. Revakların arkasındaki medrese hücreleri kubbeli olup, avluya bir kapı ve bir de dikdörtgen söveli pencere ile açılmaktadır. İçlerinde ocak ve dolap nişleri bulunmaktadır. Girişin karşısına bir eyvan ve helâlar yerleştirilmiştir. Dershane kısmının içerisinde bulunan mihrap burasının aynı zamanda mescit olarak da kullanıldığını göstermektedir.

    İstanbul medreseleri arasında üst düzey eğitim veren bir kurum olup, zamanla harap olmuş, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. 1950 yılından sonra da Yüksek Eğitim Kız Öğrenci Yurdu olmuştur.

    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  13. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Seyyid Hasan Paşa Medresesi


    İstanbul Eminönü ilçesi, Beyazıt Vezneciler’de, Kimyager Derviş Sokağı üzerinde bulunan bu medrese Sultan I. Mahmut (1730–1754) dönemi sadrazamlarından Seyyid Hasan Paşa tarafından yaptırılan külliyenin medresesidir. Külliye medresenin yanı sıra sıbyan mektebi, sebil, çeşme ve dükkânlardan meydana gelmiştir. Mimarbaşı Çelebi Mustafa Ağa tarafından yapılmıştır.

    Medrese fevkâni olarak kesme köfeki taşı ve tuğladan yapılmıştır. Zemin katın ortasında giriş kapısı, bunun iki yanında beşik tonozlu ikişer dükkâna yer verilmiştir. Sol taraftaki dükkânların yanında sıbyan mektebinin kapısı ile çeşme ve sebil bulunmaktadır. Giriş kapısı kesme köfeki taşından yuvarlak kemerlidir. Üzerine Şair Nimet’in on sekiz mısralık talik yazılı kitabesi yerleştirilmiştir. Giriş kapısından merdivenle çıkılan üst katta medrese ve sıbyan mektebi bulunmaktadır.

    Dershane kısmı konsolların yardımı ile zemin katın üzerine oturtulmuştur. Buradaki medrese hücreleri sekiz tane olup, revaklı avluyu L şeklinde kuşatmaktadır. Medresenin üst katı bir sıra taş, üç sıra tuğla ile yapılmıştır. Medresenin beş hücresi sol yan cephede olup, burası on sekiz pencere ile dışarıya açılmaktadır. Bunlar dikdörtgen mermer söveli olup, demir parmaklıklıdır. Ayrıca sağ yan cephede bulunan dershane-mescit ile pencereler de dışarıya açılmaktadır. Yapının tümü iki sıra halinde kirpi saçaklıdır. Medrese içerisindeki dershane bölümü tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Buradaki kalem işleri barok üslupta olup, yapının tümünde başka bir bezemeye rastlanmamaktadır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  14. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Cafer Paşa Medresesi


    İstanbul ili Eyüp ilçesi, Merkez Mahallesi’nde Kalenderhane Caddesi ile Kızıl Değirmen Sokağı’nın birleştiği yerde bulunan medrese, dergâh ve türbeden meydana gelen yapı topluluğunu XVI. yüzyıl vezirlerinden Cafer Paşa yaptırmıştır. Külliyenin dergâh üzerindeki manzum kitabesindeki ebcet hesabına göre yapı topluluğu 1575 yılında yaptırılmıştır.

    Medrese on oda ve bir de dershaneden meydana gelmiştir. Avlu etrafında U şeklinde sıralanmış medrese hücreleri ve dershane kesme köfeki taşından yapılmıştır. Plan düzeninde dershane kısmı U şeklindeki planın kısa kenarındaki hücreye bitiştirilmiştir. Kare planlı olup, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. İç kısmında girişin karşısına gelen bir mihrap nişi, bunun iki yanında da birer dolap bulunmaktadır. Dışarıya girişin iki yanında, dergâha yönelik cephesinde de dikdörtgen söveli ikişer penceresi bulunmaktadır. Medrese hücreleri U planının kısa kenarında üçer tane, uzun kenarında da altı adettir. Bu hücrelerin üzerleri pandantifli kubbeler ile örtülmüş, dışarıya ikişer pencere ile açılmışlardır. Medresenin avluya yönelik cepheleri taş ve tuğladan, arka cepheleri ise moloz taşla örülmüştür.

    Yapı topluluğu Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1975 yılında restore edilmiştir. Günümüzde Kuran Kursu olarak kullanılmaktadır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  15. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Fatih (Eyüp Sultan Cami) Medresesi



    [​IMG]
    İstanbul Eyüp ilçesi, Eyüp Camisi’nin avlusunda bulunan bu medrese Fatih Sultan Mehmet (1441–1446/1451–1481) döneminde Eyüp Sultan Külliyesi ile birlikte yaptırılmıştır. Neşri Tarihi’nde “Ebu-Eyyüb-ı Ensari’den bir imaret ve bir medrese ve bir cami ve bir hamam yapılmıştır” yazılıdır. Fatih Sultan Mehmed’in vakfiyesinde de “cami hariminde her neci güzelliklerle bezenmiş ve kubbelerle süslü, altı hücreli değerli bir medrese bina etti” yazılıdır.

    Ekrem Hakkı Ayverdi bu medrese odalarının on altı tane olduğunu belirtmiştir. Bu medresenin hücreleri cami revakından başlayarak türbenin sağ ve soluna kadar uzanıyordu. Sağ taraftaki medrese odalarının bulunduğu yere sonradan Beşir Ağa Türbesi, Cüzhane; sol tarafındaki hücrelere de Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa’nın türbesi yapılmıştır.

    Medrese cami ile birlikte 1766 depreminde zarar görmüş, 1798 yılında cami yenilenmişse de medrese odaları tamamen ortadan kaldırılmış ve bugün avluya dönüştürülmüştür.

    Küçük Emir Efendi 1528 yılında ölümüne kadar bu medresede ders vermiştir.

    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  16. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    İsmihan Sultan (Sokullu Mehmet Paşa) Medresesi


    İstanbul Eyüp ilçesi, Cami-i Kebir Caddesi’nde Sokullu Mehmet Paşa Türbesi’nin karşısında bulunan bu medrese kitabesinden öğrenildiğine göre, Yavuz Sultan Selim’in (1512–1520) kızı İsmihan Sultan tarafından 1568 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

    Medresenin avlu kapısı üzerinde üç satır halinde Arapça bir kitabe bulunmaktadır:

    “Hazret’üs-Sultan bint-i Han Selim
    Ehl-i Hayrât alâ vü ceh’ül-umum.”

    Medresenin 12 mısralı tarih beyti:

    “Kâle târihen nihadi behâ
    İnhâ dar’üd-tahsil-i ulum
    976 (1568).”

    Medrese hücrelerine açılan kapısında kitabe bulunmamaktadır. Kesme köfeki taşından yapılmış olan medrese odaları dikdörtgen bir avlunun iki tarafına yerleştirilmiş on dokuz hücreden meydana gelmiştir. Avlunun iki tarafında sıralanmış olan hücrelerin on dokuzu öğrenci odası, biri giriş holü ve ikisi de eyvandır. Eyvanlardan biri iç, diğeri de dış avluya bakmaktadır. Dış avluya bakan eyvanın yanında iki odalı bir hizmet bölümüne yer verilmiştir. Avluyu çevreleyen duvarlar kapılar dışında sağırdır. Hücreler birbirinin eşi ölçüdedir. Bu hücrelerin üzerleri 3.40 m. çapında pandantifli kubbelerle ile örtülü olup, içlerinde ocak ve dolap nişleri bulunmaktadır. Medresenin girişi dershanenin hemen altında yer almaktadır. Hücrelerin önünde üzerleri kubbeli ikisi mermer, diğerleri de köfeki taşından yirmi dört sütunlu bir revak bulunmaktadır.

    Medresenin dershanesi hücrelere göre daha yüksek olup, üzeri kurşun kaplı bir kubbe ile örtülüdür. İç mekân altta dikdörtgen söveli altı pencere, üstte de alçı şebekeli, vitraylı üç pencere ile aydınlatılmıştır. Kubbenin içerisi XIX. yüzyılda yapılmış kalem işleri ile bezelidir. Ayrıca avlunun orta yerine de dikdörtgen bir şadırvan yerleştirilmiştir.

    Dershane-mescit Sokullu Mehmet Paşa’nın eşi İsmihan Sultan adına yaptırılmış olup, önünde tek kubbeli küçük bir revakı bulunmaktadır. Dershane on iki köşeli kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. İç mekândan kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. Medrese ile birlikte dershane de üç sıra tuğla hatıllı köfeki taşından yapılmıştır.

    Medrese Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1957 yılında onarılmıştır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  17. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Zal Mahmut Paşa Medresesi


    İstanbul ili Eyüp ilçesi, Defterdar Caddesi ile Zal Paşa Caddesi arasında bulunan Zal Mahmut Paşa Külliyesi’ni Kanuni Sultan Süleyman’ın (1520–1566) sadrazamı Zal Mahmut Paşa ile karısı Yavuz Sultan Selim’in (1566–1574) kızı Şah Sultan tarafından cami, medrese, türbe ve çeşmeden oluşan bir külliye olarak yaptırılmıştır. Bu yapı topluluğunun üzerinde kitabesi olmadığından yapım tarihi konusunda kesin bir tarih verilememektedir.

    Yapı topluluğunun bölümlerinden biri olan bu medresenin, Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tuhfetü’l Mimarin’de ismi geçmektedir. XVI. yüzyılda yapılmış Klasik Osmanlı medreselerinden bir örnektir. Medresenin 1580 yılında cami ile birlikte yapıldığı sanılmaktadır. C.Baltacı medresenin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki arşiv kayıtlarına göre 1579–1580 yıllarında fevkâni olarak yapıldığını belirtmiştir. Yapı topluluğunun 1569–1570 tarihli vakfiyesinde medresenin 9 danişmende ikişer akçe, müderrise de 30 akçe verildiğini yazmaktadır.

    Medrese arazi eğiminden ötürü kuzey doğu yönünde, caminin yan sahnının aşağı kotunda kalmıştır. Kot farkından ötürü de medrese hücreleri alt yapı üzerine oturtulmuştur. Bu nedenle de simetrik olmayan bir düzen yapıya hâkim olmuştur. Medrese hücreleri caminin karşısında U şeklinde avlu etrafına sıralanmış, üzerleri kubbeli on üç oda ve bir dershaneden meydana gelmiştir. Dershane hücrelerin bir köşesindedir. Revaklar yalnızca iki oda grubunun önünde kalmış, arazi eğiminden ötürü de güneybatıdaki odaları üzerleri aynalı tonozlu dikdörtgen planlar halinde düzensiz olarak yapılmıştır. Caminin son cemaat revakı ile medrese revakları arasında bazı uyumsuzluklar görülmektedir.

    Medresenin üst katındaki avlusu merdivenle aşağı kottaki avluya bağlanmıştır. Alt kattaki avluda ise değişik biçimde üst örtüleri ile dikkat çeken, kuzey tarafında altı, bunun sağında da dört oda yer almakta olup, simetrik olmayacak şekilde yerleştirilmiştir. Doğu tarafındaki üzeri kubbeli üç oda, tonozlu bir büyük oda ve yüksek kubbeli bir dershane bulunmaktadır. Odaların önüne de sütunlu bir revak eklenmiştir.

    Medrese külliye ile birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1960 yılında onarılmıştır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  18. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Behram Kethüda Medresesi


    İstanbul Eyüp ilçesinde Mahpeyker Kösem Sultan’ın kethüdası olan Behram Kethüda’nın yaptırmış olduğu medresenin ismine kaynaklarda rastlanmakla beraber, Eyüp’teki yeri ve yapım tarihi bilinmemektedir. Behram Kethüda’nın 1646 yılında ölümünden önce yapıldığı sanılmaktadır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  19. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Cezeri Kasım Paşa Medresesi


    İstanbul Eyüp ilçesi, Çömlekçiler civarında, Zal Paşa Caddesi ile Akar Çeşme Sokağı’nın bulunduğu yerdeki Cezerizade Kasım Paşa’nın 1515’te yaptırmış olduğu camisinin avlusunda bulunan medrese günümüze gelememiştir. Kaynaklarda ahşap olduğu belirtilen bu medresenin mimari yapısı ile ilgili de bilgi bulunmamaktadır. Necmeddin Mehmed Efendi bu medresede ders vermiş ve caminin mihrabı önüne gömülmüştür.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     
  20. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Defterdar Nazlı Mahmut Efendi Medresesi


    İstanbul ili Eyüp ilçesi Çömlekçiler semtinde, Defterdar Caddesi’nde bulunan 1541 yılında yapılmış Defterdar Camisi’nin yanındaki medrese günümüze gelememiştir. Medrese ile ilgili olarak yalnızca Hüseyin Ayvansarayi Hadikat’ül Cevami adlı eserinde bazı bilgiler vermektedir:

    “Ahşap medrese, mütevelli reyi ile evli olanlara oda oda kiraya verilmiştir.”

    Bu medresenin yanındaki sıbyan mektebi ile birlikte 1766 yılında yıkıldığı sanılmaktadır.


    Kenthaber Kültür Kurulu
     

Bu Sayfayı Paylaş