İstanbul Düşleri...

'Makaleler-Denemeler' forumunda semyav5mitq tarafından 23 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    İstanbul Düşleri... konusu [​IMG]

    İstanbul Düşleri...

    Yine akrep İstanbul’da durdu ,yelkovan düşü çeyrek geçe…


    "güz sarartısı gölgen düşmüş ,
    şehri İstanbul´um üstüne...
    gün batımına kızıllığı,
    şafağına morluk yakıştırsada zaman...
    mavin sinmiş gözbebeklerime...
    grilik yakışmıyor sana
    ey şehri İstanbul´um!...

    .................................sen ki güz sarartısı renkleri döşerken
    .................................şehri İstabul´um üstüne...
    .................................ben düşlerimi yatırıyorum
    ................................ muhteşem görüntünün eğreti döşeğine..."

    Tüm zamanlar toplaşmış kapımı zorlarken ,ben anıları süpürmenin telaşında eteklerime çamuru bulaşmış dünki İstanbul’u ayıklıyordum düşlerimden…

    Çaresiz, arınmışlığımın yarımsılığıyla araladım kapıyı ,üzerime devrilmeden zamanlar…

    Oysa şavkı duruyordu hala ,saçlarımın kıvrımlarında ve gözbebeklerimden henüz doğuyordu aydınlık bir sabahla İstanbul … İstanbul döşeğinde ise aciz bir kul!

    Devrilen güne ,kavuşmanın muştusu değmiş bir sözle ,yollara düşmüş ruhumun ışıkla parçalanışına şahitken martılar ,selama durmuş üç beş varlıktı selamsızlığımdan utandıran… İstanbul çakmak çakmak bakıyordu bana ,uzaktan uzağa…

    Sonra kardım kendimi şafakla doğan güneşin göz kamaştıran kıvrımlarına …Mevsimi şaşırtan ,ayıltan bir aydınlıktı evreni zamansız ısıtan…Ve beni zamansızlıkta avutan…

    Ne öksüzlüğümdü hüznüme katık olan ,ne hüznümdü kederden arta kalan…Sözsüzlüğümdü aydınlığın ortasında sereserpe duran…

    Öylece mahsun…Öylece suspus… Konuşmak gözlere yakışırdı o vakit …Söz utanırdı dilde durmaktan…

    İstanbul yatağında milyonları doğuran ana vatan …Bense anneye hasret bir yavru ,şefkat arayan…Dizlerinin dibine çöküşümle başlayan ağıtlar yağmur olup aktı kentin sokaklarına… Yağmur kente karışırken ,kent kanıma karışıyordu İstanbul kokulu her nefes alışımda…

    İstanbul’u İstanbul yapan ne varsa karışmıştı çoktan kanıma…Yüzümün rengi renksizliğe çalıyordu…Zaman mekansızlığı karıyordu ruhumun her sarsıntısında…

    İçimin haykırışları hıçkırıklara dönüşecekken ,göz bebeklerinden şefkat akan bir bakışla düğümleniyordu her hıçkırık ,sesi içre dönen…

    Tükenişime ramak kala ,kulaklarımı delen bir sesle uyan diyordu çanlar !
    Uyan!
    Üsküdar’da sabah oldu!...

    Sabah olmuştu çoktan İstanbul düşü sahile vurmuş öylece uzanıyordu ışıklar altında…Ve ben İstanbul’a benziyordum yüzümü yıkarken baktığım her aynada…
    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş