İstanbul 2010’da dinlenilmesi gereken bir CD

'Köşe Yazıları' forumunda Dine tarafından 18 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İstanbul 2010’da dinlenilmesi gereken bir CD konusu JORDI SAVAL’i meraklısı bilir. İstanbul’da da dinlemişler, CD’lerini almışlardır.


    Yeni ISTANBUL CD’sini dinledim.(1)
    Dimitrie Cantemir’in (1673-1723 / Dimitri Kantemir) eserlerinden oluşuyor. Türk müziği sazlarını, bizim tanıdığımız usta, virtüöz adlar çalıyor.
    İstanbul’a konsere geldiğinde, ona Kantemiroğlu Edvarı armağan edilmiş. Onu inceleyerek, Osmanlı dönemi müziği üzerine yoğunlaşmış.
    Bizden ve başka ülkelerden müzikçileri bir projede birleştirerek bu CD’yi oluşturmuş.
    Savall, kozmopolit İstanbul’un müzik gergefinde iç içe geçişleri işlemiş.
    Kantemir’in Kitabü’ İlmi’l-Mûsıki ‘alâ Vechi’l-Hurûfât isimli eseri son derece önemli kitaplardandır.
    Savall’in CD’sinde, Sefaradların ve Ermenilerin müziğinden de örnekler var.
    İstanbul 2010’da usta bir şef, müzikçi ve icracıdan bu müzikleri dinlemenin, Türk kültürünü anlamada, algılamada yararı olacağı kanısındayım.
    Albüm kitapçığı gerçekten bütün yabancı dinleyicileri doyuracak nitelikte. Başta Türkçe olmak üzere birçok dilde yazılar yer alıyor.
    Büyük tarihçi Halil İnalcık’ın Dimitrie Cantemir (Kantemiroğlu) için düşüncesini okurlarıma aktarmalıyım: “Prens Kantemir, Batı kültürüne pencere açan ilk kişidir.”
    ENİS BATUR’UN ROMAN KAHRAMANI
    SERHAN YEDİG’in(2) Jordi Savall ile yaptığı konuşmadan CD’ye ve İstanbul’a dair önemli bölümleri okumanızı isterim.
    Savall’in burada müziğimizi inceledikten sonra, birtakım saptamalarını yeniden gözden geçirdiği gerçeği çok önemli.
    “İstanbul albümünde Türk müzikçilerle çalışmak, erken dönem İspanol müziğine bakışımı değiştirdi.
    Farklı bir kültürden geliyorum, beğenilerim farklı. Kantemiroğlu Edvârı’ndaki 355 eseri incelemeye başlarken, bu repertuvara yaklaşımımın bir Türk’ten farklı olacağının bilincindeydim. Osmanlı eserlerini, bu gelenek içinde birbiri ardına icra etmeye başladığınızda, kimi zaman Batılı dinleyici için çok uzak, yabancı gelebilir. Müzikal derinliği, zenginliği kavranamayabilir. Eğer kültürler arasında büyük fark varsa, bir araya getirirken adım adım yürümek gerekir. İstanbul albümü benim için ilk adımdı...”
    Eylül ayında Sel Yayınları’ndan yayınlanan Sır: Bir Oynaşı adlı kitabında iyi yazar Enis Batur, Jordi Savall’i kitabının kahramanları arasına koymuştu. Savall’i kitabının kahramanı olarak seçmesinin nedenini çaldığı enstrümana bağlayan Enis Batur verdiği bir röportajda bunu şöyle açıklıyor: “Viyola da gambanın, insan sesine en yakın sesleri çıkaran çalgı olması, onu neredeyse bir şahıs olarak görmeme yol açtı. Fısıldıyor, sesleniyor, bağırıyor, çığlık ya da kahkaha atıyor, inliyor, bir dolu ara ses çıkarıyoruz. Öteki kefede sessizce acı çekmeyi, ağlamayı, içimizden gülmeyi, susmayı öğreniyoruz. Hangi türden müziği dinlersek dinleyelim, enstrümanlar aracılığıyla kulağımızdan içimize, beynimize ve ruhumuza yayılan karşılıkları var hepsinin. (...) Edebiyat bir anlamlandırma, anlamlar arası ilişkiler örme sanatıdır. Gelgelelim, müzik karşısında acizleşiyor. Bu soruna sokulmayı denedim Sır ’da.”(3)
    * * *
    2010’da Jordi Savall’ın bu CD’sinin değişik konserlerde çalınmasını bekliyorum.

    (1) Istanbul, Dimitrie Cantemir, Le Livre de la Science de la Musique, Jordi Savall, Alivox.
    (2) Osmanlı müziğini Avrupa erken dönem müziğiyle tanıştırdı - Jordi Savall söyleşisi, Serhan Yedig, Adante, Ocak 2010, s. 50.
    (3) Enis Batur okurla ‘Sır’rını paylaşıyor, Enis Batur Söyleşisi, Çağlayan Çevik, Hürriyet Keyif, 1 Kasım 2009.



    Doğan Hızlan / Hürriyet
     

Bu Sayfayı Paylaş