İsmail Acarkan - ölümü özlemeyen aşkı anlayamaz

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda DilzaR tarafından 4 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İsmail Acarkan - ölümü özlemeyen aşkı anlayamaz konusu İsmail Acarkan'ın kitabı

    Kitabın kısaca özeti...

    Gönlünüzde size yabancı olan, size ait olmayan ama size emanet bırakılmış sevgileriniz olmadı mı hiç? Olmuştur, şaşırmayın buna. Aksine yaşayın bu aşkı. Çünkü o aşk güzeldir. O aşk size Allah’tan bir lütuf olarak verilmiştir.
    (sf:13)

    Herkes sevmenin zorluğunu yüklenemez. Size bu sevgi verilmişse onu göğüsleyebilecek güç de verilmiştir zaten. (sf:13)

    İnsanların çoğu kedilerin patiklerine benzer. İlk tutuşta yumuşacıktırlar. Onları kucaklamak istersin. Ama bencilliklerine dokunan en küçük bir olayda sana tırnaklarını gösterirler.
    (sf:16)

    Aslında onu anlamak isteyişim kendimi anlamak isteğimden geliyordu.
    (sf:17)

    Sanırım benim ona karşı duyduğum hayranlık ve zayıflığı hissediyor, benim için benden kaçıyordu.
    (sf:17)

    Şefkatten bir şey beklenir, aşktan her şey. Öyle ki seven sevdiğini öldürebilir bile. Sevgi sonsuzlaştığı zaman seven sevgilisine karşı ütopik bir gizem kazanır. Bundan sonra seven sevdiğine yaklaşmaz.onunla karşılaşmaktan çekinir.
    (sf:17)

    Bir insanın bize sığınması, başını omzumuza dayayıp huzur bulması ne kadar da mutlu ediyor bizi. Acaba güçlü oluşumuz bir başkasının zayıflığına mı bağlıdır?
    (sf:18)

    Ancak güçlü insanlar sevebilir,zayıflar sevdiklerinde ya köle olurlar ya da sevdiklerini kendilerine köle yaparlar. Halbuki sevgi öyle bir çiçektir ki kafesi kendine yer kabul etmez. Çünkü sevgi direkt Allah’tandır. Bu yüzden
    sevgi zamandan ve mekandan münezzehtir. Zamanın ve mekanın kanunları onu etkilemez. Aksine sevgi zaman ve mekanı etkiler.
    (sf:18)

    Özgür insanların sevgisi anlamlıdır bence... Beni seven bir insanın isyanı, mecbur olduğu için bana yapacağı
    kölelikten çok daha değerlidir.
    (sf:18)

    Sır anlatılmayan değil, anlaşılmayandır.
    (sf:24)

    Düşün bir, bilgi sana cesaret mi verdi yoksa korku mu? Çocuklar niye cesurdur biliyor musun, bilmedikleri için.
    Çocuk susadığı zaman su ister annesinden... Bir köşeye oturup sitem etmez annesine... Sen ise bana susadığın halde beni benden istemiyordun.
    (sf:28)

    “Kim O’na güzel bir borç verirse”
    İşte sen
    Benim O’na
    Güzel borcumsun.
    (sf:36)

    Kalbini vermemek hakkını kim verdi sana?
    (sf:45)

    Ben her insanı kalbime misafir edebilirim. Çünkü kalbimden eminim. Kalbime misafir edeceğim insanı rahatsız edebilecek tüm tuzaklardan temizledim kalbimi. Ama... kimsenin kalbine girmek istemiyorum. Çünkü bilmiyorum nelerle karşılaşacağım. Hangi tuzaklar bekliyor beni, bilmiyorum. Ve bilmiyorum, O bunlardan haberdar mı?
    Onun için ey dostum! İnsanları pencerelerden seyret. İçlerine girme. Cesaretin varsa içine al.
    (sf:55)

    Bir insan arıyorum, hiç tanımadığım. Omuzuna dayanıp sığınmak istiyorum sıcaklığına. Onunla hiç konuşmak istemiyorum. Ruhumdaki fırtına dinince hiçbir şey söylemeden ayrılmak istiyorum. Ama kim?
    (sf:58)

    Sevgi tutsaklık değildir hiçbir zaman. Sevgi hapsetmez seni yaşatır. Sevgi salar, sevgi özgür kılar.
    (sf:64)

    Her şey zamanında güzel ve zamanında anlamlı. O anı kaçırdıktan sonra yaşamanın bir anlamı yok ki. Belki de bütün tadlar ilk yudumda gizli. Bizse hep son demlerimizin, son yudumlarımızın güzel ve kalıcı olmasına çalışırız.
    (sf:66)

    Tanrı, seni ne yalnız kendim için ne yalnız O’nun için sevmemi istemiyor. Özdeş bir duyguyla seni sevmemi istemiyor benden. Sana O’nun gözüyle bakınca esirgiyor seni benden.kendi gözlerimle bakınca kaçırıveriyor seni. Seni sevmemi istiyor ya benden, yalnız seni sevince “unuttun beni” diyor bana. Seni bırakıp O’na gidince “Niçin O’nsuz geldin?”diye soruyor bana. Ben bu işten çıkar yol bulamadım. Bu sevgi sanırım seninle ve O’nunla anlamlı. Ne O’nsuz ne de sensiz anlamı yok bu aşkın. Ama ben seni ne kadar çok sevsem de benden önce Allah’ı görmelisin sevgili! Çünkü benden önce O seviyor seni.
    (sf:78-79)

    Bu sevgiyi isteyen ve dileyen ben değilim ki! Bunu ben Allah’tan emanet almışım. Allah ki o kula sevdiğini apaçık söylemiyor. Benim dilimle döküyor bunu.
    (sf:82)

    Beyinlerinizle değil kalplerinizle yargılanacaksınız.
    (sf:114)

    Ruhun dudaklarını kullanıyorsa öpebilirsin. Yok eğer dudakların ruhundan kopmuşsa lütfen dur, öpme.
    Yusuf ile Züleyha birbirine sarılsaydı Yusuf üşürdü, Züleyha içinse Yusuf biterdi.
    (sf:124-125)

    Kalplerimiz biz doğmadan önce borçlanmışlardır birbirlerine.
    (sf:137)

    Seni senin için seviyorum. Bu yüzden senden hiçbir şey istemiyorum. Seni kendim için sevseydim senden her şeyi isterdim.
    (sf:153)

    Sahip olma duygusundan sıyrılmayan insan gerçek sevgiye ulaşamaz.
    (sf:153)

    Şiddetli bir evet bazen hayıra dönüşür. Sevgiliyi o kadar istersin ki onun gel deyişine hayır dersin. (sf:153)

    Bazen sevgililer karşılaştıklarında birbirlerine sitem eder, kırarlar. Ya da hiç konuşmazlar. Bu sürekli beraberlik isteğinin böyle kısa buluşmalara sitemidir. Ya da kalpte sevilenle dışarda görünen arasındaki farklılığa aşkın isyanıdır.
    (sf:157)

    Aşk iki insanın tekleşme yarışıdır.
    (sf:161)

    Allah aşk dışındaki her şeyi seçmeden herkese verir. Yağmur kötünün de iyinin de üstüne yağar. Ama aşkını yalnız seçtiklerine verir.
    (sf:162)

    Belki de sevgi acının bir meyvesidir.
    (sf:167)

    Allah’ım bana bu sevgiyi göğüsleyebilecek daha çok güç ver. Allah’ım bana göğüsleyebileceğimden de çok, çok, daha da çok sevgi ver!
    (sf:171)
     

Bu Sayfayı Paylaş