İslam'da Din ve Vicdan Hürriyeti

'İman ve İslam Forumu' forumunda DeMSaL tarafından 18 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İslam'da Din ve Vicdan Hürriyeti konusu din ve vicdan özgürlüğü - İslamda din ve vicdan hürriyeti - din ve vicdan özgürlüğü hakkında



    Yaratılmışların en şereflisi olan insanın; yeme, içme ve barınma gibi maddî ihtiyaçlarının yanında, inanma ve ibadet etme gibi manevi ihtiyaçları da vardır. Çünkü insan, Allah'a ibadet etmesi için yaratılmıştır (Zariyat Süresi: 5). Yüce Allah (c.c.); her şeyi insan için var etmiş ve insana sayamayacağı kadar çok nimet vermiştir. İbadet görevini yapabilmesi, salih ameller işleyebilmesi, kötülüklerden korunabilmesi böylece dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayabilmesi için insana akıl, irade, vicdan, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırabilecek yetenek vermiş, bununla yetinmemiş ilk insandan itibaren rehber olmak üzere peygamber ve kitaplar göndermiştir.

    Peygamberle insanları iman, ibadet, takva, güzel ahlak ve iyi işler yapmaya ve günah olan söz, fiil ve davranışlardan sakınmaya davet etmişler, ancak onları bu konuda zorlamamışlardır. Çünkü Yüce Allah (c.c.), insanı; malı ve evladı, hayır ve şer, iyilik ve kötülük... kısaca hayatı ve ölümü ile imtihana tabi tutmuştur, imtihan halinde olan insanın iradesinde hür olması gerekir. Nitekim Yüce Allah Kur'an'da:
    "(Ey Peygamberim! insanlara) de ki: Hak Rabb'inizden (gelmiş)tir. Öyle ise dileyen iman etsin dileyen inkar etsin" buyurmuştur. (Kehf Suresi: 29) Bu hürriyet içerisinde iman edenler de inkar edenler de olmuştur. Allah (c.c.) insanları iman ve ibadete zorlamamıştır. Çünkü dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi: 256) Eğer zorlasaydı yer yüzünde iman edip ibadet etmeyen hiç kimse bulunmazdı. Bu gerçeği Yüce Allah Kur'an'da şöyle bildirmektedir: "(Ey Peygamberim!) Eğer Rabb'in dileseydi yer yüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen iman etsinler diye insanları zorlayacak mısın?" (Yunus Suresi: 99)

    Peygamberler, insanları dine zorlamak için değil, dini tebliğ etmek ve din kurallarını sözlü ve uygulama olarak açıklamak üzere görevlendirilmiştir: "(Ey Peygamberim!) Sen ögüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin, insanların üzerinde bir zorba değilsin" (Ğaşiye Süresi: 21-22) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.

    Aziz Müslümanlar!

    İman edip, ibadet eden veya inkar edip isyan eden kişi her ne yaparsa kendisi için yapmış olur. Peygamber, sadece insanları hakka, doğruya, iyiye ve güzele davet eder, onlara yol gösterir, inkar edip isyan edenlerin dünya ve ahiretteki cezalarını, iman edip ibadet edenlerin de mükafatlarını bildirir. İman ve ibadeti veya inkar ve isyanı tercih edecek olan insanın kendisidir. İnsan bu tercihine göre mükafat veya ceza görecektir.

    İman ve ibadetin Allah katında kabul olması için zorlama olmadan kişinin hür iradesiyle ihlas ve samimiyetle yapılması gerekir. Zorlama ile ne iman olur ne de ibadet. Zorlama ile yapılan iman, gerçek iman değil, zorlama ile yapılan ibadet de gerçek ibadet değildir. Onun için Yüce Allah (c.c.), din konusunda zorlama yapmayı yasaklamıştır.

    Değerli Müminler!

    Yüce Allah, insanları iman ve ibadet etmeye zorlamayı yasakladığı gibi, iman ve ibadet etmek isteyen herhangi bir insana engel olmayı da yasaklamıştır.

    Çünkü insan, doğuştan din duygusu ile yüklü olarak yaratılmıştır. Hak veya batıl, doğru veya yanlış, her insanın bir inancı vardır. Müslüman olarak bize düşen görev; dinimizi öğrenmek, yaşamak, hikmet ve güzel öğütle insanlara anlatmaktır, insanları dine zorlamaya hakkımız olmadığı gibi, iman ve ibadetleri sebebiyle kınamaya veya iman ve ibadet etmelerine engel olmaya da kimsenin hakkı yoktur.

    Hutbemize şu ayet meali ile son verelim: "Kim salih bir amel işlerse, kendisi için işlemiş olur, kim de kötü bir amel işlerse, kendi aleyhine yapmış olur. " (Fussilet Suresi: 46)
     

Bu Sayfayı Paylaş