İslam büyüklerinden özlü sözler

'Dini Nickler' forumunda Mavi_Sema tarafından 29 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İslam büyüklerinden özlü sözler konusu İslâm Büyüklerinden Özlü Sözler


    ACELE

    İki şey, aklı ve tedbiri bozar; biri acele etmek, diğeri de olmayacak şeyi istemek. (Hz. Ali)

    Acele her işte kötüdür. Yalnız şer ve kötülüğün defedilmesinde değil. (Hz. Ali)

    Acele şeytan işidir. Ama beş yerde öyle değildir; Misafire yemek yedirmekte, namazı vaktinde kılmakta, tövbe etmekte, kız evlâdı evlendirmekte, ölüyü defnetmekte. (Hâtem-i Esam)



    ADALET

    Kılıcın yapamadığını adalet yapar. (Kanuni Sultan Süleyman)



    AHLÂK

    Güzel ahlâk, suyun kiri yok ettiği gibi kusuru yok eder. (Hz. Ali)



    AHMAK-AHMAKLIK

    Aptallığın en büyüğü, övmede ve yermede aşırılığa kaçmaktır.

    İki şey ahmaklığa dalâlet eder: Hiç bir sebep yokken gülmek; sormadan haber vermek. (Malik bin Dinar)

    Ahmağı tanımakta en kesin ölçü, onun Allah’a inanıp inanmadığıdır. Böylelerinin deneysel bilgileri, marifetleri hiçbir değer ifade etmez. (İmam Rabbani)

    İlim cehaleti kaldırır, fakat ahmaklığa birşey yapamaz. (A.Arvasi)



    AKIL

    Bir adamın aklının derecesini soru sormasından anlarım. (Hz. Ömer)

    Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edeb gibi miraz, ilim gibi şeref olmaz. (Hz. Ali)

    Akıl kemal bulunca boş sözler zeval bulur (yok olur.) (Hz. Ali)

    En büyük servet akıldır. (Hz. Ali)

    Dünyalığı artınca sevinenler, hergün eksilmekte olan ömrüne üzülmeyenler arasında aklı noksan olmayan yoktur. (Ebû’d-Derda)

    Akıllı olan üç kimseyi hafife almaz; Alimleri, hükümdarları, dostları. Alimleri hafife alanın ahireti gider, sultanları hafife alanın dünyası gider, dostlarına mürüvveti olmayanın dostluğu gider. (Abdullah b. Mübarek)

    Akıl yeryüzünden kalksa bile hiç kimse akılsız olduğuna inanmaz. (Sâdi Şîrâzî)

    İki şey akıl hafifliğini gösterir: Konuşacak yerde susmak, susacak yerde konuşmak. (Sâdi Şîrâzî)



    ALAY ETMEK

    Şirkten sonra en büyük günah, insanlarla eğlenip alay etmektir. (Vehb ibni Münebbih)



    ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK (TEVÂZU)

    İbâdetlerin en faziletlisi tevazudur. (Hz. Aişe)

    Her kim kendisini kıymetli bilirse onun tevâzûdan nasibi yoktur. (Mâlik b. Dinar)

    Tevâzu yaptığın güzel işlere bakıp kendini beğenmemen ve şımarmamandır. (Ebû Süleyman Dârânî)

    Tevâzu kimden olursa olsun hakkı (doğruyu, gerçeği) kabul etmendir. (Fudayl b. İyad)

    İnsanoğlu topraktan yaratılmıştır, eğer toprak gibi alçakgönüllü olmazsa insan değildir. (Sâdî)

    Tevâzu ne dünyada ne de ahirette hiç kimseyi kendine muhtaç görmemendir. (Hamdun Kassar)

    Her türlü iyilik bir evde toplanmış ve onun anahtarı tevâzu olmuştur. Her türlü kötülük bir evde toplanmış ve onun anahtarı kibir olmuştur. (Yusun bin Hüseyin)



    Allah’I SEVMEK

    Ey kişi, kalbinde Allah sevgisinden başka bir şey olmadığı zaman bil ki çok zenginsin. (İbni Vefa)

    Bir kimse Allah’ı seviyor, O’na itaat ediyorsa sen de onu sevmek zorundasın. Çünkü iyi kimseyi seven Allah’ı sevmiş olur. (Ebû Said Hasan Basri)



    Allah İÇİN SEVMEK

    Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceleri ibadetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem, fakat gönlümde Allah’a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı bir nefret duymasam, bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göremem. (Abdullah bin Ömer)



    Allah KORKUSU

    Allah korkusuyla dökülen gözyaşları, ariflerin ibadetleridir. (Hz. Ali)

    Vezir, padişahtan korktuğu kadar Allah’tan korksaydı melek olurdu. (Sâdi)

    Kıyamet günü her göz ağlayacaktır. Ancak Allah Teâlâ’nın haram kıldıklarına bakmayan, Allah için uykusuz kalan, Allah korkusundan ağlayan gözler, ağlamayacaktır. (Safvan bin Süleyman)



    Allah KATINDA İYİ OLMAK

    Alla Teâlâ’nın senin hakkındaki bilgisi, insanların senin hakkındaki bilgisinden daha iyi olmalı. Bunun için yalnız olduğun zaman hal ve hareketine, insan içinde olduğundan daha çok dikkat etmelisin. (Hamdun Kassar)



    ANA-BABAYA HÜRMET

    Sen, babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder. (Hz. Ali)



    ARKADAŞ

    En büyük belalardan biri, anlaşamadığın halde ayrılma imkanın olmayan arkadaştır. (Muhammed er-Rasibi)

    Komşusu, akrabası ve arkadaşı tarafından iyi denen kimse gerçekten iyidir. (Hz. Ömer)

    Aralarında yaşayabileceğin samimi arkadaşlar edin; çünkü onlar iyi günlerde gönül şenliği, kötü günlerde yardımcıdırlar. (Hz. Ömer)

    Dünyada arsız kimseyle arkadaş olmak, ahirette insanı mahcub eder. (İmam Şafii)

    Ufak bir yanlış hareketinle üzülecek, darılacak kimseye çok güvenme. (İmam Şafii)



    BAĞIŞLAMAK

    Zalimleri bağışlamak yoksullara cefadır. (Sâdî)



    BAHTİYARLIK

    Allah’a itaat etmek, fakat reddedilmekten korkmak bahtiyarlık alameti; Allah’a asi olmak ama O’nun katında makbul olmayı ummak bedbahtlık alametidir. (Ebû Osman Nisaburi)



    BEDBAHTLIK

    Bir kimsesinin bedbaht olmasının alameti (işareti, belirtisi) üçtür: 1- Kendisini ilim verilip amelden mahrum bırakılması, 2- Amel verilip ihlâstan mahrum bırakılması, 3- Allah dostları ile sohbete nail olup onlara hürmetten mahrum olması. (Muhammed bin Fadl Belhi)

    Altı şey cehaled ve bedbahtlık eseridir: 1- Sebepsiz yere kızmak, 2- Gereksiz ve faydasız konuşmak, 3- Sırrını ifşa etmek, 4- Herkese güvenmek, 5- Dostunu düşmanını ayıramamak, 6- Yersiz ve zamansız nasihatte bulunmak. (Muhammed bin Mansur et-Tûsî)

    Beş şey bedbahtlık nişanıdır: Gönül katılığı; göz yaşarmazlığı; hayasızlık; dünya sevgisi; dünya için uzun endişe. (Malik bin Dinar)



    BİLGİ-BİLGİN (İLİM-ÂLİM)

    Bilgi zenginlikten üstündür. Çünkü zenginliği sen korursun, bilgi ise seni korur. (Hz. Ali)

    İlim adamları için yokluk içinde yaşadığı halde kanaat sahibi olmaktan daha değerli bir ziynet yoktur. (İmam Şafii)

    Kötülükten kaçmayan bilgin, ışık tutan bir kördür, başkalarına doğru yolu gösterir, ama kendisi göremez. (Sâdî)

    İlim bir avdır, onun kösteği yazmaktır. (Safiyyü’l-Hılli)

    Biz, ilmi yazmayan kişiyi, ilmi bilen kişi olarak kabul etmezdik. (Muaviye bin Kurre)

    İlim öğrenilen değil, yaşanandır. Yaşanmayan ilim geçmeyen para gibidir. (İmam Şafii)

    İlmin de ehli vadır. Onun ehlinden başkasına verirsen ziyan etmiş, ehline vermezsen ihanet etmiş olursun. (Süfyan bin Uyeyne)

    En güvendiğim sağlam amelim (çabam) ilmi yaymak için yaptığım çalışmadır. (Ata bin Meysene)

    Önce yol bil, sonra yol göster. Yolu görememişsen mürşitlik davasını bırak. (Nâsır-ı Hüsrev)

    İlmi ile amel etmeyen âlim, başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir. (İmam Gazalî)



    BİRLİK (TOPLULUK, CEMAAT)

    Halkın içinden kaçmak marifet değildir. Asıl marifet halkın içinde iken kendi içine dönebilmektir. (Ebû Bekir Şibli)



    BORÇ

    Borcunu azaltırsan hür yaşarsın, günahlarını azaltırsan rahat ölürsün. (Hz. Ömer)



    BÜYÜKLENME (KİBİR)

    Öğünmeyiniz! Hem topraktan yaratılmış hem de toprağa dönünce kendisini kurtların yiyeceği insanın övünmesi neye yarar! (Hz. Ebû Bekir)

    Hurma ağacına bakınız. Başı dik olduğu için Allah ona meyvelerini nasıl taşıtıyor. Kabak, kavun, karpuz gibi bitkiler ise yüzünü ve dallarını yere koyduğu için Allah onların meyvelerinin yükünü toprağa taşıtıyor. (Ahmed er-Rufai)

    Dindarsan kendini beğenmişliği bırak, kendini görmezsen Allah’ı görürsün. (Nasr-ı Hüsrev)

    Allah’a karşı isyan bayrağını çektiren günahların başında kibir gelir. (Avn İbn-i Abdullah)

    Bir günah ki kaynağı şehvettir, affa mazhar olacağı umulur; ama bir günah ki kibirden kaynaklanır onun için mağfiret umulmamalıdır. (Seriyyü’s-Sakati)

    Bir kimsede kibir varsa bu, söz söylerken soğan gibi kokar. (Mevlânâ)

    Dağları iğneyle kazmak, kalbden kibri söküp atmaya nazaran daha kolaydır. (Ebû Haşim Sofi)

    İsyanda olanların mahçup hali, benim için ibadette olanların mağrur halinden daha sevimlidir. (Yahya Vâiz)

    Kişinin kendini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna dalalet eder. (Hz. Ali)

    Bir Müslümanı küçük gördüğün zaman karşılığında iman ve irfan duygusunun azalışını görürsün. (Ebû Bekir bin Hamid Tirmizi)



    CÂHİL-CÂHİLLİK

    Câhilin yüz faydası bir zararını karşılamaz. (Nâsır-ı Hüsrev)

    Akraban da olsa câhille ilgini kes. Çünkü vereceği sıkıntı, sağlayacağı huzurdan fazla olur. (Nâsır-ı Hüsrev)

    Rızık, bilgi ile artsaydı câhilden zor geçinen olmazdı. (Sâdî)

    Âlim, ölse de yaşar; câhil yaşarken ölüdür. (Hz. Ali)

    İnsanların en câhili, ahiretini başkasının dünyası için satandır. (Hz. Ömer)



    CİMRİLİK

    Cimri insan dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette zenginler gibi sorguya çekilir. (Hz. Ali)

    Kıyamette bir devenin iğne deliğinden geçmesi, cimri bir zenginin cennete girmesinden daha kolaydır. (Vehb ibn-i Münebbih)

    İnsanların malca en cimrisi, namusca en cömertidir. Yani malına kıymaması, namusunun ayak altı olmasına sebep olur. (İbn-i Mu’tez)



    CÖMERTLİK

    Cömertliğin aslı, kendi malından verip, başkasının malını korumaktır. (Hz. Ali)

    Bir kimsenin Allah’ı sevmesinin belirtisi üçtür: Deniz gibi cömertlik, güneş gibi şefkat, yer gibi tevazu. (Bâyezid Bistâmi)

    Amellerin (güzel işlerin) şahı üçtür: Mal az olduğunda da cömert olmak. Yalnızken de Allah’tan korkup haramdan sakınmak. Kendisinden korkulan veya bir şey umulan kimsenin huzurunda da doğruyu söyleyebilmek. (Bişr-i Hafi)

    Sıkışık zamanında imdadına koşacak kimse isteyen, bolluk içindeyken cömert olmalıdır. (Şeyh Sâdî)

    En hayırlı cömertlik, ihtiyaç sahibini arayıp ona vermektir. (Ebû Süleyman Dârânî)

    Allah’a giden yolun köprüsü, malını O’nun uğruna saçmaktır. (Şems-i Tebrîzî)



    ÇALIŞMAK-KAZANMAK

    Herhangi bir kimseyi ne dünyasının ne de âhiretinin emrinde çalışır olarak görmezsem ondan nefret ederim. (ibn-i Mes’ud)

    Çalışmak en hayırlı maldır. (Hz. Ömer)

    Hazine, eziyet çekene, çalışıp çaba gösterene gözükür. (Mevlânâ)

    Çalışanlar kötülük düşünmeye vakit bulamazlar; tenbeller ise kendilerini kötülükten kurtaramazlar. (Hz. Ali)

    Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, Dostunun yüz karası düşmanının maskarası. (Mehmed Akif)



    ÇOK KONUŞMAK

    Üç şey kalbi öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak. (Fudayl bin İyaz)

    İnsanları iki şey mahveder: Fazla mal toplama hırsı ve çok konuşmak. (İbrahim en-Nehâi)



    ÇOK YEMEK

    Üç şey kalbi katılaştırır: Çok yemek, çok konuşmak, çok uyumak. (Mâlik bin Dinar)

    Herşeyin bir helâk (bozulma, yok olma) sebebi vardır, kalb nurunun helâk sebebi tokluktur. Her şeyin bir pası vardır, kalb nurunun pası tokluktur. (Ebû Süleyman Dârânî)

    Yemin ederim ki ağzıma koyduğum her lokmanın benim en büyük düşmanım olduğunu daima düşünmüşümdür. (Yezid bin Şüreyk et-Teymi)



    DERVİŞ - DERVİŞLİK

    Dervişlik, elenmiş ve üzerine su dökülmüş toprağa benzer, böyle toprak ne basanın ayağını incitir ne de üzerine toz kondurur. Derviş de böyle kimseyi incitmez. (M. Alauddin Âbizî)

    Dervişlik herkesin yükünü çekmek, fakat kimseye kendi yükünü çektirmemektir. (Ubeydullah Taşkendî)



    DİLİ KORUMAK (DİLİ TUTMAK) SUSMAK

    Bilirken susmakta, bilmezken söylemekte olduğu gibi hayır yoktur. (Hz. Ali)

    Dil bedenin denge organıdır. Dil doğru olursa diğer organlar da doğru olur. (Hz. Ali)

    Ayıplarını örtmek ve nefsini selamete ulaştırmak istersen az söyle çok dinle. (Hz. Ali)

    Dil yırtıcı bir hayvana benzer, ipini biraz gevşetin, ısırır. (Hz. Ali)

    İnsanın kadere dili altında saklıdır. (Hz. Ali)

    Her kötülükten uzak kalmanın yolu dilini tutmaktır. (Hz. Ali)

    Sükut, insanın en nefis elbisesidir. (Hz. Ömer)

    Rahat ve huzur on kısım ise, dokusu susmaktır. (Hz. Ömer)

    İnsan, ayağını bastığı yerden çok diline dikkat etmelidir. (Ebû Hâzım Mekki)

    İnsan kalbi bir sandıktır; dudaklar, onun kilidi, dil ise anahtarıdır. İnsana o anahtarı iyi muhafaza etmek düşer. (Ömer İbn-i Abdülaziz)

    Dilini tutmayı alışkanlık haline getiren güven içinde yaşar. (Feridüddin Attar)

    Nefsi en iyi şu dört şey terbiye eder: Susmak, açlık, yalnızlık, uykusuzluk. (Feridüddin Attar)

    Dilsiz, dilini tutmayan dilliden çok üstündür. (Sâdî)

    Dili korumak, altını ve gümüşü korumaktan daha zordur. (Muhammed ibn-i Vasi)

    Sıkıntıdan kurtulmak istiyorsan dünyaya meyletmeyi bırak, özür dilemekten kurtulmak istiyorsan diline hakim ol. (Mansur bin Ammar)



    DOĞRU-DOĞRULUK

    Ya Rabbi! Doğruyu doğru olarak bize göster ve ona uymak için kuvvet ve kudret ver. (Hz. Ebû Bekir)

    Başkalarının düzeltmek için önce kendinizi düzeltiniz. (Hz. Ömer)

    Bir doğruyu savunurken ona önce kendimiz inanmalıyız. (Hz. Ali)

    Mertlik, açıkta yapılmasından utanılacak bir şeyi gizli olarak da yapmamaktır. (Nuşirevân-ı Âdil)

    Şüpheli bir dirhemi geri vermek, bin dirhem sadaka vermekten daha üstündür. (Abdullah ibn-i Mübarek)

    Doğruluk, kalbin konuşmasıdır, yani kendisinde olanı söylemesidir. (Ebûlhasen Harakani)



    DOĞRU SÖZ

    Bana dünyadan üç şey sevimli oldu: Geceleri namaz kılmak, hastaları ziyaret etmek, sözün doğrusunu söylemek. (Hz. Hasan)

    Doğru söylediği için zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir. (Sâdî)

    Zalim bir idarecinin yanında doğruyu söylemekten daha üstün bir sadaka yoktur. (Meymun İbn-i Mihran)



    DOST-DOSTLUK

    İnsanın üç dostu vardır: 1. Şahsi dostu, 2. Dostunun dostu, 3. Düşmanının düşmanı. (Hz. Ali)

    Herşeyin hayırlısı yenisidir; fakat dostun hayırlısı eski olandır. (Hz. Ali)

    Birçok kimseye dostluk gösterdim, onlardan bir karşılık görmedim, yine de dostluktan vazgeçmedim. (Hz. Ali)

    Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir. (Hz. Ali)

    Dostların kalbini kırmakla düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun. (Hz. Ali)

    Dostlarla yapılan sohbetle boy ölçüşecek bir güzel davranış daha yoktur. Onların ayrılığı kadar da keder veren birşey yoktur. (İmam Şafii)

    Bizde bu aleme hiç meyil kalmamıştır. Dostların gelip bizi bulamayınca gönülleri kırık dönmeleri tek üzüntümüzdür. (Alaeddin Attar)

    Zamanımız insanlarının dostluğu çarşı yemeği gibi, rengi ve görünüşü güzel, fakat tadında iş yok. (Mâlik bin Dinar)

    Halini iki kişiden gizleme: Uzman doktordan, gerçek dosttan. (Feridüddin Attar)

    Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır. (Mevlânâ)

    Çiçeksiz bahçenin zevki olmadığı gibi dostsuz hayatın da zevki olmaz. (Nâsır-ı Husrev)

    Biriyle dostluk kurmak iyi bir şey, bu dostluğu sonuna kadar bağlı kalmak büyük bir iştir. (Nâsır-ı Husrev)

    Akıllı ve içindeki düğümleri çözen bir dosta sahip olan kimse ne bahtiyardır. (Nâsır-ı Husrev)

    Senin dindarlığını arttıran dost, her karşılaştığında avucuna bir altın koyan dosttan daha hayırlıdır. (Bilal İbn-i Sa’d)



    DUA

    Yedi şeyde hayır yoktur: Huşu olmayan namazda, lüzumsuz şeylerden kaçınılmadan tutulan oruçta, düzgün telaffuz etmeden, acele ile Kur’an okumakta, günahlara engel olmayan ibadette, cömertlik bulunmayan malda, samimiyet bulunmayan dostlukta, ihlâs olmayan duada. (Hz. Ali)

    Dualar kabul olacak, hemen dua ediniz dense, ben duayı kendim için değil, devlet büyükleri için yapardım. Çünkü benim iyiliğimle halk pek birşey kazanmaz. Ama idare edenlerin iyi olmaları ile Müslümanlar çok şey kazanır. (Fudayl bin İyaz)

    Dua yapmaktan mahrum olmam, benim için duama icabet edilmesinden çok daha zordur. (Ebû Hazım Mekki)

    Duada mübalağa etmek rızanın şartı değildir. (Davud Kassar)



    DÜNYA

    Dünyaya az meylet, rahat yaşarsın.

    Allah, dinini düzelten kişinin dünyasını da düzeltir. (Hz. Ali)

    Dünya yılan gibidir, cildi yumuşak fakat zehiri öldürücüdür. Hoşuna giden şeylerden uzaklaş ki sana yaklaşmasın. (Hz. Ali)

    İnsanlar dünya işlerinde hırs içinde ve tedbir peşisusunda akıl ve kuvvete göre pay alamazlar. Nice büyük insanlar vardır ki dünya onlara gülmez. Eğer kuvvet ve zorbalıkla dünya ele geçseydi, kartallar serçe kuşlarına rızık bırakmazlardı. (Hz. Ali)

    "Dünya sizi aldatmasın!" Bunu kim söylüyor? Cenab-ı Hakk söylüyor. Dünyayı onu yaratandan daha iyi bilen olur mu? O halde dünyadan sakının. (Hasan Basrî)

    Ademoğlunun canı dünyadan ancak üç hasretle çıkıyor: Derlediğinden doyasıya yiyememek, emeline varamamak, yapacağı sefer için yeterli azık edinememek. (Hasan Basrî)

    Sevgilinin sevmediğini sevmek, sevgi alâmeti değildir. Rabbimiz dünyayı kötüledi, biz ise onu övmekle meşgulüz. (İbrahim Edhem)

    Nasıl ki beden hastalandığı zaman yeme, içme, uyku ve istirahatten zevk almazsa, kalb de dünya hastalığına tutulunca vaz ve nasihatten zevk almaz. (Mâlik bin Dinar)

    Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun. (İbn-i Semmak)

    Dünyayı arayıp ahireti bulanı hiç görmedik. Ama ahireti arayıp dünyayı bulanı gördük. (Ebû Said Hasan Basrî)

    Dünyanın az şeyini istemek, ahiretin çok şeyini kaybetmek demektir. (Ka’b el-Kurâzî)

    Dostlar arasında ülfet ve bağlılığın kalkması, dünya sevgisi sebebiyledir. (Hamdun Kassar)

    Ahireti isteyen, dünyasına zarar verir; dünyasını isteyen ahiretine zarar verir. Sen ebedi olan için fani olana zarar ver. (Amr bin Mürre)

    Dünya üzerindekileri besler, büyütür, sonra onları yine kendi yer. (Ahmed er-Rufaî)

    Akılsızlık alâmeti dörttür: Ahmağa fikir danışmak, cahile para vermek, dostların öğütlerini dinlememek, dünyadan ibret almamak. (Feridüddin Attar)



    DÜŞMAN-DÜŞMANLIK

    Akrabanın düşmanlığı ve dostların eziyeti yılan zehirinden daha acıdır. (Hz. Ali)

    Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır. (Hz. Ali)

    Açık kalb ile konuşan düşman, içinden pazarlıklı dosttan daha iyidir. (Hz. Ali)

    Akıllı düşmanla istişare kabildir; fakat cahil dostun reyinden kaçınmalıdır. (Hz. Ali)

    İki düşman arasında öyle konuş ki barıştıkları zaman utanmayasın. (Sâdî)

    İnsanın, kusurlarını sayan düşmanlarından edeceği istifade, kendisini öven dostlarından edeceği istifadeden daha fazladır. (İmam Gazali)

    Düşmanın senden emin olmadıkça kâmil (tam, olgun) bir kişi olamazsın. (Bişr-i Hafi)

    Bir kişinin düşmanlığına karşılık, bin kişinin dostluğu verilse dahi alma. (Ebû Said Hasan Basrî)



    EDEB

    Edeb, haddini bilmektir. (Hz. Ali)

    Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen onlara edeb öğret. (Hz. Ali)

    Babaların evlatlarına bıraktıkları servetin en hayırlısı edebtir. (Hz. Ali)

    Her kim edepten mahrum kaldı, cümle hayırlardan mahrum kaldı. (İbn Atâ)

    Aslında insanla hayvan arasındaki fark da edebdir. Bütün Kur’an’ın manası ayet ayet edebten ibarettir. (Mevlânâ)



    EHLİYET

    Bir inasın layık olmadığı yere koymak zülumdur. (Hz. Ali)



    EŞİTLİK

    İnsanların evveli bir damla su, sonu ise toprak olmaktır. Asıllarındaki bir şeyle övünenler ancak su ve toprakla övünmektedirler. (Hz. Ali)



    GAFLET-GÂFİL

    Üç haslet ibadet etmekten daha değerlidir: Gaflet uykusundan uyanmak; nefse dilediğini vermemek; Allah korkusundan ağlamak. (Ebû Bekir Kettânî)

    Avam (halk tabakası) için günahtan kaçmak nasıl vacip ise, havas (münevver tabaka) için de gafletten kaçmak öyle vaciptir. (Ebû Yezid Burani)

    Gafilin üç alameti vardır: çok yanılmak, çok eğlenmek, çok unutmak. (Vehb ibn-i Münebbih)



    GIYBET (ARKADAN KONUŞMA, ÇEKİŞTİRME)

    Allah’a yemin ederim ki, gıybet, müminin dinini ifsad (bozma) hususunda, cüzzamın bedeni ifsad etmesinden çok daha hızlıdır. (Hasan Basri)

    Dört şeyi dört şeyden temizle: Dilini gıybetten, kalbini kıskançlıktan, mideni haram lokmadan, davranışlarını riyadan. (Feridüddin Attar)

    Senin yanında başkasını çekiştiren, seni de başkasının yanında çekiştirir. (İmam Şafii)



    GÖNÜL (KALB)

    Kalbler, içi boş kablara benzer, hayırlı olanı hayırla dolu olandır. (Hz. Ali)

    Kalb kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur. (Hz. Ali)

    Topraktan biten güller solar gider, gönülden biten güller ise devamlıdır. (Mevlânâ)

    Kendisinden başkasından boş olmak şartıyla Allah katında en makbul organ kalbdir. (İmam Gazali)



    GÜLMEK

    Çok gülenin heybeti azalır, çok konuşan çok yanılır, böylelerinin hayâsı gider. (Hz. Ömer)



    GÜNAH-GÜNAHKÂR

    Günahtan sakınmak, tövbe ile uğraşmaktan daha kolaydır. (Hz. Ömer)

    Kötü yolları öğrenmemen için günahkarlarla sohbet etme. (Hz. Ömer)

    Günahtan korkmayan ile düşüp kalkmak, kıyamet gününde insana utanç olur. (İmam Şafii)

    Sahibine üzüntü veren günah, sahibine gurur veren ibadetten hayırlıdır. (Ata-i İskenderi)

    Günah işlediği zaman üzüntü değil sevinç duyanların hali, günah işlemekten daha beterdir. (Mansur bin Ammar)

    Hayret ederim o kişiye ki, hastalık korkusuyla yemekten perhiz eder de, cehennem korkusuyla günahtan perhiz etmez. (Yahya bin Muaz)

    Allah’tan korkan günahkar, ibadetine güvenen âbidden daha makbuldür. (Sâdî)

    Nefse, günahtan kaçınmak ibadet yapmaktan daha zor gelir. Onun için günahtan kaçınmak daha sevaptır. (İmam Rabbânî)

    İşlenen günahların kokusu olsaydı, günahlarımın kokusu yüzünden hiçbiriniz bana yaklaşmazdı. (Muhammed İbn-i Sirin)



    HARAM

    Biz, harama düşmek korkusuyla helâlin de onda dokuzunu terkederdik. (Hz. Ömer)

    Her haram içki gibi sarhoşluk verseydi, hiç kimseyi ayık göremezdin. (Mevlânâ)

    Haram para ile sadaka veren, hayır işleyen kimse, kirlenmiş elbiseyi idrar ile yıkayana benzer. (Süfyan-ı Sevri)

    Haram yiyenlerin yedi azası istese de, istemese de günah işler. Helâl yiyenlerin bütün bedeni ibadet eder. (Abdullah Tusteri)



    HASET (KISKANMA)

    Hasetçinin, senin sevindiğin zaman üzülmesi, intikam olarak sana yeter. (Hz. Ömer)

    Kıskanç, vücutça sıhhatli görünse de, hasedin tesiriyle muzdarip ve hastadır. (Hz. Ali)

    Ölümü çok hatırlayanda ne neş’e olur ne de haset. (Ebü’d-Derda)

    Dört şeyden uzak durmalıdır: Haset, kibir, öfke ve kıskançlık. (Feridüddin Attar)



    HATA (AYIP, KUSUR)

    En büyük ayıp, başkalarında gördüğümüzde beğenmediğimiz bir ayıbın kendimizde bulunmasıdır. (Hz. Ömer)

    Bir hata işlediğiniz zaman Allah’tan bağışlanma dileyiniz. Çünkü hatalar, insanlar yaratılmadan önce yaratılmıştır. Bütün tehlike hatada ısrardadır. (Ebû Abdullah Câfer-i Sâdık)

    Ey Ademoğlu! Sen imanın hakikatını ancak, sende bulunan bir ayıptan dolayı halkı ayıplamayı terkettikten sonra elde edebilirsin. (Hasan Basri)

    Sofiliğin şartı insanların kusurlarını görmemektir. (Ahmed er-Rufai)

    Daima başkalarının kusurlarını gören, bir gün rüsvaylık içinde ağzını açamaz olur. (Feridüddin Attar)

    Herkesi kusurları ilk anan bir kimsenin senden de teşekkürle söz edeceğini sanma. (Sâdî)



    HAYÂ (UTANMA)

    Utanması olmayanın kalbi ölür. (Hz. Ömer)

    Kulun nefsini tanımamasının alameti haya ve Allah korkusu azlığıdır. (Ahmed bin Âsım el-Antâki)



    HELÂL

    Allah Teâlâ’ya itaat etmek bir hazineye benzer. Bu hazinenin anahtarı dua, bu anahtarın dişleri de helâl lokmadır. (Yahya bin Muaz)

    İmanın hakikatine kavuşmak için dört şey lazımdır: Bütün farzları edeble yapmak; helâl yemek; görünen ve görünmeyen haramlardan sakınmak ve bunlara ölünceye kadar devam etmektir. (Abdullah Tüsteri)



    HOŞGÖRÜ (MÜSAMAHA)

    Elif okuduk ötürü, pazar eyledik götürü; Yaradılmışı hoşgördük, yaradandan ötürü. (Yunus Emre)



    HÜSN-İ ZAN (İYİ ZAN, İYİYE YORMA)

    Gerçek anlaşılıncaya kadar Müslüman kardeşinin yaptıklarını iyiye yor. (Hz. Ömer)

    Bir din kardeşine ait sevmediğin bir iş duyarsan birden yetmişe kadar özür kapısı araştır. Bulamazsan, belki benim anlayamadığım bir özrü vardır de ve kapa. (Ebû Abdullah Cafir-i Sâdık)

    Bir mümin hakkında iyi düşünceler besleyip de yanılmak, kötü zanda bulunup da isabet etmekten daha hayırlıdır. (İmam Gazali)



    İBADET

    İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, tefekküre götürmeyen Kur’an okumada hayır yoktur. (Hz. Ali)

    Arzularınla arana demirden bir duvar koymadıkça, ibadetin ve kulluğun tadına varamazsın. (Bişr-i Hafi)

    Vakit çok kıymetlidir. Ancak kıymetli şeyler için kullanılması gerekir. İşlerin en kıymetlisi ise Allah’a ibadet etmektir. (İmam Rabbani)

    İnsanlar genellikle iki sebebten helâk olurlar: 1- Farzların vaktini geçirerek nafile ibadetlere dalmak, 2- İbadetleri kalb ile birlikte değil de sadece organlarla yapmak. (Muhammed Ebû Verd)

    İbadetlerin en makbulü, gizliliğine en çok riayet edilendir. (Tavus bin Keysan)

    İbadet eden kimse, yaptığı ibadete bakar da kendini bir din kardeşinden üstün görmeye kalkarsa yaptığı ibadet hiç olur. (Süyfan-ı Sevri)



    İHLÂS

    İhlâs, güzel bir iş yaptığında onun konuşulmasından hoşlanmaman, o güzel işinden dolayı övgü beklememendir. (Ahmed ibn-i Asım el-Antaki)

    İhlâs, amel eden kişinin amelinin kabul edilmesine vesile olan şeydir. (Ebû Hayır Nessâc)

    Bir şeyin zıddı bilinmez ise kendi de bilinmez. İhlâs da, zıddı olan riyayı tanıyıp onu terketmekle bilinebilir. (Ebû Osman Mağribi)

    Her kim ihlâsla bir amel işlese de sonradan onunla övünse, o kimse bu kabul olunmuş ameli iyilik divanından siler, riya divanına yazar. (Süfyan-ı Sevri)

    Her kim güzel bir ameli halk görmesin diye terkederse riyadır; halk görsün diye işlerse şirktir; ikisini de terk eder ise ihlâstır. (Malik bin Dinar)



    İMAN

    İman, Yüce Allah’ın gayba ait bildirdiği her şeyi nefsin tasdik etmesidir. (Muhammed ibn-i Hafif)

    İman çıplaktır, onun elbisesi takva, süsü haya, sermayesi ilimdir. (Ebû Hüreyre)

    İnsanlar kainatta bulunan şeylere bakıp görmekle değil, bunları yaratan Yüce Zatı düşünmekle huzur duyabilir (Ebû Huseyin Nuri)



    İNSAN

    Gerçeği, insanların ölçüleri ile değil; insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı. (Hz. Ali)

    İnsan ile insan arasında fark vardır. Bir de mirden hem nal, hem de kılıç yapılır. (Nizami)

    Dünya bir ağaca benzer, biz insanlar bu ağaçta yarı ham, yarı olgun meyveler gibiyiz. (Mevlânâ)



    İSRAF (SAVURGANLIK)

    Birkaç günlük bir nafakayı bir günde harcayan ev halkına ben buğzederim. (Hz. Ebû Bekir)

    Müsrif adam üç yanlışı tekrarlar: Kendine lazım olmayanı alır, kendine ait olmayanı giyer, kendine layık olmayanı yer. (Vehb ibn-i Münebbih)



    İSTİŞÂRE (DANIŞMA)

    Danışmayı terk eden doğru yolu bulamaz. (Hz. Ali)



    İŞ, İŞÇİ

    Bir iş bir kere geri kalırsa hiçbir vakit ilerlemez. (Hz. Ömer)

    En bedbaht, en muzdarip kimse, yapacak bir işi olmayan kimsedir. (Bediüzzaman)



    İYİLİK

    Her şeyin bir şerefi vardır, iyiliğin şerefi de çabuk yapılmasındandır. (Hz. Ömer)

    İyilik ediniz, onun karşılığında kötülük göreceğinizi hiç aklınıza getirmeyiniz. (Hz. Ali)

    İyilik, sana kötülkü edene iyilik etmendir. İyiliğe karşı iyilik etmek, satın aldığın bir şeyin parasını vermeye benzer. (Süfyan-ı Servri)

    Bir kul, iyiliği dolayısıyla yeryüzünde övülürse, gökyüzünde de övülür. (Ka’ab el-Ahbar)



    KANAAT

    Ne kadar yoksul ve aç olursa olsun kanaat sahibi zengindir. (Hz. Ali)

    Rızkın ne ise ona kavuşursun, hiç üzülme. Kul kanaat sahibi olduğu zaman hürdür. Hırsa kapıldığında köle olur. Kalbinden tamahı çıkar ki ayalarındaki zincir çözülsün. (Ahmed er-Rufâî)

    Hırsını satarak onun parası ile kanaat satın alan kimse, izzet ve şerefle zafere ulaşır. (Ebû Bekir Kettânî)

    Kanaat etmekten hiç kimse ölmedi, hırs da hiç kimseyi zengin etmedi. (Mevlânâ)

    Üç haslet evliya sıfatıdır: Allah’a tevekkül, Allah’tan başkasından birşey beklememek, kanaat etmek. (Yahya ibn-i Muaz)

    Allah beş şeyi beş yere yerleştirmiştir: İzzeti, ibadet ve itaate; zilleti, günaha; heybeti, geceleyin kalkmaya; hikmeti, boş karına; zenginliği de kanaate. (Kuşeyri)



    KARDEŞ-KARDEŞLİK

    İçinde bulunduğu meşguliyet seni arayıp bulmasına engel olan, fakat kalbinde sevgini taşıyan kimse senin din kardeşin sayılır. (Mâlik bin Dînar)

    Üç durumda din kardeşinizi yalnız bırakmayınız: Hastalandıklarında ziyaret ediniz, meşguliyetlerinde yardım ediniz, unuttuklarında hatırlatınız. (Ata ibn-i Meysere el-Horasânî)

    Kendisine minnet etmeğe mecbur olduğun kimse senin kardeşin değildir. (İmam Şafi’î)



    KOMŞU-KOMŞULUK

    Komşusu, arkadaşı ve akrabası tarafından iyi denen kimse gerçekten iyidir. (Hz. Ömer)

    İyi komşuluk, sadece komşuya eziyet etmemek değil, onun verdiği eziyete de katlanmaktır. (Hasan Basri)



    KÖTÜ-KÖTÜLÜK

    Kötülüklerini herkesin görmesinden çekinmeyen kimse insanların en şerlisidir. (Hz. Ali)

    Bir müslüman kardeşine yapacağın en büyük kötülük, kızdığın zaman hayırlı işleri gizlemen, şerli yönünü anlatmamandır. (Muhammed ibn-i Sirin)
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    İnandığınız gibi yaşamazsanız, gün gelir yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.

    ( Hz. Ömer (ra) )

    Bu suçlarla beni tartarsa Rahmân / Kırılır arsa-i mahşerde mîzan.

    ( Mesîhî )



    İMÂM-I RABBÂNÎ (RH) DİYOR Kİ

    Biz kuluz. Başıboş değiliz. Her istediğimizi yapmaya serbest değiliz. Kıyâmet günü utanmaktan, pişman olmaktan başka, ele bir şey geçmez. Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Merd olan, bu vaktin kıymetini bilip, elden kaçırmaz.
    İhtiyârlık herkese nasîb olmaz. Nasîb olsa da, rahat, elverişli vakit ele geçmez. Bugün fırsat elde iken, hangi özür ve hangi sebeble, bugünün işi yarına bırakılabilir? Peygamber Efendimiz (asm), “Yarın yaparım diyen helâk oldu, ziyân etti” buyurdu. Eğer dünya işlerini yarına bırakırsan ve bugün hep âhiret işlerini yaparsan güzel olur. Fakat bunun aksini yaparsan çok çirkin olur.

    *******************************
    Kim evinden ilim öğrenmek için çıkarsa, geriye dönünceye kadar o Allah yolundadır.

    ( Hadîs (Tirmizî) )

    Gençliğin aynada göremediğini, yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar.

    ( Mevlânâ (rh) )


    İnsan-ı kâmil olmaya sa‘y eyle, adam ol.( Bâkî )

    *****
    En mükemmel rehber olan Efendimiz (asm) buyurdular ki: “Her duyduğunu söylemen sana yalan olarak yeter.”
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Fukarâ kalbine her kim dokuna / Dokuna sinesi Allah okuna.

    ( Şâhidî )

    Yenileceğinden korkan, dâimâ yenilir.

    ( Yıldırım Bayezid Han )


    Devamı olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Âhirette seni kurtaracak bir eserin yoksa fânî dünyaya bıraktığın eserlere de kıymet verme!

    Mesnevî-i Nûriye

    Kimsesiz kimse yok, herkesin var bir kimsesi / Kimsesiz kaldım, yetiş, ey kimsesizler kimsesi!

    ( Lâ Edrî )

    Hikmetin başı, Allah korkusudur.

    ( Hadîs (Müsnedü’l-Firdevs) )


    Kendini hak ile meşgul etmezsen, batıl seni işgāl eder.( İmâm Şafiî )

    Güzel ahlâk hataları suyun buzu erittiği gibi eritir. Kötü ahlâk ise ameli sirkenin balı bozduğu gibi bozar.( Hadîs (Râmûzü’l-Ehâdîs) )
     
  4. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Çocuklarınızı kendi bulunduğunuz zamandan başka zaman için hazırlayınız, onları yaşayacakları zamana göre bilgilendiriniz

    .( Hz. Ali (ra) )

    Cümleler doğrudur, sen doğru isen / Doğruluk bulunmaz, sen eğri isen.
    ( Yûnus Emre (rh) )

    Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyleyse herbiriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.
    ( Hadîs (Ebû Dâvud) )


    [​IMG]

    Âhirette seni kurtaracak bir eserin yoksa, fânî dünyaya bıraktığın eserlere de kıymet verme.
    ( Mesnevî-i Nûriye )

    İnsana sadâkat yaraşır, görse de ikrâh / Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah ( Ziyâ Paşa (rh) )

    Nâdir bulunur tıynet-i kâmilde kusûr / Kem mâyeden eyler ne ki eylerse zuhûr. ( Koca Râgıb Paşa (rh) )

    Hakîkati insanların ölçüleri ile değil, insanları hakîkatin ölçüleri ile tanı. ( Hz. Ali (ra) )

    Zulm ile âbâd olan, kahr ile berbâd olur. ( Lâ Edrî )

    Kimin için Allah var, ona her şey var. Ve kimin için yoksa her şey ona yoktur.( Şuâ‘lar )

    Herbir insanoğlu hata eder, ancak hata edenlerin en hayırlısı tevbe edenlerdir.( Hadîs (Tirmizî) )

    Bil kendini sen, Allah’ı bilmekse murâdın / Kim nefsine ârifse, odur ârif-i billâh. ( Lâ Edrî )

    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş