İslam’da Haram Olan Evlenme Şekilleri

'İslamda Aile ve Kadın' forumunda Dine tarafından 26 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İslam’da Haram Olan Evlenme Şekilleri konusu Bunlar İslamdan önce cahilliyet devrinde uygulanan nikah şekilleridir.

    Nikah-ı Muta: Belli bir ücret karşılığında, belli bir süre için şahit şart olmaksızın, cinsel yönden yararlanma ifade eden sözlerle yapılan nikâha denir. İslâm'dan önce zina ve geçici bir zaman için evlenme yaygın idi. İlk müslümanları tedricen bu adetten uzaklaştırmak ve evlenme imkânı kavuşuncaya kadar kolaylık sağlamak üzere Hz. Peygamber (s.a.v) mut'a nikâhına izin vermiş, sonra yasaklamıştır. Bu izin ve yasaklamanın ardından Mekke'nin fethi yılında tamamen men edildiği anlaşılmaktadır. Sahabenin cumhuru ve mezhep imamları son yasaklamanın müebbet olduğu görüşündedir. İbn-i Abbas bunun, domuz eti gibi zarurete bağlı olduğunu ifade etmiş; kötüye kullanıldığını anlayınca bu fetvasından rucu ettiği de nakledilmiştir. Buna göre islâmî evlilik bir kaç günlüğüne gönül eğlendirmek ve tatmin olmak için değil, bir yastıkta kocamak, çoluk-çocuk sahibi olmak, Allâh'a kulluk yolunda yardımlaşmak niyetiyle yapılır. (Haramlar ve Helâller, s. 94.)

    Nikah-ı Makt : Dul kalan kadın kocasının mirasına dahil olurdu. Başka karısından çocukları varsa en büyük oğul babasının karısına başkasından daha çok hak sahibiydi. Eğer üvey annesi ile evlenmek istiyorsa onun üzerine bir elbise atar ve onu sahiplenirdi, bu genel bir uygulama şeklini almıştı.

    Nikah-ı Şığar :
    Takas evlenmesi demektir. İki kişi aynı miktar mehirle, kızlarını birbirine evlenmek üzere vermeyi taahüt ederler. Kadına verilmesi gereken mehirden baba ve kocalar faydalanmış olur. Burada nikâh akdi geçerli fakat şart geçersizdir ve mehir zikredilmediğinden mehr-i misil gerekir. Şigar evliliği Ahmed b Hanbel, İmam Mâlik ve İmam Şafiî'ye göre fâsiddir. (Kâsânî, Bedâyîus-Sanayi, Kahire 1327-28/1910, II, 282-283; Molla Hüsrev, Dürerü'l-Hukkâm Şerhu Gureril-Ahkâm, İstanbul 1979, I, 342)

    Nikah-ı İstibda : Kendi soyundan daha asil ve daha zeki bir çocuk sahibi olmak isteyen adam, karısını meziyetleriyle tanınmış bir erkeğe gönderir. Kadın gebe kaldıktan sonra evine döner. Koca gebelik kesin belli oluncaya kadar karısına yanaşmaz. Doğan çocuk kocadan olmuş sayılır ve onun mirasçısı olurdu.

    Grup Evlenmesi : Sayıları onu geçmeyen bir grup erkek, aynı kadınla cinsel ilişkide bulunurdu. Kadın, gebe kalır çocuk doğurursa, doğumdan bir müddet sonra bu erkeklerin hepsini davet eder ve onlara şöyle derdi: Benimle olan ilişkinizden doğan şeyi biliyorsunuz. bir çocuk sahibi oldum. Erkeklerden birine hitap ederek: “Ey Ebucehil, çocuğuna istediğin adı koy” derdi. Bu andan itibaren o kimse çocuğun babası olur ve babalığı red edemezdi.

    Serbest Birleşme : Bazı kadınlar bütün erkekleri kabul ederler ve kapılarına bayrak asarlardı. Bir çocuk doğurunca bütün müşterilerini toplar ve “kaif” denilen bir kimse çocuğun babasının kim olduğunu tayin ederdi. Artık o kimse çocuğun babası olurdu.

    Nikah-ı Bedel : İki erkeğin karılarını muayyen bir müddet için değiştirmeleridir.

    Nikah-ı Hıdn : Erkek muayyen bir bedel karşılığında bir kaç gün birlikte yaşamak için kadınla anlaşırdı. Bu bir nevi metres hayatı şeklinde olan bir birleşmeydi.

    Deneme Evlenmesi : Kadının muayyen bir dostu varsa ve bundan bir çocuk doğurmuşsa, beyanı üzerine kadın o kimseye nikahlanırdı. Bu bir çeşit deneme evlenmesiydi.

    Muvakkat nikâh: Şahitler huzurunda belli bir süre için evlilik ifade eden sözlerle yapılan nikâha denir. Bu nikâh muvakkatlık sebebiyle geçersizdir. (Krş. Binaye, 4/101. Şafiîlere göre de muvakkat nikâh geçersizdir.
     

Bu Sayfayı Paylaş