İshakpaşa Sarayı Kullanılan Malzeme ve süslemeler

'D.Anadolu Bölgesi' forumunda ÜmiT KoTaN tarafından 22 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    İshakpaşa Sarayı Kullanılan Malzeme ve süslemeler konusu İshakpaşa Sarayı Kullanılan Malzeme
    Doğubayazıt’ın sarp kayalıkları üzerinde çevre ile bütünleşmiş etkili bir görünüme sahip olan İshak Paşa Sarayı, düzgün kesme taş ve moloz taşla birlikte yer yer ahşap malzeme kullanımıyla yapılmış bir eser olarak günümüze kadar bir hayli harap şekilde ulaşabilmiştir.
    Taş, mermer ve yer yer de ahşap malzeme kullanılarak yapılmış olan sarayın zaman içerisinde zemin katın örtüsü ile duvarları, üst katların tamamı ve balkonları yıkılmış, bu kısımlardan günümüze ayrıntılı bilgi verecek hususlar pek kalmamıştır. Ancak üst katlara ait bilgileri bugün yerinde kalabilmiş bazı kalıntılardan öğrenebilmekteyiz. Üst ve alt katların birbirleriyle hemen hemen aynı özellikleri paylaşır şekilde yapılmış ve kat bölmelerinin ahşap kirişli, üstlerinin ise teras şeklinde düz damlara sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yapıda kullanılan taş yontuculuğu süslemelerde de ağırlığını hissettirmektedir.
    Doğada bol miktarda bulunmasının yanı sıra taşıyıcı gücünün fazla olması ve hava etkilerine dayanıklılığı gibi özelliklerinden dolayı, yapıların inşasında vazgeçilmez bir malzeme olarak kabul edilen taş, yapılarda özellikle tercih edilen bir malzeme türü olmuştur. Taşın yontulmasının güç olmasına rağmen, diğer malzemelerden zengin ve görsel bir plastik etkiye sahip olduğu da bilinmektedir.
    Orta Asya ve İran’da yapılarını kerpiç ve tuğladan, yer yer ise moloz taştan inşa eden Türkler, Anadolu’ya geldiklerinde, çevrelerinde kalite ve renk bakımından bol miktarda taş bulunması nedeniyle, yapı malzemesinde köklü bir değişim yaşamışlar, taş malzemeyi, Türk yapı sanatında geniş ölçüde kullanmaya başlamışlardır.
    Anadolu’da Grek, Frig, Roma ve Bizans gibi yerli kültürlerin çağlardan beri kullandıkları taş malzemeyle ve ustalarıyla karşılaşmaları da bu değişiklikte önemli bir rol oynamıştır.
    Yapılarda taşlar kesme taş, moloz taş olarak kullanılmasının yanı sıra bazı bölgelerde, renk ve yapı farklılığı gösteren taşların, yapıların farklı bölümlerinde kullanıldığı dikkati çeker.
    İshak Paşa Sarayının farklı bölümlerinde de farklı türde taşlar kullanılmış, Mahmut Akok’a göre yapıda kullanılan taş cinsleri üç dört çeşidi geçmemekte, buna karşılık Yüksel Bingöl ise sarayda altı farklı taş cinsinin kullanıldığını ileri sürmektedir.
    Sarayın inşaat blokunun temeli için Ağrı Dağ’ının eteklerinde bolca ve kolayca bulunabilen oldukça sert bir malzeme olan siyah, volkanik taş kullanılmıştır. Ayrıca yapının su basmanı kısımlarında, sarayın yakınlarından çıkarılmış olduğu düşünülen kırmızımtırak kalker taşının kullanılmış olduğu görülür. Yontulmaya elverişli olmaması nedeniyle bu taş cinsi yapıda fazla kullanılmamıştır. Bütün binanın iç ve dış duvarları ile, oda ve taban döşemeleri, kabartma süslemeler, kitabelikler, sütun başlıkları ve kapılar gibi bölümlerinin bir tür küfekiye benzer krem renkli taşla yapılmış olduğu görülmektedir. Küfeki taşı ocaktan çıkarıldığı zaman oldukça yumuşak ve işlenmeye müsait olup, sonradan sertleşmektedir. Bu taş cinsinin daha çok Osmanlı döneminde kullanıldığı bilinmektedir. Bu tür taşların İshak Paşa Sarayının yapımında, bazı kaynaklarda Ağrı merkez ilçesine bağlı Ağadeve köyündeki ocaklardan çıkartılarak 110 km. uzaklıktaki Bayazıt’a getirilerek kullanıldığı, bazı kaynaklarda ise saraya 25-30 km. uzaklıktaki Kortis köyünden çıkarılarak getirildiği de belirtilmektedir.
    Ayrıca yapıda kırmızımsı bir taş türünün daha kullanıldığı belirtilmektedir. Bu taşında caminin kubbesinde, yapının dış kaplamasında ve minarenin dekoratif kaplamasında kullanılmış olduğu anlaşılır. Küfeki taşından gözenekleri bakımından daha iri olan taş renginden ve sağlamlığından dolayı bölgede en çok kullanılan inşaat malzemesidir. Kötü hava şartlarına daha dayanıklı olmaso nedeniyle bu taşın yapıda oldukça fazla kullanıldığı da dikkati çekmektedir.
    Sarayda kullanılan bir başka taş türü de, Ağrı bölgesinden çıkarılan ve yapı kompleksinin su basmanları bölümünde kullanılmış olan siyah bazalt taşıdır. Bazalt taşı, yapısı yoğun gözenekleri küçük ve sert oluşu nedeniyle, oldukça dayanıklı, su emme kat sayısı düşük bir taş cinsidir. Bundan dolayı da sarayın Selamlık ve Harem kısmı subasmanlarında avluda ve diğer kısımların subasmanlarında, kapı basamaklarında, kapı eşiklerinde ve sarayın dış avlu girişinde, daha alt kısımlarında büyük bloklar halinde kullanılmıştır.
    Yapıda görülen diğer bir taş çeşidi de beyaz kireç taşıdır. Bu taş salonda yer kaplaması olarak kullanılmış, ayrıca salonun duvarlarında belirli bir yüksekliğe kadar siyah bazalt taşıyla birlikte siyah-beyaz ilişkisi kurularak dekoratif amaçla kullanılmıştır.
    Sarayda sade bir işçilikle birlikte, malzeme bütünlüğü sağlanmış, bütün duvarlar yontma taş ile yapılmıştır. Duvarların örülüşünde de bol miktarda kireç harcı kullanılmakla birlikte kalın olan bazı dış duvarların iç dolgularında kırmızımtırak çamurla yapılmış harç kullanıldığı da görülmektedir.
    Sarayın duvarlarının kaplamalarında kullanılan taşlar büyük bir hassasiyetle belirlenmiş bir ölçüye göre yontulmuştur. Ayrıca bazı kaynaklarda, taşların sayı ve ebatları önceden belirlenerek buna göre işaretlendiği görüşü yer almaktadır. Sarayda kullanılan bu taşların üzeri dikkatle incelendiğinde bir takım çizgiler, üçgen motifleri gibi sembolik biçimdeki işaretlerin kullanıldığı görülebilir. Taşın üzerine kazılmış olan bu işaretler, taşı yontan ustalar tarafından yapılmıştır. Eskiden taşçıların kendi yonttukları kesme taş blokları üzerine kazıdıkları küçük işaret yada simgelere taşçı işareti denilmekte ve her taş ustasının da kendisine yada ailesine özgür bir markası bulunmaktadır. Bu işaretlere Avrupa Ortaçağında, Bizans’ta ve Erken Dönem Anadolu-Türk Mimarlığında sık rastlanırken Osmanlı yapılarında çok seyrek olarak karşılaşılır.
    Yüksel Bingöl , yaptığı inceleme ve araştırma sonucu yapının ayakta kalabilmiş bölümlerinde defalarca tekrarlanmış 124 değişik taşçı işareti tespit etmiş, belirlemiş olduğu bu 124 taşçı işaretine, araştırmalarımız sonucu bunlardan farklı olmak üzere 6 tane daha taşçı işaretini ekleyerek, yapıda kullanılmış olduğu tespit edilen 130 farklı işarete ulaşılabilmiştir.
    Doğubayazıt gibi kışı sert ve uzun olan bölgelerde, yılın ancak bir iki ayı çalışabilen taşradaki büyük şantiyelerde genellikle duvarların bütün taşları önceden hazırlanıp, Anadolu’nun dört bir yanından gelen, seçme taş ustaları ve çırakları tarafından yapılarak işaretlenir, grup grup yontulan bu taşlar bir yere istif edilerek, daha sonrada plandaki yerine göre yerlerine yerleştirilirdi. Taşçı ustalarının yonttukları taş üzerine kazıdıkları işaretler, taşın kim tarafından yontulduğunu göstermektedir.
    İshak Paşa Sarayının yapımında kullanılan taşların da yılın ancak bir iki ayında çalışılmak suretiyle taş ustaları tarafından yontulmuş olduğu ileri sürülmektedir.
    Ayrıca sarayda kullanılmış olan ve taşların üzerinde görülen taşçı işaretlerinin benzerleri aynı yerdeki mezar taşları üzerinde de görülmektedir
    [/quote]
     
    1 kişi bunu beğendi.
  2. [​IMG]
    İshakpaşa Sarayı Geometrik Süslemeler
    Geometrik motifler, tarih öncesi çağlardan beri bütün insanlığın estetik yaşantısı boyunca mimari yapılar ve çeşitli günlük eşyalar üzerinde zikzak, üçgen, dikdörtgen, dalga ve spiral motifleri vb. şekillerde karşımıza çıkmaktadır.
    Eski çağlardan beri kullanıla gelen dekoratif amaçlı bu geometrik formlara sahip kıvrık ve düz çizgiler çokgen, yıldız gibi formlar çeşitli şekillerde bir araya getirilerek birbirinden farklı bir çok kompozisyonlar oluşturabilmektedir. Ayrıca daire, üçgen ve farklı şekilde geometrik formların bölünmesi, birbiri içerisine girip birbirini tamamlaması suretiyle de ortaya çıkan farklı geometrik motifler bu çeşitliliği artırmaktadır.
    Mimaride süsleme unsuru olarak karşımıza çıkan geometrik motiflerin, bölge farklılıkları ve buna bağlı olarak farklı malzemelerde uygulama alanı bulabilmiş olması o bölgede kullanılan malzemeyle direk bağlantılı olarak, değişik üslupların ortaya çıkmasına neden olmuş, bununla ilintili olarak da bölgelere özgü bir takım formların ortaya çıktığı görülür.
    İshak Paşa Sarayında dekoratif unsur olarak kullanılan geometrik motiflerin farklı dönem özelliği göstermekle birlikte en sade şekillerden, karmaşık şekillere kadar yapının farklı yerlerinde uygulama alanı bulduğu dikkat çekmektedir. Ayrıca bu süslemeler, Ağrı civarından getirilen en kompleks şekilleri dahi yontmaya imkan veren sarı renkli yumuşak taş üzerine uygulanarak, yapıda farklı dönemlere ait motiflerin bir arada görülmesi sağlanmıştır.
    Sarayda yer alan bu geometrik motifler, Selçuklu yapılarında görülen birbiri içine geçmiş çok kollu yıldız ve değişik geometrik formlardan oluşan motiflerden farklı olarak, hiç kesilmeden sürekli birbirinin alt ve üstünden geçen örgü şeritleri (geçme) şeklinde yapıda kullanıldığı dikkat çeker.
    Geçme Motifleri
    Çok eski tarihlerden beri kullanıla gelen bu geçme motiflerine M. Ö. 400 ve 300 yılları öncesinde rastlandığı gibi Hititlerde, eski Şarkta ve antik çağda da oldukça sık rastlanmaktadır
    Yapılarda dekoratif amaçlı kullanım alanı bulabilmiş fazla girift olmayan bu geçmeler, iki veya daha fazla şeridin değişik şekillerde örülmesiyle en basit şekillerden biraz daha ağırlaştırılmış formlara kadar değişik türlerine rastlanmaktadır. Ayrıca bir motifin geçme olarak değerlendirilebilmesi için motifin sürekli olarak birbirinin alt ve üstünden geçer şekilde hiç bölünmeden, aynı tarzda devam ediyor olması da gerekmektedir.
    Sütun kaidelerinde dekoratif amaçlı kullanılan bu geçme motiflerinin farklı bir örneği de selamlık girişinin iki köşe sütuncesinin oturduğu kaide kısmında yer almaktadır. Sarı renkli, biçimlendirmeye elverişli yumuşak taşa uygulanmış olan bu köşe sütuncelerin kaidelerinin alt ve üst kısımları dilimli olarak hareketlendirilmiş arasında da dört şeritli geçme halinde hasır örgüsü motifine yer verilmiştir. Benzer şekilde ele alınmış diğer bir örnekte de, selamlık girişini çevreleyen kalın silmenin oturduğu kaide de görülür. Kaidenin alt kısmı kuzey doğu Anadolu yapılarında sıklıkla karşımıza çıkan hasır örgüsü şeklinde ele alınarak hareketlilik kazandırılmıştır. Bu kısmın üzerinde yer alan bölüm ise istiridye yivi şeklinde işlenmiş ve uçları perde saçakları gibi dilimlenerek, kaide kısmına zarif bir görünüm kazandırılmıştır.
    Bunların dışında yapıda,mihrap nişini iki yandan kavrayan köşe payelerinin oturduğu kaide de, selamlık girişinde iki köşe sütunesinin oturduğu kaidede de bulunan geçme motiflerine rastlanmaktadır. Yalnız buradaki kaidenin alt kısmı silmelerle kademelenmiş bir şekilde yükselmekte, daha sonra hafif şişkin çokgen yüzeyli bir form olarak devam etmektedir. Bu kısmın üzerinde de hasır örgüsü şeklinde plastik bir süslemeye sahip bilezik kısmı bulunmaktadır.
    Yine cami kıble duvarı üzerinde yer alan pencerelerin etrafını çevreleyen silmenin oturduğu kaide üzerinde de geometrik geçme motiflerine rastlanmaktadır. Diğer sütun kaidelerinin farklı bir şekilde, yüksek plastik değere sahip ve daha süslemeli olarak ele alınmış olan bu kaidenin alt kısmı, dikey kırık hatlı kalın çizgilerin birbirini kesmesinden oluşan bir örgü motifi ile hareketlendirilmiştir. Bu kısmın üzerinde de Selçuklu örtü motifini hatırlatır şekilde üsluplaşmış üç şeritli örgü motifi yer almakta, bunun üst kısmı da dikey baklava motiflerinin oluşturduğu geometrik bir motif ile sonlanmaktadır.
    Sürekli Olan Geometrik Kompozisyonlar
    Daha çok bordür düzeni olarak karşılaştığımız, sonsuza giden bu kompozisyonlar, iki uçtan sınırlanmadığı sürece sonsuza kadar giden bir özelliğe sahiptir.
    İshak Paşa Sarayında görülen geometrik bezemeler bitkisel süslemeler de gördüğümüz süreklilik arz eden kompozisyonlar şeklinde, yapıda yaygın olarak kullanım alanı bulmuştur. Daha çok pencere kenarlarında, bordür düzenlemesi olarak yapıda kullanım alanı bulabilmiş olan bu motiflerin en güzel örneklerinden bir kısmını Harem bölümünün en gösterişli yeri olan Muayede salonunda pencere etrafını çevreleyerek, salona estetik bir görünüm kazandıran geometrik karakterli motifler olarak görülür.
    Salonda dekoratif amaçlı kullanılan bu süslemelerden birisi de yüksek kabartma olarak ele alınarak birbirinin tekrarı şeklinde süreklilik gösteren motiftir. Burada dört kollu dairesel formların köşeli iç kısımlarının iç içe geçmesiyle, sekiz kollu yıldız motiflerinin oluşumu sağlanmış ve bunların uçlarında baklava motifi şeklinde birleşmesi suretiyle bir kuşak halinde duvar yüzeyinde dolaşan geometrik motifin sürekliliği sağlanmıştır. Bordür düzenlemesi olarak karşımıza çıkan diğer süslemede pencere etrafında bir kuşak halinde görülür. Ana konturlarının altı genlerden oluştuğu bu kuşakta iç kısmının kare ve zikzaklarının birbirinin içlerine alternatif olarak yerleştirildiği bir düzenleme mevcuttur.
    Bu süslemeler dışında yapıda, selamlık kısmının II. Avluya bakan cephesinde de bir takım geometrik motiflere yer verildiği dikkat çeker. Bu süsleme kuşağı daha çok İspanya, Endülüs, Emevi sanatında gördüğümüz, uçları üç dilimli kemerler tarzında, yonca yaprağını da hatırlatır şekilde hareketlendirilerek, küçük nişçikler şeklinde pencere etrafını çevrelemektedir. Bu bezemenin aynı zamanda kûfi yazıyı hatırlattığı da belirtilebilir.
    Yapının farklı yerlerinde farklı tarzda ele alınmış olan bu sürekli kompozisyonların bir farklı örneği de cami kornişinin alt kısmında rastlanmaktadır. İç içe geçmiş baklava şeklinde karelerden oluşan bir bordür düzenlemesi şeklinde olan bu motifin, diğer örgü şeritlerinden farklı yanı, iç kısımda oluşturulan karelerinin ortalarının yuvarlak küçük kabartmalarla hareketlendirilmiş olmasıdır. Bu tarzda ele alınan motifin benzer örnekleriyle de, Türk-İslam sanatı yapılarında karşılaşmaktayız.
    Kapalı Geometrik Kompozisyonlar
    Sarayda karşımıza çıkan kapalı kompozisyonlar, birbirinin devamı şeklinde olan sonsuz kompozisyonlardan farklı olarak, hiçbir kesintiye uğramadan, aynı bütünün parçaları halinde kendi yapılarını kendi içinde tamamlamaktadır.
    Bu tarzda kapalı kompozisyon özelliği gösteren bitkisel süslemelere, geometrik formlara sahip motiflere İshak Paşa Sarayında fazla rastlanmamaktadır. Yalnızca kapalı formlara sahip geometrik süsleme örneklerine selamlık kısmının güney cepheye bakan pencere alınlıklarında dört kez tekrarlanmak suretiyle rastlamaktayız. Türk sanatında görmeye pek alışmadığımız bu geometrik örnekte, iç içe geçmiş iki yürek motifi dikkat çekmektedir. Motifin orta kısmında da bir alttan bir üstten geçmek suretiyle oluşturulmuş uç kısımları sivri kemer şeklinde sallanan bir motif bulunmaktadır. Ayrıca bu geometrik motifin içerisi, dıştaki forma uygun şekilde formlara sahip motiflerle dolgulaşmıştır.
    Panolar Şeklinde Düzenlenmiş Geometrik Kompozisyonlar
    Etrafı silmeli bir çerçeveyle sınırlanmış bezeli yada düz yüzeyler pano olarak değerlendirilmektedir. Cami minaresinin şerefe korkuluklarında yer alan bölümler için pano ifadesi kullanılabilir.
    İshak Paşa Sarayında cami kıble duvarında, selamlık kapısı üzerinde ve türbenin alt yan yüzeylerinde genellikle bitkisel süslemelerin görüldüğü, duvar üzerinde uygulama alanı bulan bu panolar, minarenin şerefe korkuluklarında yer alan geometrik motiflere sahip panolarda farklı bir özellik göstermektedir. Düz bir duvar yüzeyi söz konusu olmaksızın, duvardan bağımsız farklı bir şekilde ele alınmış dekoratif amaçlı bu panolar, arka planda bir fon söz konusu olmaksızın işlenmiştir.
    Birbirinden farklı şekillerde ancak panoların ele alınış şekli birbiriyle aynı olmak üzere, minarenin şerefe korkuluklarındaki bu panolar, alternatif şekilde yerleştirilerek, üç farklı tarzda işlenmiştir. Bu panolardan biri sonsuzluk prensibine göre diyanogal olarak sıralanmış, ajurlu geometrik panodur. Bir başka geometrik panoda, batılılaşma etkisiyle uçların nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan geometrik örgü motifidir. Diğer bir panoda yine aynı şekilde batılılaşma dönemi etkisi görülen ve birbirinin alt ve üstünden geçerek oluşturulan geometrik örgü motifi şeklinde işlenmiştir.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
  3. [​IMG]
    İshak paşa Sarayı Ahşap Süslemeler
    Taş süslemeler kadar yapıda yoğun bir şekilde kullanım alanı bulamayan ahşap süslemeleri sadece, kuzey cepheye bakan selamlık odalarının birinde, dışarı çıkıntı yapan dört sıra ahşap konsol şeklinde görmekteyiz.
    Duvardan itibaren, çam ağacı kullanılarak 1.40 m. dışarı çıkıntı yapmakta olan, heykel tarzında bu üç boyutlu süslemeler, alttan yukarıya doğru gittikçe uzar bir özellik göstermektedir. H. Gündoğdu , bu figürlerin eski Türk geleneğindeki figür anlayışına uygun tarzda ve stilize edilerek ele alınmış olmasına karşın hala Türk sanatındaki sembolik anlamları taşıdığını da belirtmektedir.
    İnsan, aslan ve kartal figürlerinin bir arada kullanılmasıyla oluşturulan bu konsol, Selçuklu ve Osmanlı yapılarında bir benzerine rastlanmayacak şekilde ele alınmıştır. Ancak bu figürleri, taş kabartma olarak tek başlarına yapıların ön cephesinde ve çörtenlerde, sembolik yada dekoratif amaçlı kullanıldığı görülür.
    Başka bir yapıda benzerlerine rastlayamadığımız bu konsollar, ahşap olması açısından da önem taşımasının yanı sıra gürgen ve meşe ağacı kadar sık dokulara sahip olmaması; yontulurken lif lif damarlarının ayrılması nedeniyle şekillendirilmesi zor olan çam ağacı kullanılarak uygulanan bu konsollar heykel tarzında olmasıyla da dikkat çeker. Sarayda selamlık odalarının birinin dışında başka bir yerde rastlanmayan bu süslemelerin, sarayda görülen diğer süslemelerden farklı bir şekilde yapıldığı da görülmektedir.
    Taş kadar hava şartlarına dayanıklı olmayan, varlığını uzun süre sürdürmeyen ahşap malzemeyle yapılmış olan konsollar, zaman içerisinde hava şartlarından etkilenerek günümüze bazı kısımları yıpranmış olarak ulaşabilmiştir.
    Tek başına var olabilen heykel tarzındaki bu insan, aslan ve kartal figürleri, her dört konsolda aynı şekilde tekrar edilmek suretiyle ele alınarak, konsolların en altında diğerlerinden daha kısa boyutta olan insan figürlerine: Karatay Han’ın çörteninde insan figürüne rastlandığı gibi I. Keykavus Şifahanesi ana eyvanında kadın başına da rastlanılmaktadır. Ayrıca İshak Paşa Sarayı, selamlık odasına ait konsollarda bulunan insan figürünün, ahşap malzemeyle yontulması, farklı bir tarzda ele alınması, ayrıntılarının işlenmiş olmasıyla diğer yapılarda görülen taşa yontulmuş insan figürlerinden farklı bir özellik gösterir. detaylı bir şekilde ele alınmış olan insan figürü, H. Gündoğdu tarafından, sarayı yaptıran kişi yani II. İshak Paşa’yı sembolize ettiği kabul edilmektedir. Yüzü aşağıya doğru bakar durumda işlenen insan vücudunun figürü, yarıya kadar yontulmuş, kolları da anatomiye fazla dikkat edilmeyecek gövdeye bitişik bir şekilde yapılmıştır. Boynu, çenesi, yüzü, kulakları, saç ayrıntıları, kaş, göz, bıyık ve burun ayrıntıları bugün de net bir şekilde anlaşılmaktadır.
    İnsan figürünün üzerinde 0.60 cm. dışarı çıkıntı yapmış aslan figürü yer alır. Bugün ara ve ön ayakları kırılmış olan aslan figürünün gövdesinin tümü yapılmış, kuyruğu, kalça kısmı ve başı da net bir şekilde anlaşılacak derecede belirgindir. Çeşitli sembolik anlamları bulunan aslan, güç, kuvvet, zafer ve koruyuculuğu sembolize ettiği gibi, H. Gündoğdu tarafından buradaki aslan figürünün İshak Paşa’nın hakimiyetini sembolize ettiği kabul edilmektedir.
    En üst kısımda da insan ve aslan figüründen daha uzun olarak yontulmuş kartal figürü yer alır. Aslanın sırtı üzerinde ilerleyen uzun bir yılan şeklinde yontulmuş kartalın kanatları ve başı anlaşılır derecede belirgindir. Kartal, hükümdarın gücünü, kudretini sembolize ettiği gibi, koruyucu unsur ve cesareti de temsil etmektedir.
    Stilize edilmek suretiyle, başka bir yapıda, başka bir örneğine rastlanmayacak tarzda ele alınan konsollar, yapının kuzey cephesine hareketlilik katarak estetik bir görünüm kazandırmaktadır.
    [​IMG]
    Kalem İşi Süslemeler
    Kalem işi süslemeler, yapıda kullanılan ahşap süslemeler gibi, yalnızca sarayın belli bir bölümünde, caminin kubbe iç kısmında uygulama alanı bulmuştur.
    Ahşap ve taş üzerinde gerçekleştirilebilen bu kalem işi süslemelerin İshak Paşa Sarayı Cami kubbesinde yer alan kalem işi süslemeler gibi sıva üzerinde de uygulama alanı bulabildiği görülmektedir. Ayrıca tezhip sanatıyla benzerlik gösteren kalem işim süslemelerde geometrik, bitkisel, geçmeler, palmet, lotus, rumi, kıvrık dal ve hatayi grubu çiçeklerin oldukça sık kullanıldığı görülür.
    XIV. yüzyıldan, XVII. Yüzyıla kadar gelişme gösteren, XVIII. Yüzyıldan sonra da batılılaşma etkisiyle değişime uğrayan kalem işi süslemeler , İshak Paşa Cami kubbesi içerisinde boş yer kalmayacak şekilde dekoratif amaçlı, sıva üzerine oldukça canlı renklere sahip rokoko üslubunda ağaç ve çeşitli bitki motiflerinden oluşan bezemenin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bir noktadan çıkarak güneş ışınlarını hatırlatır şekilde radyal düzene göre yapılmış olan bu kalem işi süsleme; ortada sekiz köşeli bir rozet çiçeğinden sayı artırılarak, on altı alternatif şekilde yerleştirilmiş aşağıya doğru çoğalıp genişleyen bitkisel kompozisyonlar ve ağaç motifleri ile kubbenin yarısına kadar boş yer kalmayacak şekilde belli bir düzen içerisinde kubbe içerisini kaplamaktadır.
    Kalem işi süslemeler, sıva dökülmesi, net etkisi ve boyayla kolay zarar görebilen bir bezeme türü olmasından dolayı, günümüze ulaşabilen pek fazla örnek bulunmamaktadır. İshak Paşa Sarayı Cami kubbesi içinde de kahverengi, sarı, lacivert, kırmızı, mor ve siyah renklere sahip olan bu kalem işi süslemelerin büyük bir bölümü yıpranmış, bugün tam olarak ne olduğu anlaşılamayan bir bezeme varlığını sürdürmektedir
     

Bu Sayfayı Paylaş