İshak Paşa Sarayı Haremi

'D.Anadolu Bölgesi' forumunda ÜmiT KoTaN tarafından 22 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    İshak Paşa Sarayı Haremi konusu İshak Paşa Sarayı Haremi
    Taçkapı
    İkinci avlunun batı duvarının ortasında yer alan muhteşem bir taçkapı ile harem kısmına geçilmektedir.
    Harem taçkapısı, I. Taçkapıdan, II. Taçkapıdan ve selamlık taçkapısından hem süsleme açısından hem de inşası açısından farklı özelliklere sahip olmasının yanında, I. Avluyu II. Avluya bağlayan yüksek taçkapıdan daha gösterişli ve yüksek bir yapıya sahiptir. Günümüze kadar ulaşabilen izlerden ve eski gravürlerden de anlaşılacağı gibi iki katlı bir özellik gösteren harem kısmının üst katları yıkılmış olmasının yanında, II. Taçkapı gibi iki katlı bir özellik gösteren harem taçkapısı fazla zarar görmemiştir.
    Taçkapının gösterişli dikdörtgen dış cephesini, ikinci katını da içine alacak şekilde üç yandan yuvarlak kalın bir silme çevrelemekte, bu kalın silmeyi iç kısımda takip eden ince bir silme daha bulunmaktadır. Kapının etrafını çevreleyen bu iki silmeden sonra cephede en hareketli ve gösterişli kısmı oluşturan geniş bir bordür yer alır. Bu bordür altta, profilden yapılmış karşılıklı birbirine bakan iki aslan ile başlamaktadır. Aslanın kuyruğundan başlayarak dalgalı bir şekilde kapının etrafını dolaşan sarmaşık biçimindeki süslemeler ve stilize bitkisel motifler, plastik açıdan yüksek kabartma olarak etkili bir görünüme sahiptir. Sarmaşık gibi kıvrılarak giden süslemelerin aralarında da bir ters bir düz olmak üzere vazodan çıkan bitkisel motiflere yer verilmiştir.
    Diğer taçkapılardan farklı bir tarzda ele alınmış, gösterişli bir cepheye sahip olan kapının asıl giriş kısmına yarım daire şekilde üç basamaklı merdivenlerle ulaşılmaktadır. Alt kısımdaki dikdörtgen kapı girişi açıklığı, diğer kapılarda olduğu gibi mukarnaslı bir kavsaraya sahiptir. Giriş kapısının etrafında bitkisel bir bordür ile çevrelenmiş bu bordürün üzerinde de sekiz satırlık bir kitabe kuşağı yer alır. Kitabe kuşağının hemen üzerinde de, alt kısımda oldukça yüksek başlayıp yukarıya doğru yüzeyselleşen üzerinde çeşitli bitkisel motiflerin bulunduğu mukarnas sıralarından oluşan kavsara, zeminden itibaren başlayan sivri kemer formunda bir silme ile çevrelenmiştir. Ayrıca dikdörtgen kapı girişinin iki yan kenarlarından yine yüksek kabartma olarak ele alınmış karşılıklı birer selvi ağacı motifi bulunmaktadır. İnce bir silme ile çevrelenen mukarnaslı kavsaranın hemen üzerinde de yine silmelerle çevrili küçük kare bir niş, içerisinde de iri yaprak ve dallarla oluşturulmuş bir çerçeve, bu çerçevenin ortasında da “Hüvel hallakul-baki” ifadesi yer almaktadır. Bu küçük kare kitabeden sonra, çok sayıda silmemin meydana getirdiği bir çerçeve ortasında, yapının ikinci katına ait balkon penceresi bulunur.
    Harem girişini diğer kapılardan daha gösterişli, dikkat çekici ve ayırt edilir şekilde farklı kılmak amacıyla, kapı çevresinin iki yanı boş bırakılmamış. Her iki yanda silmelerin oluşturmuş olduğu dikdörtgen nişler içerisine, neredeyse duvardan bağımsız heykel tarzında, üç boyutlu yüksek kabartma stilize ağaç motifleri yerleştirilmiştir. Türü anlaşılmayan bu stilize ağaç, vazoya benzer bir kaideden çıkarak en tepede üçlü bir taç yaprakla sonuçlanmaktadır.
    Diğer taçkapılara göre, hem kitabe hem de bezeme bakımından oldukça gösterişli ve zengin plastik etkiye sahip iki katlı taçkapı, bugün içerisinde ayetler yazılı dikdörtgen orta kısmın iki ucunda, Allah’ın adlarının yazılı olduğu kartuşların yer aldığı, kitabe ile sonuçlanmaktadır.
    Salon (Muayede Salonu)
    Topkapı Sarayı örnek alınarak yapılan harem bölümünün en gösterişli ve en önemli bölümü olan salon, sarayda yaşayanların ikametine ayrıldığı gibi aile toplantılarının, eğlencelerin yapıldığı ve burada yaşayanların akşamlarını geçirdikleri bölüm olarak inşa edilmiştir.
    Salona, harem taçkapısından girdikten sonra sağ taraftaki küçük bir odadan geçilerek ulaşılır. Doğu-batı doğrultusunda, 12x5 m. boyutlarında dikdörtgen planlı salonun, biri doğuda biri ise batı kısımda olmak üzere karşılıklı yerleştirilmiş birer kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan salona geçit veren doğu yönündeki ilk kapı, batı tarafındaki kapıdan daha sade bir görünüme sahiptir. Dikdörtgen girişe sahip olan yuvarlak kemerli doğu kapısının bu yuvarlak kemeri içerisinde, içi boş bir kitabelik bulunmaktadır. Yuvarlak kemerin üst kısmındaki alınlıkta da kıvrık dalların çevrelediği oval formun iç kısmında iki satırlık bir kitabe yerleştirilmiştir. Salonun batı yönündeki kapısı ise, haremin “L” şeklindeki koridoruna açılmaktadır. Salona bakan daha süslü olan bu dikdörtgen kapı, dışta ince bir silme ile çevrelenmiş, bu silmenin iç kısmında da birbirine geçmeli bir bordür kapıyı çevrelemektedir. Bu bordürden sonra, sivri kemer içerisinde, salondan iki basamak çıkılarak ulaşabilen dikdörtgen kapı açıklığı bulunur. Bu kapının etrafını çevreleyen bitkisel motiflerden bir kitabeliğe yer verilmiştir. Ayrıca her iki yönündeki kapıların yan kısımlarında, pencere şeklinde dikdörtgen kör nişler yer alır.
    Orta alan geniş olmak üzere salonu üç bölüme ayırtan, doğu ve batı duvarına paralel olarak yerleştirilmiş, tek parça taştan, sekiz köşeli ikişer sütuna oturan üç sivri kemerin üzerinde, bitkisel motiflere ve bunu dıştan geçmeli motiflerin bulunduğu iri bir silme ile çevrelemektedir. H. Gündoğdu, salonda kullanılan bu tür sütunların ve mukarnaslı başlıkların Kırım Solhat’taki Özbek Han Camiinde de görüldüğünü ifade etmektedir.
    Sarayın diğer kısımlarında da olduğu gibi düzgün bir taş işçiliğine sahip olan salon, pencerelerin altından başlamak üzere yatay bir silme ile boydan boya çevrelenmektedir. Bu yatay silme ile zemin arasındaki boşluk, siyah ve sarı renklerdeki düzgün kesme taşların alternatif bir şekilde dizilmesi suretiyle, çeşitli şekillerin oluşturulduğu estetik bir duvar kaplaması yapımı gerçekleştirilmiştir. Bir silme ile sonlanan bu duvar kaplamalarının üzerinde, duvarları boyuna bölen çifte sütunlar ve bunların oluşturdukları dikdörtgen pencereler ile kör nişler, üzerinde de kalın yuvarlak silme pervazlar bulunmaktadır.
    Salonun güney cephesinde kör niş üzerinde yer alan bir tek pencere açıklığına yer verilmiş, bu küçük dikdörtgen pencere açıklığı da sarayın hamam bölümüne açılmaktadır. Bunun dışında bu cephede silmelerle çevrili dikdörtgen kör nişler bulunur. Kuzey kısımda ise, harem koridoruna bakan dikdörtgen üç pencere açıklığı yer almakta. Bu pencerelerin yan kısımlarında da silmelerle çevrili birer kör nişe yer verilmiştir. Çok sayıda, İshak Paşa’yı öven kitabelerin bulunduğu salonun, kuzey cephesinde üç pencere açıklığının üzerinde dörder satırlık dikdörtgen biçimli üç kitabeye, kuzey cephede de iki kör niş üzerinde yine dörder satırlık kitabelere rastlanmaktadır.
    Harem kısmının diğer bölümlerinden daha zengin süslemelere sahip olan salon, kitabeleri, yatay ve dikey silmeleri, farklı renkte taş kullanımı, temiz işçiliğe sahip süslemeleri ve silmelerle çevrelenmiş kör niş ve pencere açıklıkları ile harem kısmının önemli bir bölümü olduğu vurgulanarak, etkili ve gösterişli bir mekan meydana getirilmiştir.
    Salon bölümü fazla zarar görmeden günümüze kadar ulaşabilmesine rağmen üst örtüsü yıkık durumdadır. En az zarar gören bölümlerden biri olan salonun, bugün için, ikinci bir kata sahip olup olmadığı ne şekilde bir örtü sistemi ile örtülü olduğu tam olarak bilinmemekle birlikte, çeşitli araştırmacılar bu konu hakkında farklı görüşler öne sürmektedirler. G. Erim, burasının üstü kapalı ve yukarıdan ışık alan bir salon değil, bir iç avlu olduğu görüşünü savunmuş ve ikinci katının ise ahşap olabileceğini ileri sürmüştür. Buna karşılık M. Akok, burasının bir cam tabakası ile örtülü, ışığı tavandan alan tek katlı kabul ve eğlence salono olarak kabul etmektedir.
    Salonda, klasik Türk mimarisinden barok, rokoko, ampir ve yerel üsluplu motiflere kadar farklı dönem özelliği gösteren süslemelerin bir arada kullanıldığı görülmektedir.
    Harem Odaları
    Harem odaları, sarayın kuzey cephesinin bir bölümünü, batı cephesinin tamamını kaplayacak şekilde “L” koridor üzerinde sıralanmıştır. Kuzey cephede, muhafız koğuşları, selamlık odaları ve cami son cemaat kısmı ile aynı hizada yerleştirilmemiş olan harem odaları 7 m. kadar içeri alınarak harem bölümünü çevreleyen Hasbahçe’nin bu kısımda oluşumu da sağlanmıştır.
    Her odanın koridora açılan birer kapısı olduğu gibi “L” koridora geçişte, salonun batı yönünde bulunan kapı ile sağlanmaktadır. Bu koridor üzerine sıralanmış odalardan, kuzey cephede köşede bulunan odalar hariç altı, batı kısımda da Hasbahçe’ye çıkışı sağlayan merdivenli aralığın dışında altı oda ile birlikte toplam on iki harem odası bulunmaktadır. Hepsi aynı biçimde olan harem odaları, dikdörtgen planlı ve 20 metre karelik bir alanı kaplamaktadır. Köşe odalarında diğer odalara göre, kuzey ve güney cepheye bakan dikdörtgen açıklıklara sahip pencere sayısının fazla olmasına rağmen bu odalara ile birlikte her odanın kısa kenarlarında, kuzey ve batıya bakan muhteşem bir manzaraya sahip iki pencere açıklığı ile aralarında birer ocağa yer verilmiş odalar içeride bulunan ocaklarla ısıtılırken, doğrudan doğruya dışa açılan pencerelerle de aydınlatılmaktadır.
    H. Gündoğdu, batı ve kuzey cephenin dışında, güney cephede de, harap bir durumda, hakkında fazla bilgiye sahip olunamayan mutfak bölümünün, iki yanında devam ettiğini belirttiği harem odalarının varlığından da bahsetmektedir.
    Eski gravürlerden ve yapının kalıntılarından iki katlı olduğu anlaşılan, ancak günümüze tavanları da yıkılmış olarak ulaşabilen harem odalarının, bugün ise üzeri bakır kaplama bir çatı ile örtülerek korunmaya çalışılan alt kat bölmeleri ulaşabilmiştir. Alt katta aynı planda ola üst katların, daha çok önemsenerek iyi bir işçiliğe sahip olduğu, bugün fazla hasar görmeden ulaşabilen cami ile odanın ortak duvarında ayakta kalabilmiş yüklük, dolap, şerbetlik ve kandillikten anlaşılmaktadır.
    İki katlı bir özellik gösteren odaların, üst örtüsünün de düz dam şeklinde olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca batı cephede ikinci kata çıkışı sağlayan merdivenin, bahçeye inen merdivenin yanında olduğu tahmin edilmektedir.
    Belli bir dönem kışla olarak kullanılmış olan sarayın bazı odalarına ekmek fırınları kurulmuş, bir kısım odalarında da bir takım değişikliklere gidilerek, günümüze ilk görünümünden farklı bir şekilde ulaşabilmiştir.
    Harem Batı Avlu Kapısı
    Salonun “L” koridoruna açılan batı kapısıyla karşılıklı olarak yerleştirilmiş harem avlu kapısı, harem duvarının batı kısmının ortasında yer alır.
    Harem odaları arasında yer alan bir aralıkta oldukça dik merdivenlerle inilerek ulaşılan avlu kapısı, harem bölümünü güney, batı ve kuzey yönlerden çevreleyen Hasbahçeye açılmaktadır. Bu cephede hafif dışa taşkın şekilde olan avlu kapısı, cephe duvarında kullanılan taşlardan daha koyu renkli ve farklı bir taş cinsinin kullanılmasıyla farklılık göstermektedir.
    Küçük boyutlarda basit, süslemesiz kapının üzeri düzgün kesme taştan oluşan yarı piramidal bir şekilde sonuçlanmakta. Ayrıca kapının dışında, kapıyı çevreleyen bir silme bulunmaktadır. H. Gündoğdu, kapı üzerinin piramidal biçimde sonuçlanmış olması ve kapıyı çevreleyen silmenin buraya klasik ve ampir karışımı bir özellik kattığını belirtmektedir. Kapıyı çevreleyen silmenin içinde de , mukarnas başlıklı iki sütuna oturan sivri kemer, kapının küçük boyutlarda yuvarlak kemerli giriş açıklığını ve bu küçük açıklığın üzerinde bulunan dikdörtgen pencere açıklığını çevrelemektedir.
    Harem batı cephesinin ortasında yer alan kapının H. Gündoğdu ve M. Akok tarafından yapılan incelemeler sonucunda, cepheden farklı bir şekilde yapılmış taş işçiliğinin duvarla uyum içerisinde olmaması, batı cephesindeki pencere kenarlarında yer alan süslemelerin altta kalmış olmaları, kapının batı harem cephesi tamamlandıktan sonra duvarın ortasına yerleştirilmiş olduğu sonucuna varmalarına neden olmuştur.
    Hamam
    Harem kısmında bulunan hamam, kuzey tarafta salon ve güney cephedeki mutfak arasındaki boşluğa yerleştirilmiştir.
    Doğu-batı doğrultusunda yerleştirilmiş olan hamam, birbiri ile bağlantılı sıcaklık, soğukluk ve külhan bölümleri olmak üzere üç bölümden oluşur. Hamam kısmına giriş, harem “L” koridoruna açılan ayrıca mutfağa girişi de sağlayan üzeri beşik tonozla örtülü kısa koridorun kuzey yöne bakan kapı açıklığıyla sağlanmaktadır. Bu kapıdan geçildikten sonrada yine üzeri beşik tonozla örtülü küçük bir koridora ulaşılır. Bu koridorun sol tarafındaki açıklıktan sıcaklık kısmına, koridorun karşısındaki bir kapından da soğukluk kısmına ulaşılabilmektedir.
    Bazı araştırmacılar , dıştan kare planlı içeride sekizgene dönüştürülmüş, külhan kısmına yakın olan yeri, sıcaklık olarak kabul etmektedirler. Ancak, koridorun solundaki açıklık ile ulaşılabilen sekizgen planlı harem “L” koridoruna bakan kısım ve hamama geçişi sağlayan açıklık dışında altı tarafta halvetlerin bulunmasından dolayı, H. Gündoğdu, bu bölümü hamamın asıl yıkanmalık kısmı olabileceğini belirtmektedir. Kubbesi yıkılmış olan bu bölümün, iç kısmının her yüzeyi sivri kemerli nişlerle hareketlendirilmiş, ayrıca küçük nişlere de yer verilmiştir.
    Koridorun karşısında yer alan bir başka kapı açıklığı ile de hamamın soyunmalık kısmına geçilmektedir. Sıcaklık kısmından daha küçük boyutlarda olan bu bölüm, dışta kare planlı olup içte sekizgene dönüştürülmüştür. Sıcaklık kısmının kubbesi gibi soyunmalığında yıkılmış olan üst kısmının, sekiz köşeli bir kubbe ile örtülü olduğu tahmin edilmektedir
    Hamamın külhan kısmı da soyunmalığın doğru tarafına yerleştirilmiştir. Üzeri beşik tonozla örtülü olan külhan kısmı soyunmalıkla bağlantılı olup odun atma açıklığı da mutfağın kuzey-doğu girişinin yanında yer alır.
    Küçük boyutlarda yapılmış olan hamamın II. Gündoğdu, kendi ısıtma sistemi ile bütün haremin ısınmasını sağlayarak, günümüzün kalorifer sisteminin bir benzerinin ilk uygulaması olmasından dolayı önemli bir yere sahip olduğunu belirtir.
    Mutfak
    Hamamın güney tarafında er alan mutfak kısmına, salonun batı kapısından geçilerek ulaşılabilen “L” koridoru üzerinde doğu tarafa açılan küçük bir koridor ile ulaşılmaktadır. Bunun dışında, harem taçkapısından girdikten sonra uzun koridorun sonunda güney kısımdaki bir başka kapı açıklığı ile de mutfak bölümüne geçiş sağlanmaktadır.
    Tek bölümden oluşan mutfak kısmı diğer harem odalarıyla aynı yükseklikte iki katlı bir özellik göstermektedir. Oldukça yüksek bir tavana sahip olan mutfak 100 metre kareye yakın kare planlı bir alanı kaplar.
    Üst kısmı düz dam şeklinde sonuçlanan, kalın duvarlara sahip mutfak bölümünün içerisinde, köşelerde karşılıklı olarak yerleştirilmiş kemerler, üst kısımda kare şeklinde havalandırma menfezini meydana getirerek duman ve yemek kokularının, mutfaktan daha çabuk çıkmasını havalandırmanın daha çabuk gerçekleşmesini sağlamıştır. Çatının ortasında dışa yansıyan, sekizgen bir gövdeye sahip havalandırma menfezinin dört yüzünde de bu dikdörtgen açıklıklardan daha yukarı yerleştirilmiş, yuvarlak kemerli küçük açıklıklar bulunmaktadır. Gerek plan gerekse şekil itibariyle de Selçuklu türbeleri tarzında olan havalandırma menfezi, sekizgen gövde ile uyumlu kırmızı renkte, hava şartlarına karşı daha dayanıklı taşla yapılmış piramidal bir külahla örtülüdür.
    Kare planlı mutfağın, güney cepheye açılan iki dikdörtgen penceresi ve bu pencerelere arasında yerleştirilmiş basık kemerli bir bacaya sahip ocak yer almaktadır. İçeride karşılıklı olarak yerleştirilmiş nişlerin bulunmasının yanında, güney-batı pencerenin önünde üzeri açık yayvan bir kemer yer alır. Ayrıca ocağın karşısında kuzey tarafta üzeri yemek yağları ile islerle kaplanmış okunmayacak durumda olan kitabesiyle, önünde yalağı bulunan çeşme bulunur.
    Sarayın harem kısmında bulunan mutfak, Edirne ve Topkapı Sarayında bulunan mutfaklardan daha küçük boyutlarda olmasına rağmen H. Gündoğdu, Sarayın ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunda oldukça büyük ölçülere sahip bir mekanın yapılmış olduğunu belirtmektedir.
    Mutfağın batı kısmında mutfakla bağlantılı, üzeri beşik tonozla örtülü harem “L” koridoruna bir pencere ile açılan kiler kısmı, içerisinde çeşitli yiyeceklerin korunması için yapılmış derin dolap ve nişlere sahiptir.
    Mutfak belli bir süre askeri kışla olarak kullanışmış bu süre içerisinde de burası yine aynı işlevini devam ettirmiş ancak, ocakların yetersiz olmasından dolayı içeride pencerelerin önüne bacası bulunmayan ocaklar yerleştirilmiş, bu ocaklardan çıkan yemek yağları, isler ve dumanlar duvara işleyerek, mutfak yeniden eski görünümüne dönüştürülemeyecek şekilde onarımı güç siyah bir is tabakasıyla kaplanmıştır.
    Tuvalet
    Harem bölümünün içerisinde bulunan tuvalet, güney kısmında yer almaktadır.
    Harem odalarında açıldığı “L” koridorun uç kısmına yerleştirilmiş, üzeri beşik tonozla örtülü, bir tek pencereye ve pencerede de karşılıklı yerleştirilmiş iki nişe sahip olan tuvalete, doğu cephedeki bir kapı açıklığı ile ulaşılmaktadır.
    H. Gündoğdu tarafından yürütülmekte olan kazı çalışmaları sonucunda, tuvaletin, kanalizasyonunun 9 m. yükseklikten aşağıya indirilerek, Hasbahçede oluşturulan bir çukurda toplandığı, buradan da 21 m. uzunluğundaki künklerden oluşan kanalizasyonla aşağıdaki dereye boşaltıldığı ortaya çıkarılmıştır
     

Bu Sayfayı Paylaş