İshak Paşa Sarayı Birinci ve ikinci Avlusu

'D.Anadolu Bölgesi' forumunda ÜmiT KoTaN tarafından 22 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    İshak Paşa Sarayı Birinci ve ikinci Avlusu konusu [​IMG]
    İshak Paşa Sarayı Birinci Avlusu
    Taçkapı
    Batı avlu kapısı ile birlikte beş kapısı bulunan İshak Paşa Sarayının ana giriş kapısı, aynı zamanda sarayın en önemli kısmını teşkil eder. Bu taç kapı sarayın doğu cephesinde yer alır.
    Selçuklu tarzında inşa edilmiş olan taçkapının, ön kısmında düz bir alanın olması gerekirken, 5-6 m.. kadar ilerisinde olduğu gibi bırakılmış, küçük bir tepecik bulunmakta doğu duvarının tam ortasında yer almamakla beraber hafif güneye kaydırılmış durumda olan taçkapı; 10, 60 m. eninde, 11,80 m. yüksekliğinde ve 4.80 m. derinliğindedir. Düzgün kesme taştan, sağlam bir örgü sistemine sahip olan taçkapı, kuzeyden 3 m. güneyden de 1.5 m. kadar ileri taşırılmış durumda, genel özellikleri bakımından da Selçuklu portelerini hatırlatmaktadır. Anadolu Selçuklu porteleri tarzında, süsleme unsurunun taçkapı ağırlık noktasını teşkil ediyor olması, yan kısımlarındaki duvarların daha sade bir görünüme sahip olması ile de benzeşen İshak Paşa Sarayının I. Taçkapısının boş bırakılmış sade görünümlü, yan duvarları sayesinde kapı anıtsal bir yapıya kavuşarak daha etkili bir görünüm kazanmıştır.
    İshak Paşa Sarayı taçkapısında olduğu gibi, cephe yüzeyinden az yada çok dışa doğru çıkıntı yapmakta olan Selçuklu taçkapılarının boyları da, genellikle ön yüz duvarından yüksek tutulmuştur.
    İshak Paşa Sarayının I. Taçkapısı da yüksek pahlı iç içe iki sivri kemer içerisinde taştan çok ahşap işçiliğini hatırlatır tarzda, fazla derin olmayan mukarnaslı bir kavsaraya sahiptir. Giriş kısmında hafif yay kemerli olması da Anadolu Selçuklu yapılarının üslup yönünden bir tekrarı olarak görülür. Ayrıca birinci taçkapının kavsarası, Konya Karatay medresesinde olduğu gibi, daha yüzeysel bir taçkapı görünümü sergilemekte olup bu özelliği ile dik açılı Selçuklu Taçkapısı kavsaralarından farklıdır.
    Birinci taçkapının kuruluşunda ana çerçevede Selçuklu etkileri ağır basmakla birlikte Avrupa Ampir Üslubunun etkileri oldukça net bir şekilde görülmektedir. Saray üzerinde incelemelerde bulunan araştırmacılar duvara bitişik gömme sütunlar ve yatay silmelerle, dikey ve yatay olarak bölümlenmiş cepheye bir hareketlilik, anıtsallık kazandırılarak denge kurulmaya çalışılan taçkapının, ayrıntılarında batılılaşma dönemi etkisinin görüldüğünü belirtir. ayrıca H. Gündoğdu tarafından geç batılı tarzın taşıma amaçlı olmayan duvar payeleri ile aynı anlamda değerlendirebilecek, kapının iç ve dış cephesinde dışa taşan kitlesinde, altışar yuvarlak sütunun cepheye hareketlilik kazandırma amaçlı olduğu belirtilmektedir. 2.50 m. uzunluğundaki dikdörtgen kaidelere basan bu sütunlar, 1 m. yüksekliğinde siyah bazalt taş kaide üzerinde oturmaktadır.
    Altı kısma bölümlenmiş olan kapı, ön cephesinin alt iki yanında paye sütunlarla çevrilmiş, fazla derin olmayan nişler içerisine stilize bitkisel motifler yerleştirilmiş olup, üst kısımda iki sütun arasında yer alan sivri kemerli boşluk, mukarnas dizisiyle doldurulmuştur. Kapının iki kanadı arasındaki pahlı sivri kemerin iç kısmı ve kenar kontuları da alçak bitkisel motiflerle doldurulmuş, bu sivri kemerin alt uzantısında da iki sütun arasında, içi süslemesiz olan dikdörtgen nişin çevresi fazla geniş tutulmamış, kıvrık dallarla çevrelenmiştir. Ayrıca girişin iki yanında Ampir tarzındaki paye-sütunların aralarındaki boşluk, karşılıklı stilize bitkisel motiflerle doldurulmuş bu kısmın üzerinde de iki sütun arasındaki boşluğun mukarnas dizisiyle doldurulduğu görülür.
    Hafif yay kemerli girişe sahip olan taçkapının üzerinde, iki sıra halinde içi boş kitabelere yer verilmiş, bu kitabeliğin üzerinde de yüzeysel mukarnaslı bir kavsara bulunmaktadır. Bu kavsarayı üstten çevreleyen sivri kemer üzerinde de, Selçuklu mimarisinde oldukça sık kullanılan dişli kabartma bordür görülür.
    Taçkapının ön kısmında, cepheye hareketlilik kazandıran paye-sütunların üzerine, süsleme amaçlı, uzun ince sivri kemerli nişler yerleştirilerek aşağıdaki hareketliliğin yukarıda da devam etmesi sağlanmıştır. Bu nişlerin içerisinde de ağaç yapraklarıyla süslü bir kabara yer alır.
    Taçkapının yıkılmış olan üst kısmının ne şekilde bir örtüye sahip olduğu anlaşılmamakla birlikte, yapı üzerinde incelemelerde bulunan M. Akok, kapı üzeri kuruluşunun yapının formuna uygun biçimde madeni örtülü ve ahşap iskeletli bir tekne tonozla örtülü olarak değerlendirmiştir. Buna karşılık H. Gündoğdu; böyle bir örtü yerine köşe kulesi biçiminde, ikili bir mimari elemanın varlığının bu cephede daha uyumlu olacağını belirtmiştir. Üst bölümü yıkılmış olan taçkapının bugün ayakta kalabilmiş üst kısmının bir korniş hattı ile bittiği ve üzerinde dört tan üçgen konsol bulunduğu görülmektedir.
    Taçkapının birinci avluya bakan cephesi daha sade bir yapıya sahip olup, kapının dış cephesinin altı kısma bölünmüş olmasına karşın, iç cephenin, üst odanın taban seviyesindeki korniş ve üst kısımdaki bir saçak silme ile üç parçaya bölünmüş olduğu görülür.
    İki sade ve geniş ayak üzerine oturtulmuş olan kapı girişi, basıkça bir tonozla örtülüdür. Bu düz, basık ve derin kemerin üzerinde bulunan aralıklı konsollarla süslenmiş, çıkıntının iki kenarında da süs unsuru olarak yapraklarla süslü kabartma iki kabara bulunmaktadır. bu çıkıntının biraz daha yukarısında avluya bakan bir penceresi bulunan üst odanın, taban seviyesinde bir korniş yer almaktadır. Kapının cephesi üst kısımda da bir silme ile sonuçlanır..
    Anıtsal bir yapıya sahip olan taçkapı, genelde Selçuklu anlayışında kurulmuş olmasıyla birlikte, sarayın yapıldığı dönemin özelliği olan Avrupa Ampir üslubunun etkileri de görülmektedir.
    Nöbetçi Odası
    Birinci taçkapının sol iç yanında saraya girip çıkanı kontrol etmek amacıyla, bugün de aynı görevi yüklenmekte olan, bir pencere açıklığı ve küçük bir kapıya sahip bekçi odası, 2.10 m. eninde, 3. 10 m. uzunluğundadır.
    Harap bir durumda günümüze ulaşabilmiş olan bu nöbetçi odası taçkapının güney kısmına yerleştirilmiş olmasından dolayı da, kapının kuzey kısmı ile güney kısmı arasında 1,5 m. kadar bir oransızlık göze çarpmakta. Bu küçük bekçi odasının dışında bununla aynı hizada saray görevlilerinin kullanımı amacıyla yapılmış farklı büyüklükte iki oda bulunmaktadır.
    Çeşme
    Çeşme, Saraya giriş sağlayan taçkapının sağ iç yanında duvara bitişik olarak inşa edilmiştir.
    Klasik Türk çeşmeleri tarzında yapılmış , doğu iç cepheye bakan küçük bir niş şeklinde duvar yüzeyinden 0.50 m. derinlikte iç içe iki yüksek sivri kemerin meydana getirdiği çeşme, dışarı çıkıntı yapmayarak birinci avluya bakan doğu duvarıyla aynı hizada yer alır. Dıştan bir silme ile çevrelenmiş olan iç içe iki sivri kemeri süsleyen farklı dekoratif bordürler bulunmaktadır. Bunlardan dıştaki, sivri kemerin dış yüzeyinde kaytan motiflerinden oluşan bir çevre bordürü ile, bu bordürden daha geniş tutulmuş olan kıvrık dal ve yapraklardan oluşan kabartma stilize bitki motiflerinin bulunduğunu bir başka bordürde iö yüzeyde yer almaktadır.
    Sivri kemerle oluşturulmuş küçük niş derinliğinin alt kısmında bulunan iki musluğun altında, taştan yapılmış bir yalak yer almakta. Muslukların üst kısmında da iki yanda 0.38 m. eninde, 0.48 m. derinliğinde yarım daire kemerli su kabı koymak için yapılmış küçük niş arasında da içi boş bir aynalık taşı bulunmaktadır. Etrafı birbirine geçmeli kıvrık dal ve yapraklardan meydana gelen bir çerçeve ile çevrelenmiş dikdörtgen aynalık taşının çerçevesinin üst orta kısmındaki küçük bir vazodan çıka stilize bitki motiflerinin üst kısmında da bir tür çam ağacı veya damla şekline benzer motifler yer almakta, bunun içerisine de güle benzer bir süsleme yerleştirilmiştir. Süslemeleri açısından fazla zarar görmemiş olan çeşmenin, aynalık taşının etrafındaki motifler ve kemeri süsleyen dekoratif bordürler barok üslup özelliği göstermektedir.
    Sarayın süsleme açısından fazla hasar görmeden günümüze ulaşabilen kısımlarından biri olan çeşme, özellikle hazne etrafında, su tesisatının madeni kısımlarını almak amacıyla oldukça fazla hasar uğramış bu yüzden de bugün muslukların ne şekilde olduğu anlaşılamamaktadır.
    Muhafız Koğuşları
    Birinci avlunun kuzey cephesinde, bu kısmı boydan boya kaplayan günümüze de harap bir şekilde ulaşmış olan, sarayın korunması ve güvenliğine yönelik hizmetlerin verildiği birimler yer almaktadır.
    Bugün üst örtüsü yıkık durumda olan, sarayın korunmasına yönelik yapılmış muhafız koğuşlarında fazla pencere açıklığına yer verilmemiş olmasının yanı sıra birinci avluya açılan koğuşlara girişi sağlayan dört kapı açıklığı bulunmaktadır. Büyük ölçülerde olmayan bu kapılardan, orta kısımdaki iki kapı yuvarlak kemerli, yanlardaki kapılar ise dikdörtgen kapı açıklığına sahiptir.
    Kuzeydeki vadiye paralel olarak yan yana sıralanmış oldukça geniş birimler, muhafız koğuşları olarak inşa edilirken, bu kısmın altında eskiden zindan olarak kullanıldığı kabul edilmektedir.
    Zindan
    Zindan birinci avlunun kuzey tarafında yer alan muhafız koğuşlarının alt kısmında bulunmaktadır.
    Bodrumda yer alan zindana, muhafız koğuşlarına giriş sağlayan kapıların bulunduğu cephenin kuzey batı köşesindeki dikdörtgen bir kapı açıklığından girilerek, aşağıya inen dik merdivenlerle ulaşılır. Yan yana sıralanmış beşik tonozlarla örtülü altı ayrı hücreden oluşan zindanın, H. Gündoğdu tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları sırasında yarı yüksekliğe kadar molozlarla dolmuş olan bölümleri tamamen temizlenerek, burasının birbirine demir parmaklıklı kapılarla geçişin sağlandığı saray zindanı olarak kullanıldığı kesinlik kazanmıştır. Yer yerde kayaların oluşturulmuş, oldukça sağlam bir yapı sistemine sahip olan zindanın doğu ucunda bulunan hücrenin girişi bulunmamakla birlikte bu bölüme mahkumların tavanda yer alan bir açıklıktan halatlarla indirildikleri belirtilmektedir. 1805-1806 yıllarında saray zindanında tutuklu olarak kalmış olan Jaubert burayı ; “akmayan çeşmeler ve kuru sarnıçların bulunduğu kaya içine oyulmuş, 30 ayak derinliğinde, 16 ayak uzunluğunda ve 5 ayak genişliğinde bir bodrum katı” olarak seyahatnamesinde belirtmiştir.
    Bodrumda yer alan zindan hücrelerinin üst hizasında biri avluya diğeri kuzeye bakan birer mazgal pencere yer almaktadır.
    At, Koşum ve Araba Yerleri
    Sarayın en fazla hasar görmüş, günümüze harap bir şekilde ulaşabilen bölümlerinden, at, araba ve koşum yerleri, I. Avlunun doğu ve batı kısmında yer alır.
    Saray teşkilatı içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan ahır kısmı, İshak Paşa Saray’ının I. Avlusunda geniş bir alanı kapsamaktadır. H. Gündoğdu, sarayın sol tarafında bulunan bölümlerde, saraya gelen misafirlerin ve ziyaretçilerin kalabilecekleri yerler bulunduğu gibi gelen misafirlerin atlarını ve arabalarını koyabilecekleri yerler, saraya ait at bakıcılarının kalması, atların, arabaların konulması için koğuşlar ve tavlalar bulunduğunu da belirtmektedir. Saraya misafir olarak gelen önemli kişiler de yüksek II. Taçkapıdan geçerek selamlık kısmına alınır. Bu kişilerin atları da I. Avluda bulunan ahırlarda kalırlardı. Önemli kişilerin dışındaki yolcular ise I. Avlunun güneybatı köşesindeki kapıdan içeri alınarak, misafirlere ait odalarda kaldıkları anlaşılmaktadır
     
  2. [​IMG]
    İshak paşa Sarayı İkinci Avlusu
    Taçkapı
    Birinci avluya girişi sağlayan taçkapıdan farklı bir tarzda inşa edilmiş olan ikinci taçkapı birinci avlu ile ikinci avlu arasında yer almaktadır.
    Cephe ile kaynaştırılmış, I. Taçkapı gibi dışa çıkıntı yapmayan II. Kapı, sivri kemerli, ince, uzun bir forma sahiptir h. Gündoğdu tarafından Gotik kapı olarak değerlendirilen ikinci taçkapı, I. Taçkapı ile aynı eksende olmasına rağmen hafif sağa kaydırılmış durumda olup iki katlı bir özellik göstermektedir. ayrıca yüksek taçkapının yanında bulunan pencerelerde iki katlı bir bina kitlesinin varlığına işaret etmektedir. Ancak, varlığı kabul edilen ikinci kattan günümüze hiçbir iz ulaşamamış olmasından dolayı burasının ne şekilde sonuçlandığı, ne şekilde bir düzene sahip olduğu da tam olarak anlaşılamamaktadır.
    İki katlı bir özellik gösteren, yüksek taçkapının alt kısmı, dikdörtgen bir çerçeve içerisinde basık kemerli bir girişe sahiptir. I. Avludan II. Avluya bu basık kemerli girişin derinliği 10 metreyi bulan beşik tonozlu koridoruyla ulaşılmaktadır. Girişin iki yanında da karşılıklı yerleştirilmiş sivri kemerli iki niş yer alır.
    Yıkık bir durumda ulaşabilen ikinci kattan günümüze sadece, taçkapının yanlarında çerçeveye bitişik kemer konsolları kalmış, kapının üst kısmının da kalan izlerden köşk şeklinde sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Bu kısmında hasar görerek ulaşmış olan köşke ait, beşik tonozlu girişin üzerinde yer alan balkonun, ne tür korkuluklara sahip olduğu anlaşılmamakla birlikte, kapı cephesine uygun taş korkuluklara sahip olduğu tahmin edilmektedir.
    Sivri kemerli ikinci taçkapı birinci taç kapı tarzında inşa edilmemiş olduğu gibi, farklı tarzda süslemeler de ağırlaştırılmamış sade görünümüyle etkili bir yapıya sahiptir. Aşırıya kaçmayan sade bir cepheye sahip taç kapının sadece, I. Avluya bakan düz yüzünün kapı kemerini oluşturan, iki yan pahında cepheye hareketlilik kazandırmak amacıyla karşılıklı, Selviye benzer stilize iki ağaç , adeta üç boyutlu forma yaklaşır şekilde iri plastik etkisi bırakan sarmaşığı hatırlatır şekilde kıvrık dal ve yapraklarla süslenmiştir.
    Cepheyi zenginleştirmek amacıyla yapılmış olan yüksek kabartma ağaç motifinin dışında, kapıda fazla yüksek kabartma olmayan yüzeysel başka bir süs unsuruna daha yer verilmiştir. Basık kemerli kapı üzerinde, bir gölgelik, saçak tavanı görünümünde olan balkonun alt kısmında, karşıdan cephedeki selvi ağacı gibi net görülemeyen Rokoko tarzında bir süsleme bulunmaktadır.
    Üst kısmı yıkık durumda olan taçkapının sivri verev kemerinin çevresi, yanlardan tomurcuk şeklinde konsollar üzerine oturan altı köşeli iri bir silme ile çevrilmiş , silmenin kapı üzerinde ne şekilde sonuçlandığı ve ne kadar yükseklikte olduğu anlaşılamamaktadır.
    Etkili bir görünüme sahip olan taçkapıda, Türk, Rokoko ve Barok unsurların bir araya getirildiğini belirten M. Akok, taçkapının plan bakımından Barok anlayışta olup yüksek söveli sivri kemerli yüzü, sağ ve sol söve içi nişleri ve basık kemerli giriş kapısı ile tamamen Türk mimarisinin kapı planı tarzına uymakta olduğunu belirtmektedir.
    Hizmetli Odaları
    İshak Paşa Sarayında, saray hizmetlilerine ayrılmış olan bölümde II. Taçkapının güney ve kuzeyinde kapıya bitişik, I. Ve II. Avluya bakan iki katlı odalar şeklinde düzenlenmiştir.
    İkinci avlunun, güney kısmına doğru genişletilmiş olan güney cephesinde, hizmetçilere ait odalar , oldukça yüksek bodrumlara sahip olduğu gibi en çok hasar gören kısımlardan birisidir. Bugün için yalnızca temel kalıntıları kalmış olan bu kısımların H. Gündoğdu, eskiden ikinci bir kata daha sahip olduğunu belirtmektedir. Saray hizmetlilerinin odalarının bulunduğu güney cephede ayakta kalabilmiş bu yöne bakan her odanın duvarında ikişer pencere açıklığı ile ortalarında birer ocağa yer verilmiştir.
    Taçkapının kuzeyinde bulunan hizmetli odaları ise selamlığın mahkeme salonu ile birleşmiş durumdadır.
    Selamlık Taçkapısı
    Bu taçkapı, II. Avlunun kuzey tarafında avluya bakan cami ve hizmetli odalarıyla birleşen selamlık duvarının ortasında yer alır. I. Taçkapıda olduğu gibi ana hatlarıyla Selçuklu taçkapıları tarzında ele alınmış olan selamlık taçkapısı, Selçuklu taçkapılarından daha sade bir özellik taşır.
    İç içe iki derinlikten oluşan kapı 5.25 m. genişliğinde, 7.42 m. yüksekliğinde ve cephe duvarından 6 cm. kadar dışa çıkıntı yapmaktadır. Sivri kemerli taçkapının dış cephesi sütuna benzeyen oldukça kalın bir silme ile çevrelenmiş, bu silmelerin oturduğu kaidelerde sepet örgüsü biçiminde dekoratif süs kuşaklarına sahiptir. Bu tür kuşaklar daha çok Anadolu yapılarında görülmektedir. Ayrıca iç yüzeyde sivri kemerin formunu devam ettirir şekilde bitkisel motiflerden oluşan bir bordür bulunmaktadır.
    Dikdörtgen kapı açıklığına sahip olan selamlık taçkapısının, giriş açıklığının etrafını, kapının formuna uygun şekilde bitkisel bir bordür çevrelemekte, bu bordürün üzerinde de sepet örgüsü ve bitkisel motiflerden oluşan bir başka bordür yer almaktadır. Mukarnaslı kavsaranın altında yer alan bordürün üzerinde de, Osmanlı mimarisi yapılarında kullanılan kemerler tarzında mukarnaslı kavsarayı çevreleyen yüzeysel sivri cephe kemeri bulunmaktadır. Dıştaki sivri kemerin formuna uygun şekildeki bu kemer, ikişerden dört köşe sütuncasına oturmakta, bu sütuncelerin başlıkları ve kaideleri, dıştaki kalın silmenin oturduğu kaide gibi sepet örgüsü biçiminde süs unsuruna sahiptir. Aynı zamanda, kapı sövesinin iki yanında ikişer sütunceden oluşan cephe düzeni, batılılaşma dönemi Osmanlı mimarisinde görülen cephe anlayışı tarzında olup, I. Taçkapıda olduğu gibi, taşıma amaçlı olmaktan çok, cepheye hareketlilik kazandırmak ve cephe kitlesini hafifletmek maksadıyla dekoratif amaçlı yapılmıştır. Bu sütuncelerin yanlarında da cepheye hareketlilik katacak tarzda ince, uzun iki nişe yer verilmiştir.
    Farklı üslupta motiflerle zenginleştirilmeye çalışılan selamlık taçkapısının iç kısmındaki yüzeysel sivri kemerin üzerinde bir panoya yer verilmiştir. Bu panonun iki yanında ve üstündeki boşlukları doldurmak amacıyla birer kabara yerleştirilmiştir. Ayrıca dikdörtgen girişin iki yanında karşılıklı olarak yerleştirilmiş stilize ağaç motifi birer pano yer alır.
    Selamlık kapısını zenginleştirmek amacıyla yapılmış olan süslemeler, Barok ve Rokoko üslubunda olmasının yanı sıra mahalli sanatçıların kendi zevkine göre oluşturduğu motiflerde kapıda kullanım alanı bulmuştur.
    Selamlık
    İkinci avlunun kuzey tarafında bulunan selamlık sarayın önemli bölümlerinden birisidir. Selamlık, önemli kişilerin ve yabancı ziyaretçilerin kabul edildikleri bir takım devlet yani resmi işlerin yürütülüp kararların alındığı ve yargılamaların yapıldığı yerdir. Yalnızca erkeklere ayrılmış bölüm olan selamlık kısmı aynı zamanda misafirler ve sarayda yaşayanların resmi veya özel günler dışında kalan zamanlarını burada geçirdikleri bir mekan olarak inşa edilmiştir.
    Sarayın kuzey cephesinde yer alan selamlık kısmının II. Avlunun sağ tarafında bulunan duvarın ortasına yerleştirilmiş kapıdan geçilerek ulaşılır. Yedi basamaklı bir merdiven çıktıktan sonra üzeri tonozla örtülü koridorun sağındaki bir kapı açıklığı ile selamlık dairesinin büyük salonuna yani divan salonuna geçilir. Divan salonu, bugünkü anlayışa göre, Bakanlar Kurulu işlevini yüklenmiş olup eskiden burada haftanın belirli günlerinde şikayetler dinlenir, resmi görüşmeler yapılır ve devlet işleri yürütülmekteydi.
    Önemli kararların alındığı divan salonu 18x5 m. boyutlarında dikdörtgen planlı oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır.
    Günümüze oldukça harap bir şekilde ulaşan bu bölümün, eski hali hakkında pek fazla bilgiye sahip olunmamakla birlikte, kalan bazı izlerden, bugün üst örtüsü yıkık olan salonun, yüksek tavanlı olduğu anlaşılmaktadır. II. Avluya bakan beş pencereli divan salonunun dikdörtgen, açıklığa sahip pencereleri sivri kemerli ve pencere alınlıklarında da bitkisel süslemelere yer verilmiştir. Bu pencerelerin etrafını, yıldız motifleri içerisinde birbirine geçmeli motiflerle doldurulmuş bir süsleme çevrelemekte. Ayrıca bu pencerelerin üzerinde, sol taraftaki selamlık odaları pencerelerin üzerinde bulunmayan, küçük dikdörtgen pencere açıklıklarına da yer verilmiştir. Fazlasıyla zarar görmüş olan divan salonunun, iç kısmının batı yönünde, zeminden biraz yüksekte dolap nişlerine ve şerbetliklere de yer verildiği görülür.
    Bir cami ile bitişik olmak üzere iki odası bulunan selamlık kısmının güney cephesinin sol tarafında oldukça harap dudumda olan bu odaların, divan salonunun avluya açılan pencereleri şeklinde yine II. Avluya bakan ikişer penceresi bulunmaktadır. Bu pencereler dikdörtgen pencere açıklığına sahip, sivri kemerli ve orta kısmında bir boğumla iki bölüme ayrılan dilimli kaideler üzerine yükselen silmelerle çevrelenmiştir.
    Selamlık girişinin karşısında kuzey taraftaki bir kapı ile selamlık bölümünün dikdörtgen planlı odasına geçilir. Bu odadan da birbirine bağlantılı olan aynı büyüklükteki odalara geçilmekte, odaların her birinde kuzeye bakan iki pencere ve aralarında da birer ocağa yer verilmiştir. Ayrıca selamlık odaları içerisinde dolaplar, şerbetlikler, yüklükler ve çıralıklar yer almaktadır.
    Selamlık taçkapısından geçilerek ulaşılan koridorun, kuzey tarafında yer alan aynı eksendeki dikdörtgen odadan, doğru yöne açılan bir kapı ile diğer selamlık odalarına geçilmektedir. Divan salonunun kuzeyinde yer alan bu odalardan ilk oda, diğerlerinden farklı bir tarzda, kuzeye bakan dört sıra ahşap konsollar üzerine oturan cumbalı bir köşk özelliği göstermektedir. Konsollar üzerine oturan cumba, günümüze ulaşamayarak bugün yalnızca, araştırmacılar tarafından, insan, aslan ve kartal figürleri olarak değerlendirilen dört sıra çam konsollar ayakta kalabilmiştir. Heykel tarzında üç boyutlu olarak işlenmiş, alttan yukarıya doğru gittikçe uzayan bir özellik gösteren bu figürleri H. Gündoğdu, eski Türk geleneğindeki figür anlayışına uygun tarzda olduğunu belirtmektedir. Ayrıca bu konu üzerinde araştırmalarda bulunanlar, buna benzer figürlerin Selçuklu ve Osmanlı yapılarında görülmesiyle birlikte, üç farklı figürün bir arada kullanıldığı başka bir örneğin bulunmadığını da ifade etmektedirler.
    Taş kadar dayanıklı olmayan ahşap malzeme kullanılarak, yapılmış olan bu konsollar, zaman içerisinde hava şartlarından etkilenerek, bazı kısımlarında çatlamalar, kırılmalar ve aşınmalar meydana gelmiştir.
    Günümüze oldukça harap bir şekilde ulaşan selamlık kısmında, H. Gündoğdu tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları sırasında, orijinal zemin döşemeleri ortaya çıkarılmış, selamlığın en önemli bölümü olan Divan salonunun harap olmuş zemin ve duvar taşları değiştirilerek, yıpranmış olan kısımlar tamamlanmıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş