İshak Paşa Sarayı - İshak Paşa Sarayı Hakkında - İshak Paşa Sarayı Tarihçesi

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Mavi_Sema tarafından 10 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İshak Paşa Sarayı - İshak Paşa Sarayı Hakkında - İshak Paşa Sarayı Tarihçesi konusu İshak Paşa Sarayı
    Temel Britannica

    İshak Paşa Sarayı, Doğubeyazıt'ın 8 km güneydoğusunda, Eski Doğubeyazıt'ın bulunduğu yerde, çevreye egemen bir tepe üzerindedir. Dış görünüşüyle bir kaleyi andı­rır. Yapımına Çıldır'ın beylerinden İshak Paşa'nın 1685'te başladığı sarayı torunu Mehmed Paşa 1784'te tamamlatmıştır.
    Yaklaşık 115 x 50 metre boyutlarında bir alanı kaplayan yapı, aynı doğrultuda yer alan iki avlunun çevresindeki yapılar bütününden oluşmaktadır. Doğuya bakan önyüzden gör­kemli bir taç kapı ile birinci avluya girilir. Burada hizmete ilişkin bölümlerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Sarayın bütün önemli bö­lümlerinin toplandığı ikinci avluya bir taç kapı ve yaklaşık 10 metre uzunluğunda bir dehlizden girilir. Girişin sol yanındaki geniş bölü­mün yalnızca temelleri kaldığından burasının ne için kullanıldığı bilinememektedir. Girişin sağ yanındaki selamlık bölümünün dış yüzle­ri, avlusu ve bazı bölümleri ayaktadır. Gene sağda yer alan, kare biçimindeki orta bölümü yüksek bir kubbe ile örtülü cami, yapı toplu­luğunun en iyi durumdaki bölümüdür. Cami­nin önünde kapalı bir son cemaat yeri bulun­maktadır. Tek şerefeli minaresi açık ve koyu renklerde taş sıralarıyla örülüdür. Caminin mihrap duvarının önünde yer alan sekizgen biçimindeki türbe, özenli taş işçiliği ve süsle­meleriyle dikkat çeker. İkinci avlunun batı duvarındaki üçüncü bir taç kapıdan girilen harem bölümünün günümüze kadar yalnızca alt kat duvarları kalabilmiştir. Önceleri iki katlı olduğu anlaşılan bu bölümün ortasında yer alan direkli bölümün bir iç avlu olduğu sanılmaktadır.
    İshak Paşa Sarayı gerek mimarlık, gerek süsleme bakımından çeşitli üslupların etkileri­ni taşımaktadır. Örneğin kubbe, oturuş biçimi ve başka yönleriyle Orta ve Batı Asya mimar­lığını anımsatırken, taç kapılarda ve türbede
    Selçuklu sanatının izleri görülmektedir. Sara­yın hemen her yerinde görülen süslemelerde de bir üslup birliği bulunmamaktadır. Bitki motiflerinin ağır bastığı bezemeler İran, Ana­dolu Selçuklu, Kafkasya, Gürcistan, Bizans sanatlarının taş işçiliği üsluplarından etkiler taşımaktadır.
    [​IMG]

    İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı'ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür. Doğubeyazıt İlçesi'nin 5 km. doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devrindeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür. Sarayın Harem Dairesi Takkapı kitabesine göre yapılış tarihi Hicri 1199, Miladî 1784'tür.
    Saray binasının bulunduğu zemin vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yerdir. Eski Beyazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, bu yapının üç tarafı (kuzey, batı, güney) dik ve meyillidir. Sadece doğu tarafında müsait bir düzlük vardır. Sarayın giriş kapısı buradadır. Aynı zamanda en dar cephesidir.
    Saray, kalelerin özelliğini kaybettiği; ateşli silahların bulunduğu bir çağda yapıldığından, doğu yönündeki tepelere karşı müdafaası zayıftır. Cümle kapısı müdafaa bakımından en zayıf noktasıdır. Cümle kapısı bölümü, İstanbul ve Anadolu'da kurulan saraylarınkinden farksız olup, taş işçiliği ve oymacılığı yönünden muntazamdır.

    Türklere özgü tarihi saray örnekleri bugün ülkemizde pek az sayıda kalmıştır. Bunlardan biri de İshak Paşa Sarayı ve Külliyesi'dir.
    İshak Paşa Sarayı şu mimari bölümlerden meydana gelir:

    • Dış cephe
    • Birinci ve ikinci avlu
    • Selamlık dairesi
    • Cami binası
    • Aşevi (Darüzziyafe)
    • Hamam
    • Harem dairesi odaları
    • Merasim ve eğlence salonu
    • Takkapılar
    • Cephanelik ve erzak odaları
    • Türbe binası
    • Fırın
    • Zindan
    • İç mimariden bazı bölümler (kapılar, pencereler, dolaplar, şerbetlikler, şömineler vs.)
    Saray Osmanlı, Fars ve Selçuklu uygarlığının mimari üslubunu bünyesinde toplayan bir özellik taşır. Cildıroğullarından II. İshak Paşa ile Çolak Abdi Paşa'ca 1685'te yaptırılan saraya, 1784'te son şekil verilmiştir. Yapı yaklaşık olarak 115x50 m. ölçülerinde bir alana kurulmuştur. Kesme taştan yapılan sarayın doğu cephesindeki portali kabartma ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının özelliklerini yansıtır.
    Saray iki avlu ve bu avluda bulunan yapılar topluluğundan meydana gelmiştir. Birinci avludaki yapıların bazıları yıkılmıştır. Dört tarafı yapılarla çevrili ikinci avlu dikdörtgen planlıdır. Girişe göre sağ tarafta selamlık ve onun arkasında haremlik vardır. Bunların sonunda cami ve türbe bulunmaktadır. Türbe Selçuklu kümbet mimarisi üslubunda inşa edilmiştir. Saray bölümü iki kattan oluşmaktadır. 366 oda da bu iki kat içinde yer almaktadır. Her odada taştan yapılmış ocaklar vardır. Taş duvarlardaki boşluklar bütün yapının merkezi bir ısıtma sistemine sahip bulunduğunu göstermektedir. Divan salonu 20x3 m. boyutlarındadır. Duvarları ve tabanı taştandır. Duvarları Türk hat sanatının örnekleriyle, sülüsle yazılmış ayet ve beyitlerle süslüdür. Burada yer alan "İshak meram üzere kerem kıldı cihanı-Binyüzdoksandokuz buna oldu tarih" beytinden sarayın miladî 1784 yılında tamamlandığı anlaşılmaktadır. Sarayın ikinci avlusundaki türbe, kesme taştan yapılmıştır. Bu sekizgen türbe, Selçuklu türbe mimarisi geleneğinin tipik örneği olan kümbet şeklindedir ve iki katlıdır. Duvarları geometrik motiflerle süslüdür. Bu türbede Çolak Abdi Paşa, İshak Paşa ve yakınları yatmaktadır.
     

Bu Sayfayı Paylaş