İsa ve Hristiyanlık Dini

'Diğer Dinler İnançlar' forumunda Dine tarafından 29 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İsa ve Hristiyanlık Dini konusu
    …Ve sonunda sadece çok özel bazı inisiye kahinler tarafından bilinen bir bölgede, beklenen "Göksel Varlık" çok özel şartlar içinde dünyaya geldi. Bu bölge yıllarca büyük bir sır olarak saklandı… Hatta öylesine saklandı ki, bugün bile İsa' nın doğum yeri tartışılmaktadır.
    Batı Dünyasında İsa'nın adı Jesus Christ'tır ve sonradan takılmış Yunanca bir addır. Asıl adının Yahweh, kurtarıcı anlamına gelen Yehoshua veya Joshua olduğu sanılmaktadır ki, anlamı "zaferi getirecek olan" demektir. İsa'nın annesinin, Eseniler soyundan gelme Galileli bir ailenin çocuğu olduğu bilinmektedir. Ancak, ezoterik kayıtların doğruladığı bir başka gerçek daha vardır. İsa' nın babası Yusuf değildir. Bu bilgilerin doğruluğunu Kur’anda da görmekteyiz ( Ali İmran 3/47)
    İsa, gerek halka karşı yaptığı konuşmalarda, gerekse yakın çevresinde topladığı belirli sayıdaki kişilerle gerçekleştirdiği gizli toplantılarda uzun süre kendi özel durumundan söz etmedi. Ancak o, tüm sırlarını açacağı ve vazifesinin son aşamasını gerçekleştirebilmek için çok daha küçük bir gruba ihtiyaç duydu. Bu grubun üyelerini Eseniler arasından seçmemeye özen gösterdi. Eğer Eseniler arasından seçmiş olsaydı, kendisinden sonra bu öğretiyi insanlar bir "Eseni Dini" olarak yorumlayabilirlerdi. Bu olasılığı ortadan kaldırmak için Havarilerinin 12 kişilik çekirdek kadrosunu Eseniler arasından seçmedi.
    İsa'nın çarmıhta öldüğü ya da yerine başka birinin çarmıha gerildiği hep tartışma konusu olmuştur. Müslümanlar çarmıhtakinin İsa olmadığını söylerler. (Kuran'ın Nisa Suresi 4:157 Ayet)
    Hristiyan inanca göre İsa'nın Mesih olarak geleceği Tevrat'ta açıkça yazılıdır. Ne varki, Yahudi'ler Tevrat Metinlerinde değişiklik yaparak onun geleceğini kabul etmekten kaçınmışlardır. İsa, Yahudilerin şikayeti üzerine Roma'lılar tarafından çarmıha gerilmiş ve orada insanların günahları için ölmüştür. Gömüldükten üç gün sonra dirilmiş (kıyam etmiş - ayağa kalkmış) , Havarilerine görünmüş, onlarla yemek yemiş ve sonunda Tanrı'nın yanına çıkarak onun sağına yerleşmiştir. Mesih, kıyametten önce gelecek, dünyayı barış ve adalet ile doldurup kendine inanmayanlardan öc alacak ve sonsuza kadar sürecek olan saltanatını başlatacaktır.
    Görüldüğü gibi, Yahudi'lerin Mesih anlayışı ile Hrıstiyan'ların Mesih anlayışı arasında farklılıklar vardır. Yahudiler Mesih olarak yeni bir şahsın gelmesini beklerken, Hristiyanlar İsa'nın dönüşüne (ric'at - bazı insanların öldükten bir müddet sonra bir defaya mahsus olmak üzere, bu dünyaya yeniden dönmesi inancı) inanmaktadır.
    Ancak her iki büyük din de, inandıkları peygamberlerin ölümlerini geçici olarak kabul etmekte ve peygamberlerinin son zamanda (ahir zaman) dünyaya yeniden dönerek kendilerini tutsaklıktan, zulüm ve işkenceden kurtararak zafere ulaştıracaklarına inanmakta ve bu inancı da sağlam bir umut olarak sürekli bir biçimde canlı tutmaktadırlar.
    Hristiyanlığın özünde, Baba, Oğul ve Ruh (Ruhül Kudüs) üçlemesi olup bunlar sırasıyla:
    1. Baba : Tek olan Tanrısal özde, eksiksiz akıl ve irade olarak almadan verebilen, kendisinde, kendi imgesini var edebilendir. ( Tanrı, Baba olarak nitelendirilir)
    2. Oğul : Babanın kendisini eksiksiz biçimde tanıması ile var olan, Babanın kendisinde var ettiği kendi öz simgesidir, Logostur. ( Söz-Kelam )
    3. Ruhül Kudüs : Baba ile oğul arasındaki Babadan oğula, oğuldan Babaya yönelen eksiksiz bir kutsal Sevgidir.
    Hristiyan Düşüncesinin MS..V yüzyıla kadar süren ilk dönemine “ Patristik “ dönemi denir. Bu tarihten sonra Ortaçağın sonuna kadar süren ikinci döneme ise “ Skolastik “ dönem denir ve bütün Ortaçağ’ı kapsar. Bu süreç içinde egemenlik tümüyle Hristiyan Kilisesinin elindedir. Hristiyan Kilisesine göre dinsel dogmaların dışında bir bilim yoktur. Tek gerçek, dini dogmalardır. Bu alanda felsefe yapmak, dinsel dogmaları açıklamaya ve doğruluklarını kanıtlamaya çalışmaktan ibarettir. Aksi olarak hiçbir kişisel görüş, düşünce ve tartışmaya, kuşku ve kurcalamaya hatta imaya dahi izin yoktur. Yaptırımı, ölümden de beter olan aforozla cezalandırılmaktır. Hristiyan dogmaları, gerçekte yahudiliğin dogmalarıdır. Hristiyan felsefesi, bu dogmaları desteklemek amacından doğmuştur. Esasında, Hristiyan Felsefesi, Roma Kilisesi hakimiyetinde onun arzu ve emirlerine göre biçimlenen bir felsefedir.


    Alıntı

     

Bu Sayfayı Paylaş