İntihar Riskini Arttıran Etmenler

'Psikoloji' forumunda Mavi_Sema tarafından 9 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İntihar Riskini Arttıran Etmenler konusu İlkbahar ve yaz mevsiminin başlangıç ayları daha yüksek İntihar sayılarına sahiptir.Üniversite eğitimi almışlarda, daha düşük eğitim düzeyine sahip olanlara göre , daha yüksek intihar oranına rastlandığı gözlenmiştir. Müzisyenler, hekimler ve diş hekimleri, hukukçular, sigorta sektöründe çalışanlarda daha yüksek oranlar gözlenmektedir. Kişinin eşinden ayrılmış olması ya da eşin ölmüş olması da riski arttırmaktadır. Bekarlarda evlilere göre 2; boşanmış, ayrılmış ya da eşini kaybetmiş kimselerde evlilere göre 4 kat daha çok oranda intihara rastlanmaktadır. Şehir ortamında yaşamak ta aynı şekilde riski yükseltmektedir. Bireyin yaş grubu da intiharda önemli bir öğedir. Erkeklerde 45 yaş, kadınlarda 55 yaş sonrası intihar oranları artmaktadır. Ayrıca intihar riski yüksekliği erişkinliğe geçiş yılları ve eğitim, mesleğe başlangıç, ilk evlilik donemi yılları olan 15-25 yas döneminde de ikinci bir zirve oluşturmaktadır. Bir kez intiharı denemiş kişilerde intihar riski artmaktadır. Bir iste çalışmamak ya da son zamanlarda iflas etmek, işten çıkarılmak, cezaevine konma gibi durumlar da intihar olasılığını yükseltmektedir. Bireyin bir psikiyatrik hastalığının olusu ya da tedavi olunamaz bir rahatsızlığın varlığı da riski çoğaltmaktadır. Buna trajik bir örnek olarak; ailesi tarafından doktora götürülen ortaöğretim dönemindeki bir kız öğrenciye anemi ( kansızlık) teşhisi konur. Bu teşhisi sözcüklerin benzerliği nedeniyle lösemi ( kan kanseri ) ile karıştıran genç kız bu nedenle hayatına kıyar.

    İntihar ve psikiyatrik hastalıklar: Psikiyatrik bir rahatsızlığı olanların olmayanlara göre intihar riskinin 3-12 kat daha fazla olduğu gözlenmiştir.Yapılan çalışmaların sonuçlarına göre intihar gerçekleştiren kişilerin % 70 kadarında depresyon ya da alkolizme rastlanmıştır. 30 yas altındaki intiharlarda madde kullanım bozuklukları ve antisosyal kişilik bozukluğu on plana çıkmaktayken,30 yas üzerinde depresyon ve beyne ait bozukluklar (defans gibi) öne geçmektedir. Psikiyatrik rahatsızlığı olan intihar ile hayatına son veren kişilerin ,psikiyatrik hastalığı olmayan intihar eden kişilere göre daha genç yasta olduğu saptanmıştır.

    Depresyon: İntiharın en fazla görüldüğü psikiyatrik rahatsızlık depresyondur. Özellikle hastada hafifçe iyileşmenin başladığı erken tedavi dönemlerinde ve hastanede yatıp çıkmayı izleyen dönemlerde intihar riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yurt dışında yapılan bir çalışmaya göre depresyonun varlığı halinde intihar görülme olasılığı, her hangi bir ruhsal hastalığı olmayanlara göre 30 kat daha çok bulunmuştur. Depresyonu olan erkeklerin kadınlara göre daha çok intihar gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. İntihar denemeleri sayısı da depresyonlu kişilerde daha çoktur. Depresyonu olup intihar gerçekleştirenlerin depresyonlarına ek olarak alkolizm, kişilik bozuklukları gibi başka ruhsal hastalıkları da olduğu belirlenmiştir.

    Şizofreni: Ortalama % 10 oranında intihara rastlanmaktadır. Özellikle hastalığa ait yoğun belirtilerin tedavi ile azaltıldığı, kişinin işlevselliğindeki azalmanın farkında olup, depresyon el bir donem yasadığı ve daha çok hastalığın ilk yıllarında gözlenmektedir. Daha az görülen bir şekilde ise kişinin halusinasyonları kapsamında, kendisine söylendiğini düşündüğü ‘kendini at, oldur ’ seklindeki emirler nedeniyle intiharları gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. Şizofrenik intiharların % 75 inin evlenmemiş,genç yasta erkekler olduğu, % 50 sinin de daha önce intihar girişimleri olduğu saptanmıştır. Hastaneden çıkıştan birkaç hafta-birkaç ay sonrasında risk yükselmektedir.

    Alkolizm : Tüm intihar vakalarını % 20 sinden sorumludur. İntihar gerçekleştirmiş alkolizmi olan kişilerin % 40 indi daha önceden intihar girişimlerine rastlanmıştır. Erkek alkolik intiharların kadınlara göre 4 kat daha fazla olduğu görülmüştür. Kişinin çevresinden uzaklaşmasını sağlayarak, çevresinin bu alışkanlığı nedeniyle kendisini artık desteklememesi ile, Kişinin beyninde uzun donemde oluşturduğu bozukluklar ve alkol almayı takiben oluşan pişmanlık ve çaresizlik düşünceleri nedeniyle intihar çok görülmektedir. Yurt dışında yapılan çalışmalara göre alkolizm gözlenen kişilerde hayat boyu intihar girişimi oranı % 10-15 arasında bulunmuştur. İntihar gerçekleştiren alkolizmi olan kişilerin geçmişlerinin daha zor olaylarla yüklü olduğu, anne-baba ayrılığı ya da kaybı, okul basarısızlığı, is kaybı, ekonomik zorluklar ve içe kapanmanın daha çok olduğu görülmüştür. Bu bireylerin daha küçük yaslarda alkole başlayıp, son zamanlarda çok daha fazla alkol kullandıkları saptanmıştır. Alkolizmi olanlarda daha önce gerçekleştirilen intihar girişimini tekrarlama riskinin yüksek ve kullanılan intihar yöntemlerinin daha ciddi (asma, yüksekten atlama gibi) nedeniyle daha uyanık olmak gerekmektedir.

    Kişilik bozuklukları: Kişinin alkol ve madde kullanımına yönelebilmesi, daha çok çevresiyle sorunlar yasayabilmeleri, sorunlarla uygunsuz şekilde bahsetmeye çalışmaları, tedavi almak istememeleri gibi nedenlerle intihar girişimleri ve sonuçlandırmaları yüksek bir orandadır. Özellikle antisosyal Kişilik bozukluğunda % 5 oranında intihara rastlanmaktadır. Bu kişilerin daha öncesinde de intihar tehdit ve girişimlerine yüksek oranda başvurdukları gözlenmiştir. Cezaevlerinde genel nüfusa kıyasla 3 kat daha fazla miktarda gözlenmektedir.



    alintidir
     

Bu Sayfayı Paylaş