İnsanda İskelet ve Kas Sistemi

'Genel Sağlık' forumunda Siraç tarafından 25 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İnsanda İskelet ve Kas Sistemi konusu İnsanda İskelet ve Kas Sistemi

    Canlıların kendilerine özgü şekillerini koruyan ve hareketlerini sağlayan sistemdir. Özellikle omurgalılarda gelişmiş, etkin olan bir sistemdir.
    Basit yapılı bitkilerde dikliği ve sertliği turgor basıncı sağlar. İleri yapılı bitkilerde ise iskelet görevini destek dokular üstlenmiştir.

    İSKELET SİSTEMİ

    [​IMG]

    Görevleri şunlardır:
    a. Vücudun çatısını kurmak
    b. Kas sistemiyle birlikte vücudun hareketini sağlar
    c. Vücuda diklik ve sertlik sağlar
    d. İç organları dış etkilerden korur.
    e. İç organlara ve kaslara tutunma yüzeyi sağlar
    f. Kan yapımında görev alır.
    g. Temel mineralleri depolar.

    İki çeşit iskelet sistemi vardır:

    1. Dış İskelet : Üzerinde hiç bir vücut örtüsü bulunmaz. Bir hücre veya özel hücre grubunun salgılandığı organik veya inorganik maddelerden oluşur. Dış iskelet vücut için iyi bir koruyucu olup fazla kaybını önler.

    2. İç İskelet : Vücudun içinde bulunup çeşitli vücut örtüleriyle örtülüdür. Omurgalıların hepsinde bulunur. Ayrıca omurgalılarda birbirine eklemlerle bağlanmış olan iç iskelet, hareketi kolaylaştırırken büyümeyi fazla sınırlamaz.
    Embriyonun mezoderm tabakasından farklılaşarak meydana gelir. Köpek balıklarından iç iskelet kıkırdaktan ibarettir. Diğer omurgalılar da ise embriyo döneminde kıkırdak dokudan oluşan iç iskelet daha sonra kemik dokuya dönüşür.


    İNSAN İSKELETİNİN YAPISI

    Omurgalıların çoğunda ve insanda iskelet vücudun çatısını oluşturur.
    İskeleti oluşturan kemikler organizmaların gereksinimi olan bazı mineralleri depo eder.

    Kemikler iki farklı şekilde gelişir:
    1. Bağ dokudaki fibroblastların sayısı artarak kemik oluşturan hücrelere (osteoblast) dönüşür. Kafatasının yassı kemikleri, yüz kemikleri ve bugıldak kemiği bu şekilde oluşur.
    2. Hiyalin kıkırdağın yıkılıp yerine kemik dokunun geçmesiyle de kemikleşme olur. Omurgalılardaki üye kemikleri ve leğen kemiği bu şekilde oluşur.
    Organizmada kemik yapımı sürerken diğer taraftan da kemik yıkımı olur. Büyüme döneminde kemik yapımı yıkımından fazla olduğundan kemikler uzun ve kalınlaşır.
    Yaşlıların ise yıkım yapımdan fazla olduğundan kemikler gözenekli bir hal alır ve kolaylıkla kırılabilir.

    Kemik Oluşumunu etkileyen faktörler şunlardır:

    a) Hormonlar : Hipofizin salgıladığı büyüme hormonu doğrudan etkili olmayıp, karaciğerdeki protein ve karbonhidrat met@bolizmasını hızlandırarak gerçekleşir.
    b) Vitaminler: D vitamini Ca ve P'un emilerek kemiklerde birikimini sağlar.
    c) Mineraller : Ca, Mg, SO4¾, gibi mineraller kemiklerini yapıtaşıdır.

    Kas Sistemi

    [​IMG]

    Omuzlar çok fazla yük taşır. Bu nedenle her iki omuzdaki kemik bir kıkırdak örtüsüyle kaplıdır. Ayrıca kemikle kıkırdak arasında eklem sıvısı vardır. Eklemin her iki tarafında kemikler, kaslara kiriş adı verilen güçlü liflerle bağlıdır. Solda ise aynı şekilde çok yük binen dizlerin güçlü olmasını sağlayan bağlar ve tendonların genel yapısı görülüyor. Kaslar kemik ve eklemlerle beraber hareketi sağlar ve desteklik verir. Kas hücre zarına sarkollemma, sitoplazmasına ise sarkoplazma denir.


    Kaslar düz kas, çizgili kas ve kalp kas olmak üzere üç çeşittir. Düz kaslar ile kalp kası otonom sisteme bağlı olarak çalışır, çizgili kasların çalışması ise beynin kontrolündedir.

    İSKELET VE KAS SİSTEMLERİ

    Canlıların kendilerine özgü şekillerini koruyan ve hareketlerini sağlayan sistemdir. Özellikle omurgalılarda gelişmiş, etkin olan bir sistemdir.
    Basit yapılı bitkilerde dikliği ve sertliği turgor basıncı sağlar. İleri yapılı bitkilerde ise iskelet görevini destek dokular üstlenmiştir.

    İSKELET SİSTEMİ

    Görevleri şunlardır:
    a. Vücudun çatısını kurmak
    b. Kas sistemiyle birlikte vücudun hareketini sağlar
    c. Vücuda diklik ve sertlik sağlar
    d. İç organları dış etkilerden korur.
    e. İç organlara ve kaslara tutunma yüzeyi sağlar
    f. Kan yapımında görev alır.
    g. Temel mineralleri depolar.

    İki çeşit iskelet sistemi vardır:

    1. Dış İskelet : Üzerinde hiç bir vücut örtüsü bulunmaz. Bir hücre veya özel hücre grubunun salgılandığı organik veya inorganik maddelerden oluşur. Dış iskelet vücut için iyi bir koruyucu olup fazla kaybını önler.

    2. İç İskelet : Vücudun içinde bulunup çeşitli vücut örtüleriyle örtülüdür. Omurgalıların hepsinde bulunur. Ayrıca omurgalılarda birbirine eklemlerle bağlanmış olan iç iskelet, hareketi kolaylaştırırken büyümeyi fazla sınırlamaz.
    Embriyonun mezoderm tabakasından farklılaşarak meydana gelir. Köpek balıklarından iç iskelet kıkırdaktan ibarettir. Diğer omurgalılar da ise embriyo döneminde kıkırdak dokudan oluşan iç iskelet daha sonra kemik dokuya dönüşür.


    İNSAN İSKELETİNİN YAPISI

    Omurgalıların çoğunda ve insanda iskelet vücudun çatısını oluşturur.
    İskeleti oluşturan kemikler organizmaların gereksinimi olan bazı mineralleri depo eder.

    Kemikler iki farklı şekilde gelişir:

    1.
    Bağ dokudaki fibroblastların sayısı artarak kemik oluşturan hücrelere (osteoblast) dönüşür. Kafatasının yassı kemikleri, yüz kemikleri ve bugıldak kemiği bu şekilde oluşur.

    2.
    Hiyalin kıkırdağın yıkılıp yerine kemik dokunun geçmesiyle de kemikleşme olur. Omurgalılardaki üye kemikleri ve leğen kemiği bu şekilde oluşur.
    Organizmada kemik yapımı sürerken diğer taraftan da kemik yıkımı olur. Büyüme döneminde kemik yapımı yıkımından fazla olduğundan kemikler uzun ve kalınlaşır.
    Yaşlıların ise yıkım yapımdan fazla olduğundan kemikler gözenekli bir hal alır ve kolaylıkla kırılabilir.

    Kemik Oluşumunu etkileyen faktörler şunlardır:

    a) Hormonlar : Hipofizin salgıladığı büyüme hormonu doğrudan etkili olmayıp, karaciğerdeki protein ve karbonhidrat met@bolizmasını hızlandırarak gerçekleşir.



    b) Vitaminler: D vitamini Ca ve P'un emilerek kemiklerde birikimini sağlar.



    c) Mineraller : Ca, Mg, SO4¾, gibi mineraller kemiklerini yapıtaşıdır.


    Kas Sistemi

    Omuzlar çok fazla yük taşır. Bu nedenle her iki omuzdaki kemik bir kıkırdak örtüsüyle kaplıdır. Ayrıca kemikle kıkırdak arasında eklemsıvısı vardır. Eklemin her iki tarafında kemikler, kaslara kiriş adı verilen güçlü liflerle bağlıdır. Solda ise aynı şekilde çok yük binen dizlerin güçlü olmasını sağlayan bağlar ve tendonların genel yapısı görülüyor.

    Kaslar kemik ve eklemlerle beraber hareketi sağlar ve desteklik verir. Kas hücre zarına sarkollemma, sitoplazmasına ise sarkoplazma denir.
    Kaslar düz kas, çizgili kas ve kalp kas olmak üzere üç çeşittir. Düz kaslar ile kalp kası otonom sisteme bağlı olarak çalışır, çizgili kasların çalışması ise beynin kontrolündedir.



    Kasların çalışması kas telcikleri (miyofibrin) ile olur. Miyofibrinleri oluşturan kas ipliklerinin kalın ve kısa olanlarına miyozin, ince ve uzun olanına aktin denir. Bunların temel yapısı proteindir. Aktin ve miyozin aktinomiyozin kompleksini oluşturur. Aktinomiyozinler iplikleri, iplikler kas telciklerini, kas telcikleri kas tellerini, teller kas demetlerini oluşturur.

    Kasların Kasılma Mekanizması

    Kaslar miyelinli sinir liflerinin denetiminde çalışır. İmpulslar sinir telerinin motor uç plağına ulaşınca sinir hücrelerinden asetilkolin salgılanır. Bu madde kasları uyarır, Ca iyonlarının aktin ve miyozin iplikleri arasına yayılmasına sebep olur ve kas telcikleri kasılır.
    Kasların kasılması için gerekli uyarına şiddetine eşik şiddeti denir.


    Kas kasılması ATP, Ca, K, Mg bulunan ortamda aktin ve miyozin ipliklerinin birbiri üzerine kayması ile gerçekleşir.
    Çizgili kasların kasılması sırasında;
    1- Aktin ve miyozin boyu değişmez .
    2- I bandının boyu kısalır.
    3- Z çizgileri birbirine yaklaşır.
    4- H bölgesi daralır ve görünmez olur.
    5- Aktin çubukları birbirine yaklaşır.
    6- Kasın boyu kısalır hacmi değişmez.

    Kas Sarsılması: Kasın bir kez kasılıp gevşemesidir.


    I- Gizli Evre: Uyarının verildiği zaman ile kasın kasılmaya başladığı zaman arasındaki süredir.
    II- Kasılma Evresi: Kasılmanın başlaması ile gevşemenin kasılması arasında geçen süredir.
    III- Gevşeme Evresi: Gevşemenin başlaması ile kasın eski halini almasına kadar geçen süredir.

    Bir sarsılmanın olabilmesi için uyarının ya eşik şiddetine eşit yada fazla olması gerekir.

    Kas Tonusu: Kasların dinlenme durumunda bile az da olsa kasılı olması durumudur. Bu durum organizmanın uyartılara çabuk cevap vermesini sağlar.

    Fizyolojik Tetanoz: Eğer kas arka arkaya sık sık uyarılırsa gevşemeden tekrar kasılır. Bu durumda kas kasılı kalır. Buna fizyolojik tetanoz denir.

    Kasların kasılması ve gevşemesi için enerji gereklidir. Bu enerji ilk olarak ATP`den sonra kreatin fosfat, glikoz ve glikojenden sağlanır. ATP`nin yeniden oluşması için kullanılan ilk enerji kaynağı kreatin fosfattır.
    Kreatin fosfat + ADP = kreatin + ATP
    ATP elde etmenin diğer bir yolu da kastaki glikojenin glikoza, glikozunda ATPye dönüştürülmesidir.
    Kas kasılması sırasında glikojen, O2, ATP ve kreatin fosfat azalır, laktik asit, CO2, inorganik fosfat, ADP ve kreatin azalır.
    Eğer kasılan kaslar gerekli enerjiden yoksun ise kasılı durumda kalır.

    Tetani: Kasların gevşemesini sağlayan kasılmalardır. Ca tuzlarının eksikliğinde ortaya çıkan ellerde ve parmaklarda gözlenen ağrılı kasılmalardır.

    Antagonist kaslar: Birbirine zıt çalışan kaslardır. Biri kasılırken diğeri gevşer.

    Sinerjit kaslar: Aynı anda kasılıp gevşeyen kaslardır. Bu durumda eklem dik ve hareketsiz kalır.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    İSKELET SİSTEMLERİ

    Organizmaların vücuduna desteklik yaparak kendilerine özgü şekillerinin oluşmasını sağlayan yapılara destekleyici yapılar denir.

    A. İSKELET ÇEŞİTLERİ

    Hayvanların çoğunda, vücuda destek olan, koruyan ve kaslara bağlanarak hareketi sağlayan iskelet sistemi bulunur. Hayvanlarda görülen iskelet dış ve iç iskelet olmak üzere iki tiptir.


    1. Dış İskelet
    Dış iskelet özel hücreler tarafından dışarıya salgılanan organik ve inorganik maddelerden meydana gelir. Dış iskelete sahip canlılarda iskelet görevi yapan kısımlar vücut dışında bulunduğu için kaslar iskelete içeriden bağlanır. Eklem bacaklılarda ve bazı yumuşakçalarda görülür.
    Dış iskelet büyümeyi sınırlandırır. Bu nedenle dış iskelete sahip hayvanlar, gelişme döneminde iskeletini ya tamamen atarlar veya daha büyüğünü oluştururlar. Bu olaya deri veya kabuk değiştirme denir.


    2. İç İskelet
    İç iskelet embriyonun mezoderm (orta deri) tabakasından farklılaşır. Genellikle kıkırdak ve kemikten meydana gelir. Kaslar iskelete dışarıdan bağlanır. Canlının büyümesini sınırlandırmaz. Aksine boyca uzamayı sağlar.

    • Omurgasızlarda yaygın olarak iç iskelet görülmez. Sadece derisi dikenlilerde gelişmiş bir iç iskelet vardır.
    • Omurgalılarda iç iskelet, kıkırdak ve kemik dokudan meydana gelmiştir.
    B. İNSANDA İSKELET SİSTEMİ
    İnsanda iskelet sistemi kemikler, kıkırdak yapılar ve eklemlerden meydana gelir.



    İnsan İskeletindeki Kemik Sayısı – İnsan İskeletinde Kaç Kemik Vardır
    Çok kişi vücudumuzdaki kemiklerin dinamik olmayan katı bir doku kütlesinden ibaret olduğunu sanmaktadır. Oysa vücudun en dinamik nerede ise hemen her gün değişik etkilere göre biçimlenen bir sistemini oluşturur. İskelet sistemi cansız bir doku değildir. Kan damarları sinirlerle desteklenen büyüyen gelişen kalınlaşıp incelenen bir yapıdır. Kendisini onarır yeniler gördüğü işlere göre biçimlenir. Olumsuz davranışlar kısa sürede kemiklerde hatalı gelişmelere yol açabilir.


    İnsan Vücudundadik Kemik Sayısı; Vücudumuzda 206 adet kemik vardır. Bunlar büyüklük şekil ve görev bakımından önemli değişiklikler gösterir. Eğer kaynaşarak tek bir yapı oluşturan kemikler aynı olarak sayılırsa bu sayı artar. Vücudumuzdaki kemikler orta kulakta bulunan küçük kemikçiklerden bacaklarımızdaki uzun ve büyük kemiklere kadar değişen iriliktedir. Kemiklerin bazıları uzun yuvarlak bazıları yassıdır.


    Yeni doğan bebeklerin vücudunda 300′den fazla kemik vardır.Ancak insan büyüdükçe kıkırdak dokuları birleşerek yetişkin insanlarda 206 tane kemik vardır.


    İskelet sistemi baş gövde kalça kollar ve bacaklar; uygun kemik parçalarının bir araya gelmesiyle meydana gelir. Uzun kemikler kol kemikleri bacak kemikleri gibi kemiklerdir. El ayak bilek parmak ve omurga kemiklerine kısa kemikler denir. Yassı kemikler ise kafa kaburga ve kürek kemikleri gibi kemiklerdir.


    İnsan Vücudundaki Kemik Sayısı; Vücudumuzda 206 adet kemik vardır. Bunlar büyüklük şekil ve görev bakımından önemli değişiklikler gösterir. Eğer kaynaşarak tek bir yapı oluşturan kemikler aynı olarak sayılırsa bu sayı artar. Vücudumuzdaki kemikler orta kulakta bulunan küçük kemikçiklerden bacaklarımızdaki uzun ve büyük kemiklere kadar değişen iriliktedir. Kemiklerin bazıları uzun yuvarlak bazıları yassıdır.


    Yeni doğan bebeklerin vücudunda 300′den fazla kemik vardır.Ancak insan büyüdükçe kıkırdak dokuları birleşerek yetişkin insanlarda 206 tane kemik vardır.


    İskelet sistemi baş gövde kalça kollar ve bacaklar; uygun kemik parçalarının bir araya gelmesiyle meydana gelir. Uzun kemikler kol kemikleri bacak kemikleri gibi kemiklerdir. El ayak bilek parmak ve omurga kemiklerine kısa kemikler denir. Yassı kemikler ise kafa kaburga ve kürek kemikleri gibi kemiklerdir.


    Kemik dokusu tipleri
    Kompakt kemik dokusu : kemiklerin oldukça sert olan en dış tabakasıdır.
    Spongioz kemik dokusu : kısa ve uzun kemiklerin metyafiz ve epifizlerinin iç kısımları ve yassı kemiklerin iç yüzeylerinde bulunur.
    İskeleti oluşturan kemikler 4 grupta incelenir. Bunlar baş kemikleri omurga kemikleri göğüs kemikleri alt ve üst taraf kemikleri
    Baş kemikleri (ossa cranii)
    Baş kemiklerinin en temel fonksiyonu hayati önemi olan beyni korumaktır.
    Kafatası kemikleri baş ve yüz kemikleri olmak üzere 2 kısımda incelenir.


    Baş kemikleri
    Oksipital kemik (artkafa kemiği): Kafatasının alt ve arka kısmında bulunur.
    Sphenoid kemiği (temel kemik): Kafatasının tabanında bulunan kemiktir.
    Frontal kemik (alın kemiği): Kafatasının ön yüzünde ve göz yuvalarının (orbita) üst bölümünde yer almıştır.
    Parietal kemik (yan kafa çeper kemiği): Kafa boşluğunun yan bölümlerini kaplayan geniş yüzeyli bir çift kemiktir.
    Temporal kemik (şakak kemiği): Parietal sphenoid ve occipital kemikler arasında yer alan bir çift kemiktir. Bu kemiklerin iç tarafında işitme ve denge organları bulunur.
    Etmoid kemik (kalbur kemiği) : Sfenoid kemiğin önünde ve frontal kemiğin arkasında arda bulunan kemiktir.


    Yüz kemikleri
    Maxilla ( üst çene kemiği) : Hareketsiz olan çene kemiğidir. Ağız boşluğunun üstünde göz çukurunun altında bulunur.
    Os lacrimale (gözyaşı kemiği) : İnce bir kemik olup göz çukurunun iç duvarının ön parçasını oluşturur.
    Os palatinum (damak kemiği) : Burun boşluklarının arkasında yer alır.
    Os nasale (nazal kemik burun kemiği) : Ortada bir çizgi boyunca bağlanmıştır. Üst çene kemiğinin alın çıkıntıları arasında ve dört köşeli yassı bir kemik olup burun sırtının iskeletini yapar.
    Os zygomaticum (elmacık kemiği) : Göz çukurlarının dış alt kısımlarında bulunur.
    Mandibula (alt çene kemiği) : Yüz kemiklerinin en büyüğüdür. Çiğneme fonksiyonu ile sindirim sistemine yardımcı olur.
    Os hyoideum (dil kemiği) : Dil kökünün aşağısında ve gırtlağın üst kısmında yer alır.
    Vomer (sapan kemiği) : Burun boşluklarını birbirinden ayıran kemiğin arka ve alt parçasını yapan ince dikdörtgen şeklindeki kemiktir.


    Omurga
    Vücudun dorsalinde (arkada sırtta) omurlardan meydana gelmiş vücudun ağırlığını taşıyan ve destekleyen iskelet bölümüdür. Boşluğunda sinir sisteminin önemli bir parçası olan omurilik (medulla spinalis) koruma altına alınmıştır.omurgayı meydana getiren omurların sayısı 33 tanedir. Bu sayı erginde 26’dır.
    Omurga beş bölümde incelenir.
    Boyun bölgesi (servikal) omurlar : Boyun bölgesi 7 omurdan meydana gelmiştir.
    Göğüs (torasik) omurlar : Göğüs omurları 12 tanedir.
    Bel (lumbar) omurları : Bel omurları 5 tanedir. Vücut ağırlığının taşınmasında önemli role sahiptir. Diğer omurlara göre daha büyük ve enine çıkıntılara sahiptirler.
    Kuyruk sokumu (sakral) omurları : Çocukta 5 ayrı omur ergenlikte birleşerek tek omur haline gelir.
    Kuyruk (koksik) omurları : Sayısı 3-5 arasında değişen kuyruk omurları erginde tek kemik haline gelir.


    Göğüs iskeleti (toraks)
    Göğüs iskeleti kaburgalar (costae) ve göğüs kemiği (sternum) olmak üzere iki kısımda incelenir.
    Omurga dışında göğüste 25 tane kemik bulunur. Bunlardan 12 çifti kaburga bir tanesi ise göğüs kemiğidir.
    Sternum önde ve yassıdır. Kaburgalar sağ ve solda 12’şer tanedir. Kaburgaların hepsi arkada omurga ile bağlantılıdır. Önde ise kaburgaların ilk 7 çifti sternuma bağlanır. 8 9 ve 10. çift kaburgalar 7 çifte bağlanır. 11. ve 12. çiftlerin uçları boştadır.
    Kaburgaların sternuma birleştiği yerde kıkırdak doku yer alır. Bu sayede göğüs kafesi elastikiyet kazanır.


    Üst taraf kemikleri

    Köprücük kemiği (clavicula)
    Sternum ve kürek kemiği ile eklem yapar. 15-17 cm uzunluğunda 2-3 cm genişliğinde ve herhengi bir travmada kolay kırılabilir bir kemiktir.


    Kürek kemiği (scapula)
    Üçgen şekilli yassı iki kemiktir. Ön ve arka olmak üzere iki yüzü vardır. Ön yüzde omur kaslarının bağlandığı noktalar vardır.

    Kol yada pazu kemiği (humerus)
    Vücudun üst kısmına ait en uzun kemiktir. Üstte kürek kemiği altta ise önkol kemikleri ile eklem yapar.
    Dirsek kemiği (ulna)
    Üst ucu kalın alt ucu incedir.

    Radius (önkol kemiği)

    Önkolun dış yan tarafında bulunan kemiktir. Ulnaya paralel uzanır fakat daha kısadır.

    El kemikleri

    Toplam 27 kemikten oluşur. El bilek kemikleri el tarak kemikleri (5) ve el parmak kemikleri (14) olmak üzere 3 grupta incelenir.
    Alt taraf kemikleri


    Kalça kemiği (os coxae)
    Kalça kemiği kanadı (os ilii) oturga kemiği (os ischii) ve çatı kemiğinin (os pubis) ergenlik çağında birleşmesi ile oluşur.

    Leğen kemiği (pelvis)

    Arkada sakrum ve koksik yanlarda ise kalça kemiklerinin aralarında eklemleşmesinden meydana gelir. geniş olan üst parçasına pelvis major (büyük pelvis) alt parçasına ise pelvis minör (küçük pelvis) denir.
    Pelvis çapları önemlidir. Çünkü doğum sırasında uterus ve karın kaslarının kasılması sonucu aşağıya itilen çocuğun dışarıya çıkabilmesi için önce küçük pelvisten geçmesi gerekir.erkek pelvisi ile kadın pelvisi arasında farklılıklar vardır. Kadın pelvisi daha geniş yüksekliği daha az sakrum daha kısa ve geniştir.


    Uyluk kemiği femur (os femoris)
    İskeletin en uzun en kalın ve en sağlam kemiği olup kalça kemiği ve tibia ile eklem yapar.
    Diz kapağı kemiği (Patella)
    Tabanı yukarda olan bir üçgen gibidir. Ön yüzü deri altından hissedilir.
    Kaval kemiği (tibia)
    Vücudun en uzun ikinci kemiğidir. Tibianın üst ucu alt uca göre daha incedir. İnce fakat çok sağlam bir kemiktir.


    1. Kemiklerin Yapısı
    Kemiklerde bulunan, % 25 su, % 45 inorganik madensel tuzlar (kalsiyum fosfat, kalsiyum karbonat, magnezyum fosfat az miktarda sodyum ve demir) kemiğin sert yapısını, % 30 organik maddeler ise esnekliği sağlar. Canlı kemik hücrelerine osteosit ve bu hücreler tarafından salgılanan organik ara maddeye osein denir. Bu iki yapı kemik dokusunu meydana getirir. Kemikler yapıları yönüyle iki kısma ayrılır.


    a. Sıkı Kemik Dokusu : İskeleti oluşturan bütün kemiklerin dış yüzeyi ile uzun kemiklerin gövdesi, sıkı kemik dokusundan meydana gelir. Bu doku iç içe daireler halinde sıralanmış lamelli yapıdadır.
    Lamellerin ortasında kan damarları ve sinirlerin geçtiği Havers kanalı bulunur. Havers kanalındaki kan damarlarından kemik hücrelerine besin ve oksijen iletilirken artık maddeler aynı yoldan geri alınır.
    Havers kanallarını birbirine bağlayan yan kanallara da Volkman kanalları denir. Ortasında havers kanalı, etrafında halkasal kemik hücreleriyle aralarını boşluk bırakmadan doldurmuş ara maddeden yapılmış lamelli birimlere Havers sistemi denir.


    [​IMG]

    Şekil : Kemik Dokusunun Yapısı

    b. Süngerimsi Kemik Dokusu : Kırmızı kemik iliği ve düzensiz boşlukların bulunduğu ince kemik lamellerinden oluşmuştur. Sıkı kemiğe oranla daha yumuşaktır. Uzun kemiklerin baş kısmı ile diğer kemiklerin iç kısmında bulunur.



    2. Kemik Çeşitleri

    İskeletin yapısında bulunan kemikler üç çeşittir.
    a. Uzun Kemikler : Kol ve bacaklarda bulunur. Uzun kemiği dıştan saran kemik zarı (periyost) kemiğin enine büyümesini, onarılmasını ve beslenmesini sağlar. Ayrıca periyost kemiğin sertleşmesine de katkıda bulunur.
    Uzun kemiğin başı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak tabakası, kemiğin boyuna büyümesini sağlar. Uzun kemiklerin iç kısmındaki kanalda akyuvarların oluşumunu sağlayan sarı kemik iliği bulunur. Kemik başlarını iç kısmı, sünger gibi düzensiz gözenekli bir yapıdadır. Gözeneklerin içinde kırmızı ilik bulunur. Kırmızı kemik iliği, kan hücrelerinin üretildiği iliktir.


    [​IMG]
    Şekil : Kemik Çeşitleri

    b. Kısa Kemikler :
    Omurgada, el ve ayak bileklerinde bulunur. Sarı ilik kanalı bulunmaz. Yaklaşık olarak eni boyu ve kalınlığı eşit olan kemiklerdir.
    c. Yassı Kemikler : Göğüs, kafatası, kürek ve kaburga kemiklerinden ibarettir. Yassı kemiklerde sarı ilik kanalı bulunmaz. Bu tip kemiklerde süngerimsi kemik dokusu sıkı kemik dokusundan fazladır. Eni ve boyu fazla kalınlığı çok az olan kemiklerdir.
    Yassı ve kısa kemiklerin süngerimsi dokuları içinde, uzun kemiklerin baş kısmında olduğu gibi alyuvarların yapımını sağlayan kırmızı kemik iliği bulunur.


    3. Kemik Oluşumu ve Kontrolü

    Kemiklerin sağlıklı olarak büyüyüp gelişebilmesi için, bir yandan yeterli miktarda kemik hücresinin yapılması bir yandan da yeterli ara maddenin oluşması gerekir. Bu olaylar bazı iç ve dış faktörler tarafından düzenlenir. Kemik oluşumunda etkili olan faktörleri teker teker inceleyecek olursak;


    a. Hormonlar :
    Kemiğin sertleşmesi için gerekli olan Ca, P, K minerallerinin kemiğe geçmesi ve bunların kandaki miktarının belirli bir seviyede tutulması gerekir. Özellikle, kalsiyumun kemikten kana, kandan kemiğe geçişi tiroid bezinden salgılanan kalsitonin (tirokalsitonin) hormonu ve paratiroid bezinden salgılanan parathormon ile düzenlenir.
    Hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonu (STH) yetersiz olduğunda cücelik, (nanizm) aşırı salgılandığında devlik hali (jigantizm) ortaya çıkar. Timus bezi hormonu embriyonik gelişimde iskeletin oluşumunda etkilidir.


    b. Vitaminler :
    D vitamini kemiklerde Ca ve P birikmesini sağlayarak kemiklerin sertleşmesini sağlar. D vitamini eksikliğinde bağırsaktan kalsiyum ve fosfatın emilmesi azalır.
    Sonuçta kemiklerde yumuşama ve eğilme olur. Bu da çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise osteomalazi denen kemik hastalığını yapar.


    c. Mineraller :
    Kalsiyum, mağnezyum, fosfor kemiklerin yapısında bulunur. Büyüme ve hamilelik sırasında çok miktarda alınması gereklidir.


    d. Genetik Faktörler :
    Kemiğin büyümesi ile son şeklini almasında genetik faktörler de önemlidir.




    4. İskelet Sisteminin Görevleri


    • Vücudun çatısını oluşturmak.
    • Vücuda diklik ve sertlik sağlamak.
    • Bazı iç organları dış etkenlerden korumak.
    • İç organlara ve kaslara bağlanma yüzeyi sağlamak.
    • Eklemlerin yardımıyla vücuda hareketlilik sağlamak.
    • Vücudun ihtiyacı olan bazı minarelleri depo etmek.
    • Kan yapımında görev almak.

    5. İnsan İskeletinin Bölümleri

    İnsan iskeleti, baş, gövde ve üyeler iskeleti olmak üzere üç kısımda incelenir.


    a. Baş İskeleti :
    Kafatası, yüz ve çene kemiklerinden oluşur. Genellikle oynamaz eklemlidir.


    b. Gövde İskeleti :
    Göğüs kemiği, kaburga kemikleri, omurgayı oluşturan omurlar, omuz ve kalça kemerlerini oluşturan kemikler, iskeletin gövde bölümünde yer alır. Genelde yarı oynar eklemlidir.


    [​IMG]




    Şekil : İnsan İskeletinin Genel Yapısı

    c. Üyeler İskeleti : Üyeler üstte omuz kuşağı ile gövdenin üst kısmına bağlanmış olan üst üyeler (kollar), altta kalça kuşağı ile gövdenin alt kısmına bağlı olan alt üyeler (bacaklar) olmak üzere iki bölümden meydana gelir. Oynar eklemlidir.



    6. Eklemler
    Kemiklerin bağlanma yerleri olan eklemler üç grupta toplanır.


    a. Oynamaz Eklemler : Kafatası, kalça kemiği, leğen kemiği gibi iskeletin hareket etmeyen kısımlarındaki kemiklerde görülür. Eklemleşen kemikler çok sıkı bir şekilde birbirlerine testere dişi gibi girinti ve çıkıntılarla bağlanmışlardır. Eklem kapsülü ve sıvısı yoktur.


    b. Yarı Oynar Eklemler : Omurlar arasında ve göğüs kafesinde görülen eklemlerdir. Omurlar arasındaki kıkırdak diskler esneklik sağlanmasında yardımcı olur.


    c. Oynar Eklemler : Vücudun hareket işlevini üstlenmiş kemiklerde görülen, tam hareketli eklemler olup kol ve bacak kemiklerinde görülür. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçları bağ dokusundan meydana gelmiş ortak bir kapsül ile çevrilidir. Eklem kapsülünün iç yüzeyi ince bir zar ile örtülüdür.
    [​IMG]

    Şekil: Bir Oynar Eklemin Yapısı
    Bu yapı yumurta akına benzeyen bir salgı meydana getirir. Eklem boşluğunda toplanan bu sıvı (= eklem sıvısı) eklem uçlarının kayganlığını sağlar. Eklem kemiklerinin baş kısmında bulunan kıkırdak tabakaları hareket sırasında kemiğin başlarının birbirine değerek aşınmasını önler. Eklem bölgesinde bir kemikten diğerine uzanan bağ dokusundan meydana gelmiş eklem bağı bulunur. Bütün bu yapılar ekleme sağlamlık ve hareket kolaylığı sağlar.


    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş