İnsan Neden Evlenmelidir

'İslamda Aile ve Kadın' forumunda Dine tarafından 29 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İnsan Neden Evlenmelidir konusu İnsan Neden Evlenmelidir

    Evliliğe
    teşebbüs edecek kimsenin düşüneceği ilk husus, kendi duygu ve
    düşüncesine uygun bir eş araştırmaktır. Şimdilerde pek çok genç bu
    hayâtî işi sırf hisleriyle değerlendirmekte ve sokakta, çarşıda,
    pazarda tanıştığı biriyle hemen yuva kurmaya çalışmaktadır.

    "Nedir,
    ne değildir, evlenme ve yuva kurma mantığı nasıldır?.." gibi
    mülâhazalar göz ardı edilerek gerçekleştirilen izdivaçların bir felâket
    getireceği açıktır. Oysaki kendileri dışında konuya daha farklı bir
    gözle bakan, daha başka hesap ve kıstaslarla değerlendiren kimselerin
    reylerine, görüşlerine müracaat edilebilirdi ve yararlı da olurdu.

    Bazen
    böyle hissî bir mülâhaza ile gerçekleştirilen bir evlilik, cennet
    köşesi telâkki edilen yuvayı bir cehennem çukuruna çevirebilir.
    Bildiğimiz, tanıdığımız nice insan vardır ki bunların dinî salâbeti,
    aşkı, heyecanı bizce müsellemdir ama, bu mevzudaki münasebetsizlikten
    ya da bir hesapsızlıktan bütün hâne halkı derin bir bunalım
    içindedirler ve âdeta kaos yaşamaktadırlar.

    Böyle
    bir ailede, çekişme ve sürtüşmelerin ardı arkası kesilmez. Erkek dinini
    yaşamak ister, kadın rahatsız olur. Bunun aksi de her zaman söz
    konusudur. Dolayısıyla da böyle bir ailede kadın ve erkek hiçbir zaman
    vahdet teşkil edemezler, yuvayı paylaşamazlar, aksine hep farklı
    kutuplar gibi yaşarlar.

    Bu
    çarpışma ve boğuşmada çocuklar bazen bir tarafa bağlanır, bazen de bu
    iki cephe arasında hissiz, duygusuz; cemiyete ve aileye düşman hâle
    gelirler. Binaenaleyh, erkek veya kadın izdivaca adım atarken, bu
    konuyu çok iyi düşünmeli, gerekirse tecrübe sahipleriyle istişare
    etmeli ve tercih sebeplerini çok iyi belirlemelidirler.


    seçiminde dinî hassasiyet, en önemli tercih sebebidir. Çünkü aile
    hayatı, sadece dünyaya ait bir hayat değildir; o evlâtlarla, torunlarla
    devam eden ve ahirette de sürecek olan bir hayattır. Bu itibarla,
    müstakbel eşin dinî düşüncesine, ameline, özellikle de akîdesine
    mutlaka dikkat edilmelidir. Bu tespitlerimiz elbette ki dindarlar ve
    dinin kanunlarını, kıstaslarını kabul edenler içindir. Şunu bir kere
    daha belirtmeliyim ki, izdivaç, dünyevî-uhrevî mutluluğun çok önemli
    bir dayanağıdır; böyle ciddî bir konuda yanlış yapan her iki dünyasını
    da karartmış olur.

    İyi evlat yetiştirme evliliğin en önemli gayelerindendir

    Anne
    ve baba, iyi evlât yetiştirme konusunda mutlaka mutabakat
    sağlamalıdırlar. Çocuk yetiştirme kabiliyet ve istidatı olmayan, olsa
    da sorumluluk yüklenmeyen bir anne ve onların hiçbir problemiyle meşgul
    olmayan bir babanın vesayetindeki çocuklar anne ve babaları olsa da
    yetimdirler.

    Allah' ın,
    şefkat, merhamet, incelik ve hassasiyetle donattığı, donatıp
    çocuklarını yetiştirme konusunu tabiatının bir derinliği haline
    getirdiği anne, ruhundaki bu potansiyeli mutlaka onları hakikî
    insanlığa yükseltme istikametinde kullanmalıdır. Zaten o fıtratı
    itibarıyla bir muallime, bir mürebbiye ve bir mürşidedir. Onun en
    önemli vazifesi çocuğunu yetiştirme olmalıdır. ' Allah, anne ile
    çocuğunun arasını ayıranı kıyamet gününde sevdiklerinden ayırır.'
    hadisi de annenin çocuk terbiyesindeki müstesna rolünü gayet net bir
    şekilde ortaya koymaktadır.

    Anne,
    donanımının gereğini yerine getirirken baba da hilkat ve konumunun
    icabı daima temkinli, dirayetli, kiyasetli ve dikkatli olması
    gerekmektedir. O siyasetle, memuriyetle, ticaretle, ziraatle vb.
    işlerle meşgul olur ve biraz da tabiatının gereği ailedeki ayrı bir
    boşluğu doldurur. Evet o, gücü, mukavemeti ve farklı yapısıyla ayrı
    işlere namzettir. Zaten kadimden beri o hep hususî bir sorumluluğun
    insanı olagelmiştir. Ormandan ağaç kesmeden alın da, saban sürmeye;
    arpa, buğday ekip biçmeden inşaatlardaki ya da fabrikalardaki bütün
    ağır işlere kadar her şey ona bağlı devam ede gelmiştir. Böyle ağır
    işlere, bedeniyle, iradesiyle mukavemet edebilecek erkek bence yerini
    korumalı, kadın işleriyle kadınlaşmamalı ve kadını da takatini aşkın
    ağır işlerle uğraştırmamalıdır.

    Ayrıca
    erkek, bir mukavemet âbidesidir ama, bir şefkat kahramanı değildir.
    Şefkat, annenin en önemli derinliğidir; o, dokuz ay karnında gezdirir
    çocuğunu. Dünyaya getirir yüz zahmetiyle, bakar büyütür bin
    meşakkatiyle. Gece inlediği zaman hemen kalkıp imdadına koşar..
    ağladığında da bağrına basar. Tabiatından kaynaklanan bir iştiyak ve
    insiyakla onu yaşatmak için yaşar. İşte bir tarafta kadın diğer tarafta
    da erkek, teşkil ettikleri aile vahdetiyle cennet saraylarını
    hatırlatan öyle bir yuva kurarlar ki bu yuvanın çehresinde öteleri
    temâşâ edebilirler.

    Sonuç
    olarak diyebiliriz ki, anne-baba, hisli, şuurlu, vatanına milletine,
    dinine sımsıkı bağlı bir neslin yetişmesi için gerekli olan her şeyi
    yapmalıdır.

    ÖZETLE

    1-)Evliliğe
    teşebbüs edecek kimsenin düşüneceği ilk husus, kendi duygu ve
    düşüncesine uygun bir eş araştırmaktır. Şimdilerde pek çok genç bu
    hayâtî işi sırf hisleriyle değerlendirmektedir.

    2-)Eş
    seçiminde dinî hassasiyet, en önemli tercih sebebidir.. Çünkü aile
    hayatı, sadece dünyaya ait bir hayat değildir; o evlâtlarla, torunlarla
    devam eden ve ahirette de sürecek olan bir hayattır.

    3-)Çocuk
    yetiştirme hususunda sorumluluk yüklenmeyen bir anne ve onların hiçbir
    problemiyle meşgul olmayan bir babanın vesayetindeki çocuklar anne ve
    babaları olsa da yetimdirler.

    Alıntıdır
     

Bu Sayfayı Paylaş