İnsan Böyle Yakalanmaz ki!

'Nefret & İhanet Yazıları' forumunda maviboncuk tarafından 28 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. maviboncuk

    maviboncuk Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İnsan Böyle Yakalanmaz ki! konusu
    İnsan Böyle Yakalanmaz ki!

    Bir ihanet, aldatmaca, insanın ayağına bu kadar mı dolanır? Karşı taraf için de şu söylenebilir belki, ne şanslıymışsın! Mümkün değil dedirtecek bir hikayeyi sizlere yaşayan kişinin ağzından aktarıyorum:
    İnsan Böyle Yakalanmaz ki!
    [​IMG]
    “Şubat ayının başlarında bir adamla tanıştım. Başka bir şehirde yaşıyordu. Tesadüfen İstanbul’da bir arkadaş toplantısında karşılaştık. Benden çok etkilendiğini söyledi. Telefonumu istedi. Uzakta diye çok da ciddiye almayarak verdim. 3 hafta boyunca saatler süren konuşmalar yaşadık. Gece gündüz telefon hiç elimden düşmüyordu.
    Hakkımda her şeyi öğrenmek istiyordu. Dışarı çıktığım akşamlarda bana sözde sahip çıkıyor, uzaktan komuta ediyordu. Yanımda kimler olduğunu, ne zaman eve döneceğimi soruyor, eve dönene kadar uyumuyor, kıskançlık kavgaları ediyordu.
    Haftada 2-3 defa eve çiçekler ve hediyeler geliyordu. Konuşmadığımız zamanlarda, aşk dolu mesajlarla başım dönüyordu. Bir kadın olarak, bunlardan ne kadar etkilenmemeye çalışsam da, zaman içinde kalbimin kaymaya başladığını hissediyordum. Evlilikten, doğacak çocuklarımızdan bile bahsediyordu. İstediğin kadar dik duran, özgürlüğüne düşkün bir kadın ol, fark etmiyor. Ruhun bu kadar okşandığında, sen de cevap vermeye başlıyorsun. Evlilik fikri, beni o güne kadar rahatsız ederken, birden coşkulu hayallere dönüşmüştü.
    Kendimle baş başa kaldığım zamanlarda, yüzleşmeler ve çatışmalar yaşıyordum. Gelen mesajlar öyle romantik ve sevgi doluydu ki, hem bu kadar duygusal, hem güçlü ve sahip çıkan bir adamın var olabileceğine inanamıyordum. Sanki aradığım her şey onda vardı. Ancak garip bir şekilde içimde beni rahatsız eden, kuşkuya düşüren bir hisle yaşıyordum. Bir yanım hep huzursuzdu.
    Bir gün aradı ve İzmir’de işi ile ilgili bir fuar olduğunu, oraya gideceğini ve beni de götürmek istediğini söyledi. Tanışmamızdan sonra ilk defa karşı karşıya gelecektik. Hemen hazırlıklarımı yapmaya başladım. Kalacağımız oteli, ne zaman gidip döneceğimizi, hepsini ayarlamıştı. Fakat bir cümle etti ve içime kuşku düşürdü. İzmir’de hiç tanıdığım olup olmadığını sordu, o gündüz fuarda zaman geçirmek zorunda olduğundan, ben sıkılırmışım. Neden onunla beraber gezemeyeceğimi sormadım ama kafama takıldı.
    İçime bir garip kuşku düştü ya, şeytan dedi, gir şu fuara bak. İnternetten arıyorum, tüm fuarları didik didik ediyorum, yok! İzmir’de o tarihlerde, öyle bir fuar yok! Sadece İzmir’de değil, dünyanın hiçbir yerinde o tarihlerde işi ile ilgili bir fuar bulamadım. Sormuyorum bir yandan, alacağım cevaptan korkuyorum sanırım.
    Yola çıkmamıza 2 gün kala, çok sevdiğim bir erkek arkadaşımla kahve içmek için buluştuk. İzmir’de bir kızla tanışmış, onu anlatıyor. Kız bir barda barmaidlik yapıyormuş. Ancak başka bir şehirde erkek arkadaşı varmış, o gelecekmiş. Dostuma demiş ki, o gelsin dönsün, sonra sen gelirsin. Arkadaşım da bu işe şaşırmış, konuyu deşip, adamın kim olduğunu falan sorgulayınca, bil bakalım adamın kim olduğu ortaya çıkıyor?”
    Sizinde tahmin ettiğiniz gibi, arkadaşımı fuar bahanesi ile İzmir’e götürmeyi teklif eden adam, meğer büyük bir kurgu yapmış. Oradaki kız geceleri çalıştığı için, gündüzleri müsait, arkadaşımı gündüz fuar var diye ekip kızın yanına gidecek, akşam geri dönecek. Aslında zeki bir plan olmakla beraber, Allah insanın ayağına bu kadar dolaştırır diyorum.
    Arkadaşım zaten ilişkilere ve aşka uzun süredir küstü. Bu olayla beraber iyice kabuğuna çekildi. Yani, adamın zevki uğruna, bir genç kadının umutları kırıldı. Yazık! Fakat beni tüm kızgınlığıma karşı, çok güldüren bir şey var. Adam da çok bahtsızmış bir taraftan bakınca, yahu insan böyle de yakalanır mı? O ötekini tanıyacak, bu ona anlatacak da, o da gelip ona söyleyecek falan, vallahi çok zor. Neredeyse kusursuz düşünülmüş ve kurgulanmış bir planın, bu kadar elde patlaması da normalde pek akla gelmez.
    Tam da bu hikayeye yakışan ve çok sevdiğim bir lafı sizinle paylaşayım: Tanrı’yı güldürmek istiyorsanız, ona planlarınızı anlatın!
     

Bu Sayfayı Paylaş