İnsanın Parası Arttıkça

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda Dine tarafından 29 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İnsanın Parası Arttıkça konusu
    İnsanın Parası Arttıkça


    islami makaleler - osman ünlü yazıları


    Dinimizde dünyâlık kazanmak için çalışmak günâh değildir. Dünyâlık sevgisi ve dünyâya gönül bağlamak günâhtır. Hadîs-i şerîfte; (Dünyâya gönül bağlamak, bütün günâhların başıdır) buyuruldu.

    Dünyâlık ele geçirmek için ilim öğrenmek, yanî dîni dünyâya vesîle etmek, altın kaşıkla necâset yemeye benzer. Dîni dünyâ kazancına âlet edenler, din hırsızlarıdır. Hadîs-i şerîfte; (Din bilgilerini dünyâlık ele geçirmek için edinenler, Cennetin kokusunu duymayacaklardır) buyuruldu.

    Şöhret için nasîhat etmek, kitâp yazmak, riyâ olur. Münâkaşa etmek, başkalarından üstün görünmek, insanlara övünmek, dünyâlık elde etmek için ilim öğrenmek de, riyâ olur. Riyâ harâmdır. Allahü teâlâ için olan ilim, Allahü teâlâdan korkmayı arttırır ve insana kendi ayıplarını görmeye sebep olur. İlmini dünyâ kazancına, mala ve mevkiye kavuşmaya vâsıta eden din adamlarına, kötü din adamları denir.

    Dinimizin menettiği dünyâ, dünyâlık, Allahü teâlânın harâm ettiği ve Peygamber efendimizin mekrûh dediği şeylerdir. Allahü teâlânın hârâm etmediği, hattâ emrettiği dünyâ işleri, zararlı olan, kötü olan dünyâ değildir. Bunlar, ne kadar çok olursa olsun çalışıp kazanmak, fen, tıp, hesâp, hendese, mimârlık ve harp vâsıtalarını öğrenmek, yapmak, kısaca insanlara râhat, huzûr, saâdet sağlayan her medenî vâsıtaları yapmak ve kazanmak, dünyâlık değildir. Bunların hepsini, Allahü teâlânın gösterdiği şekillerde, yollarda ve şartlarda yapmak, kullanmak ibâdet olur. Allahü teâlâ böyle Müslümânlardan râzı olur.

    Dünyâlık olan şeylerin, Allahü teâlâ indinde hiç kıymeti yoktur. İslâmiyyete uyarak kazanılan ve kullanılan rızık, dünyâlık olmaz, dünyâ ni’meti olur. Hadis-i şerifte; (Dünyâ sevgisi arttıkça, âhirete olan zararı da artar. Âhiret sevgisi arttıkça, dünyânın ona zararı azalır) buyuruldu.

    Dünyâ ve âhirette huzûr ve saâdet isteyen, Peygamber efendimizi sevmeli, Onun sevdiklerini sevip, sevmediklerini sevmemeli, Ona uymalı ve Onun ve eshâbının yolundan gitmelidir. Ayrıca Resûlullah efendimizin vârisi olan ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetini de iyi bilmelidir. Hadîs-i şerîfte; (Dünyâlık olan şeyler, mel’ûndur. Allah için olan şeyler, Allahü teâlânın râzı olduğu şeyler, mel’ûn değildir) buyuruldu.

    Netice olarak, insânın parası arttıkça düşmanı, ilmi arttıkça da dostu artar. Yönünü âhirete, kabristana çeviren rahât eder. Yönünü dünyâya yani Allahü teâlânın yasak ettiği şeylere ve insanlara çeviren, her zaman sıkıntı çeker. Hedefi, gâyesi dünyâ olanın, ibâdetinde de, dünyâsında da hayır kalmaz, bu kimse her dakika hüsrândadır. Kavuşmak istediği dünyâ, her kavuştukça önünde tekrar bir serap gibi uzağa gider. Dünyâ bir gölge gibidir, hiç kimse bu gölgeye yetişememiştir ve kavuşmak da mümkün değildir. Eğer bir kimse, dünyâdan yüz çevirirse, yüzünü ışığa, âhirete döndürürse, o zaman gölge arkasından gelecektir. İnsan, dünyâdan kaçtıkça, yüzünü ondan çevirdikçe, dünyâ ona koşacaktır ama yetişemeyecektir.

    Yönünü âhirete çeviren, ışığa dönen, karanlığı gölgeyi arkada bırakır, işlerini aydınlıkta yapar. Böyle olan kimsenin gizlisi saklısı olmaz, içi dışı aynıdır, aydınlıkta olduğundan hep hayırlı işler yapar, karanlık işler yapamaz. Yönünü dünyâya yani harâmlara çeviren, karanlığa dönüp, ışığa arkasını veren, karanlığa doğru yol alır, aydınlıktan uzaklaşır, karanlık işler yapar. Bu kimsenin işleri karışık olur ve kendisine güven olmaz. Dünyâya yani gölgeye doğru yürüdüğünden dolayı gölgeye de yetişemez. Akıllı olan bir kimse, yüzünü aydınlığa, ışığa çevirir. Yönünü karanlığa dönen, dünyâya dönen, insanlarla çarpışır, kavga eder. İnsanlar, yönünü âhirete dönen, ışığa dönen gibi olmak için yarışır. Çünkü insanların elindekinde onun gözü yoktur, onu herkes sever. Böyle olan insan dünyâda da, âhirette de rahât eder. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
    (Dünyâya, burada kalacağınız kadar, âhirete de, orada kalacağınız kadar çalışınız!)

    Osman Ünlü
     

Bu Sayfayı Paylaş