İnsanın karanlık yüzü 'Köpek Adamlar'

'Kitap, Resim ve Dergi' forumunda KaRDeLeN tarafından 23 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İnsanın karanlık yüzü 'Köpek Adamlar' konusu [​IMG]

    Emrah Polat yazarlık serüveninin kapısını yeni aralayan isimlerden… İlk kitabı Köpek Adamlar” Pupa Yayınları’ndan Şubat 2009'da çıktı… 229 sayfa olan kitabın, deyim yerinde ise henüz 'mürekkebi kurumamış'

    Kendi öyküsünden anlaşıldığı kadarıyla 2000 yılında geçirdiği trajik kazası hareket kabiliyetini kısıtlamış olsa da “oturduğu yerden” de insanın bir şey üretebileceğini ortaya koymuş…

    Edebiyatın kapılarını aralarken referans niteliğindeki ilk eser yazar hakkında okuyucuya önemli ipuçları verir… Sürekli değişime gelişme açık olan üslup ilk kitapta kendini estetik bir hal alması için okuyucunun ellerine bırakır… Emrah Polat da ilk cesaret denemesini köpek adamlar üzerinden yapıyor... Köpek Adamlar; kitabı ilk elinize aldığınızda beklentileriniz hayvan merhameti veya sevgisi üzerine olsa da romanın konusu farklı bir yaklaşım tarzı sergiliyor…

    Polat’ın ilk romanını başarılı başarısız ya da doğru yanlış genellemesinden çok nerelerde kendini göstermiş nerelerde eksik anlatmış şeklinde değerlendirmenin daha gerçekçi bir yaklaşım olacağı kanaatindeyim…

    Kitapta birbirinden farklı hikâyelerin ya da başka bir ifadeyle farklı karakterlerin kendine has öyküleri kurgu bağlamında başarıyla bir araya getirilmiş… Romanda geçen mekân tasvirleri ne eksik ne de fazla olarak nitelendirilebilir…

    Zaman konusunda da sıkıntısı olmayan romanın en belirgin özelliği yazarın kendi gerçekliğinden bağımsız kalamaması…

    Romanı okuduğunuzda yazarın hikâyesinin de romanda fazlaca iç içe olduğu konusunda güçlü bir zanna kapılabiliyorsunuz… Roman için bir genelleme yapmak belki fazlaca acımasız bir yaklaşım olabilir ama sözlü kültürün fazlasıyla romanda ağırlığını hissettirmesi yazarın bilinçli tercihi olsa gerek…

    Dil konusunda problem yaşamadan hızla okuyabileceğiniz akıcı bir üsluba sahip… Polat'ın yazdığı roman için 'araştırma' konusunun da hakkını verdiğini söylemek doğru olur…

    Karakterlerin yaşamında, toplumsal yargıların irdelendiği kitapta, Polat sorularla düşünmeye teşvik ediyor… Fakat zaman zaman romanda merak unsurunu yalnızca sorularla sağlayabileceği gibi bir üslup akışın tadını biraz kaçırabiliyor…

    Benzeri bir hataya da romanın sonlarına doğru sanki “romanın iyi olması için teşbih veya tasvirlerimi mutlaka yapmam gerekir” zannıyla yazmasından düşüyor…”

    Bir başka çekici olmayan yönünü siyasi unsurların baskın öğretiler gibi sunulması ya da öyle bir imaj uyandırması…

    Ama belirgin ve ilk anda göze çarpan bir başarısı varsa o da karakterlerin iç dünyası ve psikolojisi ile toplumdaki statülerinin ve bunların davranış ve düşünce biçimlerinin iyi bir biçimde veriliyor olması…

    Belki eklenmesi gereken ve dikkat çeken bir diğer husus da karakterlerinin genelde yalnız yaşayan insanlardan oluşması…

    İlk romanını neden köpek dövüşleri gibi bir konu etrafında oluşturduğunu merak etmiyor da değilim…

    İlk romanda hiç de küçümsenmeyecek bir iş çıkaran Emrah Polat’ın yazarlık serüveninin devamının da geleceğine inanıyorum…

    Okumaya harcadığınız zamana değecek… Zaman zaman heyecanın arttığı; okuyucuyu taşradan, şehre farklı mekânlara taşıyan; değişik kültürlerden gelen insanların iç dünyasında konuk eden kitapta; karakterlerin ilk çocukluğundan bugüne geçirdikleri evrelere de şahit olacaksınız… Hayatın zorluklarını yaşayacak karakterlerin dün ile bugünü bir arada okuyacaksınız…
     

Bu Sayfayı Paylaş