İngilizce Kelime Bilgisi - Vocabulary

'İngilizce Dil Bilgisi' forumunda DeMSaL tarafından 26 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İngilizce Kelime Bilgisi - Vocabulary konusu günlük ingilizce konuşmaları - ingilizce kelimeler - ingilizce cümleler - ingilizcede günlük konuşma kalıpları




    I'm sure: Eminim.

    -I'm sure of it: Ondan eminim.


    -More or less: Aşağı yukarı.


    -So much the better!: Daha iyi ya! İsabet!


    -You seem to be out of sorts: Keyifsiz görünüyorsunuz.


    -Take it easy: 1-Kolay gelsin. 2-Aldırma! Boş ver!


    -It is not a question of that: Mesele o değil.


    -Mind your own business: Siz kendi işinize bakın.


    -It's none of your business: Sizin üstünüze vazife değil, sizi alakadar etmez.


    -What is the matter?: Ne var? Ne oldu?


    -What is the matter with you?: Neyiniz var?


    -more than one: Birden fazla


    -I'll miss you very much: Sizi çok özleyeceğim.


    -I missed the 9.30 bus: 9.30 otobüsünü kaçırdım.


    -so so: Şöyle böyle.


    -off and on: Bazan, arasıra


    -It is on the tip of my tongue: Dilimin ucunda


    -He feels quite down in his mouth: O çok üzgün, çok kederli.


    -Come along. : Haydi, çabuk!


    -That's all for now: Şimdilik bu kadar.


    -break: Mola, teneffüs.


    -to be over: to finish; bitmek, sona ermek.


    -The break is over: Teneffüs, mola sona erdi.


    -tea break: Çay molası.


    -coffee break: Kahve molası.


    -Let's have a tea break: Haydi bir çay molası verelim.


    -This has nothing to do with me: Bunun benimle bir alakası yok.


    -So much the worse for him!: Yazıklar olsun ona!


    It doesn't make any difference: Hiç fark etmez.


    -It doesn't matter: Zararı yok, fark etmez.


    -It's of no consequences: Önemi yok.


    -Get on with it!: Başla! Devam et!


    -It's for the best: Böylesi en hayırlıdır.


    -That's the worst of it!: Bu olabileceğin en kötüsüdür.


    -So it seems: Öyle görünüyor.


    -It can't be helped: Elden birşey gelmez.


    -It was to be expected: Beklenirdi.


    -You will be 'for it: Azar işiteceksin!


    In this case: Bu durumda


    -So called: Güya,


    -As far as I know: Bildiğime göre,bildiğim kadarıyla


    -As for me: Bence, bana göre


    -Any time: Ne zaman olursa, ne zaman isterseniz


    -Time after time: Zaman zaman


    -Now and then: Ara sıra


    -Occasionally: Fırsat buldukça


    -Frequently: İkide bir,sık sık

    -Very seldom: Çok nadir[

    this is bullshit! - bu sacmalik

    let me say something --> birsey diyecem

    tell the truth --> dogruyu soyle!

    you hear that --> duydun mu?

    how nice can that be --> ne kadar iyi olabilir ki !?

    keep your promise! --> sozunu tut!

    forgive me --> affet

    you should defend me - beni savunmalisin

    dont take sides - tarafff tutma!


    hows your studies - derslerin nasil

    can you be open with me - benimle acik ol

    i wana be open with you - seninle acik konusmak istiyorum

    dont need to say much - fazla soze ne gerek!

    im bored of this conversation - bu konudan sıkıldım

    im bored of this place - bu mekandan sıkıldım
     

Bu Sayfayı Paylaş