İngilizce Hukuk Terimleri ve Türkçe Anlamları

'İngilizce Tercümeler' forumunda SeLeN tarafından 27 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İngilizce Hukuk Terimleri ve Türkçe Anlamları konusu ingilizce hukuk sözleri - hukukta kullanılan terimler ve ingilizcesi - hukuk terimlerinin ingilizcesi

    aw court: mahkeme
    judge: hakim
    law: hukuk, yasa
    judgement: yargılama
    justice: adalet
    criminal: cezaarticle :madde
    provision :hüküm
    to abolish :yürürlükten kaldırmak
    to amend : tadil etmek
    official journal :resmi gazete
    to conclude : bir sözleşmenin imzalanması
    public corporate body : kamu tüzel kişisi
    unification of judgement : içtihadı birleştirme
    guardianship : vesayet
    testament /will :vasiyet
    discretion :temyiz kudreti
    reserved portion : saklı pay
    ex-officio : re'sen
    tort :haksız fiil
    aggravating ground ( ceza huk.) : ağırlaştırıcı sebep
    majority :rüst
    major :reşit
    surety:kefil
    suretyship:kefalet
    domicile :ikametgah
    ratify:icazet
    principle of equity :hakkaniyet ilkesi
    act of prohibition : saldırının önlenmesi davası
    unjust enrichment : sebepsiz zenginleşme
    bodily integrity :vücut bütünlüğüattorney: vekil
    brief: dava özeti, evrak, belge
    case: olay, dava, delil
    evidence: (n) tanık, kanıt, belirti (v) ispatlamak, belirtmek, açıklamak
    guilty: suçlu, kabahatli
    lawsuit: dava
    plead: savunmak, müdafaa etmek, savunma yapmak, dava açmak, avukatlığını yapmak
    plead guilty: suçunu kabullenmek, suçunu itiraf etmek
    plead not guilty: suçu reddetmek
    sentence: (n) mahkeme kararı, hüküm/yargı, (v) hüküm vermek, ceza vermek, mahkum etmek
    solicitor: Hukuk görevlisi, avukat, savcı..
    solicitor general: başsavcı yardımcısı, danıştay başkanı
    sue: dava açmak, mahkemeye vermek, talep etmek
    divorce: boşanmak
    sue for: talepte bulunmak, rica etmek
    sue for a divorce: boşanma davası açmak
    sue out: mahkeme kararı çıkartmak
    sue smb. for damages: zarar ve ziyan davası açmak
    damage: (n) zarar, ziyan (v) zarar vermek, hasara uğratmak
    sum up: araştırmak, bilgi toplamak, özetlemek, kavramak, özet çıkarmak, toparlamak
    submit: ibraz etmek, sunmak
    trial: duruşma
    without prejudice: etki altında kalmadan, önyargısız
    without prejudice to: hakları saklı olarak, haklarına dokunmaksızın, zarar vermeden

    Babalık Davası: Paternity Suit
    Mezkür: Aforementioned
    Miras: Inheritance
    Saikte Hata: Mistake as to motive
    Süreksiz İşçi: Casual Employee
    Takas Odası: Clearing House
    Tahliye Davası: Action in Ejectmen
    Vaad: Promiseİmpunity: Cezasızlık,cezasız kalma
    Review : Yüksek mahkemce kararın yeniden incelenmesi,temyiz,teftiş etmek
    Appeal : Temyize gitmek
    Apprehension: Tutuklama
    Annul :Bozmak,feshetmek,yürürlükten kaldırmak
    Custody :Gözetim,gözaltı,nezaret
    Compensation: Tazminat,tazmin
    Proceeding:Yargılama usulleri,dava,tutanak
    Allege :İddia etmek,kanıt olarak göstermek
    Accusation :Suçlama,itham
    Breach :Bozma,ihlal,uymama(anlaşmaya)
    Breach of faith: Güveni kötüye kullanma
    Arrest :Tutuklamak
    Public Prosecutor : Cumhuriyet savcısı
    Sentence : Hüküm,ilam,mahkum etmek
    Jurisdiction : Yargılama yetkisi

    FOR CONTRACTS


    Integration: butunlesme, birlesme
    Clause : madde, hukum, fikra
    Duty: gorev ,vazife
    Disclose: aciga vurmak, ifsa etmek
    Integration: butunlesme, birlesme
    Buyer: alici, musteri
    Property: mal mulk
    Duress: zorlama, baski
    Existence: varlik, varolus, yasam

    Assumption: varsayim ,farazi
    Confidence: guven, itimat
    Threat : tehdit, gozdagi
    Prove: ispatlamak, kanitlamak
    Victim: kurban
    Reasonable: makul, makul olculerde, orta derecede
    Wrongful: haksiz, kanuna aykiri

    Purpose: niyet, amac, maksat
    Remove: cikarmak. kaldirmak
    Item: madde, fikra
    Reasonable: makul olculerde olan
    Inspect: teftis etmek, denetlemek , control etmek
    Inspection: teftis, denetleme
    Unfit : uygun olmayan
    Conspicuous: goze carpan, dikkat ceken
    Custom: bir musterinin yaptigi alisveris, gelenek aliskanlik
    Set?????
    Swap: degis tokus takas, trampa
    Trick: hile aldatmak,
    Goz onunde bulundurmak, tutmak : to keep in mind, bear in mind, consider
    Bear????????
    Suppose: zannetmek , sanmak
    Supply?????
    Merchant: tuccar, ticari
    Merchantability????
    Commercial law: ticaret hukuku
    Constitutional law: anayasal hukuku
    Constitution: anayasa
    Disclaimer: yalanlama, teksip
    Disclaim: yalanlamak , Kabul etmemek
    Minuscule: kucuk harf, ufacik , onemsiz
    Petition: dilekce
    Outline: taslak


    Appeal: temyiz mahkemesine basvurmak , goturmek
    Judgment: karar hukum, yargi
    Amend: duzeltmek
    Circuit: daire
    Dismiss: davayi reddetme
    Complaint: sikayet, yakinma
    Relief: ic rahatlamasi, kurtarma, yardim
    Granted: cevaben evet
    Jurisdiction: yargilama , yargi hakki, yargi
    Involve: gerektirmek icermek
    Dispute: tartisma
    Defendant: davali
    Plaintiff: davaci
    Respective: kendi ( respective home)
    Interest: hisse, pay, cikar kar
    Accumulation: birikim birikinti
    Accumulate: toplama biriktirme
    Impression: izlenim ( first impression)
    Fact: gercek
    Execute: uygulamak, yerine getirmek, bir yargiyi infaz etmek, idam etmek
    Involve: gerektirmek istemek
    Sue: dava acmak
    Inheritance: miras
    Succession: veraset intikal tereke
    Consideration: bedel karsilik ivaz hukuki sebep akidi mukavele yapmaya sevkeden menfaat veya sebep
    Offer: teklif icap
    Offer and acceptance: icap Kabul
    Issue: ihtilaflinokta sorun dava olan nokta
    Undertaking: taahhut taahhutname
    Client; muvekkil
    Represent anlatmak ifade etmek aciklamak
    undertaking to represent a client
    Appear isbat-i vucut mahkeme huzuruna cimak
    Appearance: mahkeme huzuruna cikma gorunme
    Obviously: acikca
    Prospective: mustakbel
    You get information if you get much information
    Consent: riza, muvafakat
    Engagement: sozlesme
    Suppose: farzetmek, dogru oldugunu Kabul etmek , tahmin etmek
    suppose the Yasemin
    Refuse: reddetmek , kabuletmeyis, alinmayis
    Prospective: beklenen
    Prospective students
    Development: gelisim gelisme kalkinma
    Developments seminars
    Commercial Law : ticaret hukuku
    Commercial contract: ticari akit
    Mercantile law : ticaret hukuku ( ticari teamul ve uygulamalarda bunlardan dogan hukuki anlasmazliklarin cozumu ile ilgili hukuki dali
    Consideration: ………..
    Comment: aciklama , yorumlama, tefsir
    Offer: teklif , sunma , takdim
    Pregnant mind; fikirlerle dolu zihin
    Over: uzerinde ustunde
    Common law: medeni hukuk, orf ve adet hukuku
    Common lawyer; hukuk davasina bakan avukat
    Agreement; anlasma akit mukavele
    Treat: tedavi etmek
    To be treated: tedavi olmak tedavi gormek
    Privilege; imtiyaz ayricalik musaade ruhsat
    Quality; nitelik kalite vasif ozellik
    Measurement; olcme , olcum
    Structure; yapi
    Process; islem surec yontem usul yol
    Process; dava acmak
    Certain; kesin kati mutlak muhakkak
    Certainly; kesinlikle
    Illness; hastalik rahatsizlik
    Illness costs; hastalik masraflari
    Field; alan
    Indefensible; sovunulmaz savunmasiz
    Liability; sorumluluk yukumluluk pasif
    Profit; kar kazanc
    Suggest : one surmek ileri surmek
    Suggestion; fakir verme uyari oneri teklif
    Stimulate; tesvik etmek uyarmak
    Concur; ilk izlenim uyusmak
    avukat yasemin güllüoğlu
    1. responsibilities
    -sorumluluklar
    isim
    2. social responsibilities
    -toplumsal sorumluluklar
    isim
    3. community responsibilities
    -beledi sorumluluklar
    isim
    4. functional responsibilities
    -fonksiyonel sorumluluklar (belirli görev ve etkinliklerle ilgili olan sorumluluklar
    isim
    5. rights and responsibilities
    -haklar ve sorumluluklar
    isim
    6. governmental responsibilities
    -devlet sorumlulukları
    isim
    7. functional responsibilities
    -fonksiyonel sorumluluklar
    isim
    8. to confer the responsibilities
    -sorumluluk vermek
    fiil
    9. distribution of responsibilities
    -sorumlulukların dağıtılması

    10. awaken sb to his responsibilities
    -birine sorumluluklarını hatırlatmak
    fiil
    11. to fill well one's responsibilities
    -sorumluluklarını müdrik olmak
    fiil
    12. shuffle off responsibilities upon others
    -sorumlulukları başkalarının üzerine atmak
    fiil
    13. to be promoted to heavier responsibilities
    -daha ağır sorumluluklar yüklenmek
    fiil
    14. discharge the directors from responsibilities
    -müdürleri sorumluluklardan kurtarmak

    15. supervisory
    -denetçiye özgü

    16. supervisory
    -denetleyici

    17. supervisory
    -teftiş edici

    18. supervisory body
    -teftiş organı

    19. supervisory body
    -kontrol organı

    20. supervisory duty
    -nezaretçilik

    21. supervisory post
    -nezaretçi mevkii

    22. supervisory board
    -denetim kurulu

    23. supervisory board
    -teftiş dairesi

    24. supervisory costs
    -denetleme giderleri
    isim
    25. supervisory costs
    -nezaretçilik giderleri
    isim
    26. supervisory organ
    -denetim organı

    27. supervisory power
    -denetleme yetkisi

    28. supervisory staff
    -denetçi personel

    29. supervisory agency
    · denetleyici

    30. supervisory service
    -kontrol hizmeti

    31. supervisory service
    -denetim hizmeti

    32. supervisory position
    -nezaretçi görevi

    33. supervisory authority
    -denetleme makamı

    34. supervisory committee
    -denetleyici komite

    35. supervisory personnel
    -denetçi personel

    36. supervisory employee
    -nezaretçi memur

    37. supervisory committee
    -gözetim kurulu

    38. in supervisory capacity
    -gözetimci sıfatıyla

    39. in an supervisory capacity
    -müfettiş sıfatıyla

    40. supervisory employee employe
    -nezaretçi memur

    41. bank supervisory commission
    -banka teftiş kurulu

    42. to exercise supervisory control
    -denetim altında tutmak
    fiil
    43. chairman of the supervisory board
    -yönetim kurulu başkanı

    44. chairmanship of the supervisory committee
    -denetim kurulu başkanlığı


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş