İngiliz Edebiyatında Dinsel Etkiler Hakkında bilgi

'Konu Dışı Başlıklar' forumunda SeLeN tarafından 27 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İngiliz Edebiyatında Dinsel Etkiler Hakkında bilgi konusu iç savaş yıllarında ingiliz edebiyarı - ingiliz edebiyatına dinin etkisi - 17.yüzyıl ingiz şairleri


    Elizabeth dönemi kendine güvenen, serüven seven insanlar toplumuydu. Bunu izleyen dönemde ise siyasal, dinsel kaygı ve bölünmelerle ilgili sorunlar ortaya çıktı. Kutsal Kitap'ın 1611'deki "Kral James Baskısı" adıyla anılan ilk resmi çevirisi İngiliz edebiyatını uzun süre etkileyen bir kaynak oluşturdu. Yalın ve canlı diliyle hem aydınların, hem de sıradan insanların ilgi ve sevgiyle okudukları bu çeviri günümüzde konuşulan İngilizce'ye de katkıda bulundu. Kutsal Kitap'ı okuyup inceleyen yazarlardan biri de Bedfordshire'li bir lehimci olan John Bünyan'dı. 1678'de yayımlanan Hac Yolunda (The Pilgrim's Progress) adlı ünlü yapıtı, Kutsal Kitap'ın onu ne ölçüde etkilediğini gösterir.

    17. yüzyıl şairleri dinsel şiirler yazmaktan hoşlanıyorlardı. Londra'daki St. Paul Katedrali'nin başpapazı John Donne, aralarında George Herbert ve Henry Vaughan'nın da olduğu Metafizik Şairler diye bilinen bir grup yazarın önderiydi. Bu dönemde Sir Francis Bacon'un denemeleri ve bilimsel yazıları aracılığıyla felsefe ve bilime duyulan ilgi artmıştı. Dolayısıyla Donne gerek dinsel, gerek sevgiyi konu alan şiirlerinde bu yeni ilgiyi yansıtan bir dil ve benzetmeler kullanmıştır. Oysa bu olağandışı ve ince imge anlayışını Robert Herrick paylaşmıyordu. Ama onun 1648'de yayımlanan Hesperides ("Hesperidler") adlı yapıtı İngiliz dilinin en güzel kısa, lirik şiirlerini içerir.

    Oliver Cromwell'i tutan parlamento yanlıları ve Püritenler ile Kral I. Charles'tan yana olan Kralcılar arasındaki büyük kavga ve bunun yol açtığı 1642-52 İngiliz İç Savaşı o dönemin yazarlarınca da ele alındı. Püriten olan John Milton bir yandan siyasal yazılar, bir yandan da görkemli şiirler yazıyordu. Adem ile Havva'nın cennette şeytana uymalarını, şeytanın sonunda Tanrı'ya yenilerek cennetten kovuluşunu anlatan Paradise Lost ("Kayıp Cennet") 1667'de yayımlandı.

    Püritenler, tiyatroları 18 yıl süreyle kapalı tuttular, ama krallığın 1660'ta yeniden kurulmasıyla eğlence düşkünü Kral II. Charles ve saray çevresindeki soylular, tiyatroların açılarak yeniden canlanmasını sağladılar.

    Restorasyon döneminde ortaya çıkan töre komedisinin özellikleri, aşk ve cinsellik konularını hafife alması, aşırı alaycılığı ve yeni zenginleri taşlamasıydı. Sir George Etherege'in The Man of Mode (1676; "Prensip Sahibi") ve William Congreve'in başyapıtı The W ay of the World (1700; "Dünyanın Gidişi") gibi oyunları kıvrak bir oyun diliyle toplumu alaya alıyordu. Abartılı romanslarıyla trajedileride epik şiire özgü beyitler kullanma ustası olan John Dryden da değişik türlerde oyunlar yazdı. Tiyatro konusunda bazı önemli denemeler de yazan Dryden, aynı zamanda bu dönemin önemli şairlerinden biriydi. Güncel olaylardan esinlenerek oldukça sert yergiler yazdı.

    Düzyazının kullanımı 17. yüzyılda önemli ölçüde arttı. Bu dönemin yetenekli düzyazı ustaları arasında din ile bilimin ilişkisine değinen Norfolk'lu hekim Sir Thomas Browne ve şairler ile din adamlarının yaşamöykülerini içeren bir kitabın yanı sıra balıkçılıkla ilgili eğlenceli bir kitap yazan Izaak Walton sayılabilir. Gene bu dönemde yazılmış, ama ancak 19. yüzyılda yayımlanmış iki ünlü günlükten de söz etmek gerekir. Bunlar, John Evelyn ile Samuel Pepys'in saray çevresindeki yaşamın ve 1666'daki Büyük Londra Yangını'nın ayrıntılarını canlı bir dille anlatan günlükleridir.

    İç savaş sonunda I. Charles'ın 1649'da idamı, halkı hükümetin ve kilisenin görevlerini düşünmeye ve ortaçağ felsefesini sorgulamaya yöneltmişti. Thomas Hobbes, Leviathan (1651) adlı yapıtında hükümdarların halkı yönetme konusunda tanrısal bir yetki taşımadıkları görüşünü savundu. Hobbes'un matematik bilgisinin de etkisini taşıyan bu görüşlerine özellikle kralı ve kiliseyi destekleyenler karşı çıkıyorlardı. Dönemin en önemli düşüncelerini dile getiren ve kendisinden sonraki yazarları etkileyen öbür büyük düşünür ise, en ünlü yapıtı Essay Concerning Human Understanding (1690; "İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme") olan John Locke'tu.



    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş