İman ile Küfür Arasındaki Sınır

'İman ve İslam Forumu' forumunda =FiRaRi tarafından 13 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İman ile Küfür Arasındaki Sınır konusu İman, Hz Peygamber'in getirdiklerinin hepsini tasdik, küfür de inkâr etmektir Buna göre, iman ile küfrü belirleyen başlıca ayıraç kalbin tasdikidir Ancak kalbin tasdiki, insanlar tarafından bilinemediğinden, ikrar ve ikrarı gösteren dinî görevleri yerine getirmek, yani amel, kalpteki imanın varlığının göstergesi olarak kabul edilmiştir

    Küfrün en belirgin alâmeti, dinin temel esaslarından birini veya tamamını reddetmek yahut onları beğenmemek, önemsememek ve değersiz saymaktır

    Müslüman olduğunu söyleyen bir kimsenin, bu dünyada mümin kabul edilmesi ve İslâm toplumundan dışlanmaması gerekir Çünkü dünyada dış görünüşe ve ikrara göre işlem yapılır İçten inanıp inanmadığını tesbit ise Allah'a mahsus ve âhirete ilişkin bir meseledir: "Size selâm verene dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyin" (en-Nisâ 4/94) buyurularak buna işaret edilir


    Hz Peygamber de imanda ikrarın önemini vurgulamak ve kelime-i tevhidi söyleyenin, müslüman kabul edilmesi gereğine işaret etmek için şöyle buyurmuştur: "İnsanlar Allah'tan başka Tanrı yoktur, Muhammed O'nun elçisidir deyinceye kadar kendileriyle savaşmakla emrolundum N

    e zaman bunu söylerlerse, can ve mal güvenliğine sahip olmuş olurlar" (Buhârî, "Cihâd", 102; Müslim, "Îmân", 8; Ebû Dâvûd, "Cihâd", 104) Bu sebeple imanını diliyle ikrar ettiği veya davranışlarına yansıttığı sürece herkesin İslâm toplumunun tabii bir üyesi olarak görülmesi, can ve mal güvenliğine sahip olması, dünyevî-dinî ahkâm, sosyal ve beşerî ilişkiler bakımından da müslümanın sahip olduğu bütün statü, hak ve sorumluluklara muhatap olması gerekir
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkürler..
     

Bu Sayfayı Paylaş