İman Elbise Gibi Zamanla Eskir!

'İman ve İslam Forumu' forumunda Mavi_Sema tarafından 16 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İman Elbise Gibi Zamanla Eskir! konusu İmanınızı 'Lâ ilâhe illâllah' ile yenileyiniz” diye bir hadis var mıdır? Varsa iman tazelemeyi nasıl anlamak gerekir?


    Evet, Peygamber Efendimiz (asm) de, “İmanınızı ‘lâ ilâhe illallah’ sözü ile tecdit ediniz ve yenileyiniz.” buyuruyor. (Müsned , 2/359; et-Terğib ve’t- Terhib, 2/415)

    İman, Allah’a kalpten intisap ve bağlılıktan ibarettir. Bizi Yaradan’ımıza bağlayan en güçlü bağdır. Küfür, inkâr veya şirk ise bu sağlam bağın kopması veya koparılmasıdır. İman kalbin amelidir. Kalpte meydana gelir ve kalbi nuruyla aydınlatır. Küfür ise kalpte inancın ve tasdikin olmaması hâlidir.

    Cenâb-ı Hakk’ın, zamanın ve mekânın çarkları içinde yuvarlanıp giden müminleri “imana” çağırması ne kadar mânidârdır:

    İmanın yenilenmesi bir emirdir. Nisa’ Suresi 136. Ayette: “Ey İman edenler! Allaha iman edin.” Hem de iman edenlere emir. Yani imanınızı taklitten, tahkiki imana çıkarın, imanınızı yenileyin, imanın hadsiz mertebesinde terakki edin… manaları vardır.

    Hucurat Suresi 14. Ayette: “Bedevîler 'inandık' dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama 'İslâm olduk' deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi.” buyurulur.

    Demek imanı dem ve damarlara karıştırmak, tekrar ederek, meleke haline getirmek, imanı akıl, kalb, ruh gibi letaife sirayet ettirmek gerekir.

    İmanımızı her zaman taze tutmamız gerektiğini emreden yukarıdaki hadis-i şerifi tefsir eden Bedîüzzaman Hazretleri, hem şahsı, hem de çevresi her zaman değişen insanın, her zaman imanını yenilemeye de ihtiyaç duyduğunu kaydeder.

    İnsanın her bir ferdinin mânen çok “fertleri” vardır. Yani her bir insan, ömrünün seneleri adedince, hatta günleri adedince, hatta saatleri adedince birer farklı fert sayılmaktadır. Çünkü insanın hayatı zamana tâbî olduğu için, o tek fert bir model hükmüne geçmekte ve her gün bir diğer fert şeklini giymektedir.

    Şahsın değişmesi bir derece cesede bakıyor. Her dakikada vücudumuzda otuz milyon hücre ölüyor. Yerine yenileri geliyor. Altı ayda beyin hücreleri hariç tamamen değişiyoruz. Altı senede bir defa beyin hücreleri de dahil tamamen değişiyoruz. Her sene fotoğraf çektirsek, yan yana koysak, ne kadar değiştiğimizi fark edeceğiz. Ruh değişmediği için kendimizi aynı zannediyoruz. Madem ceset devamlı yenileniyor, o zaman cesetten gidenleri imanla göndermek gibi, yeni gelen zerre ve hücreleri de imanın nurlarıyla nurlandırmak lazım. İnsan zaman altına girdiği için ömrünün saatleri, günleri, seneleri adedince ayrı fertler hükmüne geçtiğinden, her bir ferdi iman nuruyla nurlandırmak gerekiyor.

    Hem içinde bulunduğumuz mekanlar da devamlı değişiyor. Mekandaki haller, manalar, eşyalar insana tesir ettiği için, manen bizim için karanlık olan o mekanı imanın nuruyla, tevhid nazarıyla ziyalandırmak icab ediyor. Hem misal aleminde her mekan ayrı bir mahiyette, imanla muamele edilince, Misal Aleminde ampul yanmış gibi o alem aydınlanıyor. İçine girdiğimiz her mekan nur istiyor. Demek La ilahe İllallah, hem kelime hem mana olarak bir lamba gibi oluyor.

    Üstelik insanın cismi ve ruhu böyle her zaman yenilendiği gibi, içinde yaşadığı âlem de her zaman değişmekte ve yenilenmektedir. Her gün veya her saat bir âlem gitmekte, bir başkası gelmektedir. Yani insan her saat farklı bir âlemi ve farklı tecellîleri yaşamaktadır. İnsanın bunun için bir saati bir saatine uymamaktadır. Az önce etrafına gülücükler dağıtan insan, bir de bakmışsınız sinir krizine girivermiştir.

    Hiç ummadığınız kişilerin bir gün bir cinayet işlediğini duyarsınız. Önce inanmazsınız, çünkü adam belki tavuk bile kesmemiştir. Sizin bildiğiniz budur. Oysa maalesef haber doğru çıkar. Çünkü insanın yaşadığı şahsî âlemi ve sosyal âlemi her vakit değişmekte, insanı yeni girdaplara sokmakta veya hayatına olumlu veya olumsuz yeni cilveler taşımaktadır. Bu cilveler, girdaplar, girinti ve çıkıntılar, öfkeler, dargınlıklar, uçarılıklar, düşüncesizlikler ve fevrî hareketlerse insanı her zaman halden hale çevirmektedirler.

    Ayrıca insanda nefis, hevâ, vehim ve şeytan az-çok her insanda hükmetmekte; çok vakit insanın imanını rencide etmek için gafletinden istifade etmekte ve bu gafletiyle ona pek çok hile, şüphe ve vesvese vererek iman nurunu kaplamaktadır. Onun için, her gün, her saat, hatta her vakit, imanı cilalamaya ihtiyaç vardır.

    Her zaman “Lâ ilâhe illallah” kelimesiyle imanını taze tutan, Allah’a bağlılığını yenileyen, Yaradan’ı ile irtibatını tecdit eden kimseler, bütün bu farklı boyutlardaki olumsuz veya olumlu tavırlar ve haller karşısında daima akıllı hareket etme kabiliyetlerini korurlar. Çünkü tazelenmek sûretiyle ulaşılan her yeni iman; her yeni âlemin, her yeni girdabın, her yeni krizin, her yeni olumsuzluğun ve her yeni tersliğin anahtarı hükmüne geçer, her yeni hayata yeni bir nûr getirir. Bu iman nuru her tersliğin ışığı ve her girdabın aydınlığı hüviyetinde tecellî eder. (bk. Nursi, Mektûbât 26. Mektup)

    Demek, her saat imanını tecdid edenler ve Allah’a olan bağlılığını diliyle ve kalbiyle taze tutanlar, şeytanın bu görünmez girdaplarından ve fark edilmez şerlerinden kendilerini -Allah’ın izni ve inayetiyle- korumuş olurlar. Çünkü değişen ceset, alem ve mekan daima tazelenen bir imanı gerekli kılıyor.

    Akıp giden zaman, ne kadar kötü olursa olsun; imanını tazeleme bilinci içinde yaşayanlar zamanın kötülüğünden ve şerlerinden -inşallah- zarar görmeyecekleri gibi, insanlara da iyi örnek teşkil edeceklerdir
     

Bu Sayfayı Paylaş