İmam-ı Gazali Hazretleri Felsefeci Değildir (Kitap Ozeti)

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda NeslisH tarafından 30 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İmam-ı Gazali Hazretleri Felsefeci Değildir (Kitap Ozeti) konusu
    İmam-ı Gazali hazretlerinin felsefecilerin görüşlerini çürütmek ve
    itikadlarına, felsefe karıştıran sapık fırkalara cevap vermek için
    yaptığı çalışmalarını işiten bir takım kimseler, onu felsefeci
    zannetmişlerdir. Bunun sebebi, felsefe ile tefekkür arasındaki
    mühim farkı bilmemek olabilir. Felsefeciler aklı rehber
    edinmişlerdir. Mütefekkirler ise aklı kullanmakla beraber, akla da
    rehber olarak Peygamberleri ve onların bildirdiği imanı almışlardır.
    Göz için ışık ne ise, akıl için iman odur. Işık olmayınca göz
    göremediği gibi iman olmayınca akıl da doğru yolda yürüyemez.
    İmam-ı Gazali hazretleri, filozof değil müctehiddir. Zaten
    İslamiyet’te felsefe ve filozof olmaz. İslam âlimi olur. İslam dininde
    felsefenin üstünde İslam ilimleri, filozofun üstünde de İslam âlimleri
    vardır.

    İmam-ı Gazali hazretleri, felsefecilerle ilgili bu çalışmalarını El-
    Munkızu Aniddalâl kitabında şöyle anlatmaktadır:

    “İşte şimdi filozofların ilimlerinin hikayesini dinle: Onları birkaç
    sınıf, ilimlerini de birkaç kısım hâlinde gördüm. Onlara, çokluklarına
    ve eskileri ile yenileri arasında doğruya yakınlık ve uzaklık farkına
    rağmen, küfür ve ilhâd damgasını vurmak lazımdır. Filozoflar
    fırkalarının çokluğuna ve çeşitliliğine rağmen, Dehriyyun, Tabiiyyun
    ve İlahiyyun olmak üzere üç kısma ayrılırlar. Dehriyyun sınıfı eski
    filozoflardan bir zümredir. Yaratıcının varlığını inkâr ederler,
    bunlar zındıktır.
    Tabiiyyun; bunlar da ahiretin mevcudiyetini kabul

    etmediler. Cenneti Cehennemi, kıyameti ve hesabı inkâr ettiler.
    Bunlar da zındıktır. Üçüncü sınıf olan İlahiyyun, daha sonra gelen

    filozoflardır. Bunlar ilk iki sınıfı red etmişlerse de kendilerini

    bid’at ve küfürden kurtaramamışlardır.” Üçüncü kısımdan olan bu filozoflar, kendilerinden önce gelenlerin yanlışlarını açık seçik
    göstermek ve bir yaratıcının olduğunu söylemekle beraber
    Peygamberlere inanmadıkları için küfürde kalmışlardır. Çünkü
    küfürden kurtulmak için Peygamberlere ve onların bildirdiklerine
    inanmak da şarttır.

    İmam-ı Gazali hazretlerinin tasavvufta mürşidi, Silsile-i aliyyenin
    büyüklerinden olan Ebu Ali Farmedi hazretleridir. Onun huzurunda
    kemale geldi. Zahir ilimlerinde eşsiz âlim olduğu gibi, tasavvuf
    ilimlerinde (evliyalık ilimlerinde) de mürşid (yol gösterici) oldu. Her
    iki ilimde, Peygamberimizin vârisi oldu. Kısa bir müddet daha
    Nizamiye Üniversitesinde ders verdikten sonra doğduğu yer olan Tus’a döndü. Elli beş sene gibi kısa bir ömür süren imam-ı Gazali
    hazretleri, ömrünün son yıllarını Tus’ta geçirdi. Burada evinin
    yakınına bir medrese ve bir de tekke yaptırdı. Günleri insanları
    irşâd etmekle geçti. Elli yaşını aştığı bu sıralarda El-Munkızu Aniddalâl, fıkhın kaynaklarına (Usul-i fıkha) dâir El-Mustesfâ ve
    selef-i salihine (Ehli Sünnet itikadına) tâbi olmayı anlatan İlcâmü’l-
    Avâm an İlm-il-Kelam adlı eserlerini yazdı.

    İmam-ı Gazali hazretleri, kendisini mezarın içine Şeyh Ebu Bekr en-
    Nessâc koysun, diye vasiyet etmişti. Şeyh bu vasiyeti yerine getirip
    mezardan çıktığında hâli değişmiş, yüzü kül gibi olmuş görüldü.
    Oradakiler “Size ne oldu?.. Niçin böyle sarardınız, soldunuz
    efendim?..” dediler. Cevap vermedi. Israr ettiler, gene cevap
    vermedi. Yemin vererek tekrar ısrarla sorulunca, mecbur kalarak
    şunları anlattı:
    “İmamın nâşını mezara koyduğum zaman, Kıble tarafından nurlu bir
    sağ elin çıktığını gördüm. Hafiften bir ses bana şöyle seslendi.
    «Muhammed Gazali’nin elini, Seyyidü’l Mürselin Muhammed Mustafa
    sallallahü aleyhi ve sellemin eline koy» Ben denileni yaptım. İşte
    mezardan çıktığımda benzimin sararmış, solmuş olmasının sebebi
    budur. Allah ona rahmet eylesin.”

    İmam-ı Gazali hazretleri asrının müceddidi olup, din bilgilerinden
    unutulmuş olanlarını meydana çıkarmış, açıklamış ve herkese
    öğretmişti.

    İmam-ı Gazali hazretleri, zamanındaki devlet adamlarının ikram ve
    iltifatlarına kavuşmuştu. Onlara zaman zaman nasihat ederek ve
    mektup yazarak hakkı tavsiye etmiş, Müslümanların huzur ve refahı
    için dua etmiştir.

    Bunlardan Selçuklu Sultanı Sencer’e nasihat için aşağıdaki mektubu
    yazmıştır:

    “Allahü teâlâ İslam beldesinde muvaffak eylesin, nasibdâr kılsın.
    Ahirette ona, yanında yeryüzü padişahlığının hiç kalacağı mülk-i
    azim ve ahiret sultanlığı ihsan etsin. Dünya padişahlığı, nihayet
    bütün dünyaya hakim olmaktan ibarettir. İnsanın ömrü ise, en çok
    yüz sene kadardır.

    Cenab-ı Hakkın, ahirette bir insana ihsan edeceği şeylerin yanında,
    bütün yeryüzü, bir ker¤¤¤ gibi kalır. Yeryüzünün bütün beldeleri, vilayetleri, o kerpicin tozu toprağı gibidir. Kerpicin ve tozunu toprağının ne kıymeti olur? Ebedi sultanlık ve saadet yanında, yüz
    senelik ömrün ne kıymeti vardır ki, insan onunla sevinip mağrur olsun? Yükseklikleri ara, Allahü teâlânın vereceği padişahlıktan
    başkasına aldanma.

    Bu ebedi padişahlığa (saadete) kavuşmak, herkes için güç bir şey ise
    de, senin için kolaydır. Çünkü Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem
    buyurdu ki: “Bir gün adalet ile hükmetmek, altmış senelik
    ibadetten efdaldir.” Madem ki Allahü teâlâ sana, başkalarının
    altmış senede kazanacağı şeyi bir günde kazanma sebebini ihsan
    etmiştir, bundan daha iyi fırsat olamaz! Zamanımızda ise iş o hâle
    gelmiştir ki, değil bir gün, bir saat adaletle iş yapmak, altmış yıl
    ibadetten efdal olacak dereceye varmıştır.

    Dünyanın kıymetsizliği, açık ve ortadadır. Büyükler buyurdular ki:
    «Dünya kırılmaz altın bir testi, ahiret de kırılan toprak bir testi
    olsa, akıllı kimse, geçici olan ve yok olacak olan altın testiyi bırakır,
    ebedi olan toprak testiyi alır. Kaldı ki dünya, geçici ve kırılacak
    toprak bir testi gibidir.» Ahiret ise hiç kırılmayan ebediyyen bâki
    kalacak olan altın testi gibidir. Öyleyse, buna rağmen dünyaya
    sarılan kimseye nasıl akıllı denilebilir? Bu misali iyi düşününüz ve
    daima göz önünde tutunuz...”

    Eserleri:
    İmam-ı Gazali hazretleri, ömrü boyunca gece gündüz devamlı yazmış
    büyük bir İslam âlimidir. O kadar çok kitap yazdı ki, ömrüne
    bölününce, bir güne on sekiz sayfa düşmektedir. Eserlerinin
    sayısının 1000’e ulaştığı, Mevduât-ul-Ulum kitabında
    bildirilmektedir. Bunlardan 400’ünün isimleri Şeyh Ebu İshak
    Şirâzi’nin Hazâin kitabında yazılıdır.

    Eserleri üstünde Avrupalılar geniş ve uzun süren incelemeler
    yapmışlardır. Bunlardan P. Bouyges adlı müsteşrik Essaie de
    Chronologie des Oeuvres de al-Ghazâli adlı eserinde İmam-ı
    Gazali’nin 404 kitabının ismini vermiştir. Meşhur müsteşrik
    Brockelmann da Geschichte Der Arabischen Litteratur adlı eserinde,
    eserlerinden 75 tanesinin listesini vermiştir. 1959’da dört Alman ordinaryüs profesörü, imam-ı Gazali hazretlerinin kitaplarını
    okuyarak, İslam dinine aşık olmuşlar ve hazret-i İmam’ın kitaplarını
    Almancaya çevirerek sonunda Müslüman olmuşlardır.

    İmam-ı Gazali hazretlerinin vefatından sonra İslam dünyasının
    maruz kaldığı Moğol felaketi esnasında yakıp yıkılan binlerce
    kütüphane içinde Gazali hazretlerinin sayısız eseri de yok
    edilmiştir. Bu sebepten bugüne kadar eserlerinin tam bir listesi ve
    tasnifi yapılamamış, ilim dünyası bu husustaki eksikliğini
    tamamlayamamıştır.

    Eserlerinden bazıları şunlardır:

    İhyâu-Ulumiddin,

    Kimyâ-ı Seâdet,

    Cevahir-ül-Kur’ân,

    Kavâid-ül-Akâid,

    Kitab-ül-İktisâd fil İtikad,

    İlcâm-ül-Avâm an İlm il-Kelam,

    Mizân-ül-Amel,

    Dürret-ül-Fahire,

    Eyyüh-el-Veled,

    Kıstâs ül-Müstekim,

    Tehâfet-ül-Felâsife,

    Mekâsıd-ül-Felâsife,

    El-Munkızu Aniddalâl,

    El-Fetâvâ, Hülâsât-üt-Tasnif fit-Tesavvuf.

    (İlcâm-ül-Avâm, Eyyüh-el-Veled, El-Munkızu Aniddalâl, Durret-ül-
    Fahire ve Kimyâ-ı Seâdet kitapları Hakikat Kitabevi tarafından
    bastırılmıştır.)

    İmam-ı Gazali hazretlerinin en kıymetli eseri İhyâ’sıdır. Osmanlı
    âlimlerinden Saffet Efendi Tasavvufun Zaferi isimli eserinde,
    İmam-ı Gazali’nin İhyâu Ulumiddin kitabı öyle kıymetli bir eserdir
    ki, Kur’an-ı kerimin ve Peygamber efendimizin hadislerinin
    manalarını Müslümanlara anlatmak ve Allahü teâlânın kullarına,
    doğru yolu göstermek, huzur ve saadete kavuşturan İslam ahlakını
    öğretmek için, din âlimleri olarak elimizde bundan başka hiçbir
    kitap bulunmasaydı, yalnız bu kitap kifayet ederdi.

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de, “İmam-ı Gazali’nin İhyâ
    kitabı, bütün âlimlerce doğru ve yüksektir. Bir gayrı müslim,
    severek yapraklarını çevirirse, müslüman olmakla şereflenir”
    buyuruyor
     

Bu Sayfayı Paylaş