İlk yardım

'Genel Sağlık' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 15 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İlk yardım konusu İLKYARDIM NEDİR?

    İlkyardım, hasta veya yaralı kişiye, daha ciddi bir tıbbi yardım uygulanmadan önce yapılan ilk bakımdır. İlkyardımın amacı, durumun kötüleşmesini önlemek için aktif olarak müdahale etmek, yaşam desteği sağlamak, yaralının etkin tedavisini başlatmak, zararı en aza indirmek ve yaşam kaybını önlemektir. İlkyardım tıbbi bakımın bir alternatifi değildir. Ancak ilkyardım eğitimi alan kişiler, durumu ve aciliyetin derecesini tayin etme ve profesyonel tıbbi yardım ulaşana kadar yapılabilecek en doğru şeyleri belirleme yeterliliğine sahiptir.

    Yaralanmanın, ölüm olaylarının dördüncü ana nedeni olduğu düşünülürse, ilkyardım eğitiminin gerekli olduğu çok açıktır. Düşmeler en sık rastlanan yaralanma sebebidir. Ancak trafik kazaları en ölümcül olanıdır. Yaralanma ölümlerinin %22’si trafik kazaları sonucu oluşmaktadır.

    İlkyardım inceleme ve araştırmayla başlar. Bir yaralıya yaklaşmadan önce olay yerinde, yaralı ve kurtarıcının hayatını tehlikeye atabilecek faktörlerin önlenmesi gerekir. Daha sonra yapılan ilk inceleme, yaralının hayatını kurtaracak işlemlerin hemen uygulanmasının gerekip gerekmediğini belirler.

     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    İLKYARDIM UYGULAMALARI

    İlkyardımın Temel Aşamaları:

    İlk önce yaralının genel sağlık durumu değerlendirilir. Yaralının omuzlarına hafifçe dokunup ona seslenerek bilincinin yerinde olup olmadığı saptanır.

    Derhal ambulans çağırılır.
    Yaralı, boynu ve başı sabit tutularak sırt üstü yatırılır.
    Yaralının bilinci kapalı ise çenesi yukarı kaldırılarak başı geride tutulur. Böylece dilin, nefes borusunu kapatması önlenir.
    Yaralının nefes alıp almadığına bakılır. Nefes almıyorsa ağzından veya burnundan suni teneffüs yapılır. Nefes verirken göğüs kalkıyor mu diye bakmak gerekir. Nefes verme aralarında akciğerlerden hava boşalması beklenmelidir.
    Kan dolaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için nabız kontrol edilir. Nabız, adem elması ve boyun kası arasındaki bölgeye, üç parmakla hafifçe bastırılarak kontrol edilir.
    Yaralının nabzı yoksa kalp masajına başlanır. Temel yaşam desteği tek kişi ile yapılıyorsa 15 kalp masajı ve 2 tam nefes şeklinde tekrarlanarak uygulanmalıdır. İki kişi ile ise 5 kalp masajı 1 nefes şeklinde uygulanır. Temel yaşam desteği, sadece solunumu ve kan dolaşımı durmuş kişilere uygulanır.
    Eğer nabız var, solunum yoksa her 5 saniyede bir nefes verilmelidir.
    Solunum ve kan dolaşımı sağlandığında temel yaşam desteği kesilmelidir.
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    BURKULMA VE GERİLME

    Kasta veya tendonlardaki yırtılma, gerilme; bağlardaki veya eklem kapsülündeki yırtılma ise burkulma olarak tanımlanır. Burkulma ve gerilme dokuların aşırı zorlanmasından olur. İki yaralanma için de belirtiler aynıdır. Ağrı, şişme ve morarma... Ciddi burkulmalar sanki kırıkmış gibi tedavi edilmelidir. Ağrı ve şişmeyi azaltmak için soğuk su ya da buz torbası kullanılır. Eklem veya kası, elastik “8” şeklinde bandajla sarın ve 1-2 gün için üstüne bastırmayın. ”8” şeklinde bandaj uygulamasını ayak çevresinde 1-2 kez dairesel olarak sarın. Bandajı diagonal olarak ayağın üstünden ve bileğin çevresinden geçecek şekilde bağlayın; bandajı ayağın üstünden aşağı doğru ve ayağın tabanından geçirin. “8” şeklindeki dönüşlere devam edin, ayak (parmaklar hariç), bilek ve bacağın altı kaplanana kadar bandajlayın; bant ya da klipsle bandajı sabitleyin.
     
  4. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Çıkık ​

    Bir eklemi meydana getiren kas, bağ ve kemiklerin arasındaki yapısal ilişkinin bozulması. Eklem düzeylerinin birbiriyle hiç teması kalmamışsa tam çıkıktan, yüzeylerin teması kısmi olarak devam ediyorsa, yarı çıkıktan söz edilir. En çok çıkıklar omuz, kalça, diz, dirsek gibi geniş hareketli eklemlerde olur. Ayak ve el bileğinde çıkık seyrek görülür.
    Sınıflandırılması:
    1- Doğuuştan olan çıkıklar: Sık görülen bir şekli, doğuştan kalça çıkığıdır. Diz eklemi çıkığı da görülebilir.
    2- Hastalıklara bağlı çıkıklar: Eklemlerde iltihabî hadiselere ve tümörlere bağlı çıkıklar görülebilir. Müzmin eklem iltihaplarında, eklem kapsülü çok zayıflar ve ufak bir zorlamayla dahi çıkık olabilir.
    3- Felçlere bağlı çıkıklar: Kasların felci sonucu eklemin dayanıklığı bozulur, çıkık yavaş yavaş gelişir. Çocuk felci ve beyin felcinde bu tip çıkıklar görülür.
    4- Darbe ve zorlamalara bağlı çıkıklar (tramvatik): Darbeler sonucunda olur. En sık omuz ekleminde görülür.
    5- Tekrarlayan çıkıklar: İyi tedavi edilmeyen çıkıklarda, zamanla eklem etrafındaki yumuşak dokular tam iyileşmediği için eklem kapsülünde bollaşma olur. Bazı pozisyonlarda çıkık olur. Hasta, çıkığı kendisi yerine koyar.
    Çıkıklarda eklem içinde kan, sıvı birikir. Kıkırdak dokusunda harabiyet olur. Dizde menisküslerde yırtık olabilir. Eklemi meydana getiren kemiklerde kırık olabilir. Eklem kapsülü zedelenebilir, kopabilir. Damar, sinir ve kas harabiyeti olabilir. Dirsek ve diz eklemi çıkıklarında sinir, damar zedelenmesi sık görülür.
    Çıkık olan bölgede ağrı ve hareket kısıtlılığı en başta gelen belirtilerdendir. Çıkık olan eklem şişer, ısı değişikliği olur. Eklem etrafında his kusuru, dolaşım bozukluğu olabilir. Hastaya grafiler çektirilerek teşhis konur.
    Çıkıkların tedavisi acildir. Her geçen sürede çıkık olan bölgenin dolaşımı bozulabilir. Eklem kıkırdağının beslenmesi bozulur. Yumuşak doku yapışıklıkları çıkığın tedavisine engel olabilir. Yumuşak dokuların iyileşmesi için çocukta 2-4, büyükte 4-6 hafta eklemin hareketi engellenir. Bunun sonucunda eklemde sertlik olabilir.
    Çıkığın yerine konulması, hekim tarafından çıkığın şekline göre yapılır. Bazı durumlarda çıkık, ameliyatla yerine konulur. Düzeltilen eklem bandaj veya alçı ile yerine tesbit edilerek bir süre oynatılmaz, zorlanmaz. Daha sonra ekleme eski hareketliliği kazandırılmağa çalışılır. Çıkıklar ilerde kas ve eklemlerde kireçlenmelere sebep olabilirler.
    Doğuştan kalça çıkığı erken dönemde farkedilirse bebeğin altına bol ara bezi konularak düzeltilebilir. Aksi takdirde tedavisi zor ve uzun sürelidir.

     
  5. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    DONMA

    Kışın uzun zaman soğukta kalmış bir kimsede önce uç noktalardan (burun-kulak-yanak-parmak) başlayarak dokuların içindeki sıvı donar. Donmuş bölgedeki kan damarları iyice büzülmüş olduğundan dolaşım durur ve derinin rengi mum görüntüsü verecek şekilde solar.
    Dikkat: Burun, kulak ve yanak donmaları ağrı yapmadığı için, donmakta olan şahıs bunun farkına varamaz. Ancak el ve ayak parmakları donarken şiddetli bir ağrı verir. Donma ilerledikçe dokular uyuşur. Kazazede halsizlik hisseder. Aynı zamanda şiddetli bir uyku bastırır. Bu uyku -donan şahıs farkına varıp tedbir almadığı takdirde- ölüm uykusudur.
    Ne Yapmalı?
    * Soğuk karlı havalarda, tek başınıza, yaya olarak uzun yola çıkmayınız.
    * Çıkmak zorunda kaldığınız durumlarda mutlaka sıkı giyininiz. Külahsız ve boyun atkısız çıkmayınız.
    * Boyun atkısı ile ilk donacak olan burun, kulak ve yanak gibi yüz bölgelerini sarınız.
    * Ayakkabı yerine bot veya üstten boğdurmalı bir çizme giyiniz. Eldivensiz çıkmayınız.
    * Fazla üşüdüğünüzü hissettiğiniz an burun ve kulaklannızı ellerinizle oğuşturarak ısıtınız.
    * Elleriniz fazla üşüdüğü takdirde koltuk altlarına sokarak ısıtınız.
    DONMUŞ BİR KAZAZEDEYE İLK YARDIM
    * Yolda donmuş birini gördüğünüz zaman onu derhal arabanıza alıp üzerini sıkıca örtünüz. Eğer yaya iseniz ve kazazede de baygın bir halde ise, onu derhal sırtlayıp meskun bir yere taşıyınız.
    * Donmuş bir kimseyi sakın sıcak sobanın yanına yatırmayınız. Sobasız serin bir odaya alınız.
    * Evvela soğuk suya batırılmış bezlerle donmuş yerleri fazla bastırmadan oğuşturunuz.
    * Dokular yumuşayıp kan deveranı başlayınca ılık suya batırılmış bezlerle masaja devam ediniz.
    * Kazazede kendine gelince onu ılık bir küvete oturtabilirsiniz. Banyonun suyunu yavaş yavaş ısıtarak şahsın iyice kendine gelmesini sağlayınız.
    * Banyodan çıkardığınız kazazedenin vücudunu kuruladıktan sonra ona sıcak süt veya çay içiriniz.
    * Yatağa yatırıp istirahat ettiriniz.
    Dikkat: Donmuş bölgeye birden bire sıcak tatbik ettiğiniz zaman damarları zedeleyip kangrene sebeb olacağınızı unutmayınız.
     
  6. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    İLK YARDIM İÇİN ECZA DOLABI

    Dikkat: Evlerdeki ecza dolapları, eskimiş veya yarım bırakılmış ilaçların rastgele doldurulduğu bir kutu olmamalıdır. Anne için doktor tarafından verilen bir ilaç, aynı maksatla babaya veya çocuklara verilemez. Kime, nasıl bir ilaç verileceğine ancak doktor karar verebilir. Prospektüsü kaybolmuş, kullanma tarihi geçmiş, herhangi bir sebeple yarım bırakılmış ilaçları asla ecza dolabına koymayınız. Hele sağa sola hiç koymayınız. Bir işinize yaramayacağına göre çöpe atıp evden uzaklaştırınız.
    ECZA DOLABINDA NELER BULUNMALI?
    Bir kaza sırasında, doktor yetişinceye kadar, kazanın meydana getirdiği zararı en aza indirmek veya gecikme sonucu vuku bulması mümkün tehlikeleri bertaraf etmek için yapabileceğimiz ilk müdahaleler gerçekten çok önemlidir. Bu müdahalelerin neler olabileceği, kazanın cinsi ve şekline göre, ayrı ayrı yeri geldikçe anlaşılır bir dille izah edilmiştir.
    Şimdi, ilk yardım sırasında kullanmak üzere dolabımızda bulunması gereken ilaç ve malzemeyi sıralayalım:
    * Amonyak (100 cc. lik bir şişede)
    * Hind yağı (mushil olarak, 200 cc. lik bir şişede)
    * Karbonat veya karbonatlı su (antiseptik madde olarak, 200 cc. lik bir şişede)
    * İpeka şurubu (kusturucu olarak, 200 cc. lik bir şişede)
    * Tentürdiyot (dezenfektan olarak % 2 lik eriyiği, 100 cc. lik bir şişede)
    * Lastik torba (yarayı soğuk veya sıcak tutmak için)
    * El feneri (göze, kulağa veya nefes yoluna kaçmış cisimleri görebilmek için)
    * Dereceli kap (dezenfektan eriyikleri oranına göre hazırlayabilmek için kullanılan cc. ölçekli cam kap)
    * Çeşitli yara ve yanık merhemleri
    * Damlalık
    * Vücut ateşini ölçmek için derece
    * Aspirin (bir kutu)
    * Diş ağrısını dindirici ilaç
    * Ateş düşürücü şurup veya fitiller
    * Makas (gaz bezi ve sargı bezi kesmek için)
    * Değişik büyüklükte üç adet pens (büyük cımbız)
    * Bir kutu çengelli iğne
    * Değişik ebatlarda hazır gaz ve sargı bezleri
    * Değişik ebatlarda flasterler (yara bantları)
    NOT: Şişeler içinde sakladığınız sıvı ilaçları ve dezenfektan maddeleri mutlaka şişe üzerine yapıştırdığınız etiketlerle belli ediniz. Yani her şişenin üzerine bir etiket yapıştırıp etikete şişedeki maddenin adını yazınız.
     
  7. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    ELEKTRİK KAZALARI
    Bu kazaların çoğu, elektrikli iş makinalarında çalışan işçilerin ve elektrikli aletleri kullanan ev hanımlarının bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır.
    DİKKAT:
    * Makina ve aletlerin fişlerini mutlaka tek elinizle (sağ elle) takınız.
    * Makinayı çalıştırmadan önce, kontrol kalemi (faz kalemi) ile kaçak olup olmadığını kontrol ediniz. Kaçak olan aletleri ve makinaları tamir ettirmeden asla kullanmayınız.
    * Islak elle elektrikli makinalara ve düğmelerine dokunmayınız.
    * Çıplak elektrik tellerine dokunmayınız.
    * Bozuk elektrikli aletleri kendiniz tamir etmeye çalışmaymız.
    * Elektriğe çarpılmış birine çıplak elle dokunmayınız.
    * Mekanik sigortalara gerektiğinden fazla tel sarmayınız.
    * Aydınlatma lambalarına bağlı sigortaya üç telden fazla,
    * Fişlere bağlı sigortaya beş telden fazla sarmayınız.
    * Motorlu ve ısıtmalı cihazlarda mutlaka topraklı (üç telli) fiş kullanınız. Topraklı fişler, kısa devre olduğu zaman sigortayı attırarak sizi çarpılma tehlikesine karşı korumuş olurlar.
    ELEKTRİĞE ÇARPILMIŞ BİRİNE YAPABİLECEĞİNİZ YARDIMLAR
    * Elektriğe çarpılmış birini gördüğünüz zaman derhal sigortaları -otomatik ise- basarak veya kolunu aşağı indirerek kapatınız. Mekanik (vidalı) ise yerinden çıkarınız.
    * Sigortanın yerini bulamadığınız takdirde kuru bir odun veya plastik parçası ile elektrikli teli kazazededen ayırınız.
    * Kazazede baygın ise derhal doktor çağırınız.
    * Nefes alıp almadığını kontrol ediniz. Solunumu durmuş ise; doktor gelinceye kadar yapay solunum uygulayınız.
    * Kalbinin çalışıp çalışmadığını kontrol ediniz. Eğer solunumla birlikte kalp de durmuş ise; ilgili konuda anlatıldığı gibi, yapay solunumu ve kalp masajını birlikte uygulayınız.
    * Elektriğe çarpılmış bir kimsede aynı zamanda yanıklar da meydana gelmiş olabilir. Bu yanıklara -kişi kendinde ise- "yanıklar" bahsinde anlatıldığı şekilde derecesine göre ilk yardımı yapınız.
    DİKKAT: Çocuklar, elektrikli aletlere karşı daima ilgi duyarlar ve onları çalıştırarak eğlenmek isterler. Daha küçük çocuklar, prizlere şiş, çivi, tornavida veya benzeri madeni şeyleri sokarak oynamak isterler. Eğer evinizde bu gibi şeylere meraklı küçük çocuklarınız var ise ve bir türlü onları bu huylarından vazgeçiremiyor iseniz; bir elektrikçiye müracaat ediniz. Açık prizlerinizi, kapaklı prizlerle değiştirmesini söyleyiniz. Bu tip prizlerin, kapakları yaylı olanları daha emniyetlidir.
     
  8. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    EZİLMELER
    Vücudun herhangi bir yerine yara açmayacak şekilde bir darbe geldiğinde doku altındaki ince damarlar (kılcal damar ağları) koparak kanarlar. Kanama, kopan damarların sayısına bağlı olarak bir yer kaplar. Kanamadan sonra, darbe yerinde ağrı ve yanma hissedilir. Kanayan bölge şişer. Şişlik önce morarır; sonra mavileşir. iyileştikçe rengi değişerek yeşile ve iyileşmek üzere iken de sarıya dönüşür. Bu arada şişlik iner ve ağrı da kendiliğinden kaybolur.
    Ne Yapmalı?
    * Vücudunuzun herhangi bir yerine darbe gelip ezilme olursa, vakit geçirmeden soğuk su kompresi yapınız (soğuk suya batırılmış bez koyunuz).
    * Birkaç defa kompres uyguladıktan sonra, soğuk suya batırılmış bezi ezik yerin üzerine koyup sarınız.
    * Bu işlemi ne kadar erken yaparsanız ezik yer morarmadan ve şişlik yapmadan kısa zamanda iyileşecektir. Soğuk su kompresinden sonra, ağrı da fazla hissedilmez.
    * Ezik, göz çevresin de olursa, soğuk suya batırdığınız bir bezi göz çukuruna yerleştirip üzerinden sarınız. Ezik, morluk yapmadan iyileşecektir.
     
  9. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    GÖZE YABANCI BİR CİSİM KAÇARSA

    Göze kaçan yabancı cisimler genellikle üst göz kapağının iç yüzüne yerleşir.
    Cismi çıkarmak için:
    * Kazazedeyi aşağı doğru baktırınız.
    * Üst göz kapağının dış kenarını iki parmağmızın arasına sıkıştırarak tutunuz.
    * Bir kurşun kaleminin yanı ile üst kapağı hafifçe bastırınız.
    * Göz kapağının iç yüzünü dışa çeviriniz.
    * Kapağın iç yüzüne yapışmış olan cismi temiz bir tülbentin veya mendilin ucu ile çıkarınız.
    DİKKAT: Bu işlemler sırasında göze asla dokunmayınız.
    Yabancı cisim bazan gözün saydam olan ön yüzeyine (kornea) yapışıp kalır. Bu durumda cismi rahatça görmeniz mümkündür:
    * Kazazedeye gözünü birkaç defa kırpıştırmasını söyleyiniz
    * Kırpıştırma ile meydana gelen gözyaşı, kendisi ile birlikte cismi sürükleyerek dışarı çıkacaktır.
    DİKKAT: Eğer cisim gözün saydam tabakasına iyice oturmuş; çıkmak niyetinde değil ise, göze asla dokunmayınız. Kibrit, kürdan veya benzeri başka birşey ile çıkarmaya uğraşmayınız. Bu durumda:
    * Kazazedeye gözünü kapattırınız.
    * Göz kapağının üzerine nemli bir pamuk parçası koyarak sarınız.
    * Kazazedeyi derhal bir doktora götürünüz.
    NOT: Parçayı çıkarmak için gözü ovuşturmayınız. Zira, yabancı cisim bir maden talaşı ve başka kesici bir şey olabilir. Ovuşturmakla onun saydam tabakayı yırtmasına sebep olabilirsiniz.
     
  10. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    KALP DURMASI​

    Solunumla birlikte kalbin durduğu vakalar az değildir. Kalp durmasını gösteren belirtiler şunlardır:
    * Hastanın yüzü sararmıştır.
    * Tamamen hareketsiz olup hiçbir uyarana cevap vermez.
    * Solunum durmuştur.
    * Boynuna veya bileğine parmağınızla bastırdığmızda nabız vuruşları duyulmaz.
    * Göz kapakları açıldığında, göz bebeklerinin irileştiği görülecektir.
    KALP MASAJI
    Baygın yatan bir hastanın solunumu durmuş ve kalbin çalışmadığını gösteren belirtiler de mevcut ise; telaşa kapılmadan ve fakat seri hareket ederek yapay solunum uygulayınız. Hemen arkasından kalp masajı yapınız. Bir yapay solunumdan sonra beş masaj tatbik ediniz.
    Nasıl Yapılacak?
    Dikkat: Göğüs kemiğinde masaj yapacağınız bölgeyi doğru olarak bulmak çok önemlidir. Yanlış yere gereğinden fazla basınç uyguladığınız takdirde kaburga kırıklarına sebebiyet verip durumu daha da ciddileştirebilirsiniz.
    * Bir elinizin ayasını (meme uçları hizasında) iki meme arasına koyunuz. Diğer elinizin ayasını da bu elinizin üzerine (iki el ayası üst üste gelecek şekilde) koyunuz. Kollarınızı gergin ve dik olarak tutunuz.
    * Göğüs kafesi 3-5 cm. çökecek şekilde bir hamlede aşağı bastırınız ve aynı şekilde geri çekiniz.
    Dikkat: Basınç kesinlikle dikey olarak uygulanmalı ve tek hamlede yapılmalıdır. Sarfedeceğiniz güç, göğüs kafesini 5 cm.'den fazla esnetmemelidir. Beş defa aynı şekilde basınç uygulayıp bu işlemi üç saniyede tamamlayınız.
    Göğüs kemiğini aşağıya doğru esnetmekle kalbin sıkıştırılmasını ve karıncıklarda bulunan kanın akciğer damarına hücum etmesini sağlamış olacaksınız. Akciğerlere ulaşan kan buradan büyük atardamar yoluyla vücuda yayılacaktır. Basınç kaldırılınca kalp tekrar kanla dolacak ve ikinci basınçla akciğerlere yeniden kan pompalanacaktır. Üç saniye içinde 5 defa basınç uyguladıktan sonra yeniden yapay solunum veriniz. Hasta kendisine gelinceye kadar bu işleme devam ediniz. Doktor yetiştiği zaman işi ona bırakınız.
     
  11. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    KANAMALAR

    Vücuda yayılmış üç tip kan damarı vardır:
    1- Atardamarlar
    2- Toplardamarlar
    3- Kılcal damarlar
    Atardamarlar vasıtasıyla akciğerde temizlenen oksijenli kan vücuda yayılır. Toplar damarlar ise organlardaki kirli kanı kalbe geri getirir. Kılcal damarlara gelince: Bunlar da dokularla temas halinde olup onlara oksijen ve gıda maddeleri verir ve onlardan zararlı maddeleri alarak toplar damarlara taşırlar.
    Derideki bir yara veya kesik sonucu bu damarlar açılarak dışarıya kan sızması olur. Çıplak gözle görülen bu tür kanamaya "dış kanama" diyoruz.
    DIŞ KANAMALAR

    Kılcal damar kanamaları dezenfekte edildikten sonra, kanın kendiliğinden pıhtılaşması sonucu, problem çıkarmadan kısa zamanda iyileşirler. Ancak atar ve toplar damar kanamaları -hele açılan yara derin ve geniş ise- bizim müdahalemiz olmadan, kendiliğinden durmazlar. Atar (temizkan) damar kanamalarını toplar (kirli kan) damar kanamalarından kolayca ayırdedebiliriz. Atar-damarlarda kalp basıncı, 120 mm (kasılma anında) ila 80 mm (gevşeme anında) civa basıncı arasındadır. Eğer bir atardamar kesilmiş ise, kanama bu basınç farkına uyarak aralıklı fışkırmalar şeklinde olacaktır. Toplardamar kanamalarında fışkırma olmaz.
    Ne Yapmalı?
    * İster atar ister toplardamar kanaması olsun ilk önce elinizin ayasını yara üzerine sıkıca bastırınız ve on dakika kadar böylece bekletiniz.
    * Kanamaların çoğu bu şekilde duracaktır. Eğer hala devam ederse; "sargı kompresyonu" dediğimiz metodu uygulayınız. Temiz bir sargı bezini veya mendili dörde katladıktan sonra yara üzerine koyup avuç içi ile üzerinden bastırınız. Bu şekilde onbeş-yirmi dakika bekleyiniz.
    * Kanama bu müddetin sonunda yine devam edecek olursa, kompresyonda kullandığınız bezin üzerine bir sargı sarınız.
    * Kanamanın kol veya bacakta olduğunu farzedelim. Bir yardımcı kişi kompresyona devam ederken, siz de beş santim eninde bir metre boyunda bir bez parçası temin ediniz. Bulduğunuz bezi iki ucundan (ortalı olarak) makasla yaranın üzerine gelecek olan orta kısmı sağlam kalacak şekilde kesiniz.
    * Bezin kesilmeyen orta kısmını yaranın üzerine gelecek şekilde -kompresyon için kullandığınız katlanmış bezin üstüne- koyunuz. Kestiğiniz parçaları bandaj gibi kullanarak, karşılıklı bağlayınız. Parçaları yaranın iki yanına sararken ve bağlarken fazla sıkmayınız. Fazla sıktığınız takdirde kan dolaşımını boğar; kol veya bacakların alt bölgelerine kanın gitmesini engellemiş olursunuz.
    Dikkat: Eğer kompresyon ve sargı işi de netice vermez yani kanama kesilmezse; ciddi bir atardamar kanaması ile karşı karşıyasınız demektir. Bu durumda hastayı doktora yetiştirmekten başka çare yoktur. Ancak aşırı kan kaybından dolayı hastanın şoka girmemesi için yarayı üst tarafından kravat veya esnemeyen bir bez parçası ile boğdurabilirsiniz. Düğümü yara üzerine gelmeyecek şekilde bağlayınız. Vakit kaybetmeden hastayı bir acil servise yetiştiriniz. Boğdurulmuş bir yarayı uzun zaman bekletmek ve kanamanın durmasını gözlemek çok tehlikeli ve hatalı bir yoldur. Zira bir saatten fazla kan almayan bölgenin hücreleri ölecek ve boğdurulan uzuv kangren olacak; kesilmek zorunda kalınacaktır. Bu sebeple kompresyon ve sargı işlemini denemeden sakın yarayı boğdurmayınız.
    AĞIR KANAMALAR

    Bilhassa kol ve bacaklarda meydana gelen ağır yaralanmalarda atardamarlarda büyük delikler açılır. Bu deliklerden fışkıran kanı basit usullerle durdurmak mümkün değildir. Müdahale edilmediği yani kan akışı durdurulmadığı takdirde hasta kan kaybından dolayı önce şoka sonra da komaya girerek hayatını kaybeder.
    Dikkat: Burada tarif edeceğimiz kan durdurma usulü, kazazedeyi doktora yetiştirinceye kadar meydana gelecek olan kan kaybını önlemeyi hedef almaktadır. Kan durdurucu bandajı veya turnikeyi uzun zaman yerinde tutmak çok tehlikelidir. Yarım saati geçen durumlarda kan alamayan bölgedeki dokuların ölmesi ve kangren olması ihtimali vardır. Bu sebeble kazazedenin doktora yetiştirilmesi geciktiği takdirde her yarım saatte bir bandajın açılarak bir iki dakika müddetle yaralı organa kan akışı sağlanmalıdır. Sonra bandaj tekrar sıkılarak fazla kan kaybı önlenmelidir.
    Nasıl Yapılacak?
    * Kol ve bacaklarda kan durdurucu bandaj tek kemik olan yere uygulanmalıdır. Kollarda dirsek île omuz arası; bacaklarda diz île kasık arası tek kemik olan yerlerdir.
    * Buna göre bandajı yaranın üzerine değil; yarasız olan yukarı kısmına uygulamış oluyoruz.
    * Bandaj olarak bir lastik hortum veya elastiki bir kablo parçası kullanabiliriz. Her ikisinin de çapı bir santim civarında olmalıdır. Daha kalın ve daha incesi kanamayı durdurmakla beraber dokulara zarar verecektir. Bunların bulunmadığı durumlarda bel kayışı, rulo haline getirilmiş bir mendil veya gaz bezi de aynı işi görebilir.
    * Bandaj kullanmayı bilmeyenler yani bu işte tecrübesi olmayanlar ya korku ile gevşek tutacak veya garanti olsun diye gereğinden fazla sıkabileceklerdir.
    * Eğer bandaj olarak kullanacağınız malzeme el altında değilse yani bulunması zaman alacak ise; bir kişi bandaj temin etmeye çalışırken bir diğeri iki elini halka şeklinde tek kemikli yerin üzerine geçirip sıkmalıdır.
    * Bandaj malzemesi temin edilince, malzeme tek kemikli bölge üzerine bir defa dolanıp tek düğüm atıldıktan sonra yavaş yavaş sıkılır. Kan akışının durduğu yerde sıkmaya son verilerek ikinci düğüm atılır. Eğer kan akışı tekrar başlarsa; ikinci düğüm atılırken farkında olmadan bandaj gevşetilmiş demektir, ikinci düğüm açılmalı ve kan akışı duracak kadar sıkıldıktan sonra (gevşemesine izin vermeden) tekrar düğüm atılmalıdır.
    TURNİKE USULÜ​

    Ağır atardamar kanamalarını durdurmanın bir diğer yolu, turnike uygulamaktır. Bunun için genişçe (8-10 santim) ve organı iki defa dolandıktan sonra bağlanabilecek uzunlukta bir sargı bezi kullanılmaktadır. Buna "kravat sargı" adı verilmektedir.
    Nasıl Yapılacak?
    * Kanayan yara üzerine birkaç defa katlanmış bir gaz bezi veya iki-üç defa katlanmış temiz bir mendil koyunuz.
    * Kravat sargıyı gaz bezinin üzerinde iki defa doladıktan sonra zıt istikametinde bir düğüm atınız.
    * Düğümün üzerine oklava veya benzeri bir sopanın ucunu koyup sıkıca düğümleyiniz.
    * Sopanın boşta kalan ucundan tutup çeviriniz. Kanama duruncaya kadar çevirmeye devam ediniz. Gereğinden fazla çevirmeyiniz.
    * Bundan sonra sopanın serbest ucunu (sopa organa paralel duracak şekilde) herhangi bir sargı ile organın üzerine tutturunuz.
    Dikkat: Turnike de bandaj usulünde olduğu gibi uzun zaman bekletilmemelidir. Her 20 dakikada bir, yara üzerindeki gaz bezine elle bastırarak, turnike açılmalı ve yaralı organa kan deveranı sağlanmalı; eğer kanama devam ediyorsa aynı şekilde tekrar bağlanmalıdır. Kanama durmuş ise, turnike çıkarılmamalı fakat gevşek bir şekilde sarılmalıdır. Eğer gevşek sargı altında kanama tekrar baslarsa, sopayı kanama duruncaya kadar çevirip yerini tesbit etmelidir.
    NOT: Turnike ve bandaj uyguladığınız saati kaydedip bunu doktora söyleyiniz.
    DİĞER KANAMALAR
    Kol ve bacakların dışındaki organlarınızda meydana gelebilecek kanamaları durdurmak için, kanama şiddetli olmadığı takdirde, yaranın üzerine steril bir gaz bezi konarak fazla sıkmadan sarılır.
    Sargı usulü ile kanama durdurulamaz ise, bu sefer kanamayı besleyen damar üzerine parmakla bastırmak gerekecektir. Kanama duruncaya kadar bastırma işine devam edilmelidir.
    BASTIRMA NOKTALARI

    1- Alında, göz hizasının üzerinde, olan kanamalarda parmakla bastırılacak nokta kulağın ön kısmıdır.
    2- Eğer kanama göz hizasının altında yani yanakta ise, alt çene kemiğinin köşesinden 2-3 cm ileriye parmakla bastırılmalıdır.
    3- Boyun ve gırtlak civarındaki kanamalarda, baş parmak enseye, geri kalan dört parmak da boyun önündeki şah damara basacak şekilde tazyik uygulanmalıdır.
    4- Omuz, koltuk altı ve kolun omuza yakın yerinde meydana gelebilecek kanamaları durdurmak için, baş parmak arkadan destek verecek şekilde, diğer dört parmakla köprücük kemiğinin çukur kısmına (boyuna yakın yerine) bastırılmalıdır.
    5- Kalça kanamalarında, el ayası kazazedenin kasığına sıkıca bastırıldığı takdirde kanamayı durdurmak mümkün olacaktır.
    BURUN KANAMASI
    Çocuklar oyun oynarken düşünmeksizin tehlikeli hareketler yapar; bunun neticesi olarak sık sık kaza geçirirler. Burun kanaması da bunlardan biridir. Eğer çocuk başını sert bir yere çarpmamış ise fazla telaşlanmaya lüzum yoktur. Eğer kusma, baş ağrısı ve alışkanlık dışı bir uyku hali görülürse beyin kanamasından şüphelenmeli ve çocuğu en kısa zamanda doktora götürmelidir.
    Yaşlı kimselerde, kendiliğinden ortaya çıkan burun kanamaları ekseriya "tansiyon yüksekliğine işaret eder. Böyle durumlarda mutlaka doktora görünmeli ve gerekli kontrollar yaptırılmalıdır.
    Bir darbe sonucu meydana gelen hafif burun kanamaları ekseriya kendiliğinden (kanın pıhtılaşması sonucu) durur. Bir-iki dakika içinde durmayan burun kanamalarında aşağıda tarif edeceğimiz şekilde kanamayı durdurmaya çalışınız.
    Nasıl Yapılacak?
    * Baş ve işaret parmağınızla burun kanatlarını 4-5 dakika müddetle sıkınız.
    * Bu şekilde netice alamadığınız takdirde, bir pamuk parçasını parmak kalınlığında yuvarlayıp rulo haline getirdikten sonra üst dudağın altına yerleştiriniz. Üst dudaktan buruna doğru yaptığınız bu tazyik, kanamada önemli rol oynayan ana damarı sıkıştıracağından ekseriya iyi netice verecektir.
    * Yukarıdaki tetdbirler de bir fayda vermeyecek olursa; kazazedeyi bir sandalyeye oturtunuz. Burnunun üzerine soğuk suda ıslatılmış temiz bir bez koyunuz. Biz buna "soğuk kompres uygulama" diyoruz. Kanama duruncaya kadar birkaç dakika ara ile bezi değiştiriniz. (Yeniden soğuk suda ıslatıp tekrar burun üzerine koyunuz). Kanama durduktan sonra kazazedeye bir-iki saat için burundan nefes almamasını tavsiye ediniz. Bu şekilde, teşekkül eden pıhtı yerinden oynamamış ve kanama da yeniden başlamamış olur.
    * Kanama bütün bu tedbirleri çaresiz kılacak derecede şiddetli ise, doktor gelinceye veya doktora yetişinceye kadar kazazedenin kanayan burun deliğine steril bir gaz bezi (tampon) tıkayınız. Bezin bir ucunu dışarıda (açıkta) bırakınız. Tampon burun deliğini tıkadıktan sonra, zorla ileri itmeye çalışmayınız.
     
  12. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    KIRIK - ÇIKIK - BURKULMA


    BURKULMA:
    Bir eklemin taşıyabileceği yükün üzerinde zorlanması ile eklemi çevreleyen yumuşak dokunun zarar görmesine burkulma diyoruz. Burkulmada bağlar, kaslar, kirişler ve kan damarları gerilmiş veya yırtılmıştır. Burkulan organların başında el ve ayak bilekleri, parmaklar ve dizler gelir.
    BELİRTİLERİ:
    * Eklem çevresinde şişme.
    * Hassasiyet.
    * Hareket sırasında sancı.
    * Morarma.
    NOT: Genellikle kapalı bir kırığın belirtileri ile burkulmanın belirtileri benzerlik gösterir. Ancak röntgen filmine bakılarak ayırdedilebilir.
    Ne Yapmalı?
    * Burkulan eklemin üzerine soğuk, ıslak bezler koyunuz.
    * Eklemi hareket ettirmeyiniz.
    * Eklem yerinin altına bir mukavva parçası koyarak sarınız.
    * Gerekli tıbbî bakımı sağlaması için doktor çağırınız veya kazazedeyi en yakın hastahaneye götürünüz.
    NOT: Eğer burkulan bölge bel kemiği ise; doktor gelinceye kadar hastayı döşeme gibi düz ve sert bir zemin üzerine boylu boyunca yatırınız.
    ÇIKIK:
    Bir kemik uçcunun aşırı zorlanma sonucu eklem yerinden çıkmasına diyoruz. Çıkıklar genellikle düşme ve sert bir cisimle vurma sonucunda meydana gelir.
    Çıkık, en çok parmaklarda (özellikle başparmakta), omuzda ve bileklerde olur.
    Çıkığın belirtileri de burkulma ve iç kırığa benzer. Şişme, dokununca hassasiyet, biçim bozukluğu, kımıldatınca sancı ve morarma sayabileceğimiz belirtilerdir.
    Ne Yapmalı?
    * Çıkık organı kımıldatmaymız.
    * Parmak ve bilek çıkıklarının altına bir mukavva parçası koyarak sannız.
    * Çıkık omuzda ise bir kol askısı ile hareketsiz duruma getiriniz.
    * Doktor çağırınız veya kazazedeyi hastahaneye götürünüz.
    Dikkat: Kazaya maruz kalmış bir eklemde kırık olup olmadığını anlamak için kırık organı hareket ettirmeyiniz veya kazazedeyi yürütmeyiniz. Bir boyun veya belkemiği kazasında kazazedenin başını belini asla hareket ettirmeyiniz. Boyun veya bel hareketi sırasında kırık bir kemik parçası omiriliğe batarak felçlere sebebiyet verebilir.
    Ne Yapmalı?
    * Bel veya boyun kırığına maruz kalmış bir kazazedeyi bulduğunuz duruş biçiminde tutunuz. Hareket ettirmeyiniz.
    * Derhal doktor çağırınız.
    AÇIK KIRIKLAR
    Kaza sırasında kırılan bir kemiğin deriyi yararak dışarı çıkması halinde, bu kırığa "açık kırık" denir. Çoğu durumlarda deriyi yırtıp yara açan ve kanamaya sebeb olan kırık kemik parçası, geriye kayarak yarayı açık bırakır.
    Kanama ve doku harabiyeti sebebiyle kazazede soka girebilir. Ayrıca yara temizlenip kanama durdurulmadığı takdirde mikrop kapma (enfeksiyon) tehlikesi vardır.
    Dikkat: Kırık kemik ucunu geriye iterek yerine sokmaya çalışmayınız.
    Ne Yapmalı?
    * Biçimi bozulmuş organı doğrultmak için kırığın altına bir elinizi, üstüne de diğer elinizi yerleştiriniz.
    * Organın uçcunu yanınızdaki birine sımsıkı tutturunuz.
    * Şok bakımı uygulayınız.
    * Siz kırık bağlama mukavvalarını veya tahtalarını kırık bölgenin üzerine yerleştirirken organın ucunu tutan kişi de kemiklerin biçimi düzelinceye kadar çekmeye devam etsin.
    * Kırık bağlama mukavvaları yerine oturunca temiz bir bezle sarıp bağlayınız.
     
  13. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    SICAK ÇARPMASI


    Hava sıcaklığının 35 derece üzerine çıktığı ve nem oranının arttığı hallerde meydana gelir. Deri yoluyla ısı kaybı, vücud ısısı ile çevre ısısı arasındaki farkla doğru orantılıdır. Terleme yoluyla saatte bir litreye yakın su kaybı mümkündür.
    Sıcak çarpması için illa güneşe maruz kalmak gerekmez. Uzun süreli maruziyette önce terleme durur, halsizlik, çarpıntı, başağrısı başlar. Ateşin 40 derece üzerinde olması önemlidir. Gittikçe deri rengi bozulur, solunum hızlanır, tansiyon yükselir, refleksler kaybolur. İlk 24 saat içinde önlem alınmazsa Akut böbrek yetmezliğinden hasta kaybedilir.
    Risk Altındakiler:
    - Uzun mesafe koşucuları
    - Sıcak metal endüstri çalışanları
    - Tarım işcileri
    - Güneşe fazla maruz kalma
    Risk altındaki kişiler yeterli su alımı na dikkat etmelidir.

    Tedavide:
    - Serin bölgeye taşınır. Soğuk hava tertibatı olan bölge daha uygundur.
    - Elbiseler çıkarılır
    - Her yarım saatte vital bulgular kontrol edilir.
    - Hastayı soğutmak önemlidir. Buz paketleri ile vücut masajı yapılır.
    - Tıbbi tedaviye geçilir.
     
  14. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    SOLUNUMUN DURMASI


    Yapay solunumun en basit ve etkili metodu, hastanın akciğerlerine kendi nefesinizi güçlü bir şekilde üflemektir. Ağızdan ağıza solunum, solunumu çok zayıf ve düzensiz olan hastalara da uygulanabilir. Bu durumda nefes verişinizi, hastanın nefes verişine göre ayarlamanız gerekir.

    En yakın acil sağlık kuruluşunu aradıktan sonra, ağızdan ağıza solunuma başlayın. Bu sırada hasta, sert bir zeminde, sırtüstü yatmalıdır.
    Eğer boyun yaralanmasından şüphe edilmiyorsa, bir elinizle hastanın başını çene kemiğinden yukarı doğru çekerken diğer elinizle de alnına bastırarak başın geride kalmasını sağlayın. Eğer boyun yaralanmasından şüpheleniyorsanız, hastanın başına veya boynuna müdahale etmeyin. Hastanın başını sarsmadan sadece çenesini nazikçe kaldırarak nefes borusunu açmaya çalışın.
    Eliniz hastanın alnındayken başparmağınız ve işaretparmağınızla burun deliklerini kapatın. Derin bir nefes alın. Ağzınızı hastanın ağzı üzerine yerleştirin ve 2 güçlü nefes verin. Daha sonra her 5 saniyede 1 nefes verin. Her nefeste hastanın göğsünün kalktığını görmelisiniz.
    Hastanın göğsü genişlediğinde nefes vermeyi kesin. Ağzınızı çekin ve yüzünüzü hastanın göğsüne doğru çevirin. Böylelikle kulağınız hastanın ağzı seviyesinde olacaktır. Hastanın akciğerlerinden havanın çıkışını dinleyin ve göğsün inişini izleyin. Daha sonra solunum işlemlerini tekrarlayın.
    Hastanın bilek veya boyun damarından nabzını kontrol edin. Eğer nabız yoksa ve kalp masajı eğitiminiz varsa kalp masajına başlayın. Buna hasta kendiliğinden solunuma başlayıncaya veya tıbbi yardım gelene kadar devam edin.
    Ağızdan buruna solunum:

    Eğer hastada yüz yaralanması varsa kişinin ağzına nefes vermekte zorlanırsınız. En yakın acil sağlık kuruluşunu aradıktan sonra hemen ilkyardıma başlayın. Kişiyi sert bir zemin üzerinde sırtüstü yatırın.

    Bir elinizi hastanın çene kemiğine yerleştirip, yukarı doğru kaldırırken diğer elinizi hastanın alnına koyun ve çeneyi yukarı doğru iterken alnı aşağı doğru bastırarak hastanın başına pozisyon verin.

    Derin bir nefes alın ve ağzınızla hastanın burnunu kapatın.Hastanın ağzını da çenesini iterek kapalı tutun. Hastanın burnuna kuvvetle nefesinizi verin. Ağzınızı çekin, hastanın çenesini açın ve havanın çıkışına izin verin. Bu işlemi 5 saniyede bir tekrarlayın.

    Bebeklerde ve çocuklarda suni teneffüs:

    Bebeklerde ve çocuklarda suni teneffüs işlemi yetişkinlerdekine benzer, sadece ağzınızla çocuğun hem ağzını hem de burnunu kapatmalısınız. Çocuğun başını çok geriye çekmeyin yoksa nefes borusu tıkanabilir. Nefesleriniz daha yumuşak olsun. Çocuklarda 4 saniyede 1 nefes (dakikada 15 nefes), bebeklerde 3 saniyede 1 nefes (dakikada 20 nefes) verilmelidir. Çocuğun göğsü kalkmaya başlayınca nefes vermeyi kesin. Her nefes veriş öncesinde yeniden nefes alın.
     
  15. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    SUDA BOĞULMA KAZALARI

    Suda boğulma kazaları, zannedildiği gibi daha çok acemi yüzücülerin veya yüzme bilmeyenlerin değil; kendisini iyi yüzücü zanneden, gösterişe hevesli kişilerin başına gelmektedir. İstatistikler, boğulma vakalarının ancak yüzde beşinin gerçek kaza niteliği taşıdığını göstermektedir.
    DİKKAT:
    * Tanımadığınız bir suya tek başınıza yüzmeye gitmeyiniz.
    * Dibini bilmediğiniz bir suya tepe üstü dalış yapmayınız.
    * İyi bir yüzücü olduğunuzu ispatlamaya çalışmayınız. Tehlikeli numaralar yapmaktan ve uzaklara açılmaktan kaçınınız.
    * Deniz yatağı ve deniz simidi gibi içi hava doldurulmuş plastik yüzücülere güvenip kendinizi denizin kucağına bırakmayınız. Siz farkında olmadan, rüzgar ve akıntı, üzerinde güneş banyosu yaptığınız plastik yatağı veya botu uzaklara sürükleyebilir.
    * Tek başınıza yüzerken sürat motorlarına dikkat ediniz. Motor sürücüleri, tek kişiyi zor farkederler.
    * Tekne kullanıyor iseniz; mutlaka yanınıza cankurtaran yeleği alınız.
    * Şaka niyetiyle de olsa, hiç kimseyi habersiz suya itmeyiniz.
    * Suya birden bire dalmayınız. Su ile vücudunuz arasındaki ısı farkı çoğu zaman fenalaşmanıza ve paniğe kapılarak boğulmanıza sebeb olur.
    * Yüzerken, küçük çapta da olsa, fenalık hissettiğiniz an sudan çıkınız.
    * Boğulmak üzere olan ve çırpınan birini gördüğünüz zaman, bu konuda tecrübeniz yoksa, kurtarmak için suya dalmayınız. Zira boğulmak üzere olan kazazede, can havliyle size tutunmaya çalışacak ve sizin de kendisi ile birlikte boğulmanıza sebep olabilecektir.
    Neler Yapabilirsiniz?
    - Boğulmak üzere olan birini gördüğünüz zaman elinizin altında ve çevrenizde onu kurtarmada işe yarıyacak ne varsa kullanınız. Bir dal uzatabilir, bir tahta parçası veya can simidi atabilir, bir halat kullanabilirsiniz.
    - Elinizden hiçbir şey gelmezse bağırarak başkalarından imdat isteyiniz.
    KAZAZEDE SUDAN ÇIKARILDIKTAN SONRA

    Sudan kendi başına çıkan veya kurtarılan bir kazazede değişik durumlar altında olabilir:
    - Bayılmamıştır ve solunum yapmaktadır: Kazazede kendisinde imiş gibi görünmekle beraber şok geçiriyor olabilir. Telaşa kapılmayınız ve hastanın moralini düzeltici telkinde bulununuz. Üzerine battaniye, ceket, kazak gibi şeyler örterek vücudunu sıcak tutunuz. Öksürük nöbeti geçiriyor ise ve yüzü de morarmış ise mutlaka doktor çağırınız. Çünkü bu belirtiler, yuttuğu suyun yanlışlıkla akciğerlerine gittiğini göstermektedir.
    - Bayılmıştır Fakat solunumu normaldir: Onu boylu boyunca uzattıktan sonra vücuduyla birlikte başını yana çeviriniz. Böylece yuttuğu suyu çıkarmasını sağlamış ve akciğerlere kaçmasını önlemiş olursunuz.
    - Bayılmıştır ve nefes alması da durmuştur: Kazazedeyi boylu boyunca yere uzatınız. Ensesinin altına bir ceketi veya kazağı katlayıp koyunuz ve başını geriye yaslayınız. Böylece nefes almasını kolaylaştırıcı pozisyona getirmiş olursunuz. Ondan sonra yapay solunuma geçiniz. Eğer kalbi de durmuş ise; doktor gelinceye kadar yapay solunumla kalp masajını birlikte tatbik ediniz.
    Boğulan bir kimsenin kendine gelmesi saatler sürebilir. Çünkü soğuk bir vücut, oksijeni beyine çok geç ulaştıracaktır. Bu sebeble, kazazedeye yapay solunum uygularken vücudunu da sıcak tutmaya çalışınız.
    İKAZ: Günün kahramanı olmak için, doktora haber vermeye lüzum görmeksizin kazazedeye yardıma koşmayınız. İlk yapacağınız iş (hele solunum ve kalp durmuş ise) doktor çağırmaktır. Yapay solunuma ve kalp masajına ancak doktoru beklerken teşebbüs etmelisiniz.
     
  16. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    ŞOK


    Şoktaki bir insan solgun görünür, soğuk terler ve nabzı zayıflamıştır.Uykuya eğilimlidir ve dikkati dağınıktır. Her an bayılabilir. Şoka girmiş bir insanın acilen ilkyardım ve ilaç tedavisine ihtiyacı vardır. İlk olarak en yakın acil sağlık kuruluşunu arayın.

    Şok Nasıl Önlenir?


    Kaza sonrası, özellikle yanıklar ve kan kaybından sonra şok görülebilir. Her kaza sonrasında yapılan ilk yardım, şoku önlemek veya etkisini azaltmak için yapılması gerekenleri kapsamalıdır.

    Kafa derisinde kan dolaşımı fazla olduğundan, buranın yaralanması çok kan kaybına neden olur. Eğer yüzeysel bir kafa yaralanmasıyla karşılaşırsanız üzerine sabit bir basınçla, temiz bir bez veya mendil ile bastırın. Eğer derin bir kafa yaralanması mevcutsa temiz bir bezi yaranın etrafına gevşek olarak bağlayın. Kanamayı durdurmak için basınç uygularken kırık kemik parçalarını veya yabancı bir cismi beynin içine itebilirsiniz. Bu nedenle şüphelendiğiniz durumlarda ve çok derin yaralarda, yara çevresine basınç uygularken çok dikkatli olmalısınız. Eğer kulaktan su gibi bir sıvı çıkıyorsa (bu sıvı beyin omurilik sıvısı olabilir) kulağa temiz bir bez koyun ancak sıvının dışa çıkmasını önlemesin.

    Kol, bacak, parmak vs. gibi bir vücut parçasının kopması halinde kopan parça ve yaralı kişi en kısa sürede bir hastanenin acil servisine götürülmelidir. Müdahale ne kadar geç olursa organın yerine dikilme şansı o kadar az olur. Parçanın temiz ve soğuk tutulmuş olması önemlidir. Mümkünse parçayı plastik bir torbanın içine koyun, onu da içi buz dolu plastik bir torbaya koyun. Kesik uzuv doğrudan buza temas etmemelidir. Yaralıyı hemen bir hastaneye götürün.

    Göğüs yaralanmalarında göğüs duvarı parçalanıp göğüs boşluğuna hava kaçabilir ve yaralanan akciğer dokusunu sıkıştırabilir. Bu, akciğere giden hava miktarını azaltır. Yaralının her nefes alışında emilen havanın sesini duyabilirsiniz ve nefes verirken yarada hava kabarcıklarını görebilirsiniz. Yaraya saplı herhangi bir cisim varsa almayın ve herhangi birşey yemesine ve içmesine izin vermeyin.

    En yakın acil sağlık kuruluşunu arayın.
    Temiz bir bezi avucunuzla yara üstüne bastırın ve hava kaçışını önleyin.
    Hastayı başı ve omuzları yukarıda ve yaralı taraf üstte olacak şekilde yere yatırın.
    Yara büyükse temiz bir bezle sarın. Steril bir bez hazırda yoksa temiz bir bez yeterlidir.
    Bezin üzerine basınç uygulayacak bir sargı sarın ve hava kaçışını önleyin.
    Hastayı yatırın ; başı aşağıda, sırtüstü ve bacaklar bir ayak boyu daha yukarıda olacak şekilde yatırın ki kan vücudun başa yakın bölümlerine doğru aksın. Yaralı baygınsa ilkyardım pozisyonuna getirin.

    Sıkı giysileri gevşetin, bir battaniye veya paltoya sararak ısı kaybını önleyin.
     
  17. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Pekçok kişinin derdidir. Özellikle yaz aylarında bu konudaki şikayetlerde artış görülür. Düşük tansiyon, kalbin ortalama normal değerinin yüzde 10-20 altında kan pompalaması ile ortaya çıkar. Özellikle gençler ve kadınlar bu problemle sık karşılaşır.
    Aslında düşük tansiyon, kalp hastalıklarına yakalanmamak için tercih edilir. Ancak bazı hallerde sıkıntı meydana getirir.
    Yaşa göre değişmekle birlikte 10-6'nın altındaki değerler düşük kabul edilir.
    Ne yapmalı?
    * Tansiyon özellikle sabah uyanıldığında düşüktür. Bu yüzden aniden ayağa kalkmamalı, birkaç dakika kan dolaşımının dengelenmesi beklenmelidir.
    * Egzersiz ve ılık-soğuk duş faydalıdır.
    * Tuz, biber ve sabahları içilecek biraz tuzlu çorba düşük tansiyona iyi gelir.
    * Stresli günlere dikkat edilmelidir. Moral bozukluğu tansiyonun düşmesine sebep olur.
     
  18. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    YANIKLAR​

    Genelde üç çeşit yanık vardır:
    * Isı yanıkları.
    * Güneş yanıkları.
    * Kimyasal maddelerin sebep olduğu yanıklar.
    Yanıklar şiddetine göre ise yine üç grupta incelenir:
    * Birinci derece yanıklar.
    * İkinci derece yanıklar.
    * Üçüncü derece yanıklar.
    Birinci derece yanıklarda deri kızarmıştır, ikinci derece yanıklarda kabarcıklar ortaya çıkar. Üçüncü derece yanıklar ki en tehlikelisidir; doku harabiyeti yapar:
    Üçüncü ve ikinci derece yanıklarda iki büyük tehlike vardır:
    * Yanık bölge çabuk mikrop kapar.
    * Derin yanıklarda hasta soka girer.
    BİR YANIK KAZASINDA

    Ne Yapmalı?
    Birinci Derece Yanıklarda:
    * Yanık bölgeyi (genellikle el, ayak, kol ve bacakları) bir saat müddetle soğuk su içine daldırınız.
    * Üstüne soğuk bir sargı koyunuz.
    * Yanık bölgesin hava ile temasını kesmek için kalın bir sargı bezi ile (soğuk su ve soğuk pansuman uyguladıktan sonra) sıkıca sarınız.
    NOT: Eğer yanık geniş bir bölgeye yayılmış ise, üzerini temiz bir çarşaf veya havlu ile kapatmak sureti ile havayla temasını kesiniz.
    İkinci ve Üçüncü Derece Ağır Yanıklarda:
    Ağır yanıklar tıbbi bakım gerektiren yanıklardır. Hasta en kısa zamanda yakınınızda bulunan bir hastahanenin acil servisine götürülmelidir.
    Dikkat;
    * Ortaya kabarcıklar çıkmış ise sakın patlatmaya kalkışmayıyız. Yanık bölgenin üzerini temiz ve soğuk bir pansumanla örttükten sonra temiz ve kalın bir sargı bezi ile dikkatlice sarınız.
    Eğer yanık derine işlemiş ise; hastanın şoka girmemesi için ona tuz ve karbonat eriyiği içiriniz.
    NOT: Bir su bardağı içine 1/4 çay kaşığı tuz, 1/8 çay kaşığı sodyum karbonat (pasta karbonatı) koyduktan sonra su ile doldurup karıştırınız ve bunu hastaya içiriniz. Aynı ölçülerle hazırlanmış bu eriyikten her 15 dakika ara ile yarım bardak içiriniz.
    Kimyasal Yanıklarda:
    Deriye yakıcı özelliği olan kimyasal bir maddenin temas etmesi halinde ilk iş; vakit geçirmeden kimyasal maddeyi bol su ile yıkayarak temizlemektir. Ondan sonra yanık bölgenin üzerine temiz bir pansuman koyup dikkatlice sarınız ve kazazedeyi hastahaneye götürünüz.
    Eğer göze asidik bir madde bulaşmış ise; bir bardak suya bir çay kaşığı karbonat karıştırarak bu eriyik ile gözü yıkayınız. Tek göz kazaya uğramış ise, kazazedenin başını -gözü aşağı gelecek şekilde- yana çeviriniz. Böylece diğer gözü kimyasal madde ile bulaşmaktan korumuş olursunuz. Eriyiği iç kenardan dışa doğru dökerek gözü asitten temizleyiniz. Yıkama sırasında hastaya göz kapaklarını açık tutmasını söyleyiniz. Yıkama işi bitince göz kapaklarının üzerine bir pansuman yerleştirip sarınız ve kazazedeyi derhal doktora götürünüz.
     
    Son düzenleme: 15 Ağustos 2008
  19. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    YAPAY SOLUNUM

    Bayılmış birini gördüğünüz zaman ilk yapacağınız şey, kanaması olup olmadığını kontrol etmek; varsa derhal kanamayı durdurmaya çalışmaktır. Bayılmanın sebebleri için "Bayılma" konusuna bakınız.
    Baygın yatan kimsenin nefesini dinleyiniz. Nefes alması durmuş veya boğuluyormuş gibi horluyor ise vakit geçirmeden suni (yapay) solunum uygulayınız.
    Dikkat; Solunum yolunu yabancı bir cisim, kusmuk maddesi veya geriye kaçan hastanın dili tıkamış olabilir. Boğuluyormuş gibi sesler çıkarması bunun en açık işaretidir.
    Yapay solunuma hazırlık
    * Hastayı sırtüstü yatırınız.
    * Kıravatını, yakasını ve bel kayışını gevşetiniz.
    * Başını geriye doğru bastırın.
    * Bir elinizle alnını tutarken diğer elinizle alt çenesini aşağıya bastırarak ağzını açınız.
    * Baş ve orta parmağınızla solunum yolunu tıkayan cismi arayınız. Eğer dili geriye dönerek nefes yolunu kapatmış ise öne doğru çekerek nefes almasını sağlayınız.
    * Dilin yeniden boğaz gerisine kaçmasına mani olmak için hastanın başını yana çeviriniz. Eğer yara ve kırığı yok ise, bütün vücuduyla yana çeviriniz.
    Hastanın nefes yollarını tıkayan bir cisim olmaksızın solunumu durmuş ise sunî solunum uygulayınız.
    Nasıl Yapılacak?
    * Sırtüstü yatan hastanın yanına dizçökünüz.
    * Yakasını ve kravatını gevşetiniz.
    * Bir elinizi alnına, diğer elinizi alt çenesine bastırarak ağzını açınız.
    * Alt çenesini ayırmak için kullandığınız elinizle hastanın ensesini yakalayınız ve başını arkaya sarkıtınız.
    * Alnına bastırdığınız elinizin baş ve işaret parmaklarıyla burnunu sıkarak deliklerini kapatınız.
    * Başını arkada tutarken derin bir nefes alınız ve ağzınızı kazazedenin ağzına yapıştırınız.
    * Ciğerlerini hava ile dolduracak şekilde olanca kuvvetinizle üfleyiniz. Üflediğiniz hava ile göğüs kafesi şişince ağzınızı çekiniz.
    * Üflediğiniz havanın nefes yoluyla geri çıktığını ve göğüs kafesindeki şişliğin indiğini gözleyiniz.
    * Ağzınızı tekrar kazazedenin ağzına yapıştırınız ve güçlü bir şekilde üfleyiniz. Ağzınızı ayırıp üflediğiniz havanın çıkmasını bekleyiniz.
    * Doktor gelinceye kadar dakikada 15-20 defa aynı şekilde üfleme işlemini tekrarlayınız.
     
  20. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    ZEHİRLENMELER

    Hastahanelerin "ilk Yardım" servislerin de, acil durumlar itibariyle, zehirlenmeler üçüncü sırayı almaktadır. İstatistik bilgilerine göre, zehirlenme vakalarında hayatını kaybedenlerin ekseriyetini küçük çocuklar teşkil etmektedir. Zira, küçük çocuklar zehirli olup olmadıklarını düşünmeksizin ellerine geçen herşeyi ağızlarına götürürler.
    Dikkat: İlaçları mutlaka çocukların ulaşamayacağı yükseklikte bulunan kapalı ecza dolaplarında muhafaza ediniz. Gaz, benzin, böcek öldürücü, boya inceltici, mobilya cilası, tuz ruhu gibi zehirli maddeleri kilitli dolaplarda saklayınız.
    ZEHİRLENMENİN BELİRTİLERİ
    * Aniden ortaya çıkan karın ağrısı.
    * Etrafta boş bir ilaç şişesine veya kutusuna rastlanması.
    * Bir görgü sahidinin sözlü beyanı.
    * Kazazedenin kendisinden alınan bilgi.
    * Ağız veya dudakların çevresinde yanıklar ve kavlamalar.
    * Nefes kokusundaki anormallik.
    * Kusma ve sürekli ishal
    Ne Yapmalı?
    * Telefonla, telefon yoksa, en seri vasıta ile doktor çağırınız. Doktora zehirlenme hakkında bilgi veriniz.
    * Kazazedeye su veya süt içirerek zehiri sulandınnız.
    * İlaçtan zehirlenmiş ise, hastanın boğaz gerisini parmağınızla gıdıklayarak kusmasını temin ediniz.
    * Kusma sırasında (kendisi kusmuş olsa bile); kusulan zehirin tekrar yemek borusuna veya nefes borusuna kaçmaması için başını kalçalarından aşağıya gelecek şekilde eğiniz. Eğer kazazede küçük bir çocuk ise, midesi üzerine dizinize yatırınız.
    Dikkat; Eğer hasta tuz ruhu (lavabo temizleyicisi) veya gaz, benzin, boya incelticisi, mobilya cilası gibi bir petrol ürünü ile zehirlenmiş ise; kusturmaya çalışmayınız. Zira, bu gibi maddelerin kusulması halinde akciğerlerde, burun ve boğaz yollannda tehlikeli yanıklar meydana gelmektedir.
    Kusmanın tehlikeli olduğunu gösteren belirtileri şunlardır:
    * Nefeste gaz veya benzin kokusu.
    * Ağız veya dudak çevresinde yanıklar.
    * Baygınlık
    * Çırpınmalar
    * Halsizlik
    * Etrafta bu maddelerin içildiğini gösteren belirtiler.
    DİKKAT: Eğer hastanın ne cins bir madde ile zehirlendiğini bilmiyorsanız, nefesinde koku ve ağız çevresinde yanık yok ise, doktor gelinceye kadar su veya süt içirerek zehiri sulandırınız. Kusmasını temin ediniz. Zehirin mide ve bağırsaklar tarafından emilmesini geciktirmek için süt, zeytinyağı veya yumurta akı gibi bir yumuşatıcı içiriniz. Hastayı sessiz ve sıcak tutunuz. Doktor çağırmak mümkün değil ise; en seri vasıta ile onu yakınınızda bulunan bir sağlık kuruluşuna yetiştiriniz.
    Yukarıda saydığımız tedbirler, şu zehirlenmeler için oldukça önemlidir ve hastayı kurtaracak ehemmiyettedir:
    * İlaç zehirlenmeleri
    * Besin ve mantar zehirlenmeleri
    * Alkol zehirlenmeleri
    DİKKAT: Doktor tarafından verilmedikçe rastgele ilaç kullanmayınız ve iğne vurdurmayınız. Dolapta fazla bekleyen, kokusu ve tadı bozulmuş olan yemekleri yemeyiniz; etleri kullanmayınız. Marketlerde (ambalaj içinde, adresi belli) satılanların dışında mantar yemeyiniz. Kırlardan rastgele mantar toplayıp yemeyiniz. Kapağı şişmiş konserveleri yemeyiniz.
    NOT: Kazazedenin ne ile zehirlendiğini bilmiyor iseniz; kusmuğundan bir kısmını bir kaba koyup doktor gelince ona gösteriniz. Eğer hastayı doktora veya hastahaneye götürecek olursanız; kusmuk örneğini yanınızda götürünüz. Zira doktor nasıl bir panzehir vereceğine bu örneği tahlil ettikten sonra karar verecektir.
    GAZ ZEHİRLENMELERİ

    İnsanların evde ve işyerinde en çok zehirlendikleri vakaları şöyle sıralayabiliriz:
    * Kimyevi madde üreten fabrikalardaki gaz sızıntıları.
    * Boyahanelerde çevreye yayılan tiner ve boya gazları.
    * Çekişi iyi olmayan bacalara bağlı kömür ve gaz sobalarından odaya dolan sızıntılar.
    * Isıtma ve pişirme için kullanılan ocak tüplerindeki bütan gaz kaçakları
    * Otomobillerde içeriye sızan egzoz gazları
    DİKKAT: Kapalı bir odaya girdiğinizde, bayılmış birini gördüğünüzde -gaz kokusu alamazsanız dahi- gazdan zehirlendiğini farzediniz. Bu sebeple yangına ve patlamaya sebebiyet vermemek için elektrik düğmesini açmayınız, kibrit veya çakmak yakmayınız.
    Ne Yapmalı?
    Gazla zehirlenme sonucu bayılmış bir kimseyi gördüğünüz an derhal aşağıdaki tedbirleri alınız:
    * Pencereleri, kapıları açarak odaya taze hava girmesini sağlayınız.
    * Gaz sızıntısı yapan kaynağı bulup kapatınız. Bu mümkün olmadığı takdirde (yanan bir kömür sobası veya mangalı gibi) kazazedeyi odadan dışarı çıkarınız.
    * Nefes alıp almadığını kontrol ediniz. Solunumu durmuş ise; yapay solunum uygulayınız.
    * En kısa vasıta ile doktor çağırınız.
    * Kalbi durmuş ise, kalp masajı yapınız.
    MANTAR ZEHiRLENMESİ

    DİKKAT: Ağaçlıklar arasında ve kırlarda, kendiliğinden yetişen mantarların zehirsizlerini zehirlilerinden ayırmak çok zordur. Bu sebeple, zehirsiz olduğundan emin olmadıkça kır mantarı toplayıp yememelidir. En garantisi, seralarda özel olarak yetiştirilen ve marketlerde ambalaj içinde satılan, firma adı ve adresi belli olan mantarlardan alıp yemelidir.
    ZEHİRLİ MANTARLAR

    Hemen hemen bütün mantar zehirlenmelerine "Amanita Muscarina" ve "Amanita Phalloides" adı verilen iki cins zehirli mantar sebep olmaktadır.
    A. Muscarina'nın zehiri yüksek ısıda bile tesirini kaybetmediğinden; bu cins mantarlar pişirilerek yense dahi üç saat içinde zehirlenme belirtilerini gösterirler.
    Belirtileri:
    * Göz yaşarması, bol tükürük salgısı, terleme, kusma ve karın ağrısı ilk belirtileridir.
    * Bu belirtileri takiben karın adalelerinde kramplar, ishal, baş dönmesi, kas seyirmesi ve göz bebeklerin de küçülme görülür.
    Aman Dikkat!
    * Hasta doktora yetiştirilmediği zaman şok ve koma hali kaçınılmaz olur ve solunum kifayetsizliğinden ölümle neticelenir.
    A. Phalloides cinsi mantarların zehiri ısıya dayanıksız olduğundan; pişirilerek yendiği takdirde ağır bir etkisi görülmez. Ancak çiğ olarak yendiği zaman şiddetli zehirlenme belirtileri gösterir. Tesiri, yendikten 6 ila 24 saat arasında ortaya çıkmaya haşlar.
    Belirtileri:
    * Karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi genel zehirlenme belirtilerine ilaveten idrar çıkaramama görülür.
    * A. Phalloides'in zehiri, en büyük tesirini karaciğer üzerinde gösterir. Tedavi edilmediği takdirde, karaciğer harabiyetine bağlı olarak sarılık ortaya çıkar. Bir hafta içinde hasta kaybedilir.
    Ne Yapmalı?
    * Mantar yendikten sonra, zehirlenme belirtileri görülür görülmez hasta kusturulmalıdır.
    * Parmakla küçük dile dokununca kusma temin edilemiyor ise, tuzlu su veya ipeka şurubu verilerek kusma sağlanmalıdır.
    * Kusma ile ishal, aslında vücudun kendi kendine aldığı bir savunma şeklidir. Her iki durumda da vücut zehiri dışarı atmak istemektedir. Eğer kusmadan sonra ishal görülmez ise; mushil verilerek hastanın bağırsakları boşaltılmalıdır.
    * Hasta en kısa zamanda doktora yetiştirilmeli, mümkün ise, mantar örneği de beraberinde götürülmelidir.
    * A. Muscarina cinsi mantar zehirlenmelerinde deri altına veya damar içine "Atropin" verilmesi en tesirli tedavi şeklidir.
    * A. Phalloides cinsi çiğ mantar zehirlenmelerinde ise damardan "Dekstroz" verilir. Aynı zamanda karbonhidratça zengin bir diyet uygulanır. Bu tür zehirlenmede Atropin'in bir tesiri yoktur.
    KAN ZEHİRLENMESİ

    Çok hızlı üreyen mikroplar, vücudu zayıf buldukları takdirde, sürüler halinde dokuya hücum ederler. Zayıf buldukları noktada damarları delip kana karışırlar. Bilhassa iltihaplı yaralarda mikropların kana karışma ihtimali daha yüksektir. İşte, ne şekilde olursa olsun, mikropların kana karışması hadisesine "Kan zehirlenmesi" veya tıptaki adı ile "septisemi" diyoruz.
    Hızlı üreyen mikroplar, en fazla bademcik, diş eti, sümük bezleri, safra kesesi, böbrek ve rahim gibi iltihap kapma riski yüksek olan yerlerden kana karışmaktadırlar.
    KANIN ZEHİRLENDİĞİ NASIL ANLAŞILIR.

    * Uyuşukluk, halsizlik, yorgunluk şeklinde kendisini hissettirmeye başlar.
    * Hastanın ateşi sabahları az yükselmekle beraber; akşamları 40-42 dereceye kadar çıkar. Ateş yükselmesi ile birlikte titreme nöbetleri görülür.
    * Tırnaklarda morarma, deride hafif kırmızı lekeler belirir.
    * Dil kuru, cilt serindir.
    * Terleme ve nabzın giderek hızlanması kan zehirlenmesinin en belli özelliğidir.
    * Ayrıca hastanın bünyesine bağlı olarak sarılık, ishal, kusma, böbrek iltihabı, eklem yerlerinde şişlik, kalp sıkışması gibi kana karışan mikrobun cinsine göre değişen belirtiler de ortaya çıkabilmektedir.
    Ne Yapmalı?
    * Kan zehirlenmesinin evde, kendi imkanlarınızla, tedavisi mümkün değildir.
    * Hiç vakit geçirmeden hastahaneye gidip tedavisinin doktor tarafından yapılmasını sağlayınız.
     

Bu Sayfayı Paylaş