İlhan Selçuk (İlhan Selçuk Kimdir? - İlhan Selçuk Hakkında)

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda UquR tarafından 5 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İlhan Selçuk (İlhan Selçuk Kimdir? - İlhan Selçuk Hakkında) konusu
    İlhan Selçuk (İlhan Selçuk Kimdir? - İlhan Selçuk Hakkında)

    İlhan Selçuk
    (d. 1925, Aydın). Gazeteci, yazar.

    Cumhuriyet gazetesi yazarı. Halen haftanın 6 günü (pazartesi hariç) yayımlanan "Pencere" köşesini yazan İlhan Selçuk, aynı zamanda gazetenin yayın kurulu başkanıdır.

    1950'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık, matbaacılık, dergi ve gazetelerde yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk yazıları 41 Buçuk isimli mizah dergisinde çıkmıştı (1952). 1963'den günümüze Cumhuriyet gazetesinde makale yazarlığını sürdürüyor. Karikatürist Turhan Selçuk'un ve grafik sanatçısı Mengü Ertel'in eşi olan Ülfet Ertel'in kardeşidir.

    2005 yılı içinde Hasan Cemal'in Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı yılları kendi açısından anlattığı "Cumhuriyet'i çok sevmiştim" kitabında hakkında yer alan yorumlar medya dünyasında yeni bir polemiğin tarafı olmuştur.

    Eserleri

    Enel Hakk'ın Hakkı (Cumhuriyet gazetesinde çıkmış, Alevi-Sünni konularında yazılmış çarpıcı yazıları içermektedir, bazı Bektaşi Fıkraları ile okuyucu eğlenerek bilgilendiriliyor)

    Uzak Komşu Rusya’dan Gezi Notları (1967) (gezi notları)
    Mustafa Kemal’in Saati (1969) (belgesel yazılar)
    Yüzbaşı Selahattin’in Romanı (2 cilt, 1973/75) (roman)
    Güzel Amerikalı (1976) (gezi notları)
    Sovyetler, İran, Amerika İzlenimleri (1976) (gezi notları)
    Yeni Kırallar, Yeni Soytarılar (1976) (belgesel yazılar)
    Ağlamak ve Gülmek (1982) (belgesel yazılar)
    Düşünüyorum Öyleyse Vurun (1984) (belgesel yazılar)
    Görülmüştür (1986) (belgesel yazılar)
    Ziverbey Köşkü (1987) (12 Mart dönemi tutukluluğu anıları)
    Japon Gülü (198[​IMG] (gezi notları)
    İlhan Selçuk ve Cumhuriyet gazetesine bazı sorular 1. Doğan grubuna karşı kendinizi savunurken, “Cumhuriyet gazetesinin Türkiye’deki bölücü teröre karşı olduğunu, Türkiye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu” her fırsatta vurguluyorsunuz.
    Peki, Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından bölücülükten yargılanmış, ceza almış ancak AB’nin dayatmaları neticesinde serbest bırakılmış, Leyla Zana ve arkadaşları hemen her gün gazeteniz sayfalarında neden yer alıyor?
    Gazete sayfalarınızı, Zana’lara açmanızın; Hürriyet’te çıkan “Kandil Dağı’nda Gitar Çalan ‘Şirin’ PKK’lılar” haberinden ya da Radikal gazetesinde Neşe Düzel imzasıyla yayınlanan, “Öcalan Artık Serbest Bırakılmalı” başlıklı DEP eski milletvekili Orhan Doğan röportajından farkı nedir?
    PKK’nın yıllardır silahla kabul ettirmeye çalıştığı “Kürtçe eğitim, Kürtçe televizyon, Kürt kültürünün tanınması” taleplerinin, gazetenizin sayfalarından yüksek sesle dillendirilmesine vereceğiniz bir cevabınız var mı?
    ***
    [​IMG]2. Hasan Cemal’in son kitabını eleştiriyor ve bu kitabın kendinize karşı bir kampanyanın ürünü olduğunu düşünüyorsunuz. Saldırı kampanyasının en büyük nedeninin de, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne sahip çıkmanız olduğunu söylüyorsunuz. Bu söylediklerinize bizlerin inanmasına rağmen, kimi okuyucularınız inanmıyor. “Madem İlhan Selçuk, Türkiye’nin bir karış toprağına sahip çıkıyordu, Hasan Cemal “Kürtler” kitabını çıkartıp, bu devletin altını dinamitlemeye çalışırken, Kürtlerden ayrı bir millet yaratmaya çalışırken, İlhan Selçuk ve Cumhuriyet gazetesi neden susuyordu, Aydın Doğan’a o zaman neden mektup yazmadı?” diye soruyorlar. “Parçalanmaya çalışılan vatan, yok edilmeye çalışılan Türk Milleti, İlhan Selçuk’tan az mı önemli ?” diye ekliyorlar.
    Gerçekten İlhan Selçuk, Türkiye Cumhuriyeti’nden daha mı önemli?
    ***
    3. Sayın İlhan Selçuk, Aydın Doğan’a mektubunuzda, Türkiye’yi bekleyen tehlikeleri sıralıyorsunuz. Doğuda kurulu Ermenistan’dan, güneyimizde ilan edilmeyi bekleyen Kürt devleti tehlikesinden bahsediyor, Sevr’in yeniden ısıtıldığını, Cumhuriyet’e ve size saldırmakla, Doğan gurubunun tüm bunlara alet olduğunu söylüyorsunuz. Oysa 6-7 Eylül olayların yıldönümünde -ki o olayların içinde olan kişiler arasında sizin de olduğunuzu kendiniz söylüyorsunuz- Doğan grubu ve diğer gazetelerinin başlattığı “Barbar Türkler” sloganlarının atıldığı, Sevr taleplerinin dile getirildiği linç kampanyasına neden destek oldunuz? Doğan grubu ve Cumhuriyet gazetesi aynı Sevr merkezinden mi idare ediliyor ? İnsanları, 6-7 Eylül olayları sırasında kışkırttığınız için pişman mısınız?
    ***
    [​IMG]4. Gittiği her yerde Türk devletine kin kusan, kitaplarını edebiyattan çok, Atatürkçü aydınlara saldırmak, azınlık taleplerini dillendirmek kaygısıyla yazan ve Batının Türk Milleti’ne kabul ettirmeye çalıştığı Orhan Pamuk’u, şimdi size saldırdığını iddia ettiğiniz gruplarla birlikte neden Türk Milleti’ne kabul ettirme kampanyasında birlikte çalıştınız?
    ***
    5. Sayın Selçuk, size savaş açan Doğan ve Fethullah grubunu AB’yi savunmakla suçluyor ve AB’ye karşı Türkiye’nin bağımsızlığı savunduğunuz için hedef olduğunuzu söylüyorsunuz. Ancak, yazarlarınızdan Hikmet Çetinkaya bunun tam tersini söylüyor. Sizden yaptığı alıntıda, “Bugün ülkemiz, Meclis’teki iktidarı ve muhalefetiyle, Cumhurbaşkanı, Ordu’su ve Meclis Başkanı’yla, medyası ve halk çoğunluğuyla AB’ye girmekten yanadır. Türkiye’nin AB’ye girmesine ters bakan asıl muhalefet ülkemizde değil Avrupa’dadır” dediğinizi, iktidarla, Meclis Başkanı’yla hemfikir olduğunuzu iddia ediyor. Bu iddiaya ne diyorsunuz? Meclis Başkanı Bülent Arınç ve AKP ile aynı kaygıları paylaştığınızı kabul ediyor musunuz?
    ***
    6. Sayın Selçuk, Cumhuriyet gazetesinin arkasında güç olmayan tek gazete olduğunu söylüyorsunuz. Ancak yine Hasan Cemal gibi eski yazı işleri müdürlerinizden olan başka bir gazeteci, “Cumhuriyet’i yaşatmak” için, Korkmaz Yiğit, Mehmet Uzun, Günay Çapan, Ali Haydar Veziroğlu gibi patronlarla görüştüğünüzü ve bunlardan yeterli desteği alamadığınızı; batmak üzereyken bir tek Çapan’ın yardımınıza koştuğunu iddia ediyor.
    Bu iddia okuyucular arasında sıkça konuşuluyor. Bu iddialara ne diyorsunuz? Bu insanları arkanıza almak için gerçekten görüştünüz mü? Çapan size maddi destekte bulundu mu?
    ***
    7. Yine benzer şekilde MHP’li bir sendika başkanının size büyük maddi yardımları olduğu, buna karşılık bu sendika başkanına gazete sayfalarının sonuna kadar açıldığı konuşulan iddialar arasında. Bu iddialara ne diyorsunuz? MHP’li sendika başkanıyla ortak mısınız?
    ***
    8. Sayın Selçuk, Sabah grubunun size destek olduğu, Dinç Bilgin’in, Cumhuriyet gazetesinin arkasındaki asıl güç olduğu söylentileri ortalıkta dolaşıyor. Sabah grubuyla Doğan grubu arasındaki rekabet malum. Sabah grubunun AKP’yi desteklediği, buna karşılık, Doğan grubunun AKP’ye karşı yeni alternatifler peşinde koştuğu da bilinen bir gerçek.
    Sabah grubu sizi desteklediğine göre, siz AKP’yi destekliyor musunuz? Peki AKP’nin sizi el altından desteklediği doğru mu? Acaba Doğan grubu, sizi AKP’yle aynı kulvarda gördüğü için mi hedef seçti?
    ***
    [​IMG] 9. Sayın İlhan Selçuk, Hasan Cemal’in sizi çileden çıkaran kitabının reklamının yapıldığı, Milliyet’in pazar ekinde, gazetenizin yayın kurulu üyesi ve önemli yazarlarından Hikmet Çetinkaya’nın, yeni kitabının tanıtımına genişçe yer verilmesi ve kendisiyle röportaj yapılması, kimi çevrelerde “Hikmet Çetinkaya’yı, İlhan Selçuk’un yerine hazırlıyorlar” söylentilerine neden oldu. Herkes, “Doğan grubu, -sizin deyiminizle- İlhan Selçuk ve Cumhuriyet gazetesine saldırırken, neden Hikmet Çetinkaya’nın reklâmını yapıyor” diye birbirine soruyor. Hem de -yine sizin deyiminizle- Fethullah Gülen gibi büyük bir gücü karşısına almayı göze alarak. Siz hiç bunun nedenini düşündünüz mü? Söylentiler gerçekten doğru olabilir mi?
    ***
    10. Tüm bu “Cumhuriyet’i yaşatma çabalarınız”, “İlhan Selçuk, patronlarla arasını iyi tutmaya çalışıyor” şeklinde yorumlanıyor. Gerçekten patronlarla aranızı iyi tutmaya çalışıyor musunuz?
    “Parayı veren düdüğü çalar” diye bir atasözümüz var. Cumhuriyet gazetesinde ve sizde bu yönde bir eğilim var mı? Çünkü dönem dönem, gazete sayfalarına çıkan insanların resimleri çok sık değişiyor ve bu değişiklik bu şekilde yorumlanıyor. Gerçekten parayla, değişen bu resimler arasında bir bağ var mı?
    ***
    11. Sayın Selçuk, size ve gazetenize yapılan, “büyük saldırıya” karşılık Aydın Doğan, Cumhuriyet gazetesinin yaşamasını istiyor, Rahmi Koç yaşamasını istiyor. Sakıp Sabancı’nın belki de son isteklerinden bir tanesiydi Cumhuriyet gazetesinin yaşaması. Ve yaşaması için yardım ettiği söylentileri dahi çıkmıştı. Peki, Türkiye’nin en büyük sermaye gruplarının size olan bu ilgisinin nedeni nedir? Neden başka bir gazete değil de sizin başında olduğunuz, Cumhuriyet gazetesinin yaşamasını istiyorlar? Tüm bunlar, “büyük sermaye (patronlar) Cumhuriyet gazetesini koruyor” şeklinde yorumlanıyor. Sizin bu yorumlara cevabınız nedir? Patronlar gerçekten sizi koruyor mu?
    ***
    12. Sayın Selçuk, size karşı başlatılan kampanyanın en büyük silahı olduğunu ve birileri tarafından, Cumhuriyet gazetesini ve sizi etkisizleştirmek için Hasan Cemal’e yazdırıldığını iddia ettiğiniz kitabın, gazetenizin kitap ekinde ilanının çıkması, “İlhan Selçuk, Aydın Doğan’dan çekiniyor, ilanı basmamaya cesaret edememiş.” şeklinde, hatta kimileri tarafından “korkuyor” diye yorumladı. Bu yorumların doğruluk payı nedir? Aydın Doğan’ı karşınıza almaya korkuyor musunuz?
    ***
    13. Sayın Selçuk, siz kitap ilanının gazetede yayınlanmasının gerekçesini, “adımız sansürcüye çıkmasın” şeklinde açıklıyorsunuz. Ancak günler öncesinden yapılmış bir röportajın ve başka bir kitap tanıtımının, içersinde Cumhuriyet gazetesine ve şahsınıza yönelik küçük eleştiriler olduğu için, yayınlatmadığınız, engellediğiniz iddia ediliyor. Engellediniz mi?
    ***
    14. Sayın Selçuk, Aydın Doğan’a yazdığınız mektubunuzda Doğan’ı, Hasan Cemal’e neden müdahale etmedi diye suçluyorsunuz. Aydın Bey ise, elinden geldiğince yazarlarını serbest bıraktığını, yazılarına karışmadığını söylüyor. Sizin bu şikayetiniz, “Herhalde İlhan Selçuk, Aydın Doğan’ı kendisine benzetti. Oysa Aydın Doğan, İlhan Selçuk’tan kat be kat demokrattır” şeklinde yorumlandı. Gerçekten Aydın Doğan sizden daha mı demokrat? Sizin bazı yazarlarınıza (adları bizde saklı) sansür uyguladığınız doğru mu?
    ***
    15. Sayın Selçuk, şimdi veryansın ettiğiniz Hasan Cemal başta olmak üzere, Cengiz Çandar, Şahin Alpay, İsmet Berkan, Hadi Uluengin, Gülay Göktürk, Fatih Altaylı, Mehmet Barlas, Engin Ardıç gibi simge isimler bir dönem sizinle birlikte Cumhuriyet’te çalışmıştı. Şimdi tüm bu isimlerin karşı cephede yer alması ve işin başında olmaları tesadüf mü? Cumhuriyet gazetesinden döneklerin en kalitelilerinin çıkmasını nasıl açıklayacaksınız? Cumhuriyet gazetesi dönek yetiştirme okulu mu?
    ***
    16. Sayın Selçuk, size ve Cumhuriyet gazetesine yapılan “saldırıların”, Hasan Cemal ve Cengiz Çandar’ın CIA üst düzey yöneticisi ve ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi Marc Parris’le görüşmesin ardından planlandığını iddia ediyorsunuz. Bu iddianız, Doğu Perinçek’le çok yakın ilişkileriniz dolayısıyla, “Acaba İlhan Selçuk, Perinçekleşiyor mu?” şeklinde yorumlanıyor. Bu yorum karşısında ne diyorsunuz? Gerçekten Perinçekleşiyor musunuz?
    İleride, ABD’nin üst düzey bir askeri yetkilisinin, size suikast için Türkiye’ye geldiğini de iddia edecek misiniz?
    ***
    17. Sayın İlhan Selçuk, kendinize yönelik kampanyanın belli bir merkezden yönlendirildiğini söylüyor ve Aydın Doğan’ı bu merkezin oyununa gelmekle suçluyorsunuz. Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Birkaç ay öncesinden TÜRKSOLU’na ve başyazarına karşı girişilen linç kampanyasını hemen hatırlayacaksınız.
    Siz de Cumhuriyet olarak bu kampanyaya dahil olmuş ve TÜRKSOLU ve başyazarı aleyhinde o bahsettiğiniz merkezin elinize tutuşturduğu metinleri yayınlamaktan çekinmemiştiniz. İster istemez bizim de aklımıza, Cumhuriyet gazetesi ve İlhan Selçuk, Fethullahçıların, Doğan grubunun, Sabah grubunun, şeriatçı gazetelerin yönlendirildiği merkezden mi yönlendiriliyor sorusunu getirdi. Siz de aynı merkeze bağlı olarak mı çalışıyorsunuz? TÜRKSOLU başyazarına ve gazeteye karşı, hem de Fethullahçılarla, bölücülerle, birlikte saldırmaktan neden çekinmediniz?
    ***
    18. Sayın Selçuk, kendinize yapılan “saldırı” karşısında, dostunuz Aydın Doğan’a, “Neden engel olmadın?” diye sitem ediyorsunuz. PKK’nın başını çektiği terör gurubu, Atatürkçü gençleri linç etmeye çalışırken, “Atatürkçü Düşünce Kulüpleri kapatılsın” diye bağıran yazarınızı susturmak hiç aklınıza geldi mi?
    ***
    19. Sayın Selçuk, çok sevdiğiniz Aydın Doğan’ın, Fethullah Gülen’le size karşı birlikte olmasını kabullenemezken, aynı Fethullah Gülen, terör gruplarını Atatürkçü gençlere karşı kışkırtırken, Fethullah Gülen’le hoşgörü mesajları veren yazarınızı uyardınız mı?
    ***
    20. En son çıkan alt-üst kimlik tartışmasında yönetim kurulundaki yardımcınız ilk defa Tayyip Erdoğan’la aynı fikirde olduğunu ilan etti. Buna ne diyorsunuz?
    Siz de ilk kez mi Başbakan’la aynı fikirdesiniz? Yoksa 2003 yılında AKP’nin aslında bazı iyi işler de yaptığını yazan siz değil miydiniz?
    ***
    21. Sayın Selçuk, size ve gazetenize yapılan her saldırıyı, “bizi Atatürk kurdu” diyerek savuşturmaya çalıştığınız, arkasına sığındığınız söyleniyor.
    Atatürk, Cumhuriyetin 10. yılında “az zamanda büyük işler başardık” dediğinde, gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti büyük işler başarmıştı. Siz yaklaşık 40 yıldır gazetenin başındasınız. Bu süre içersinde, gazetenin 100 binin üzerinde olan tirajını nasıl 40 bine düşürdünüz? Bu “başarınızı” Atatürkçülükle nasıl açıklıyorsunuz?
    ***
    22. Gazetenizin bölücülüğe ve gericiliğe bir çok şehitler verdiğini söylüyorsunuz. Bu görüşünüze bizler de katılıyoruz, tüm okurlarınız katılıyor. Bizler ve diğer okurlarınız, tüm Atatürkçüler, ölüm yıldönümlerinde, onları anmak için gazetenin bahçesinde bir araya gelirken, siz neden zahmet edip anma törenlerine katılmazsınız?
    ***
    23. Son olarak şunu sormak istiyoruz, Hasan Cemal’i döneklikle suçluyorsunuz. Siz de eskiden sosyalist ve devletçiydiniz. Şimdi ise serbest piyasayı savunuyorsunuz.
    Yoksa Hasan Cemal’in yolundan mı gidiyorsunuz?
    Ya da Hasan Cemal’in önünden mi gidiyorsunuz?
    ***
    Bunlar Cumhuriyet gazetesine ve İlhan Selçuk’a yöneltilen belli başlı sorular.
    Tüm Cumhuriyet okurları gibi bizler de bu soruların cevaplarını merakla bekliyoruz.
    İlhan Selçuk ve Cumhuriyet cephesinden çok makul ve mantıklı cevapların geleceğinden eminiz!


    İlhan Selçuk

    [​IMG]1925 yılında Aydın’da doğdu.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.(1950). Avukatlık, matbaacılık, dergi ve gazetelerde yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk yazıları 41 Buçuk isimli mizah dergisinde çıkmıştı (1952). Cumhuriyet gazetesinde fıkra yazarlığını sürdürüyor (1963- ).

    ESERLERİ
    İlk iki kitabı gittiği yerler üzerine bir incelemedir:Güzel Amerikalı (1976), Uzak Komşu Rusya’dan Gezi Notları (1967).
    Mustafa Kemal’in Saati (1969)’nde belgesel yazılarını derledi, bir de roman yayınladı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı (iki cilt, 1973/75). Yeni kitapları: Sovyetler, İran, Amerika İzlenimleri (1976), Yeni Kırallar, Yeni Soytarılar (1976), Ağlamak ve Gülmek (1982), Düşünüyorum Öyleyse Vurun (1984), Görülmüştür (1986), Ziverbey Köşkü (anı, 1987), Japon Gülü (1988).

    Yüzbaşı Selahattin'in Romanı
    1. Kitap
    İlhan Selçuk
    Çağdaş Yayınları

    Yüzbaşı Selahattin'in Romanı
    2. Kitap
    İlhan Selçuk
    Çağdaş Yayınlar


    Ziverbey Köşkü
    İlhan Selçuk
    Çağdaş Yayınları

    İlhan Selçuk, "Ziverbey Köşkü"nde geçirdiği işkenceli sorgulama günleri üzerine açıklamalar yapmayı hiç düşünmüyordu. Neden düşünmediğini, daha pek çok Ziverbey Köşkü olaylarını ve yazılı olarak verdiği ifadelere yerleştirdiği mesajlı akrostişlerini bu kitabında bulacaksınız. Erenköy işkence merkezinin "ilişki ağı" konusundaki bir soruya yanıtı şöyle İlhan Selçuk'un: "Erenköy Köşkü Sunay-Tağmaç-Türün cuntasının işkence merkeziydi. 12 Mart yapısı içinde özel bir yeri vardı. Çünkü 1. Ordu'nun bulunduğu İstanbul bölgesinde Faik Türün, kendi yetkilerini kullanarak özel operasyonlar yaptırabiliyordu. Basın da İstanbul'da olduğuna göre, burada yaşandı birçok şey. İnsanlar tutuklanmaya, gözaltına alınmaya, kovuşturulmaya başlandı, davalar birbirini izledi. Bu karmaşa içinde aydınlık olan şudur: 12 Mart döneminde Erenköy'de, Ziverbey'de Zihni Paşa Köşkü diye anılan (ya da Ziverbey Köşkü) yerde Faik Türün ve Memduh Ünlütürk buyruğunda bir işkence merkezi kurulmuştur. Bu işkence merkezinde de birçok aydın tezgahtan geçirilmiştir."



    HAKKINDA YAZILANLAR

    1.Aydınlanma Bilgesi
    İlhan Selçuk
    Alpay Kabacalı
    Çınar Yayınları / Araştırma – Eleştirme Dizisi



     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 25 Mart 2011

Bu Sayfayı Paylaş