İlginç bilgiler ve olaylar-Olimpiyat Tarihinden İlginç Notlar

'Garip olaylar' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 15 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İlginç bilgiler ve olaylar-Olimpiyat Tarihinden İlginç Notlar konusu Olimpiyat Tarihinden İlginç Notlar

    Rekortmen kadın yıllar sonra erkek çıktı
    Polonyalı Stella Walsh (Stanislawa Walasiewicz), Los Angeles'taki 1932 Olimpiyatları'nda 100 metrede altın madalyayı kazandı. Hem de 12 saniyenin altına inen ilk kadın olarak Dünya Rekoru'nu kırmış oldu. Yıllar sonra, 1980'de bir soygunun masum kurbanı olarak can verdiğinde, otopsi sonucunda erkek olduğu anlaşıldı.

    Yorgunluktan finale çıkamadı
    1912'de, Stockholm'deki bir Greko-Romen güreş karşılaşması 11 saatten daha fazla sürdü. Rus Martin Klein, rakibi Finlandiyalı Alfred Asikainen'i sonunda yenmeyi başardı, ama o kadar yorgun düşmüştü ki final maçına çıkamadı. Sonunda ikincilikle yetindi.

    Dünya rekoruna madalya yok
    1924'teki Paris Olimpiyatları'nda, Amerikalı Robert LeGendre, 7.76 metrelik atlayışıyla uzun atlama dünya rekorunu kırdı. Ancak bu atlayış, LeGendre'ın ancak üçüncü olabildiği pentatlon yarışının bir parçasıydı. Resmi uzun atlama yarışının altın madalyasıysa, yaklaşık 28 santimetre daha kısa olan atlayışa verildi.

    Sakatlanma pahasına şampiyonluk
    1976'da, Japon jimnastik takımından Shun Fujimoto, yer hareketleri sırasında diz kapağını sakatladı. Ancak, ertesi gün, Japonların şampiyonluğa ulaşabilmeleri için Fujimoto'nun halkada üstün bir performans göstermesi gerekiyordu.
    Ağrı kesici almadan neredeyse hatasız bir performans gösteren Fujimoto, işin en zor tarafını, hareketlerinin finalini de başarıyla gerçekleştirdi. Sakat dizine aşırı yüklendi, ama jüri karşısında dengesini koruyarak ayakta durdu. Ardından da acılar içinde kıvranarak yere yığıldı. Japonya, Sovyetler Birliği'nin 0.4 puan önünde yer alarak altın madalyayı kazanmıştı.

    800 metrenin makus talihi
    Amsterdam 1928'de, kadınlar 800 metre yarışının finalinde, yarışa atkılan sekiz sporcunun altısı bitiş çizgisini geçer geçmez yere yığılıp kaldı. Bu sonuçta, zayıf kalan antrenmanların yanı sıra, güneşin de etkisi olmuştu. Kadınlar 800 metre yarışı, 1960 yılına kadar bir daha koşulmadı.

    Azmin zaferi
    Normalde sağ elini kullanan Macar atıcı Karoly Takcaz, 1938'de sağ eli bir el bombası tarafından parçalanınca, yılmadı ve yoluna devam etti. Çok çalışıp sol eliyle atış yapmayı öğrendi. 1948 Londra Olimpiyatları'nda tabancayla atışta altın madalyayı kazandı.

    İlk yarışta rekor
    Spor dünyasının efsanelerinden Çekoslovak Emil Zatopek, 1952 Helsinki Olimpiyatları'nda ne denli büyük bir atlet olduğunu herkese gösterdi. 5.000, 10.000 metre yarışlarında ve maratonda yalnızca altın madalya almakla kalmadı, aynı zamanda dünya rekorunu da kırdı. İşin ilginç yanı, daha önce hiç maraton koşmamıştı.
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Piramitler

    Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin 12 ton
    ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu, günde on blok
    yerleştirilmesi
    halinde yapımının 664 yıl süreceğini,
    Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit
    iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında
    bulunduğunu,
    Yüksekliğinin (164 mt) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki
    uzaklığını verdiğini,
    Taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini,
    Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların
    çalışmadığını,
    Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış
    olarak bulunduğunu,
    Piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda
    bozulmadan
    yoğurt haline geldiğini,
    Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, çöp bidonu içindeki
    yemek artıklarının
    hiç koku yaymadan mumyalaştığını,
    Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,
    Piramidin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu,
    Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş
    girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu,
    biliyor muydunuz?
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Lüzumsuz Bilgiler... : )

    *Yataktan düşerek ölme olasılığı 2 Milyonda birdir.

    *İnsan saçı, 3 kg ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.

    *Norveç'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.

    *Albert Einstein, dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştır.

    *Bi köpekbalığı 100.000.000 damla deniz suyu içinde bir damla kanı hissedebilir.

    *Her insanın dilinin izi, parmak izi gibi farklıdır.

    *Ketçap 20.yüzyıldan önce ilaç olarak kullanılıyordu.

    *Bilinen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir.

    *Develerin 3 tane kaşı vardır.

    *Atlar, 1ay ayakta kalabilirler.

    *Yunuslar, gözleri açıkta uyurlar.
     
  4. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Bunları Biliyor musunuz???



    Çağdaşlaşma Yolunda

    l930'lu yılların Türkiyesi'nin Urla gibi bir Ege şehrinde dahi açlıktan insanların öldüğünü...

    Ortalama bir memurun aylık maaşının 50 lira olduğu bu dönemde, çağdaşlaşma yolunda(!) 75 000 lira gibi büyük paranlar ödeyerek heykel yaptırdığımızı...



    Kendinizi Türklere Emanet Edin

    16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin gelişme yolu üzerinde direnmiş ve Türk orduları ile savaşa tutuşmuş olmasından dolayı Katolik Avrupa tarafından kendisine "Hıristiyanlığın şövalyesi" ünvanı verilen Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğin de, evlatlarına gayet ibretli bir şekilde:

    "Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus'a yanaşmayın. Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve merhametlidirler" diyerek nasihat ettiğini …



    Talan Edilen Mirasımız

    Şanlı Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anası Hayme Hatunun Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han'ın, ecdadına hürmetinin ifadesi olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle kaplattırdığını ve zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile, döşettiğini . . .

    Daha sonraları iş başına gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteşem halının türbeden alınarak, partinin İnegöl ilçe yöneticilerinin kapılarına paspas yapıldığını ve atlas perdelerinin de kaymakamlık binasında kullanıldığını...



    Ecdadımızın Silinmez İzleri

    1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine

    Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak: "No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800'lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini...



    Bitmeyen Osmanlı Sevgisi

    Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra elimizden çıkmasına rağmen, o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle "Osmanlı, Osmanlı " diye sayıkladığını ..

    Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak'ın "Madem ki İstanbul'a gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp Allah benim canımı İstanbul'u görmeden alması!" dediğini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin , boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını…



    Batışın Remzi

    Yükseliş dönemimizin ruhunu yansıtan mütevazı Topkapı Sarayına karşılık, yıkılışımızı remzeden Varsay taklidi Dolmabahçe Sarayının Avrupa'dan borç alınan para ile, 9 ton altın ve 41 ton gümüş kullanılarak inşa edildiğini...



    Şefzade'nin Dolmabahçe Sefası

    İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, oğlu Ömer İnönü'nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yıllarda koskoca Dolmabahçe Sarayını ikametgah olarak kullanıp, yattığı bir oda için bütün sarayın kaloriferlerini yaktırdığını ve ayrıca bu şefzadenin sarayda kadınlı kızlı gece alemleri düzenlediğini...

    Bütün bu olanların dönemin Millet Meclisinde ciddi tartışmalara yol açtığını ve o gün mecliste bulunan baba İnönü nün kulaklığı takılı olduğu halde müzakereleri işitmemezlikten geldiğini...



    Ağaca Asılan Zekat Parası

    Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın, günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını...

    Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:

    "Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdığını..

    Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını...



    Biliyor muydunuz?
     
  5. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    1898 Yılında , Mısır’da Kuzey Sakkara’da , m.ö. 200′den kalan Pa- di-Imen’in mezar kazılarında garip kanatları olan bir cisim bulundu . O yıllarda , daha henüz uçak ve uçuculuk kavramı gelişmemişti , olsa olsa bir kuş olabilirdi .

    Cisim , Kahire Müzesine yollandı ve katologlara alındıktan sonra diğer açıklanamayan eşyaların arasında yerini alarak tozlanmaya terk edildi . 70 yıl sonra Mısırılog ve arkeolog Dr. Halil Messiha , müzedeki kuş figürleri üzerinde çalışırken , Sakkara cismi ile karşılaştı , daha ilk bakışta cismin kuş olmadığına karar verdi , önünde modern bir uçak dizaynı duruyordu .

    İşin ilginç yanı Dr. Messiha’nın , bir model uçak meraklısı olmasıydı , kısa bir çabadan sonra Mısır Kültür Bakanlığını bir araştırma yapılması için ikna etmeyi başardı . Cismin son derece hafif bir maddeden yapılmıştı , ağırlığı 14 gr.’dı ,kanat açıklığı 17.78 cm.’di ve aerodinamiği mükemmeldi . Kanatlar modern bir makette olduğu gibi , özel olarak açılmış bir deliğe monte edilmişti ve arka kuyruğu tam anlamıyla modern bir uçağa benziyordu .

    Yapılan tasarım sonucunda ortaya çıkan uçak modeli düşük hızlı bir yük uçağına benziyordu , hızı ancak saatte 45-65 mil olabilirdi ama tabiki güç kaynağının ne olduğu bilinmiyordu .

    Mükemmel bir planör olarakda düşünülebilirdi ama bu cisim 2000 yıllıktı ve planör olarak uçabilmesi için , bir jet uçağının çekişine ihtiyacı vardı . Messiha , Eski Mısırlılar’ın günlük yaşamlarında her şeyin modelini yapmaya bayıldıklarını biliyordu ; mezarların tapınakların gemilerin arbaların hizmetçilerin hayvanların ve hemen her şeyin küçük modellerini yapmışlardı .

    Sonuç olarak bir uçak modeli bulunmuştu ; Dr. Messiha şimdi çok daha öte bir hayal kuruyor ; acaba çöllerin kumlarının altında daha neler gizli? Ve Eski Mısırlılar uçuyor muydular?
    ________________________

    ASHOKA SÜTUNU BİLMECESİ
    Antik bir metalürji harikası arıyorsak , Hindistan’a Delhi’ye gitmemiz yeterlidir . Çünkü Ashoka Sütunu oradadır ; boyu 23 m. çapı 40 cm. , ağırlığı 6 tondur . İşlenmiş demir şaft olan sütunun , kaynakla birleştirilmiş disklerden yapıldığı belirlenmiştir .

    Bir iddiaya göre , m.s. 413′te ölen Kral II. Chandra Grupta’nın mezar taşıdır . Böyle olsa dahi , sütunun 1500 yıldan beri aynen kaldığı ve hiç bozulmadığı gerçeği değişmeyecektir . Sütunun yüzeyi yumuşak ve prinçle kaplı izlenimini vermektedir , hava koşullarından etkilendiğini gösteren birkaç iz bu kaplama yüzeyde görülebilir . 1600yıllık süreç içerisinde , Hint yağmur ormanlarına , muson ikliminde , sert rüzgarların ve yüksek nemli ısının altında eşdeğer bir demir kütlesinin paslanıp , çürümemesini düşünmek ancak bir hayaldir .

    Demir yapımı ve paslanmauya karşı korunma teknikleri bilindiği kadarıyla ancak 5. yüzyıldan sonra geliştirilmeye başlanmıştır ama bu bilgi Ashoka Sütunun’da geçerli değildir . Bu garip sütunu yapan gizemli metalürjistler kimlerdir ve onların uygarlıklarına ne oldu ? Ve neden onlardan kalan başka bir ize ulaşamıyoruz ? Yoksa , geçmişin tarihini yazarken , atalarımızı ilkel insanlar sanıyor ve saçmalıyormuyuz.
    _____________________

    ANTİKYTHERA’da BULUNAN YILDIZ HESAP MAKİNESİ
    1900 Yılında Paskalya’dan birkaç gün önce , Yunanlı bir grup sünger avcısı , Antikyhera adlı küçük bir adanın yakınında su altına dalış yaparken , antik bir geminin kalıntılarına rastladılar .

    Kalıntıların arasında m.ö. 50 yılından kalma bronz ve mermer heykeller vardı , dalgıçlar bunları çıkarmaya çalışırken şekilsiz garip bir cisme rastladılar , bu cisim sonradan incelenmek üzere Atina Müzesine yollandı . Sonrası malum , cisim temizlendi ve çürümüş bronz ve tahta kalıntılarının arasında modern bir saatin dişli çarklarına benzeyen dişliler bulundu .

    1958′de Dr. Derek J. de Solla Price , uzun bir çelışma sonucunda cismin bir taslağını yaptı , bu bir makinaydı . Dişlilerin çalışması sonucunda Ay’ın ve Güneş’in hareketleri hesaplanabiliyordu .

    Bir saat değildi ama bir tür hesap makinesiydi ama en önemlisi yıldızların geçmişteki ve gelecekteki konumlarını gösteriyordu . Büyük olasılıkla Antikyhera aygıtı , Eski Yuna’ın çok öncesinde yapılmıştı ; gizem hala çözülmüş değil ; aygıt müzede duruyor ve bir benzerine hala rastlanmadı . Göksel Hesap Makinesini yapanların kimliğini şu ana kadar öğrenmiş değiliz. Kimdi onlar?
     
  6. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye



    Arkadaslar Belki arasında Duymadıklarınız vardır...


    1. Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.

    2. Bir fare bir deveye oranla daha uzun süre susuzluğa dayanabilir.

    3. İnsan midesi 2 haftada bir iç zarını yenilemek zorundadır aksi halde kendi kendini sindirir.

    4. i harfinin üzerindeki noktaya ingilizler “Dedikodu” derler.

    5. Bir bardak taze şampanyanın içine bir kuru üzüm atarsanız üzüm asansör gibi bardağın altından üstüne üstünden altına sürekli dolaşır.

    6. Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmese onun tadını anlayamayız.

    7. Erkek Peygamber Devesi dişinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.

    8. George Washington evinin bahçesinde marijuana yetiştirirdi.

    9. Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.

    10. Lübnan’da dişi bir hayvanla cinsel ilişkiye girmek serbesttir ama erkek hayvanla yasaktır.

    11. Mc Donalds’ın karının % 40’ı çocuk menüsü satışından gelir.

    12. Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.

    13. Tarihi film Ben Hur’da çekim ekibinin farketmediği kırmızı bir otomobil görünür.

    14. Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesı onun özürlü olduğunu düşünmüştür.

    15. Hergün doğan çocukların ortalama yüzde 12’si yanlış anne babaya verilmektedir.

    16. Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır. 1950’den önce kenevir, ağaç kabuğu ve marijuana yaprağı kullanılarak yapılırdı.

    17. Çikolatanın köpekleri öldürdüğü doğrudur. Onların kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarım kilo kadar çıkolata küçük bir köpeği öldürebilir.

    18. Birçok ruj çeşidi balık pulu içerir.

    19. Katil balinalar köpek balıklarının midesine alttan torpil gibi vurarak öldürür.

    20. Donald Duck çizgi filmleri Finlandiya’da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.

    21. Ketçap 1830’lu yıllarda ilaç olarak satılırdı.

    22. Suudi Arabistan’da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir.

    23. Uyurken, TV izlerken olduğundan daha fazla kalori harcarsınız.

    24. Meşe ağaçları elli yaşından önce palamut vermez.

    25. Kupa papazı bıyıksız olan tek papazdır.

    26. Boeing 747’nin kanatları, uçakla uçmayı ilk başaran Wright Kardeşlerin uçtuğu mesafeden daha uzundur.

    27. Amerikan Havayolları 1987 yılında first-class da sunulan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40 bin dolar kar etmiştir.

    28. Kaplumbağalar kıçlarından da nefes alabilirler.

    29. Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.

    30. İnekler merdiven çıkabilir ama inemezler.

    31. Ördeklerin ’vak’sesi yankı yapmaz, nedenini de kimse bilmez.

    32. Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor, sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamamalarını sağlıyor.

    33. Taze kakao içinde bulunan sıvı, kan plazması yerine kullanılabiliyor.

    34. Hiçbir kağıt parçası 7 defadan fazla ikiye katlanamaz.
     
  7. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    ** General Douglas MacArthur'un Batı Cephesıne atanmak için yaptığı iki başvuru da reddedilmiş. Ama yılmak bilmeyen MacArthur üçüncü kez başvurmuş ve böylelikle tarih kitaplarına geçmeyi başarmış....

    ** Basketbol yıldızı Michael Jordan lisedeyken basketbol takımından atılmış...

    ** Winston churchill altıncı sınıftayken sınıfta kalmış. İngiltere Başbakanı olduğunda ise, tam 62 yaşındaymış. Başbakan olduktan sonra çok kez geri adım atmak zorunda kalmış ve büyük yenilgiler yaşamış. Yaşamının en büyük başarılarını emekli olduktan sonra elde etmiş...

    ** Ünlü opera sanatçısı Enrico Caruso'nun annebabası, oğullarının hep mühendis olmalarını istemişler. Caruso'nun müzik öğretmeni ise, onun sesinin hiç iyi olmadığını ve şarkı söylemesinin olanaksız olduğunu söylemiş....

    ** Albert Einstein 4 yaşına kadar konuşamamış. Okumayı ise yedi yaşında öğrenebilmiş. Öğretmeni Einstein'ı tanımlarken şu ifadeleri kullanmış: "Kafası çok yavaş çalışıyor. Üstelik çok asosyal ve aptalca düşlerin peşinde bir serseri." Okuldan atıldığı için de Zürih Politeknik Okuluna kabul edilmemiş....

    ** Lois Pasteur üniversitedeyken vasat bir öğrenciymiş ve kimya dersinden aldığı ortalama not ise, 22 üzerinden 15'miş...

    ** Blue Book Mankenlik Ajansı'nın yöneticisi olan Emmeline Snively 1944 yılında Norma Jean Baker'a (Marilyn Monroe),"Bence sen ya sekreterlik yap ya da evlen; bu işi başaramazsın" demiş...

    ** Decca plak şirketi, ünlü İngiliz rock grubu Beatles ile çalışmayı reddettiğinde şöyle bir açıklama yapmış: "Tarzlarından hiç hoşlanmadık. Onlardan çok daha iyi gruplar var."...

    ** Grand Ole Opry'nin menejeri Jimmy Denny 1954 yılında ilk performansından sonra Elvis Presley'i işten kovmuş. Presley'e ise şunları söylemiş: "Hiçbir işe yaramazsın,oğlum. Sen git kamyon sürücülüğüne dön!"...

    ** Alexander Graham Bell 1876 yılında telefonu icat ettiğinde, kimse telefonu kullanmak istememiş. Başkan Rutherford Hayes ise bu konuda şunları dile getirmiş: " Çok gülünç bir buluş. Böyle bir aleti kim kullanır ki?"...

    ** Thomas Edison elektrik ampulünü icat ettiği zaman, ampulü çalışır hale getirebilmek için 2000'in üzerinde deney yapmak zorunda kalmış. Bir gazeteci kendisine bu kadar başarısızlığa uğradıktan sonra neler hissettiğini sorunca, onu şöyle yanıtlamış: "Hiç başarısızlığa uğramadım ki. Ben elektik ampulünü icat ettim ve bu icat sadece 2000 aşamalı bir süreçti."...

    ** İşitme kaybı geçen yıllarla giderek artan Ludvig van Beethoven, 46 yaşında tamamen sağır olmuş. Ancak, en büyük bestelerini-bu besteler arasında beş önemli senfoni vardır- yaşamının son yıllarında yapmış...

    ** Bence dünya pazarında ancak 5 bilgisayara yer var." (Thomas J Watson, IBM,Yönetim Kurulu Başkanı.)

    ** Telefon denen bu aletin o kadar çok eksiği var ki, ona bir iletişim aracı demek ciddiyetten uzaktır. Bu aletin bizce hiçbir değeri yoktur. (Western Union dahili memorandum, 1876)

    ** Aktörlerin konuşmalarını kim duymak ister ki?" (H.M.Warner,Warner Brothers, 1927)

    ** Onların soundunu sevmiyoruz, zaten gitar müziğinin de modası geçiyor." (1962 de the Beatles'ı reddeden Decca Kayıt Şirketi.)

    ** Biz de Atari firmasına gittik ve, 'Hey, bizim harika bir şeyimiz var, sizin bazı parçalarınızı bile imal edebiliriz. Bize parasal kaynak olmaya ne dersiniz? Ya da onu size verelim. Biz sadece onu yapmak istiyoruz. Maaşımızı ödeyin, sizin için çalışalım.' 'Hayır', dediler. Sonrada Hewlett-Packar'a gittik. Onlar da, 'Hey, size ihtiyacımız yok. Siz daha üniversiteyi bile bitirmemişsiniz,' dediler." (Apple Computer Inc. kurucusu Steve Jobs, Steve Wozniak'la birlikte tasarladıkları kişisel bilgisayarı, Atari and H-P'ye götürdüklerinde)

    ** Petrol çıkarmak için kuyu açmak mı? Yani toprağı delip petrol aramaktan mı söz ediyorsun? Sen delisin!" (Edwin L.Drake 1859'da bazı kuyu açıcılara iş teklifi götürdüğünde, onlar ona bu cevabı vermişlerdi.)

    ** Gelecekteki bilimsel ilerlemeler ne olursa olsun, insanlık Ay'a asla ulaşamayacaktır." (Dr.Lee De Forest, vakum tüpünün kaşifi ve televizyonun babası.)

    ** Keşfedilebilecek her şey keşfedilmiş bulunuyor." (Charles H. Duell, commissioner, U.S. Office of Patents, 1899)

    ** Lokomotiflerin posta arabalarından iki kat daha hızlı gidebileceği hakkında beslenen kanaatten daha saçma ne olabilir?" (The Quarterly Review,England (March 1825)

    ** Ameliyatlarda acının dindirilmesi aptalca bir hayaldir. Onu aramaya çalışmak saçmalıktır. Ameliyatlardaki bıçak ve acı hastaların zihninde ebediyen birlikte yaşayacak iki kelimedir." (Dr.Alfred Velpeau (1839) French surgeon)

    ** İnsanların Ay'a seyahat edebileceklerini düşünmek, fırtınalı Kuzey Atlantik Okyanusunu buharlı gemiler kullanarak geçebileceklerini düşünmek gibidir." (Dr. Dionysus Lardner (1838) Professor of Natural Philosophy and Astronomy, University College,London)

    ** Ay'a roket göndermek gibi aptalca bir fikir, habis uzmanlaşmanın düşünceye karşı kapıları sımsıkı kapalı hücrelerde çalışan bilimcileri hangi saçma noktalara götürebileceğinin bir örneğidir."(A.W.Bickerton (1926) Professor of Physics and Chemistry, Canterbury College, New Zealand)

    ** Paris sergisi kapanınca elektrik ışığı da sönecek ve artık ondan hiç sözedilmeyecek." (Erasmus Wilson (1878) Professor at Oxford University)

    ** İyi bilgilenmiş kimseler bilirler ki, sesi teller üzerinden nakletmek imkansızdır, bu mümkün olsa bile böyle bir şeyin pratik bir değeri olamaz." (Editorial in the Boston Post 1865)

    ** Geçen yıl hiç bir radikal gelişme ortaya çıkmamış olmasından anlaşılıyor ki otomobil gelişiminin son noktasına pratik olarak ulaşmıştır." (Scientific American, Jan. 2, 1909)

    ** Havadan hafif ve uçabilen makineler imkansızdır." (Lord Kelvin, ca. 1895, Biritish mathematician and physicist)

    ** Radyonun geleceği yoktur." (Lord Kelvin,ca. 1897)

    ** Televizyon teorik ve teknik olarak mümkün olsa bile ben onun ticari ve finansal bakımdan imkansız olduğunu ve geliştirilmesi için çok fazla zaman harcamamamk gerektiğini düşünüyorum." (Lee DeForest, 1926 American radio pioneer)

    ** ENIAC'ın üstündeki hesap makinesi 19,000 vakum tüpüyle donatıldığına ve 30 ton geldiğine göre, geleckteki bilgisayarlarda belki de sadece 1,000 vakum tüpü bulunabilir ve onlar 1,5 ton ağırlığında filan olabilir." (Popular Mechanics, March 1949)

    ** Herkesin evinde bir bilgisayar bulunmasının gereği yok." (Ken Olson, 1977, President, Digital Equipment Corp.)

    ** Nükleer enerjinin bir gün elde edilebileceğine dair en ufak bir gösterge bile bulunmuyor. Bu, atomu istediğimiz gibi parçalayabileceğimiz anlamına gelirdi." (Albert Einstein, 1932)
     
  8. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Dünyamızdaki Hassas Dengeler

    Yerçekimi;-Eğer daha güçlü olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla amonyak ve metan biriktirir, bu da yaşam için çok olumsuz olurdu.
    -Eğer daha zayıf olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla su kaybeder, canlılık mümkün olmazdı.


    Güneş'e uzaklık;-Eğer daha fazla olsaydı: Gezegen çok soğur, atmosferdeki su döngüsü olumsuz etkilenir, gezegen buzul çağına girerdi.
    -Eğer daha yakın olsaydı: Gezegen kavrulur, atmosferdeki su döngüsü olumsuz etkilenir, yaşam imkansızlaşırdı.


    Yer kabuğunun kalınlığı;-Eğer daha kalın olsaydı: Atmosferden yerkabuğuna çok fazla miktarda oksijen transfer edilirdi.
    -Eğer daha ince olsaydı: Hayatı imkansız kılacak kadar fazla sayıda volkanik hareket olurdu.


    Dünya'nın Kendi Çevresindeki Dönme Hızı;-Eğer daha yavaş olsaydı: Gece gündüz arası ısı farkları çok yüksek olurdu.
    -Eğer daha hızlı olsaydı: Atmosfer rüzgarları çok çok büyük hızlara ulaşır, kasırgalar ve tufanlar hayatı imkansızlaştırırdı.


    Ay ile Dünya Arasındaki Çekim Etkisi;-Eğer daha fazla olsaydı: Ay'ın şiddetli çekiminin, atmosfer şartları, Dünya'nın kendi eksenindeki dönüş hızı ve okyanuslardaki gelgitler üzerinde çok sert etkileri olurdu.
    -Eğer daha az olsaydı: Şiddetli iklim değişikliklerine neden olurdu.


    Dünya'nın Manyetik Alanı;-Eğer daha güçlü olsaydı: Çok sert elektromanyetik fırtınalar olurdu.
    -Eğer daha zayıf olsaydı: Güneş Rüzgarı denilen ve Güneş'ten fırlatılan zararlı partiküllere karşı Dünya'nın koruması kalkardı. Her iki durumda da yaşam imkansız olurdu.


    Albedo Etkisi (Yeryüzünden Yansıyan Güneş Işığının, Yeryüzüne Ulaşan Güneş Işığına Oranı)-Eğer daha fazla olsaydı: Hızla buzul çağına girilirdi.
    -Eğer daha az olsaydı: Sera etkisi aşırı ısınmaya neden olur, Dünya önce buzdağlarının erimesiyle sular altında kalır daha sonra kavrulurdu.


    Atmosferdeki Oksijen ve Azot Oranı:-Eğer daha fazla olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde hızlanırdı.
    -Eğer daha az olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde yavaşlardı.


    Atmosferdeki Karbondioksit ve Su Oranı:
    -Eğer daha fazla olsaydı: Atmosfer çok fazla ısınırdı.
    -Eğer daha az olsaydı: Atmosfer ısısı düşerdi.


    Ozon Tabakasının Kalınlığı-Eğer daha fazla olsaydı:Yeryüzü ısısı çok düşerdi.
    -Eğer daha az olsaydı:Yeryüzü aşırı ısınır, Güneş'ten gelen zararlı ultraviole ışınlarına karşı bir koruma kalmazdı.


    Sismik (Deprem) Hareketleri-Eğer daha fazla olsaydı: Canlılar için sürekli bir yıkım olurdu.
    -Eğer daha az olsaydı: Okyanus zeminindeki besinler suya karışmaz, okyanus ve deniz yaşamı dolayısıyla bütün Dünya canlıları olumsuz etkilenirdi.



    Hugh Ross, The Fingerprint of God: Recent Scientific Discoveries Reval the Unmistakable Identity of the Creator, Oranga, California, Promise Publishing, 1991, s. 129-1329
     
  9. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Yere düşen bir yıldırım yaklaşık olarak saat 50000kmlik bir hızla yukarıya doğru iyonizasyonla yükü toprağa boşaltır.Bu boşalma sırasında 100milyon voltluk bir gerilimle 200,000 ampere kadar çıkan akım toprağa akar.Bir yıldırımın güneşin yüzeyinde ölçülen ısının 5 misli bir sıcaklık yaratabileceğini

    Dünya yüzeyindeki en küçük maymun Brezilya’nın ‘cüce marmoset’ idir. Nesli hızla tükenen bu benekli koyu kahverengi ve sarı yaratığın yetişkinlerinin 15cm yavrularının ise 4cm boyunda olduğunu

    Dünyanın en yaşlı ve yüksek ağaçlarında olan ve ABD’de Sierra Nevada Dağlarında bulunan Sekoya’lar 110metre yüksekliğine ve 6-6 metre çapa erişebilir.Bunlarının yaşlarının 4000 yılı bulduğunu

    Biz su rezervlerimizin kısmetini bilmezken bazı ülkeler suya hasret.Kullanma suyunu deniz suyundan elde etmeyi başaran Dubaililerin 1 litre su içebilmek için tam 4 litre benzin parası ödemek zorunda kaldığını

    Yaygın inanışın aksine vahşi alanların en çok görüldüğü bölge Afrika değildir.Afrika kıtasının%28’inin vahşi bölge oluşturduğunu Kuzey Amerika’da bu oranın %38 olduğunu

    Kuzey kutbundaki buz örtüsüyle kaplı Grönland 2,166,086 km2’lik yüz ölümüyle dünyanın en büyük adasıdır.Bu dev adanın isminin yerli halkı kalaallit’leriin dilinde : kalaallit Nunaat yani kalaallit’lerin ülkesi olduğunu

    Küresel ısınma nedeniyle dağ buzulları giderek artan bir hızla eriyor.Rocky dağları And dağları Alpler ve himalayalar ile Montana Glaciers milli parkı’nda 1850lerde 150 olan buzul sayısının bugün 50’ye düştüğünü

    Futboldan sonra dünyadaki en popüler sporlardan olan basketbolun Kanadalı beden eğitimi öğretmeni James Naismith tarafından 1891 yılında ABD’de icat edildiğini

    And dağlar Güney Amerika’nın büyük okyanus kıyılarına paralel biçimde yükselir.Bu sıra dağlardaki tepelerin 57 tanesinin 5100metreyi aşar(Ağrı Dağı 5137metre).140 ile 160 km genişlindeki And Dağlarının uzunluğunun 7500kmden fazla olduğun

    BİLİYOR MUSUNUZ?
     

Bu Sayfayı Paylaş