İletişim Kavramı ve Tanımı Hakkında Bilgi

'Açık Öğretim AÖF' forumunda SeLeN tarafından 23 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İletişim Kavramı ve Tanımı Hakkında Bilgi konusu açık öğretim sosyal hizmetler bölümü dersleri - iletişim nedir - iletişim süreci - iletişim sürecinin işleyişi

    İletişim, anlamların paylaşım sürecidir.

    Kültür, insanoğlunun doğal ve toplumsal çevresi ile etkileşim içinde yarattığı araç, gereç, teknikler vb maddi değerler ve inançlar töreler vb manevi öğeleri içeren insana özgü yaşam biçimi olarak özetlenebilir. Kültürün en önemli yapı taşlarından biri de iletişimdir.
    İletişim Süreci ve İletişim Sürecinin Öğeleri
    Süreç; bir olayın sürekli olarak ve birbirini izleyen değişmelerle gelişmesi, başka bir olaya dönüşmesi durumudur.

    İletişim Sürecinin Öğeleri
    Kaynak- İleti- Kanal- Araç- Alıcı/Hedef
    Kaynak: Duygu ve düşüncelerini çeşitli iletişim biçimleriyle karşısındaki kişi ya da kişilere aktarmak üzere harekete geçenlerdir. Çocuğuna masal anlatan bir anne, bir mitingde konuşan politikacı
    İleti: Bir şeyi aktarmayı, iletmeyi isteyen kaynağın ürettiği somut ürüne denir. İki önemli boyutu vardır: yapı ve içerik.
    1. Yapı; göstergeler, simgeler ve kodlardan oluşur. Gösterge, kendisinden başka bir şeye gönderme
    yapan, duyularımızla kavrayabileceğimiz bir şeydir ve varlığı kullanıcıların onu bir gösterge olarak kabul etmelerine bağlıdır. C.S. Pierce, F. Saussure, R. Barthes kuramcıları arasında yer alırlar. Pierce göstergeleri; görüntüsel (ikon) gösterge, belirtisel gösterge ve simgeler olmak üzere üçe ayırır. Görüntüsel gösterge; nesnesiyle benzerlik taşır. Haritalar, heykeller, fotoğraflar, karikatürler, maketler, oyuncaklar, krokiler. Belirtisel gösterge; nesnesiyle doğrudan varoluşsal bağlantısı olan göstergelerdir. Kapının zilinin çalması, tencereden çıkan buhar, bacadan tüten duman gibi örnekler verilebilir. Simgeler; nesnesiyle bağlantısı yalnızca uzlaşma, anlaşma ya da kural sonucu oluşturulmuş bir göstergedir. Saussure simgelere nedensiz göstergeler demiştir. Sözcükler birer simgedir.
    Başkalarıyla iletişim kurmak istediğimizde simgelerden/göstergelerden oluşan bir ileti biçimlendiririz. Bu ileti sayesinde yarattığımız anlamın karşımızdaki kişilerce de paylaşılması, kullandığımız simge ve göstergelerin onların da dağarcığında bulunmasıyla mümkün olur. Örneğin, hiç trafikle karşılaşmamış bir Avustralya yerlisi için birer simge olan trafik ışıkları hiçbir şey ifade etmeyecektir. Çünkü onun dağarcığında böyle bir bilgi yoktur.
    Kod; bir kültürün bir toplumun üyelerince ortak olarak kullanılan bir anlam sistemidir. Göstergelerin ve simgelerin hangi bağlamda nasıl kullanılacağını belirleyen kuralları içerir. Kodlar içlerinde paradigmasal ve dizimsel boyutlar barındırır. Paradigma, birbirinden farklı nesnelerin, kavramların topluma, kültüre göre sınıflandırılmasıdır. ( Alfabe). Dizim; paradigmalardan seçimler yapılarak oluşturulur. ( Bir kelimenin alfabedeki harflerin bir dizimidir.)
    2. İçerik; anlamla ilgilidir. Anlam, insanlar tarafından yaratınla, öğrenilen, unutulan, değişen bir olgudur. Toplumsal uzlaşımızda olan gösterge ve simgelere yine ortak olarak paylaştığımız anlamları yükleriz. İki tür anlamdan bahsedebiliriz: Düz anlam; simge ile temsil ettiği şey arasında toplumca uzlaşılmış ilişki. Yan anlam; simge ile temsil ettiği şey arasındaki ilişkinin öznel olması.
    Kanal: Kaynağın kodladığı iletiyi gönderme işlevidir. Radyo dalgaları, telefon kabloları, ses telleri, sinir sistemi, ses dalgaları örnek olarak verilebilir.
    Araç: İletileri kanal boyunca aktarılabilir işaretlere dönüştüren fiziki ya da teknik araçlardır. Ses telleri kanal, ses ve sözler araçtır. Ayrıca gazete, kitap, resim, radyo, dergi, telefon da araçlara örnek verilebilir.
    Hedef/Alıcı: kaynaktan gelen iletileri belli biyolojik ve psiko-sosyal süreçlerden alıp yorumlayan ve bunlara sözlü, sözsüz tepkide bulunan kişidir. Hedef ve alıcı arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Hedef, kaynağın kodladığı iletiyi ulaştırmayı arzu ettiği kişi ya da gruptur. Ancak her zaman hedefe ulaşmak olanaklı olmayabilir. Önemli olan hedefin aynı zamanda alıcı olmasıdır. Sağlıklı bir iletişim sürecinde istenen hedefin aynı zamanda alıcı da olmasıdır.

    İletişim Sürecinin İşleyişi
    1. Kaynaktan Hedefe İleti Akışı
    • Anlamlandırma süreci
    Kaynağın amacını, hedefin özelliklerini, kısaca iletişim durumunu ve bu durumda kendi konumunu anlamlandırıp, yorumlaması sürecinde referans çerçevesi belirleyici olacaktır. Referans (izafet) çerçevesi, kişinin gerçekleri algılayışı ve değerlendirişi ile ilgili bir kavramdır. Referans çerçevesi, her insanın gerçeklere bakış açısı, toplumsal ve kültürel çevresi ile etkileşimleri ve yaşantıları ile belirlenir. Referans çerçevesini oluşturan iki gruptan bahsedilebilir:
    a) Denem alanı ( iç etkenler): İletişimin gerçekleştiği ortamın koşullarından bağımsız, göreli olarak uzun süreli/değişmez olan etkenleri kapsar. Örnek olarak kişinin değerleri, tutumları, inançları, güvenlik, özgürlük, cinsellik gibi temel psikolojik gereksinimleri verilebilir.
    b) İletişim ortamı ( dış etkenler): İletişimin gerçekleştiği ortamın koşullarına göre değişen etkenleri kapsar. Örnek olarak bulunulan yerin ışık durumu, çevrenin kalabalık ve gürültülü olup olmayışı, kaynağın o andaki psikolojik halleri ( yorgun/gergin/sevinçli/rahat gibi) gibi durumlar verilebilir.
    • Kodlama ve gönderme süreçleri
    Anlamlandırma sürecinde kaynağın zihinsel olarak oluşturduğu düşünceleri/iletileri başkaları tarafından algılanabilir ve anlaşılabilir simge sistemlerine dönüştürmesi ve bunları göndermesi süreçlerini içerir.
    Sözlü kodlama (konuşma dili); sözcükleri kullanarak iletmek istediklerimizdir. Her zaman tek başına yeterli olmayabilir.
    Seçilen kod; gönderilme sürecinde kullanılan kanal ve aracın da seçimi demektir. Örneğin, yüz yüze iletişim durumunda sözlü kodlama, ses dalgalarından, konuşma sistemimizden ve sesimizden yararlanmamız demektir. Bazı durumlarda tek bir koddan yararlanılır, bazılarında isteyerek ya da istemeden birden çok kod kullanılır.
    İletilerin kodlama ve gönderiliş süreçlerinde göz önüne alınması gereken bir olgu da yinelemedir. Yineleme, iletilerin anlaşılabilirliği ile ilgilidir. Aynı iletinin birkaç defa yinelenmesi ya da benzer/değişik simgelerle yeniden kodlanması biçiminde olabilir. Konuşurken ya da yazarken “yani”, “demek istiyorum ki” “başka deyişle” gibi ifadeleri kullanmamız örnek olarak verilebilir.
    2. Hedeften Kaynağa İleti Akışı
    • Algılama ve kod açma süreçleri
    İletişimde algılama; iletilerin alıcı tarafından duyu organları aracılığıyla farkına varılması sürecidir. Hem kişinin referans çerçevesi hem de iletilerin alıcının kanallarına uygun olup olmaması algılamanın temelini oluşturur.
    Dikkat; alıcının içinde bulunduğu ortamda duyularını uyaran değişik birçok uyarıcılar arasından birine/bazılarına ilgi duymasıdır. Dikkat iletişimde algılamanın başlangıcıdır.
    Kod açma; algılama sürecinde iletilere dikkati çekilen alıcının algıladığı işaretleri zihinsel olarak anlamlı simgelere dönüştürme sürecidir. Örneğin Çince bilmeyen biri için Çince bir konuşma ileti niteliği taşımaz. Çünkü dikkat edilerek algılansa bile kod açma süreci gerçekleşemez.
    • Yorumlama süreci
    Alıcının kod açma sürecinde düz anlamlarını oluşturduğu iletileri referans çerçevesine göre bir kez daha anlamlandırdığı süreçtir.
    • Kodlama ve geri bildirim süreci
    Geri bildirim (feedback); alıcının algıladığı ve yorumladığı iletilere sözlü, sözsüz her türlü tepki verme sürecidir. Alıcı kendisine ulaşan iletilere yaptığı yorumlandırmalar çerçevesinde yanıt verir, yani bir tutum davranış değişikliği gösterir. Yayınlanan bir film ya da bir kitap eleştirisi geri bildirime örnek olabileceği gibi izleyici mektuplarına verilen yanıtlarda bir geri bildirim örneğidir.
    İletişimde geri bildirim sürecinden söz edilebilmesi için kaynağın iletilerinin yol açtığı tepkilerden er ya da geç kesinlikle haberdar olması gerekir. Yüz yüze iletişimde susma, baş çevirme, kaş çatma, el kol işaretleri de geri bildirime örnek verilebilir.
    İletişim sürecinin işleyişini irdelerken üzerinde durulması gereken bir başka olgu da “gürültü”dür. Gürültü; iletişim sürecinde değiş tokuş edilen iletilerde kaynak ve hedef tarından öngörülmemiş, istenmeyen ve iletişimin kötü işlemesine ya da tümüyle engellenmesine neden olan şeylere denir. Gürültüye neden olan kaynaklar dört grupta sınıflandırılabilir:
    a) Fiziksel gürültü kaynakları: Konuşma seslerini bastıran çocuk ağlamaları, uçak sesleri, radyodaki ya da telefondaki parazitler, yazıda silinmiş karakterler gibi örnekler verilebilir.
    b) Fizyo-nörolojik gürültü kaynakları: İşitme, görme, bozukluğu, zihinsel engeller, konuşma bozuklukları, açlık, yorgunluk gibi durunlar örnekler verilebilir.
    c) Psikolojik gürültü kaynakları: Şiddetli heyecan, sevinç, korku gibi ruhsal durumlar, olumsuz tutumlar, önyargılar örnek olarak verilebilir.
    d) Toplumsal-kültürel gürültü kaynakları: Tarafların bilgi düzeyleri, kültürel çevre ve yaşantıları arasında köklü ayrımlar gibi örnekler verilebilir.
    Çok fazla gürültülü bir ortam kaynağın iletilerini kodlama ve gönderme süreçlerindeki başarısını azaltabileceği gibi hedefin dikkatinin dağılmasına algılama ve kod açmada sorunlarla karşılaşmasına yol açabilir.

    İletişim Gerçekleştiği Alan: Ortak Referans Çerçevesi
    İletişimin gerçekleşebilmesi, hedefle aralarında anlaşabilmelerini sağlayacak ortak bir anlamlandırma alanının bulunmasına bağlıdır. Bu ortak alan iletişimde taraf olan kişilerin referans çerçevelerinin kesiştikleri noktalarda ortaya çıkar. Bu alana ortak referans çerçevesi denir.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş