İki Kum Tanesinin Aşkı !

'Aşk Hikayeleri' forumunda Dine tarafından 26 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İki Kum Tanesinin Aşkı ! konusu İki Kum Tanesinin Aşkı !


    Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok
    sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar. Birbirlerini yanlarında,
    canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler. Derken bir rüzgar çıkmış kum
    tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş. Çok
    uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç
    azalmamış yine sevmeye devam etmişler. Birbirlerine ulaştırabildikleri
    sesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde
    sevmeyi öğrenmişler.
    Bir gün biri diğerine "sevdamız sonsuza erişmesi için aynı anda bir
    dilek dileyelim" demiş. Ikisi de aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve
    tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız, sevdamızın sonsuza dek
    sürmesi olabilir diye ikisi de kendilerini fırtınaya bırakmışlar.
    Gözlerini kapayıp fırtına dindiğinde sevdalarının yanı başında olmuş
    olmayı arzulamışlar. Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar
    yıllarca yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere
    savruluyorlarmış.
    Fırtına günlerce sürmüş kum taneleri de oradan oraya savrulup durmuşlar.
    Ikisini de bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş.
    Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeği öğrenmişler. Günler
    geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikisi de başka
    alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine
    o kadar inanmışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde
    derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeği öğrenmişler. Kendilerine
    birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere
    savrulduklarını anlamışlar. Biran ölmek istemişler ama sonra
    birbirlerini hiç görmeden,mesafelere, engellere rağmen sevmeği
    öğrenmişler. "Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşmaz ki birbirimize"
    demişler. Ikisi de yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca
    hep susmuşlar. Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet
    etmeden beklemişler. Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler. Yıllar geçmiş ama
    sevgileri hiç geçmemiş.
    Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar. Bir gün ikisi de
    birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar ve kavuşmak için
    yeniden fırtına çıkmasını dilemişler. Beklemişler beklemişler ama
    fırtına bir türlü çıkmamış. Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya
    bırakmak için oldukları yerde dönmüş durmuşlar ama hepsi nafile küçük
    bir rüzgar bile çıkmamış. Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar.
    Sevdiklerinin, sevdalarının, yıllarca beklediklerinin tam karşısında
    durduklarını görmüşler ve hemen ikisi de yıllar önce diledikleri dileği

    anımsamışlar.
    Dilek şöyleymiş "Allah'ım bizi birbirimize her şeyiyle sevmeği
    öğrendiğimizde kavuştur. Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin."
    Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini
    sandıkları yılları aslında birbir yanı başlarında geçirmişler.
    Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler
    çünkü onlar sevmeği her şeyiyle öğrenmeği dilemişler.

    Dilekleri kabul olmuş umutla, sabırla, acıyla, yakında, uzakta...her
    şeyiyle sevmeği öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar. Sevmeği bildikten sonra mesafeler, acılar, yıllar, aylar...asla sevdayı
    söndürmez ama sevmeği bilmedikten sonra yanı başında ki sevdiğini bile
    yıllarca göremeyebilir insan...

    ALINTI...
     

Bu Sayfayı Paylaş