İhtiyar Mecusi - İslami Hikayeler - Dinle İlgili Hikayeler

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda Dine tarafından 28 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İhtiyar Mecusi - İslami Hikayeler - Dinle İlgili Hikayeler konusu
    İhtiyar Mecusi



    İran da İslam'ın yeni yeni yayılmaya başladığı bir zaman... İhtiyar bir mecusi bir odaya çekilmiş kapıyı üzerine kapamış kimse ile görüşmüyordu. Bunun bir putu vardı. Vaktini hep onun hizmetine hasretmişti.

    Zaman olur mecusinin bir sıkıntısı zuhur eder kime koşacak tabi yıllarca hizmetyinde bulunduğu putuna ve koşar sıkıntısının giderileceği umuduyla putunun önünde yalvarır yakarır yatar yuvarlanır ve derki.

    -Hey put! Aciz kaldım canıma tak etti. Ban merhamet et yardım et sıkıntımı gider.

    Huzurda bir müddet daha kalır fakat işleri yoluna girmez hani nerdeyse daha da kötüye gider. Put'un ne kabahati varki altı üstüğ bir put ne karşısındaki mecusinin anlattıklarını yalvarmalarını yakarmalarını duyabiliyor ne de kendine yaptığı hizmeti görüp ona şahit olabiliyor altı üstü bir taş bir odun parçası üzerine konan sineği kovalamaktan aciz başına eden güvercinlerin pisliğini mecusi temizlemezse pislik çamurundan çıkmaktan aciz.

    Mecusi isteği olmayınca bütün bu düşünceler ister istemez aklından bir filim şeridi gibi bir anda akıp geçiyor kızıyor ve başlıyor puta söylenmeye:

    - Bu kadar sene sana taptım saçlarımı sakallarımı senin yolunda ağarttım Yapılması muhim olan bir işim var. Yapmıyacaksan beni bırak şu anda Müslümanların Allah'ından diliyorum der ve diler.

    Mecusi daha putun karşısında yüzü toprakta iken Allah onun muradını yerine getirir. Odadan çıkmadan sıkıntısının giderilmiş olduğu müjdesini alır. Olanı biteni bir mecliste anlattığıda oradaki hakikatleri aramakla meşgul olan bir zat düşüncelere dalar ve aklından şunları geçirir:

    -Bir sersem adi batıla tapan başı henüz puthane şarabı ile sarhoş gönlünü küfürden elini hıyanetten çekmemiş olan böyle birinin Cenab-ı Hak dileğine anında cevap verdi.

    O anda gönül kulağına şu kelimeler dökülür:

    -O aklı eksik ihtiyar putun önünde çok yalvardı. Fakat sözü makbule geçmedi istediği olmadı. Onun niyazı eğer bizim dergahımızda kabul edilmeseydi sanem ile Samed arasında ne fark olurdu?" Ey dost! Gönlünü Samed'e bağla ki insanlar sanemden daha acizdirler. Eğer bu kapıya baş koyarsan eli boş dönmezsin.


    Alıntıdır
     

Bu Sayfayı Paylaş