İdeal - Tiyatro Metni

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda KaRDeLeN tarafından 4 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İdeal - Tiyatro Metni konusu İdeal - Tiyatro Metni - İdeal Tiyatro Metni - İdeal Tiyatro Oyunu - Tiyatro Oyunları



    ŞAHISLAR: ORHAN,FEHİMAN,GÜZİN,FİKRET.


    Fikret:Tam üç katlı bir ev. Alt katı tamamen spor salonu yapacağım. Etrafındaki arsaları da alacağım ki kimse gelip apartman falan dikip de karanlık yapmasın. O arsaları ağaçlandırıp etrafı orman gibi yaparım. Tertemiz hava soluruz.
    Güzin: Offf,Fikret sen hayal kuruyorsun. (GAZETE HIŞIRTISI) Benimse ne ideallerim var bir bilsen...
    Fikret:Hıh.... Sanki seninki hayal değil. Hep aynı şeyleri kuruyorsun. Baş örtüsü sorununa çözüm bulacaksın, üniversitede okuyacaksın...

    (GAZETE HIŞIRTISI DEVAM EDER)
    Güzin: Hem de en güzel üniversitelerde!Ben ve arkadaşlarım okuyacağız ve bu ülkeyi özgür, güzel-liklerin yaşandığı bir yer haline getireceğiz.
    Fikret:Hıh,bunca insanın gücü yetmedi,siz yapacaksınız. Benim hayallerim güç yeter cinsten hiç olmazsa.

    (GAZETE HIŞIRTISI)
    Güzin: Benim de yetecek inşallah .Öyle evmiş,arabaymış basit şeylerle uğraşamam. Daha yaşana-bilir bir Türkiye!..
    Fehiman: Daha yaşanabilir bir Türkiye nasıl olur ki Güzin?
    Güzin: Özgür,müreffeh,herkesin istediği gibi yaşadığı,bir takım insanların ikinci sınıf muamele görmediği...
    Fehiman: Sen bu sloganlarından pek kurtulacağa benzemiyorsun.
    Güzin: Hiç de bile,bunlar slogan değil. İdeallerim benim.
    Fikret:Güzin ablama göre benimkiler hayal,kendininkiler ideal.
    Fehiman:Çocuklar,sonuçta ikisi de olması gereken değil.
    Güzin: O ne demek abla? Hadi hayallerimizi eleştirmeni anladım da,idealsiz yaşanır mı?
    Fehiman:Haklısın,insanın idealsiz olması kötü de, benim eleştirdiğim ideallerini put etmesi.
    Güzin:Niye idealimiz put oluyormuş?
    Fehiman:İdeal edindiğimiz şeyin mahiyeti çok önemli Güzin.
    Güzin: Abla herhalde ideallerim dinim doğrultusunda oluşuyor. Ben ideallerimin hem güçlü hem doğru olduğunu düşünüyorum.
    Fehiman:İçine hevanın hevesinin karışmadığından emin misin?
    Güzin: Güzel bir şeyin içine heva ve hevesim karışsa ne olur?
    Fehiman:Ne mi olur? İşte o zaman,heva ve hevesinin arkasında koşmuş olursun.
    Güzin: O kadar da değil,ama at gibi olmaktansa yanlış da olsa bir ideali sahiplenmek iyidir.
    Fehiman:Olmaz Güzin,şuurlu insanlar bir yanlışı ideal edinemez.
    Güzin: Yani işte öylesine dedim.
    Fehiman:Hayır deme. Şuurlu Müslümanlar zaten Sırat-ı Mustagim üzere tefekkür ve vahiyle yaşam tarzlarını belirlerler.
    Güzin: Benim başörtüsü mücadelem de öyle işte abla. Örtü Allah’ın istediği bir şey olduğu için bunun mücadelesini veriyorum.
    Fikret:Yapma abla,sana karışmasalardı,istediğin gibi okuyabilseydin yine başörtüsünü mesele edecek miydin?
    Güzin: Niye edeyim ki? İstediğim gibi başımı örtüp,istediğim gibi tahsilimi yaparsam niye mücade-le edeyim?
    Fehiman: Tesettürsüzlükten başka günah ve sakıncalı haller yok mu Güzin? Onlarla mücadele edilmez mi? Senin isteğine muhalif olanların dışındakiler mücadeleye layık değil mi?
    Güzin: Onlar benim meselem değil ki.
    Fikret:Hıh,gördün mü? Yılan sana dokununca tepki veriyorsun.
    Güzin: Hiç de bile,kim demiş?
    Fehiman:Fikret bence biraz haklı Güzin. Bizim meselemiz İlay-ı Kelimetullah olmalı,bunun için mücadele edilmeli.
    Güzin: (İtirazcı)Ne alakası var ki abla?
    Fikret: (Atılır)Var abla,bal gibi de alakası var.
    Güzin: (Sinirli)Sana sormadım Fikret,ablama sordum.
    Fehiman:Evet Güzin,yılan,davamıza,dinimize,yani La İlahe İllallah’a dokunduğunda şahsi mesele-lerimizi ön plana çıkaramayız.
    Güzin:Abla anlamıyorum. Başörtüsü Allah’ın emri işte.
    Fehiman: Öyle de Güzin,sen başörtüsü takmadığın için değil,başörtünle istediğin tahsili yapamadı-ğın için mücadele ediyorsun.
    Güzin: Tabii ki... Neden herkes tahsil yapıyor da ben yapamıyorum?
    Fikret: Nedeni açık abla,Müslüman olduğun için.
    Güzin: Diğerleri Müslüman değil mi?
    Fikret: Olabilir,ama onlar bunu görüntüleriyle belli etmemişler.
    Güzin: Ama ben bu ülkede Müslüman görüntümle tahsil yapmak istiyorum.
    Fehiman: Doğru,haklısın da,gördüğün gibi bütün yollar tıkalı,elimizden bir şey gelmiyor. Hem Güzin, hani davamız La İlahe İllallah idi. İsteklerimiz ona göre şekillenirdi.
    Fikret: (Sözü alır)Kendi isteklerimizin arkasında koşmayacaktık. Bu bir imtihan. İşler istediğin gibi gitmiyor diye davana halel getiremezsin.
    Güzin:Niye halel gelsin? Ben davamı bırakmıyorum ki.
    Fehiman:Şeyy yani Güzin,ideal sahibi olmaktan bahsettik de onun için dedim. İdealist insanlar taviz vermez.
    Fikret:Babama sorarsanız Müslüman idealist olmazmış.
    Güzin:Öyle mi? Neden acaba?
    Fikret:Ne bileyim,açıklamıştı da unuttum.
    Fehiman:Gelin yanına gidelim. Böyle çok okumasını protesto ederiz hem.

    (KISA FON YA DA AYAK SESLERİ)
    Fehiman:Babacığım bu nasıl iş?Kaç saattir odadasınız.
    Orhan: Topu topu iki saat ya oldu ya olmadı.
    Fikret:Zaten bütün akşamımız kaç saat ki?
    Orhan: Henüz geceler uzun,vaktimiz çok oluyor.
    Güzin:Bizim evde gecelerin veya gündüzlerin uzun veya kısa olması durumu değiştirmiyor.
    Orhan: Değiştirmiyor mu? Bir şikayetin var herhalde Güzin.
    Güzin:Bir değil çok şikayetim var baba. Bu evde herkes eline geçen fırsatta kitaba kapanıyor.
    Orhan: Bak sen,bildiğim kadarıyla bu akşam bu işi yapan bir tek benim. Anlaşıldı,siz birlik olup beni sıkıştırmaya gelmişsiniz.
    Fehiman:Evet iyi bildiniz,size bir şey sormaya geldik.
    Orhan: Hıh,sadede gelin şöyle. Şimdi söyleyin bakalım,ne istiyorsunuz?
    Güzin:Babacığım Fikret diyor ki Müslüman idealist olmazmış. Siz söylemişsiniz.
    Orhan: Doğru söylemişim,bu zararlı bir tavır.
    Fikret:Zararı ne babacığım?Ben biraz önce ideallerimi söyledim,Güzin ablam buna hayal dedi.
    Orhan: Eh,isabet etmiştir. Hayallerimizde biraz heves vardır,ideallerimizde de mükemmel olma beklentisi.
    Güzin:Ablam da benim idealimi tenkit etti,güya sloganmış.
    Orhan: Hıı,seninki slogan, Fikret’inki hayal. Peki Fehiman’ınki ne acaba?
    Fehiman:Benimki mefkure.
    Orhan: Hımm...(Biraz düşünür) Yalnız Fehimancığım,idealistlik yanlış ama,mefkureci olmak da iyi bir şey değil ha.
    Güzin:Neden baba?
    Orhan: Kızım idealistler meselelere felsefi bakarlar. Fikirleri,varlık bilgileri dışındaki gerçekliği kabullenmezler. Felsefi ve bilimsel konularda çok titizlenip,olaylardan,gerçek hayattan insanı uzaklaştıra-rak çoğu kez hayallerle yaşamaya iterler. Bu da hiç münevverce olmaz. Mü’min her halükarda yaşadığı gerçekleri göz önünde bulundurarak doğrulara ters düşmemeye çalışır. Bu tavır,ideoloji karşıtlarının realizmi olarak değil,hakikatten uzak kalma çabası olarak değerlendirilmeli.
    Fehiman: Hıı.... Böylece güzel meselelerden uzak kalmayınca anarşi de doğmaz.
    Orhan: Doğru,Müslümanın her halükarda meşgul olması gereken işleriyle günlük hayatta aktif olarak yer alması lüzumlu bir faaliyettir,bir ihtiyaçtır.
    Güzin:Evet,bence de. Öyle bir odaya çekilerek saatlerce kitap okuyacak zamanı olmaz.
    Orhan: Mecbur kalır kızım,meselelerini çözmek için araştıracak. Yoksa bu kez de günlük hayattaki olaylara takılıp,akıntıyla sürüklenir.
    Güzin:Allah’tan ki biz akıntıyla değil,kitaplarla sürükleniriz.
    Orhan: Güziin,fazla sataşma. Bak bundan sonra odadan hiç çıkmadan kitap okurum ha.
    Fehiman:Okuyun babacığım,sizinki felsefi değil,İbrahimi bir okuyuş.
    Orhan: Aferin kızım. Gördün mü Güzin,hadi yiğitsen bir daha sataş.
    Fehiman:Güzin bu yanlışlar dünyada neden bu kadar yayılmış biliyor musun? İnsanlar vahyi öğretiden uzak kalınca oluşan boşluklar batılla doldurulmuş. Şu hadis-i şerifi hatırlasana: “İnsanlar arasına karışıp onların ezalarına sabrederek,onları hayır ve fazilete irşad eden mü’min,onlara karışıp görüşmeyen ve onların sevilmeyen hallerine katlanmayandan daha hayırlıdır.”
    Orhan: Tabii,batıl sürekli bir sistem arayışıyla birçok izm’ler,ideolojiler oluşturmuş. Hele bir döneme, 18. 19. asra ‘ideolojiler çağı’ demişler. Etraflarına topladıkları insanlarla kendi sistemlerini oluşturmaya çalışmışlar.
    Güzin:Başarılı olabilmişler mi baba?
    Orhan: Bir noktada evet. Fakat biliyoruz ki batıl yok olmaya mahkumdur. Hem de kısa sürede. Yalnız bizim İbrahimi okuyuşu hızlandırıp batılın yok oluşunu hızlandırarak hakkı ikameye gayret etmemiz gerek.
    Fehiman:Aksi halde bir yanlışı kaldırıp,yerine bir başka yanlışı yerleştiriyorlar.
    Orhan: Doğru. Tıpkı ideolojilerde olduğu gibi. Bir dönem bu akımdan zarar gören kesim,telafi için işi akılcılığa,yani az önce bahsettiğimiz realizme,rasyonalizme dökmüşler. Al birini vur ötekine. Tanımı tam yapılmamış,çeşit çeşit anlamlar yüklenen,içeriğiyse ahireti inkar eden bu sistemler hala da var olma savaşı veriyorlar. Kendileri yükselmek için,gerçeklerin doğru yanlış demeden üzerine çıkıp, “hayır hayır” diye tepiniyorlar. “Hayır” diye reddetmek bunların şiarı.
    Fehiman:Biz Allah’tan gelene evet deriz,tavrımız hep doğrudan yana olursa hayatımızda boşluk oluşmaz.
    Güzin:Nasıl yani?
    Fehiman:Güzin,biz önce doğruyu tanıyıp,sonra onu yaşayıp,bir de yaşamayana muhalefet edip,daha sonra da ondan nefret ederek ideal Müslüman tipi oluşturabiliriz.
    Güzin:Oh,ne güzel. Biz ideal tip hayali kurarken gördüğünüz gibi onlar cemiyetler,topluluklar oluş-turup asırlara damgalarını vuruyorlar.
    Fehiman: Sandığın kadar değil. Her asırda araştıran,öğrenen Müslümanlar yetişmiş. Fakat tabii ki şu batılılar gibi reklamları yapılmadığından az sanılıyor.
    Güzin:Hayır,onlar gerçekten de az.
    Orhan:Kızım Celaleddin Afgani,Muhammed Esed,Hamidullah,Reşit Rıza,Fazlurrahman,Musa Carullah. Daha ileriye gidersek Numan bin Sabit,İbn-i Teymiyye,İmam Malik,Hambeli,Şafii ve daha niceleri... Daha sayayım mı, ister misin? Bunlar yaşadıkları dönemse etkili birer ekoldürler. Mensupları hakkın, hikmetin gelişmesi için mücadele etmişler.Eserleriyle,talebeleriyle insanları hala istifadelendir-mekteler...
    Fehiman: Doğru,onlarınki hiçbir zaman ütopya olmamış. Hikmeti idrak edip,tevhid akidesini sağlamlaştırmaya çalışmışlar. Ne bir turan hayali,ne de ırkçı bir ülkü,sadece tevhid akidesi.
    Orhan:Ya,dediğin gibi idealistler,ırkçılar yaşamlarında gerçekleştiremeyecekleri hayallerini tasvir ederek hem kendilerini,hem etraflarındakileri oyalamış durmuşlardır.
    Fehiman:Hala da oyalıyorlar.
    Orhan: Oyalanadursunlar,biz kendi hesabımıza bakalım. Onlar insanı yaratanına bakarak tanıma-dıkları için fıtrata aykırılıklarıyla hep falso verirler. İdeolojilerini fıtrat üstü bir konuma yerleştirip insanları ideolojileriyle tahakküm altına alacaklarını sanırlar.
    Fehiman: Felsefeleriyle,akılcılıklarıyla,bilimsellikleriyle ,dünyayı ve varoluşu izaha yelteniyorlar. Tabi fizik ötesine akıl erdiremeyince inkara sapıyorlar. Oysa bizim gayba imanımız zihnimizi hiç lüzumsuz sorularla oyalamıyor.
    Orhan: Elbette,ve insanın mükemmel olamayacağını,daima eksikliğinin bulunabileceğini bildiği için hiçbir beşeri oluşuma körü körüne intisap etmiyor. Bir ideali benimsemek,bir mefkureyi sahiplenmek insanı sıradanlıktan,adam sendecilikten kurtarır. Nasıl,anladın mı Güzin? Neden hiç sesin çıkmıyor?
    Güzin: Dinliyorum,anlamaya çalışıyorum.
    Fehiman: Ne anladın peki?
    Güzin:Şunu anladım; felsefeciler,bilim adamları insanı muammalaştırıp, işleri çok fazla çıkmaza sokmuşlar. İnsanlara kendi doğru sandıkları bilgileri yükleyip,robotlaştırmışlar.
    Fehiman: Hıı,iyi anlamışsın. Üstelik onu hayvanlarla aynı kefeye koyup incelemeye almışlar.
    Orhan: Biz o araştırmaların dışındayız iyi ki. Hele Fikret,tamamen dışında.
    Güzin:Evet,şuanda rüya aleminde yaşıyor.
    Orhan: Ne olacak şimdi? Sorularımızın cevabını alamadı.
    Fehiman: Onun daha vakti var. Şimdilik triblex evli ve spor salonlu hayallerini kursun,rüyalarında görsün. Elbet onun da ayakları basacak. Küçük çadırlarında,hasırlar üzerinde istirahat edip,tevhid akidesini dünyaya tanıtanlarla uyanacak.
     

Bu Sayfayı Paylaş