İbrahimköy Alaca Çorum

'Çorum Tanıtımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 5 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İbrahimköy Alaca Çorum konusu Çorum İli Köyleri - Alaca İbrahimköy - İbrahimköy Hakkında Bilgiler - İbrahimköy Resimleri



    İbrahimköy, Çorum ilinin Alaca ilçesine bağlı bir köydür.
    Konu başlıkları


    Tarihi

    İbrahim Köyü ismi; Karkın Köyü’nün tahminen 1-2, km güneyi,Çevreli(Alamaslı)köyünün doğusu ile İbrahim Köyü (Alaca Göleti)nin kuzey kısmında bulunan YUKARI KÖY 'de (Alabalık Yetiştirme Çiftiğinin batısında) yaşamışlardır.Adlarına Yukarı köylüler diye söylenmiştir. İbrahim Makoyunlu isminde birisinin koyun sürüleriyle yaşadığı ve orada (kömü) yani koyun ahırı bulunduğu rivayet edilmektedir. İbrahim Makoyunlu Yukarı Köyde yaşayanları kendi ahırını yanına (Kızılkoyuncu mahallesine)ev yapmaları konusunda ikna ettiği söylenmektedir.Yukarı Köyün açık arazi üzerine kurulmuş olması ve soğukların da hayli etkili olması nedeniyle şuandaki mevcut Köyün Kızılkoyuncu mevkiinde yerleşmiştikleri köyün en yaşlıları tarafından da doğrulanmıştır.Köye gelmeleri kuvvetli bir ihtimalle 1600'lü veya 1700’lü yıllarda gelerek yerleştikleri bilinmektedir. Halen aynı mevkide ezan taşının bulunduğu görülmektedir.İbrahim Köyü isminide İbrahim Makoyunludan aldığı bildirilmektedir.Daha sonraları" Makoyunlu" atılarak sadece ibrahim Köyü olarak kalmıştır. Köyün içme suyu Çapanoğullarrından hayır sahibi Hatice Hanım tarafından 200 yıl önce 2-3 kilometrelik yerler el ortamı kayalar yarılarak-delinerek pöhreklerle su köye getirilmiştir. Köye göç edip gelenlerin torunlarından olan ve köyün bağlarını diken Yusuf (Bekirkethüdaoğlu) oğlu, Hasan oğlu, Ali Osman oğlu, Sofi Mustafa oğlu, Hacı Ahmet oğlu, Halil Kahya oğlu, Ünye/ORDU'da yaşayan Dursun Penekli; Sofi Mustafa’nın 1972 de 115 yaşında vefat eden Hanımı Kamer Penekli Hanımdan rivayet etmektedir. YUKARI KÖYE gelerek köyü ilk kuranların Gaziantep'in Nizip İlçesinden geldikleri tarih araştırmacıları tarafından bildirilmektedir.Nizip bulunan köy,mahalle ve araszi isimlerinin köyümüzde de kullanılmış olmaları bu bilgiyi kuvvetlendirmektedir.Ve yine bunu teyiden Hacı Ahmet Kahya(Penekli)’da dedelerinin güney/Suriye'den geldiklerini Dursun Penekli’ye anlatmış. Köyü kuranlar; Bekirkedhüdaoğulları (Sofular,BİR ailede Keskin ilçesine göçmüş, Eminler, Gidi Garib, Gidi Şükrüler,Kelaliler),Güloğulları (Arif Kahyalar), İnceoğulları (Doğanlar),Kopturoğulları(Hacıbenliler), Çavuşlar(Hacıaliler, Onbaşılar),İsaoğulları(Tümerler),Karaosmanoğulları (Tahtalılar)Karamehmedoğulları(Topalmehmetaliler), Karavelioğulları(Abidinler) Uzunoğulları(Karaomarlar),Mahukoğulları(Dudunun Mehmetler),Nazarbekiroğulları(Çopurabdullahlar) gibi ailelerdir. Daha sonra 93 harbi olarak bilinen savaş sırasında Erzurum ve Kars'tan göç eden kişiler önce Alaca' yerleştirilmiştir. Daha sonra Alaca' adı üzerinde bataklık ve sazlık arazi olması nedeniyle ve gelen kişilerin yayla havasına alışık olmaları hasebiyle bir kısmı İbrahim Köyüne, bir kısmı Tahirabat, diğer kısmı Kızkaraca köyüne yerleşmişlerdir. Köyde;"Kaya"," Penekli","Benekli","Uzun", "Küçük", "Kopdur", "Gül", "Akbıyık", "Deli","Nazar"," Kara","Bolat" ,"Doğan" ,"Çeltek", "Dukan" ,"Zeybek(Yılmaz),"Türk", Kaplan, Tümer, Demir-Demirci ,"Zorbozan"" Yalçın"," Kar", "Köse" ,"Afşar"" Kalender","Bayram","Öztürk"," Akçık""Durmuş" sülaleleri vardır. Bunlardan "Kaya" ve " Penekli" sülalelerinin bir kısmı 93 muhaciri olarak geldikleri bilinmektedir."Penekli-peneklioğlu sülalesi Erzurum Şenkaya İlçesinin Penek köyünden gelmişlerdir..Bu nedenle köylerinin adını yaşatmaktadırlar.Penekli'lerin bir kısmı "Sofular" diye bilinmektedir.Sofular,Karalar,Codarlar,Haloğlular, Eminler,Onbaşılar,Abidinler,Kopdurlar, Gaziantep',in Nizip kazasından sürgün olarak gelip"Yukarı Köy" e yerleşmişlerdir.Yapılan araştırmalar da bu bilgiyi doğrulamaktadır.Ayrıca Nizip köylerinde kullanılan isimlerle İbrahim köyünün Tarla mevkilerine verieln isimler örüşmektedir."Marali",Köyün Alaca tarafından girişinden sağ taraftaki evlere" Muhacirler",," Onbaşılar",Hacıalililer","Haloğlu"," Güveli",Akbıyık sülalesine "Eminler","Tümer" soyadıyla anılan aile daha önceleri "Toruklar" diye anılırdı.,Kaya sülalesinin bir kısmına "Gidiler",polat sülalesinin bir kısmına"Codarlar",Kara sülalesinin bir kısmına "Alicik",Küçüklerin bir kısmına "Muhacir Sadıklar" diye anılmaktadırlar."Küçük" lerin bir kısmı (Ali Küçük)Erzurum ili Oltu ilçesi Çamlıbel(Ardos)köyünden ,bir kısmının da Tercan ,Erzurum,Oltu,Kelkit doğumlu oldukları yapılan araştırmalardan ortaya çıkmıştır. Hatta köyümüz nufusuna kayıtlı Lamahor doğum doğumlu kişilerde yaşamıştır.Bu kişiler köyümüze yerleşmişlerdir. "Küçük" sülalesinden Hamza Küçük'ün Erzurum Oltu ilçesinin Çamlıbel(Ardos) köyünde kendi ismiyle anılan akrabası bulunmaktadır.. Eskiden Penekli'lerin bir kısmı "Sofular" olarak "Küçük" lerin diğer bir kısmı da (Mirza Küçük) ise köye en son olarak gelen kişilerdir."Küçük" sülalesi önce Küre Köyüne yerleşmiş,daha sonra İbrahim Köyüne gelmişlerdir. 1950 yıllarda köye ilkokul yapılmış,Eskisi yıkılarak yeni okul binası 1974 yılında,Köy Hamamı 1977 yılında ve yine köy şebeke suyu Muhtar Mehmet Penekli tarafından yaptırılmıştır. Yine 1953 yıllarında şu an mevcut olan Köy Camisi inşa edilmiştir Muhtar ve köy düğün Salonu ,ve 6 dairelik 3 katlı devlet lojmanı Muhtar Duran Uzun 'un girişimleriyle yaptırılmıştır.Yine Muhtar Duran Uzun zamanında 1981 yılında Atatürk Göleti tamamlanarak köyün sulama sistemi yapılmıştır. Daha sonra köy halkından Dursun Penekli, Gazi Dukan,Niyazi Kopdur,İmam Akif Elmas’ın girişimleriyle Köy Kuran Kursu başlatılmış ve ismini hatırlayamadığımız nice hayırsever köylümüzün yardımlarıyla inşaat tamamlanmıştır.Köyün içme suyu sıkıntısını gidermek için eski köy muhtarı Seyfi Kaya zamanında su deposu yapılmıştır.1990 yılında Muhtar Selahattin Doğan tarafından Köy camisinin eski minaresi sökülerek yeni minaresi yapılmıştır.Muhtar Gazi Dukan köy düğün salonunu kullanılır hale getirdi.Okulun altındaki dereye köprü yaptırdı.Köyün su ihtiyacı gidermek için köyümüzün eski yerindeki suyu alarak Atatürk Göletinin içerisinden geçirerek köye kadar getirmiştir. Köy hamamını atıl vaziyetten kurtararak köy muhtarlığı yaptırarak kullanılır hale getirmiştir.

    Köyün gelenek, görenek:

    KÖYÜMÜZDE KULLANILAN KELİMELER --- Ağartı, Ağazbağa, Ağdaş, Ağrek Yeri, Alifakı, Anadut, Arpalık, Asbab, Aygun,
    Bağtepesi, Balak, Bildirbir, Bıngıldah, Bırçalıh, Biten Özü, Boz Bel, Büyükçayir, Büyük Değirmen, Büyük Dere, Candarma, Cemek, Coruk Emminin Eşmesi, Culuk, Cücük, Ça, Çaput, Çatalyol, Çayırlar, Çavuş Bağları, Çebiş, Çec, Çeten, Çızı, Çiğdem Kazmak, Çipiller, Çoban Gaydesi, Çorak, Dambaşı, Daşlıyokuş, Davar, Davulcu Oğlu, Dede, Deretarla, Desti, Dirgen, Don, Dorotu, Düğün Okuntusu, Dürüm, Düven, Ebem Sekisi, Eğrek Yeri, Ekşimik, Eşgordük, Eşme, Evraç, Evlek, Firik, Galbur, Gardaş, Gatıh, Gatıhlıaş, Godek, Godügodü Gezdirmek, Gidek, Girellik, Goruh, Gozer, Gulük, Gusulhane Harman, Heleotu, Hışır Özü, Hoca Mektebi, Hüyük, Irgatlık İlişkir, Kabasaba, Kağnı, Kağnıyolu, Kangallı, Kara Ağaçlı, Karaçav, Kara Eşme, Kaynarca, Katmer, Kesmik, Kete, Komüş, Komüş Kayası, Kosüre, Koynek, Kumlu, Kullük, Büyükpınar, Kırıkpınar, Kızılkoyuncu, Koseoğlu, Koten, Kömüş, Kumpur, Kup, Küçükçayir, Küçükpınar, Lalek, Loğ Taşı Madımak, Malama, Marali, Maşraba, Mazı, Narpız,

    --- Oğlak, Oklağ, --- Öz ---Pancar(Madımak), Pece, Pelte, Pelverde, Peşkır, Pinnik, Puğut, Purçalık, --- Sağmen, Sako, Saraya, Sığıryolu, Sınırsızlar, Somah, Sulaya, --- Şınavut, --- Talaka, Tandır, Tapan, Temek, Tilki Deliği, Toplu, Toygaşı, ---Yağlı Omac, Yamaçlar, Yamaç Bağı, Yapraklı Dereler, Yelli Dere, Yemlik, Yukarıköy, Yumurtali Omac, Yunahlıh --- Zantırın Ora, Zelve, Zöhre, Zöhür,

    yemekleri hakkında bilgi:

    'İBRAHİM KÖYÜ MUTFAĞI'EKMEK, YEMEK VE ÇORBA ÇEŞİTLERİ

    Çörek: Fırında mayalı hamurdan, haşhaşlı, kıymalı, sirkenli, ıspanaklı, , çökelikli gibi katkılar konularak yapıldığı gibi, ekşimiş hamurdan da yapılan bir ekmek çeşididir. Kömbe: Hamur kızgın külün içerisinde pişirilir. Eski su değirmenlerinde hemen hazırlanan bir ekmek çeşididir. Yufka Ekmeği: Çok önceleri Köyümüzde fırından ekmek alma âdeti yoktu. Herkes evine 2-3 ay yetecek kadar yufka ekmeği yapar. Gerekli olduğu kadar hamur su leğenlerinde ya da teknelerde karılır, üzerine nemli bir bez örtülür, birkaç kadın imece olarak yufka ekmeği hazırlar. Teknede bulunan hamur ersinle yufka ekmeği yapılacak büyüklükte kesilir, yufkayı açan kadınlara verilir, kadınlar tarafından oklava ile açarlar, saç üzerinde pişirilir, katar halinde üst üste konulurdu. Lüzumu kadar temiz bir sofra üzerinde elle ile hafifçe ıslanır, örtü üzerine örtülerek bir miktar bekletildikten sonra sofraya konulurdu. Yufka ekmeği halen Köyümüzün bütün hanelerinde yapılmakta olup dürüm ya da sunak yapılarak yenir. Dürüm yapıldığında içerisine bal, pekmez, yağ, helva, kıyma, çökelik, peynir, ya da kızarmış yumurta, omaç, haşlanmış yumurta vb. katkılar konularak sarılır ve ısırılarak yenir. Mayalı; Bir su leğeni içerisinde ihtiyacı karşılayacak kadar bir hamur içerisine hamur mayası ve yeteri kadar tuz katılarak su ile yoğrulur. Hamur ekşidikten sonra küçük beziler alınıp elde yuvarlak bir şekilde açılarak tandırda bir saç üstünde pişirilir. Üzeri yağlanarak veya içerisine herhangi bir katkı konularak yenir. Köyümüzce herkes tarafından yapılan bir ekmek çeşididir. Bulguraşı: Soğanlar ince ince kıyılır, bir miktar yağ ile kavrulur, daha sonra yeteri kadar salça ve istenirse bir miktar da kıyma konur. Lüzumu kadar su katılıp kaynayınca içerisine bulgur da katılır. Bulgur, pişene kadar kaynatılır ve servis yapılır. Çatalaşı: Yeşil mercimek önceden haşlanır. Haşlanan mercimeğin üzerine bir miktar yarma katılarak yarmalar pişene kadar kaynatılır. Tavada yağ ve kıyılmış soğan, nane, salça, kırmızıbiber katılarak sos hazırlanır. Çorbanın üzerine dökülerek servis yapılır. Düğülaşı: Soğanlar ince kıyılıp bir miktar yağ ile salça kavrulur. Lüzumu kadar su da konur ve kaynayıncaya kadar kaynatılır. Su kaynayınca içerisine bulgur da konulup pişene kadar kaynatıldıktan sonra servis yapılır. Hamuraşı; Yeşil mercimek haşlanır. Önceden kesilen kurutulmuş hamur katılarak pişirilir. Piştikten sonra içerisine sarmısaklı yoğurt katılır, üzerine yağ ile kızartılan yeşil veya kuru nane dökülerek hazırlanır ve yenilir. Helleaşı; Yağda un kavrularak yapılan bir çorbadır. Kazana bir miktar yağ konulur. Yağ kayanama noktasında ihtiyaca göre un konularak un helva meyanesi gibi kavrulur. Kavrulan un ateşten alınarak soğuması için bırakılır. Un soğuyunca tekrar kısık ateşin üzerine konulur. Yavaş yavaş soğuk su katılarak karıştırılır. Un, çorba kıvamına gelene kadar su katılır. Katılan su kaynayana kadar karıştırılır, kaynayınca ocaktan alınır. Ayrı bir tavada yağ kızarana kadar ateşte tutulur, içerisine kırmızıbiber, salça konularak sos yapılır. Katıklıaş; Yeteri kadar su içerisine yeteri kadar yarma, nohut veya beyaz kuru fasulye konularak pişene kadar kaynatılır. Piştikten sonra suyunun yarısından fazlası alınıp onun yerine ihtiyacı karşılayacak kadar ayran konur ve servis yapılır. Sütlü aş; Süt kaynatılır, biraz soğutularak yarma katılarak pişene kadar kaynatılıp servis yapılır. Tarhana Aşı: Katık ya da yoğurt, un, yarma, baharat katıca yoğurulur. Ufak parçalara elle bölünerek temiz bir bezin üzerinde kurutulur, kış için saklanır. Bazı yerlerde bu kuruyan karışım havanda döğülerek toz haline getirilerek de saklanır. Yapımı kuru tarhana bir gün önce ıslatılarak devamlı karıştırılarak pişirilir. İstenilirse önceden ıslatılmış bir miktar nohut da katılabilir. Kuruyunca havanda döğülen tarhanayı ıslatmaya gerek yoktur. Ilık su ile karıştırarak pişirmek yeter. Piştikten sonra isteğe göre üzerine tereyağ ile nane, kırmizı biber ile kavrularak dökülür veisteğe göre sarımsak da katılarak servis yapılır. Kaypak hamur Aşı; Hamur, yufka ekmeği kalınlığında açılır. Açılan hamur mantı karesi şeklinde veya üçgen şeklinde kesilip daha sonra suda haşlanarak süzülür ve üzerine çökelek ve eritilmiş tereyağı ekilir servis yapılarak yenir. Toygaaşı; Kavrulmamış un, su ile yoğurt veya katıkla karışıtırlır. İçerisine bir düğül atılıp ateşin üzerine konur. Bundan sonra devamlı karıştırmak gerekir. Karıştırılmazsa kesilir ve iyi olmaz. Ocaktan indirildikten sonra bir mitktar yağ eritilir ve yağın içerisine bir miktar nane katılır, çorbanın yüzüne dökülüp servis yapılır. Yarma Aşı; Yarma bol suda haşlandıktan sonra yağ yakılarak servis yapılır. Yoğurtlu Aş; Yarma haşlandıktan sonra yoğurt özenerek katılır. Tabaklara veya aş leğenine dökülerek servis yapılır. Katıklı Kesme aşı; Önce yeteri kadar su kayanatılır. Kaynamış su içerisine erişte denilen kesilip kurutulmuş hamur katılıp pişirilene kadar kaynatılır. Pişince kaynamış suyu boşaltılıp onun yerine ihtiyacı karşılayacak kadar ayran katılır. Üzerine yağın içerisinde kızartılmış nane ve sarımsak döğülerek katılıp servis yapılır. Cızlak; Bir miktar un, maya, tuz bardaktan boşalacak kıvamda karılarak hazırlanır. Kızartılmış ve hafifçe yağlanmış sacın ya da kalınca bir tava hafifçe yağlanarak ısıtılınca üzerine dökülerek kızartılır. Arka tarafı çevrilerek kızarınca sacdan veya tavadan alınarak tereyağı ile yağlanıp, ayran veya çayla servis yapılır. Katmer; Un, mayasız olarak yoğrulur. Oklava ile bir parmak kalınlığında açılır. Açılan hamurun üzerine yağ sürülerek hamur rulo haline getirilir. Rulodan küçük yumaklar halinde kesilerek oklava ile 15-20 cm kadar açılır. İstenirse içerisine kıyma ile domates hafif pişirilerek içine konularak saç veya tavada iki yanı da kızartılıp servis yapılır. Kızartma (Sulukızartma) :Yufka ekmeği sulanır. Yuvarlak ekmek ekmek 20x20 ebadında dört köşe katlanıp kızgın yağda iki tarafı da kızartılarak servis yapılır. Hingal: 4 kişilik hingal için yeteri kadar un, yarım kilo kıyma,1 baş kıyılmış soğan,1 yumurta, yeteri kadar tuz ve bir miktar karabiber önceden hazırlanır. Daha sonra un yeteri kadar tuz, su katılıp bir yumurta ile karıştırılarak yoğrulur. Yoğrulan hamur dinlenirken incecikçe kıyılmış bir baş soğan, karabiber ve kıyma tuzla karıştırılarak hazırlanır. Bundan sonra yoğrulmuş hamur dört bezi haline getirilir ve bir yer tahtasının üzerinde önce bezinin biri alınıp çok ince bir şekilde açılır. Açılan bezi kare biçiminde kesilir. Kare şeklinde kesilen hamurların içerisine önceden hazırlanmış kıymadan veya yağ ile hazırlanmış patates püresinden yeteri kadar konulup dört köşesinden büzülerek ocakta kaynayan yeteri kadar tuzu eklenmiş olan suyun içerisine atılır. Erimeye meydan bırakmayacak şekilde pişirilen hingallar kevgir denilen bir aletle kazan içerisinden alınıp tepsi içerisine dökülür. Daha sonra tereyağı ilave edilerek sarımsaklı suya veya sarımsaklı yoğurda batırılarak afiyetle yenir. Pişirilen hingallar yendikçe aynı şekilde diğer beziler de pişirilip servis yapılır. Hingalın istenilen kıvamda olması için özellikle bezilerin ince ince açılması, açılan hamurların güzelce bükülmesi ve suda erimesine meydan bırakmayacak şekilde pişirilmesi gerekir. Yumurtasının yeterli olması, hamurun suda erimemesi için özellikle gereklidir. Mantı(Kazan);Hamur katı şekilde yoğurulup oklava ile açılır. Açılan hamur 4x4 ebadında kesilir. İsteğe göre içerisine kıyma, ince doğranmış soğan ile maydanoz konur. İçsiz de yapılabilir. Kesilen hamur dört ucundan birleştirilerek hazırlanır. Kazanda bir miktar yağ eritilir. İhtiyaca göre su konularak kaynatılır ve daha sonra mantılar içerisine atılır. Biraz daha kaynatılarak kevgirle veya ilistirle süzülür, üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür. Sonra küçük tavada kıyma ve salçalı sos hazırlanır üzerine ekilerek servis yapılır. Mantı (Tepsi);Hamur katı şekilde yoğurulup oklava ile açılan hamur 4x4 ebadında kesilir. İsteğe göre içerisine kavrulmuş kıyma ile maydanoz konur. Kesilen hamur dört ucundan birleştirilerek hazırlanır. İçerisine biraz yağ sürülmüş tepsiye mantılar düzülür. Mantıların üzeri kapanmayacak kadar açılmış bir hamur konur. Tepsi orta hararetli bir ateşe konularak mantıların altı kızartılır. Daha sonra tepsiye bir miktar kaynamış su konularak pişirilir. Mantı hafifçe soğuyunca üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür. Sonra küçük tavada kıyma ve salçalı sos hazırlanır üzerine ekilerek servis yapılır. Servis yapılır. Su Böreği; Bir orta tepsi için bir kilo kadar un, en az beş yumurta, bir tutam tuz, bir su bardağı su ilavesiyle katı olarak yoğurulur. Hamur yumurtadan biraz büyük olarak yumak tutulur. Yumaklar un serpilerek mantılık hamur büyüklüğünde açılır. Açılan yufkalar bir miktar bez üzerinde dinlendirilir. Büyük bir kazanda su kaynatılır. Kaynatılan suya yemek ayarında tuz katılır. Su devamlı kaynar olmalıdır. Dinlendirilen yufkalar bu kaynar suda tek tek haşlanırlar. Haşlanan yufkalar sıcakken ayrı bir kapta bulunan soğuk suya konulur. Soğuk sudan çıkartılan yufkalar, bir süzgeçe konularak suyunun akması sağlanır. Suyu akan yufkalar yağlanmış tepsiye serilir. Her yufkaya yağ dökülür. Beşinci veya altıncı yufkada peynir ya da maydanoz veya kavrulmuş kıyma ve maydanozla içi serilir. Üzerine aynı kat yufkalar serilirken her kat yağlanır ve üst yufkaya da yağ sürülürek fırında tandırda ikisac arasında orta ateşte pişirilir ve kare şeklinde özel börek makasıyla kesilir ve servis yapılır. Yanıç: Mayasız sertçe yoğrulmuş hamur 20 santim çapında, mayalı hamurundan biraz ince açılır. Açılan hamurun yarısına kıymalı ıspanak, sirken otu, kıyma ile domates hafif pişirilerek ya da çökelek konulur. Hamur üst üste kapanarak ve parmakla bastırılarak uçlarından yapıştırılır. Sacda kızartıldıktan sonra, tereyağı ile yağlanıp servis yapılır. Kelle paça; Paçalar ve koyun veya keçi kafaları önce biraz ateş üzerinde tutulur, ütülenir. Sonra kılları iyice kazınır. İki tırnağı arasındaki kıl kesesi yarılarak çıkartılır. İyice yıkanıp büyükçe bir tencereye konur. Yarım limon, bir soğan konarak pişirilir. Piştikten sonra kemiklerden ayrılır, iliklerin çıkması için iyice silkelenir, kafa etleride kemiklerden ayrılır. Başka bir kapta yumurta sarısı, bir limon suyu, un, yarım bardak soğuk su iyice çarpılır. Çorbaya süzülür. Etlerde konarak un kokusu gidinceye kadar kaynatılır pişme işi bittikten sonra sarımsak ve sirke katılarak servis yapılır. Keşkek: Daha çok düğünlerde yapılır. Parça kemikli yağlı et, bütün soğan, yarma katılarak pişirilir. Piştikden sonra belli bir kıvamı alıncaya kadar iyice karıştırılır. Sonrada tavada hazırlanmış tereyağlı, salçalı sos eklenerek yenir. Közleme: İnek, koyun veya kuzu etinden pirzolalıklar hazırlanarak, ateşin korları üzerinde kızartılırlar. Tavuk Çorbası: Tavuk eti haşlanıp bir kenarda bekletilir. Tencereye tereyağı konup eritilir. Soğan ve sarımsak hafif pembeleştrilir. Salçası ve baharatı eklenir.1 kâsede 2 veya 3 kaşık unu suyla karıştırılıp tencereye ilave edilir. Üzerine haşlanmış tavuk suyunu dökerek karıştırıp pişirilir. Madımak: Köyümüzde pancar da denilen madımaklar kök kısımları ayıklanarak satırla kıyılırlar. Kıyılan madımak bir kazana konulur birazda bulgur katılarak pişinceye kadar kaynatılır. Tavada bir miktar yağ eritilir. Eritilen yağın içerisine ince ince soğan doğranır. Pastırma yoksa kurutulmuş çemen konur. Piştikten sonra tabaklara veya aş leğenine konur. Üzerine sarımsaklı yoğurt ekilir. Yufka ekmeği sunağı ile yenmesi çok lezzetli olur. Mıklama: Peynir, pastırma ya da kıyma ile yapılabilir. Tavada yağ kızartılınca, bu malzemelerden birisi tavaya konulur, üzerine yumurta kırılır ve hafifçe pişirilerek servis yapılır.

    Mıklama (Ispanaklı) :Ispanaklar iyice yıkanır ve suda haşlanırlar. Bir tencerede yağ eritilerek ıspanaklar biraz ateşin üzerinde karıştırıldıktan sonra, ıspanakların üzerine yumurta kırılır ve tencerenin kapağı kapatılarak hafif ateşte yumurtalar pişene kadar pişirilir ve servis yapılır. Omaç; Isıtılmış yufka ekmeği, kızgın yağın içerisine ufak parçalar halinde elle doğranır, birkaç yumurta üzerine kırılarak karıştırılır. Yumurtalar yarı pişmeden ocaktan alınarak servis yapılır. Yahni; Çoğunlukta düğünlerde pişirilir. İri olarak parçalanan koyun eti, bir kapta kendi yağı ile kızartıldıktan sonra, bir miktar su ilavesiyle pişirilir. Pişen etler tiridi ile servis yapılacak sinilere konulur. Sinilerin üzerine ekmek sacları kapatılır, servisten yarım saat önce sacın üzerine ateş koru çekilir, misafir veya davetliler gelince servis yapılır. Bulgur Pilavı; İki ölçü et veya tavuk suyu tencerede kaynatılır. Bir ölçü bulgur, kaynayan suyun içerisine tuz ile konur. Normal ateşte pişirilip servis yapılır. Mercimekli Bulgur Pilavı: Önceden haşlanılan yeşil mercimek, iki ölçü et veya tavuk suyu tencere de kaynatılır. Bir ölçü bulgur, kaynayan suyun içerisine tuz ile haşlanmış yeşil mercimek konur. Normal ateşte pişirilerek servis yapılır. Pirinç Pilavı; Pirincin kalitesine göre iki veya bir buçuk et veya tavuk suyu kaynatılır. Ayıklanmış ve yıkanmış bir ölçü pirinç, kaynamış suyun içerisine tuz ile konur. Normal ateşte pişirilerek servis yapılır. Aşure; Alaca’nın birçok köyünde yapılan bir tatlıdır. Aşure, daha çok aşure gününde pişirilmekle beraber zaman zaman pişirilerek tatlı yerine de yenir. Pekmez veya şekerle yapılır. Önceden haşlanan kuru fasülye, ıslanan nohut ve bütün yarma ile fındık, kuru üzüm, incir, fıstık erik gibi çeşitli çerezlerle beraber pişirilir. Balkabağı; Balkabağı, satırla parçalandıktan sonra, kabuğu soyularak büyük bir kazana konulur. Ateşe koymadan bir çay bardağı su konulur. Kabak pişince üzerine döğülmüş ceviz serpilerek yenilir. PUĞUT: en leziz tatlı bizim ecdatlarımızın yapmış olduğu ve de geriden gelen yeni nesilin bunu takip etmemesinden kaynaklanan bir tatlı vardı ki yiyenler bilir kimler bilir. 50.yaşın üzerinde olanlar bilir.Bu tatlı nedir derseniz bunu da artık günümüzde yapa bilecek kadınlarımız.70 .yaşın üzerinde olanlar bilir ve de anneler nineler bilir. yani bu kuşak bilir bu tatlı PUĞUT.Önceden harman sürdüğümüz döğenin veya düz tahtaların üzerine rutubetli bir yerde buğday serilirdi. Zaman zaman bu sulanırdı ki yeşersin diye, sonra süresi dolunca bu dövülürdü bir kabut bezi çuvala konularak çok büyük kazanlarda kaynatılarak büyük çay kazanı dediğimiz kazanlarda. Nefis kokusunu taa harman yerinden hissederdik. bu tatlı bütün köye dağıtılırdı..bunu belirli mevsimlerde özellikle kış veya son baharda yapılır tabak tabak bütün köye dağıtılırdı,hiç bir tatlandırıcı kullanmadan kendi doğal tadı ile inan ki hala hafızamdadır.Ben çok tatlılar yedim ama bu tatlıdaki damak tadını hiç bir yerde yemedim…Bunu soralım anne ve ninelerimize, baba ve dedelerimize,aynı şeyi söyleyecektir aslında bu son nesilde kaybolmadan bunu yaptırıp,yeniden yaşatmak gerek bu bizim mutfak kültürümüzün.bir parçasıdır. Hasıda; Tencerede bir miktar yağ eritilir. Nişasta ve pekmez dışarıda bir kapta karılır. Kızgın yağ içerisine konur ve karıştırılır. Topaklanana kadar karıştırılmaya devam edilir. Ersinle topaklar küçültülerek servis yapılır. Helva; İstenilen miktarda yağ eritilerek kızdırılır. Kızdırılan yağa azar azar un konarak devamlı karıştırılır. Un kavrulunca kestirilmiş şeker ya da normal bal konursa kaynar su aktarılır. Karıştırılmaya devam eder. Bir miktar kaynatıldıktan sonra meyane topaklanmaya başlayınca ateşten indirilir ve servis yapılır. Pekmez: Kesilen üzümler, hağ’lar ve kasalara doldurulur, bazen de şıra çiğnemeye mahsus olan kağnı veya at arabasına konulan şinavutun(ağaç oluk) içine kesilen üzümler güzelce şinavuta yayılır, üzümlerin üzerine gerekli olduğu kadar pekmez toprağı serpilerek üzümler ayak ile çiğnenir, üzümün şırası çıkartlır. Sacayağı üzerinde bulunan çay kazanına boşaltılır, altına odun ve saman konularak ateşlenir ve üzüm şırası kestirilir. Şıra kestirilince pekmez yapılmaya hazırlanmış olur. Şıra soğumaya bırakılır, hangi cins pekmez yapılacaksa ona göre işlem gerçekleştirilir. Kara Pekmez: Olukta çiğnenen üzümden arta kalan posaya cibre denir. Cibre oluktan alınınca bir kap içerisinde bekletilir. Olukta diğer üzümlerin çiğneme işi bitince, bu cibreler tekar oluğa konularak, oluğun içerisine yayılır, üzerine birkaç kova su dökülerek bir gece bekletildikten sonra tekrar çiğnenerek şire çıkartılır. Bu şire aynen bal başı pekmez muamelesi ile pişirilir. Buna kara pekmez denir. Sıkma Baklava; Normal bir tepsi baklava için bir kilo kadar birinci sınıf un konulur. Bir miktar su, tepsinin büyüklüğüne göre en az beş adet çiğ yumurta kırılır. Bir yemek kaşığı sirke ilave edilir. Sirkenin ilave edilmesinin sebebi, yufkaların ince ve kolay açılması içindir. Bir tutam tuz ilavesiyle kulak memesi katılığında hamur yoğurulur. Hamurun bir miktar dinlendirilmesi daha iyi olur. Hamurlar yumurta büyüklüğünde yumak tutularak nemli bir bezin altında yazılması için bekletilirler. Yufkaların ince olmasına dikkat edilerek ve yazılırken nişasta serpilerek oklava ile açılırlar. Açılan yufkalar temiz bir sergi veya çarşaf üzerinde kurumaya bırakılırlar. Bir miktar nemini çeken yufkalar tahtanın üzerine alınarak kıyılmış ceviz serpiştirilerek kalın bir oklavaya sarılır. Yufka, oklavanın iki başından elle onbeş santim kadar sıkıştırılırlar ve iki eşit parçaya bölünürler. Oklavadan çıkartılan baklava sıkımı, yağlanmış tepsiye kenarından başlanarak sıralanırlar. Üzerine yağ ekilerek fırında kızartılırlar. Fırından çıkan kızartılmış baklavanın üzerine soğutulmuş kestirilmiş şeker şerbeti ekilir. Soğuyan baklava servise hazır olur. Saç Kavurma; Daha çok kebapçı dükkânları ile bağda yapılarak yenilen bir yemektir. Orta yağlı kuzu veya koyun etinden kemiksiz kuşbaşı yaptırılır. Mayalı sacının çukur tarafına hafifçe yağ sürülür ve kuşbaşılara bir miktar baharat ve tuz atılıp kavrulur. Servis yapılır.

    Coğrafya

    Çorum iline 45 km, Alaca ilçesine 5 km uzaklıktadır.Kuzeyinde Dedekargın( Büyük Camili)ve Kargın,Kuzey Doğusunda Küçük Camili, ve Kanlıkömve Filikköm,Doğusunda Hışır,Güneyinde ALACA,Batısında Kızkaraca,Güneybatısında Eskiyapar, Kuzeybatısında Alamaslı,Kalınkaya arazileri ile çevrilidir.Köyün arazileri içinden Samsun-Mersin Yolu gemektedir.Kuzeyinde İbrahim Köyü Göleti vardır.Bu Gölet İbrahim Köyünün arazilerinin verimini artırmaktadır;şekerpancarı,ayçiçeği,arpa,buğday,yu laf,çavdar,mısır,darı,mercimek,darı,kimyon,nohut,f asulye,barbunya,her türlü sebze ve meyvenin yetişmesinde etkili olmaktadır.Kavak ve söğüt gibi ağaçlarda bolca yetişmektedir,üzüm bağları köye zenginlik katmaktadır.Dağlarında geven,kekik,yavşan,adaçayı yetişmektedir.

    İklim

    Köyün iklimi, Karadeniz İklimi ile Karasal İklim arasında geçiş özelliği göstermektedir.

    Nüfus

    Yıllara göre köy nüfus verileri

    2007
    2000 440
    1997 477
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

    Köyümüzün arazisinin bir kısmı sulu,bir kısmı ise kıraçtır.Atatürk Göleti sayesinde sulanabilen arazide genellikle şeker pancarı ,buğday,arma ekilmektedir.Ayrıca soğan ekimi de yapılmaktadır.Herkes kendi bahçe veya tarlasına kendine yetecek kadar fasulye,mısır ekmektedir.Şahıslara ait bahçeler bulunmaktadır.Buralarda erik, elma,kayısı ,armut,ceviz ağaçları bulunmaktadır.


    Kuru tarımda ise buğday,arpa nohut,mercimek ekimi yapılmaktadır.Nadasa bırakılan yerlere genellikle nohut ekimi yapılamaktadır.

    Hayvancılıkda yapılmaktadır.Büyük baş hayvan olarak karasığır;inek ve çeşitleri azda olsa kömüş/manda veya camız beslenir.Küçük baş hayvan olarakda koyun azda olsa keçi beslenir.Bu hayvanların etinden,sütünden,yün ve derilerinden istifade edilir.

    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    [(2009)] - Mustafa UZUN
    2004 - Gazi Dukan
    1999 - Gazi DUKAN
    1994 - Selahattin DOĞAN
    1989 - Selahattin DOĞAN
    1984 - Seyfi KAYA
    [(1977)] - Duran UZUN
    [(1973)] - Mehmet PENEKLİ
    [(1969)] - Ömer TÜMER

    Altyapı bilgileri

    Köyde, İbrahimköy Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu iki öğretmenle 5. sınıfa kadar hizmet vermektedir. 6. 7 . 8. sınıflar taşıma kapsamındadır.Alaca Dr.Ali Dedekargın İ.Ö.Oklunda eğitim ve öğretimine devam etmektedir. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur.Sağlık evi vardır.6 Dairelik Devlet Lojmanında hizmet vermektedir.Köyde Cami bulunmaktadır.Ayrıca Cami bahçesinde Kur'an Kursu Binası vardır.Kız öğrencilerine kurs verilmektedir.Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol (Alaca yönünden)asfalt olup ,Çorum yönünden giriş yolu asfalt değildir.Köyde elektrik ve sabit telefon vardır.Köyün tanıtım sitesi mevcuttur.Köyde ((İnternet)) vardır.

    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş