İşyerlerinde Bilgisayar Kullanımı Hakkında Bilgi

'Açık Öğretim AÖF' forumunda SeLeN tarafından 7 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İşyerlerinde Bilgisayar Kullanımı Hakkında Bilgi konusu Açık Öğretim Sosyoloji Dersi konu anlatımı - Bilgisayar Kullanımının Neden Olduğu Problemler

    1. İşçinin Karar Verme Sisteminin Dışına Çıkarılması

    Postmodern dönemde teknolojinin etkileri çerçevesindeki endüstri ilişkileri incelenirken, işyerlerinde bilgisayar kullanımının getirdiği farklılıklar da göz önüne alınmalıdır. İnsan ilişkilerinin, teknolojinin değişmesiyle birlikte bazı yönlerden farklılaştığı sosyolojik bir gerçektir. Özellikle son yıllarda ortaya çıkan ‘akıllı teknoloji’ (intelligent technology-IT) (Halal, 1992, s. 10-15[CB11] ) kavramı teknolojiyi basit bir araç olmaktan çıkarmıştır. Akıllı teknoloji kendine has zorunlulukları da beraberinde getirmektedir. Teknolojinin bu yeni özelliği sayesinde üretimde, hizmetlerde ve hatta idari işlerde suni zekalar (artifical intelligent) kullanılmaktadır. Suni zekalar bir işi veya bir dizi makineyi başından sonuna kadar yürütmektedir. Ne kadar çok aktivite planlanırsa planlansın, tamamen suni zekalar tarafından işletilecek olan bir enformasyon prosesi kurulabilmektedir. Bu aynı zamanda insana ve insanın karar vericiliğine duyulan ihtiyacın ironik bir şekilde giderek ortadan kalkması demektir. Suni zekalar karşılaştıkları durumlar hakkında, daha önce düzenlendikleri tarzlarda karar vermektedirler. Bu vakıa, sahip olduğu vasıflar ne olursa olsun çeşitli kademelerdeki insanın önemini azaltmaktadır. Karar verme sistemlerinde çalışanın öneminin düşürülmesi iki ayrı problem yaratmaktadır. Birincisi, suni zekaların insani muhakemeyle durumu tam olarak değerlendirebilme yetenekleri yoktur. Böylece eksik ya da yanlış kararlar verebilme ihtimali oldukça yüksektir. İkincisi ise, iş ortamında suni zekaların insanın yerini alarak dışlaması çalışanda kimlik kaybı duygusuna yol açmaktadır. Böylece işçi kim ve ne için çalıştığını bilmez bir halde sosyal çevresinden kopmakta ve sosyal ilişkileri bozulmaktadır.

    2. İşsizlik

    Kimlik kaybı ise daha sonra işsizlik olarak da karşımıza çıkabilmektedir. İşsiz olmak, tatminkar olmayan bir iş sahibi olmaktan çoğu kere daha az maliyetli ve tercih sebebi olmaktadır ([CB12] Sullivan, 1993, s. 48). Mevcut iş konsepti, para, saygınlık, prestij ve hatta değer kavramları bir anlam ifade etmemektedir. Öte yandan zaten çok düşük maliyetlerle insanın yerine bilgisayar ikame edilmiştir ve işsizler için ücretler en düşük seviyeye çekilmiştir. Önemsizlik duygusunun ürettiği bu döngü giderek kendi kendinden beslenmekte, büyümekte ve sosyal düzeni ciddi bir şekilde bozacak tarzda kurumsallaşmaktadır.

    3. Sembolleşme

    Ayrıca enformasyon teknolojisi iş yerindeki pek çok faaliyeti maddi olmayan (soyut) bir hale getirmektedir. İmajların ve sembolik araçların kullanılması kimliğin de soyutlaşmasına ya da kaybolmasına sebep olmaktadır (Gergen, 1992, s. 58-63[CB13] ). Bu gibi yerlerde çalışan insan artık sadece cihazın düğmesine basmakla yükümlü herhangi birisidir ya da ‘hiç kimse’dir. Çoğu işyerlerinde insan diğer üretim donanımlarından sadece biridir. Hatta insan bir yatırım veya kazanç olarak değil bir üretim maliyeti veya gider olarak görülmektedir (Keen, 1991, s. 83-86[CB14] ).

    Öte yandan suni zekaların gelişmesinde sadece işletimde kullanılan teknik sembollerin geliştiğine de dikkatleri çekmek gerekmektedir. Cihazın işleyişiyle yada işin yürütülmesiyle ilgili olan semboller hızlı bir şekilde artmakta, yaygınlaşmakta ve önem kazanmaktadır. Bu semboller giderek iş çevresindeki kültürün yerini almaktadır. Bunlar bir lisan veya kültürel mana taşıyan kelimeler değildir. Sadece üretim programlarıyla ilgili işlemlerdir. Bunlar daha önce üretilmiş kültürel ürünler olsalar bile aktarıldıkları alıcılar müdahale imkanından uzak pasif bir konumda bulundukları için geliştirilememektedirler. Semboller ne oldukları tam belli olamayan, maddi veya somut bünyeleri olmayan sözel ürünlerdir. Berger bunları ‘görsel kültür’ (visual culture) kavramıyla adlandırmaktadır (Berger, 1978, s. 104-8). Böylece kültürel referans noktaları giderek azalmakta ve hatta somut kültürün transferi engellenmektedir (Zoglin, 1992, s. 20[CB15] ). Bunun sonucu olarak da insan yalnızlaşmakta ve kültürsüzleşmektedir. Bourdieu, sembolik kapital kavramını kullanarak gerçekte var olmayan bir sermayenin üretildiğini işaret etmektedir (Bourdieu, 1985, s. 171-83). Burada da sembol kavramı benzeri bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Gerçek kültür unsurları ve sosyal ilişkiler yerine tıpkı sembolik kapitalde olduğu gibi gerçekte var olmayan bir sembolik sistem üretilmektedir.

    4. Yalnızlaşma

    Bir başka problem de bilgisayar kullanımının insanı tecrit etmesidir. İş yerlerindeki sosyal hayat değişmektedir. Modern dönemde üretim büyük ölçüde insanın yerini alan akıllı teknolojiler tarafından yapıldığı için çalışanlar arasındaki fiziki ve sosyal mesafe artmaktadır[CB16] . Bilgisayar yönetimli çalışma ortamlarında insan diğer çalışanlarla sosyal ilişki kuramamakta, böylece ferdi ve kolektif çalışma duygusundan uzak kalmaktadır. Oysa endüstri toplumunda idare, makine ve işçi aynı yerde bulunmaktaydı.

    Sonuç

    İşyerlerinde bilgisayar kullanımı üretim açısından büyük kolaylıklar sağlamasına rağmen sosyal ilişkiler bakımından ciddi problemlere neden olmaktadır. Bunlardan bazıları karar verme sistemlerinde değişmeler, işsizlik, sembolleşme ve yalnızlaşmadır. Bu kavramların bir kısmı, endüstri ilişkilerinin önceki dönemlerden beri uğraştığı konuları arasındadır. Ancak, bilgi çağının başlamasıyla yeni yapısal problemlerle karşılaşılmaktadır. Bilgi, endüstriyel dönemdeki sermayenin öneminin yerini almıştır. Bilgiyi elinde bulunduran aydınlar, hakim sınıf olmaktadır.

    Bu temeller üzerinde farklı endüstriyel ilişkiler teşekkül etmektedir. Sanayi sosyolojisi, bu sorunları da göz önüne alarak postendüstriyel bir sanayi sosyolojisine geçmek durumundadır. Yeni bir saha değil, ama örgüt sosyolojisi, aydınlar sosyolojisi, sosyal psikoloji gibi başka dallarla daha fazla iç içe geçmiş ve endüstri ötesi toplumun endüstri ötesi sorunlarıyla ilgilenen bir branş olmaktadır. Bu şartlar altında endüstri sosyolojisi önceki döneme nazaran daha kompleks ve çok-disiplinli (multidisciplinary) çalışmak zorunda ve mühendislik, bilgisayar bilimleri, sanayi psikolojisi, ergonomics*, yönetim bilimleri, iktisat, sistem bilimleri, sosyal ve iktisadî tarih, siyaset bilimi gibi bir çok farklı disiplinlerden ve disiplinler arası araştırmaların katkılarından ve bulgularından yararlanmak durumundadır. Amaç, bilgisayarların yürüttüğü çalışma tarzının hakim olduğu bir toplumun en önemli ve değerli unsurlarının oluşturduğu bir karmaşıklık mimarisini (architecture of complexity) (Diani, 1993, s. 501) kontrol altına almaktır.

    Üretim ortamının kolektif çalışma duygusundan uzak küçük birimlere bölünmesi, aslında siyasal, ekonomik gibi sosyal olan tüm boyutlarda görülebilen bir krizdir [CB17] . Bölünerek bağımsızlaşan unsurlar birbirleriyle tabii olarak bir çatışma sürecine girmektedirler. Çözüm için elektronikleşmiş ve bilgisayarlaşmış toplumu ‘etkileşimli geri besleme’ (interactive feedback) ve ‘kendini düzeltme’ (self-corrective) mekanizmalarıyla demokratik düzene uydurmak gerekmektedir (Schlesinger, 1992, s. 11-13). Böylece gerek endüstrideki, gerekse gelişmenin sebep olduğu diğer sosyal problemler büyük ölçüde çözülebilecektir.

    Bu probleme bazı çözümler uygulamak amacıyla, geleceğe yönelik bir takım idari tedbirler de alınmaktadır. Özellikle hükümetler tarafından yeni düzenlemeler yapmak için şirketler yönlendirilmektedir. Bu tür kuruluşlara “sosyal olarak sorumlu şirketler” adı verilmektedir ([CB18] Holland, 1993, s. 100). Bilimin bulgularına aykırı davranılarak yeni düzenlemeler yapılmadığı takdirde endüstri ilişkilerinde sosyal çevreye zararlı problemler ortaya çıkacaktır. Güçlü bir geleceği sağlayacak olan bilimsel bilginin dikkate alınmadığı ve siyasi aşırılıkların neden olduğu antirasyonalizm yada sosyal ve psikolojik faktörlerin ihmal edilerek sosyal ilişkileri matematiksel yaklaşımlarla değerlendirmek (Berreby, 1993, s. 76-84[CB19] ) pek çok dönemlerde ve toplumlarda kaosa, karışıklığa veya çöküşe neden olmuştur (Kapitsa, 1991, s. 32-8[CB20] ). Gerek bilim adamlarının, gerekse endüstriyel ilişkilerin söz konusu olduğu kurumların, sosyal sorumluluklarını daha iyi değerlendirmeleri ve iş çevresinde bilgisayar kullanımının yarattığı problemleri ihmal etmeyerek bilimsel metotlarla çözmeleri şarttır.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş