İşlevselcilik nedir - İşlevselcilik hakkında bilgi

'Seviyeli-Ciddi Konular' forumunda SeLeN tarafından 21 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İşlevselcilik nedir - İşlevselcilik hakkında bilgi konusu Sosyoloji dersleri konu anlatımı - işlevselcilik nedir - Sosyoloji ve sosyokültürel antropoloji disiplinleri

    Sosyal Bilimlerde, özellikle Sosyoloji ve Sosyokültürel Antropoloji disiplinlerinde, işlevselcilik(işlevsel analiz olarak da adlandırılır) esas olarak en derininde bireysel biyolojik gereksinimleri yerine getirme temelinde ortak çareler arayarak tesis edilmiş olan toplumsal kurumları yada kurumlaşmayı açıklamaya çalışan bir paradigmadır Sosyal gereksinimleri yerine getiren sosyal kurumların bunu yerine getiriş biçimlerine, özellikle istikrarlı, kararlı toplum yapısı üzerine odaklanır İşlevselcilik, yaklaşımın diğer öğretileri ile beraber ana sosyolojik yaklaşımdır Tıpkı çatışmacı kuram ve etkileşimcilik gibi İşlevselcilik, önce Emile Durkheim ile şekillenmiş daha sonra ise yakın yüzyılda Talcott Parsons tarafından geliştirilmiştir Aynı zamanda 20yy Sosyologları tarafından da kurama çok önemli katkılar yapılmıştır ve bu yaklaşım 1970'lere kadar, yani yeni ve eleştirel argümanlarla karşılaşıncaya kadar popüler etkinliğini sürdürmüştür

    İşlevselcilik, yapı ve toplumun işleyişi ile ilgilenir İşlevselciler toplumu, varlığını devam ettirebilmesi için gereklilikleri yerine getirirken beraber işleyen, birbirine bağımlı birimlerin bütünlüğü olarak görürler İnsanlar toplumun ihtiyaçlarını yerine getiren davranışlar ve roller içerisinde sosyalleşirler İşlevselciler yapının toplum içindeki davranış biçimi olduğunu söylerler Onlar, kuralların ve düzenlemelerin toplumunun üyeleri arasındaki karşılıklı organize ilişkilere yardım ettiğini savunurlar Değerler, normlar ve rollere göre şekillenen davranışlara genel anlamda rehberlik yaparlar Aile, ekonomi, eğitim, politik sistemler gibi toplumun kurumları, sosyal yapının ana görünümleridir Bu kurumlar, normlar arası ilişkiyi ya da roller arası iletişimi kurar Örneğin aile kurumunda iletişimi, bağlılığı sağlayan roller, eşler arası, anne, baba, çocuklar arası bir işlev görür

    Kuram bir kaç anahtar kavram etrafında temellenir İlk olarak toplum, dengeyi sağlama eğiliminde olan birbirine bağımlı parçaların toplamı bir "sistem" olarak görülür İkincisi toplumda, nüfusun yeniden üretimi gibi yaşamsal önemde değerlendirilmesi gereken işlevsel gereklilikler vardır Üçüncüsü ise, bir işlev sunan kurumlar oldukları için var oldukları görülür[Holmwood,2005:87]

    İşlevselciler, toplum ile büyük bir vücudun işlevini yerine getirebilmesi için birlikte çalışan parçalar(organlar) veya sistemlerden oluşan canlı bir organizma arasında kıyaslama, benzetme yapılabileceğini öne sürerler Buna yönelik örnek varlığın ortaya çıkışı ile ilgili veya sistem teorisinde görülebilir(bkzingemergence veya etiology) İşlevselci sosyologlar, aile, eğitim, din, hukuk, medya vs Gibi toplumun farklı parçalarının, toplumun tümünün işlevini oluşturan, buna katkı sağlayan ögeler olarak görülmesi zorunluluğundan bahsederler Bu "organik analoji", varlığın birbirine sıkıca bağlı organik biçimini oluşturan farklı parçalarını ve buna benzer şekilde beraber işleyen farklı parçalardan oluşan sosyal bir sistem biçimini, bu benzeşmeyi anlatır



    Yapısal işlevselcilik

    Yapısal-işlevselcilik (İngilizce: Structural-functionalism): Öncelikle yapısal işlevselcilik ontolojik olarak Holistik paradigma içerisinde değerlendirilebilir Esas itibariyle metodolojik bir araç olarak sosyoloji disiplini içerisinde kullanılmakta olan bu yaklaşım; siyaset bilimi, antropoloji, psikoloji, sosyobiyoloji, sosyal psikoloji gibi disiplinler ve alt disiplinler bünyesinde sosyal bilimler alanında önemli bir hareket noktası konumundadır 19 Yyda EDurkheim'ın organizmacı toplum yapısı yaklaşımı ile bağlantılı olarak gelişen, ama asıl olarak işlevselci yaklaşımın devamı niteliğindeki bu metodolojik yaklaşım, özellikle 20 Yüzyılda Talcott Parsons ile şekillenmiştir Kuramsal çerçeve açısından antropoloji disiplinindeki en önemli kuramcıları BMalinowski ve ARRadcliffe-Brown'dır Sosyolojik gelişim çizgisinde bu yaklaşımın en önemli kuramcıları HSpencer, RMerton ve KDavis'dir

    Jean Piaget'e göre

    "Yapısalcılık bir yöntemdir bir öğreti değildir, ancak öğretisel sonuçları çok olmuştur Bir yöntem olduğundan uygulanabilirliği kısıtlıdır ve verimliliğinden dolayı başka yöntemlerle birleştirilmiştir"

    Kuramsal arka plan

    "İnsan, gözü olduğu için görmez, görme işlevini yerine getirmek için göz oluşur"

    Üzerine düşünülen konu öncelikle toplum ve yapısıdır Sosyal fenomenlerin tahlilinde toplum yapısı ve işlevleri ortaya konulur Başlıca şu sorulara verilebilecek cevaplar çerçevesinde bilimsel nitelik bu bakış açısıyla şekillenir: Sistem ne üzerinde yoğunlaşmıştır, işleyiş biçimi, değişimin nasıl gerçekleştiği ve üretilenin ne yönde çıktılar verdiği Bu kuram çerçevesinde toplumun yapısı ve işlevleri dikkate alınır Önemli olan ve ortaya konulmaya çalışılan, toplumun bir bütünlük içerisinde kendi sürekliliğini sağlamasının izahıdır Organik toplum modeli baz alınarak sıklıkla izah edilmektedir Bu konu "toplum" alt başlığında ayrıca ele alınmaktadır İşlevselci yaklaşım statükodan yana olmaktan öte, değişimi vurgulamak istemez Değişim; toplumsal sistemi, parçalar arasındaki bütünleyici ahengi yıpratabilir hatta bozabilir Bu durumda toplumsal işlev yıpranacak ve kendisini yeniden inşa edecek ve düzene oturtacaktır Çatışma da benzer şekilde sistemin işleyişi, düzeni ve sürekliliği için kaçınılması gereken bir durumdur İşlevselcilik bu temel düşünüş üzerinden hareket ettiği için statükocu olarak nitelendirilmektedir


    Toplum

    Yapısal işlevselci yaklaşıma göre toplumun çekirdeği bireydir Toplumun alt sistemleri bireylerden müteşekkildir Tek tek bireylerin bütünlüğü alt sistemleri, alt sistemlerin işlevsel bütünlüğü ise sistemi meydana getirir Birey, toplumsal bir rol içerisinde ele alınır ve yapısal işlevselcilik bu role sahip bireye "aktör" demektedir Birey aynı zamanda sahip olduğu role uygun bir statü içerisinde yer alır ve rol kavramı statü ile birlikte anlam kazanır Durkheim büyük oranda A Comte'un organizmacı pozitivizminden dayanak bularak toplumsal yapıyı organizma benzeri bir hal ile açıklamıştır Yapısal işlevselci yaklaşımın en büyük temsilcilerinden Talcott Parsons'a göre de bu örnekten yola çıkılabilir



    Amerikan sosyolojisinde yapısal işlevselcilik

    Amerikan sosyolojisi esas olarak, tarihsel olaylara hapsolmak yerine olanı betimlemeyi, güncel toplumsalı çözümlemeyi amaçlar Toplumsal bütünü parçalar halinde bütünden soyutlanmış biçimde analiz eder Bu çözümlemeler esnasında analizler bireylere kadar indirgenir Bireylere indirgenen güncel sosyolojik analizler ortaya psikolojik yaklaşımı çıkartır Toplum bir işlevler bütünüyse, işlevler de incelenmelidir Toplumdaki uyumun algılanabilmesi ve sürdürülebilmesi işlevsel yaklaşım ile mümkündür Değişim farklılaşmadır Toplum büyüyerek farklılaşır, fakat özünde değişmez Farklılaşma:Yapıların değişmeye başlamasıyla,değişen işlevlere uygun yapıların oluşturulması veya işlevlerin o yeni yapılara uygun hale getirilmesidir



    Kıta Avrupasında yapısal işlevselcilik

    Weber’in tesiriyle rasyonelleşmeye önem verilmiştir Bu, bilim ve teknolojiden ve düşünce sisteminden kaynaklanır Rasyonalizasyon, toplumsal sistemin temelindeki değer yargısı sisteminin oluşturduğu süreçtir Değer yargısı sistemi bu yaklaşımda karizmatik niteliktedir Mevcut toplumsal sistemin korunmasını amaçlar Rasyonelleşme, değişimi zorlayan bir iç yönelmedir Bununla birlikte toplumsal sistemin temelinde yatan değer yargısı sisteminin oluşturduğu ve biçimlediği uyum ve denge koşulları içinde yönlenen ve aynı zamanda koşullarla sınırlanan bir süreçtir Denge ve uyum değişime karşıdır Oysa çatışmacı bir yapı anlayışı değişimi gerekli kılar ve izahını kolaylaştırır

    Fransız orijinli post yapısalcı (postmodern) düşün dünyasına kadar uzanan bir işlev ve yapı sentezi özellikle dil, mikro olanın izahı ve genel soyutlamalara ulaşma, parçalı düşün gibi kuramsal tartışmalarda sıklıkla kullanılmaktadır Ferdinand de Saussure, Gilles Deleuze, Jacques Derrida, Jacques Lacan, Jean Baudrillard, Michel Foucault gibi dil ve yapı bütünlüğünden parçalı mikro iktidar alanına kadar ulaşan varsayımlar ve kuramlar bütününe şahit olmaktayız


    Wikipedia
     

Bu Sayfayı Paylaş