İşitme Sistemimizdeki Yankılanmama Mucizesi

'Konu Dışı Başlıklar' forumunda SeLeN tarafından 9 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    İşitme Sistemimizdeki Yankılanmama Mucizesi konusu işitme sistemi - işitme organlarının özellikleri - işitmede yankılanma

    İşitme, yüzlerce mucizenin biraraya gelmesi ile oluşmaktadır. Bunların en çarpıcı olanı ise belki de aklımıza hiç gelmeyen, seslerin "yankılanmama" mucizesidir.

    Günlük hayatımızdaki konuşmalarımızın çoğunluğu kapalı ortamlarda gerçekleşir. Evde, iş yerinde, taşıtlarda konuşuruz, sohbet ederiz. Bu alanların çevresi kapalı olduğu için insan sesleri, bu ortamlardaki radyo, televizyon gibi cihazlardan çıkan her türlü ses çevredeki cisimlere çarpar ve yankılanır. Dolayısıyla orijinal sesten hemen sonra oluşan bu sesin duvar, tavan, taşıt kapısı gibi nesnelere çarparak geri dönmesi yani yankısının da duyulması gerekir.

    Çünkü işitme sistemimiz orijinal seslere uyguladığı işlemleri "yankı sesler" için de tekrar eder. "Yankı sesler" de dış kulak yolunu geçer, kulak zarını titreştirir. Orta kulak kemiklerini aşarak, iç kulakta elektrik uyaranına dönüşür. Kısacası orijinal ses gibi "yankı ses"de işitme yollarını kat eder. İşitme siniriyle yola çıkar.

    Ses dalgaları, ortamda bulunan yüzeylerin dışında başımızdan da etkilenirler. Başımız sesli ortam içinde ayrı bir cisimdir. Ses dalgaları kulağımıza yaklaşırken çok azı doğrudan zara ulaşır, geri kalanları ise zara başımızın çeşitli bölümlerinde kırılarak ulaşır. Fizik kuralları çerçevesinde bunun da doğrudan gelen ses sinyali ve baştan yansıyan kopyaları olmak üzere bir ses yığını oluşturması gerekir.

    Araştırmacı David Clark insan başının ses dalgaları üzerindeki bu etkisini şöyle anlatır:

    "İnsan başı, içinde yer aldığı ses alanını etkiler. Bunun sonucu ise, kulak zarımızın farklı açılardan gelen ses sinyalleriyle karşılaşmasıdır. Eğer sadece ilk gelen güçlü ses sinyali algılanacak olsa, daha sonra gelen sinyaller, ses dengemiz üzerinde rahatsız edici bir etki oluşturacaktı." (David Clark, Presented at the Audio Engineering Society 108th Convention 2000 February 19-22 Paris, France AES Perceptual Transfer Function Measurement for Automotive Sound Systems)


    Beynin Duymadaki Görevi

    İşitme sistemimizde dış kulak, zar, kemikçikler, iç kulak ve işitme siniri aşamalarını geçen bu "yankı sesler"in yolculuğu burada biter. Bu sesler beyindeki işitme merkezine varamaz. Çünkü beyin sapında elemeye tabi tutulur. Beyin sapı, beynimizin, işitme sinirinin beyne girdiği yerde bulunan bölümüdür. Beynimizin duyma üzerindeki yönlendirici etkisi daha bu aşamada başlar.

    Johns Hopkins Tıp Fakültesi İşitme Bilimleri Merkezi'nin Yöneticisi Eric Young, beynimizin bu özelliğini şöyle anlatıyor:

    "Beyin sapımızdaki hücreler çevredeki sesin yerini saptamak üzere iş başındadır. Böylece yüzlerce farklı ton ve karakterdeki ses değerlendirilir. Sesler arası ayırım burada ve hiçbir özel gayret olmadan yapılır. Müzik sesi ayak sesinden ayrılır. İşitme sinyalleri üzerlerindeki yankı gölgesi, beyin sapımız tarafından silindiği için keskinleşir. Böylece bu yankıları algılamayız. Örneğin sizinle konuşan ve piyano çalan arkadaşınızdan gelen sesler duvarda, şöminede ve tavanda yankılanır. Bu noktada beyin sapımızdaki işlem merkezi, gelen yankı seslerini denetime alır ve dışlar. Sonuçta orijinal sesin geçmesine izin verir, yankıların tamamını siler. Adeta bir hile yaparak sesin bütünlüğünü korur". (Johns Hopkins Magazine - September 1996 Issue)

    Beynimizin Bu İşlevi Olmasaydı Ne Olurdu?

    Beynimizin bu işlevinin olmadığı bir yaşamı gözümüzde canlandırmaya çalışalım. Beynimizin "yankı sesleri" eleme gibi bir fonksiyonu olmasın ve biz tüm orijinal sesleri duyabildiğimiz gibi onların yankılanan kopyalarını da duyuyor olalım. Böyle bir yaşam tek kelimeyle "kabus" olurdu. Hayatımız boyunca aşırı derecede parazitli bir radyo yayını dinler durumda olurduk. Bu öyle bir işkence haline gelirdi ki, pek çoğumuz böyle işitmek yerine muhtemelen hiç işitmemeyi tercih edebilirdik.

    Beyin sapının işitmeyle ilgili işlevlerinde küçük problemler yaşayan insanlar bile çok büyük sıkıntılar çeker. Gerçek olmayan sesler işitir ve bunları gerçeklerinden ayırt edemez.

    İşitme organımızın sadece sesleri seçen, yankıları eleyen işlevi bile ne kadar büyük bir yaratılış harikasıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Beynimizin birkaç milimetreküplük bir alanında adeta bir gümrük kontrol işlemi yapılmaktadır. Bu işlem hiç şaşmadan ve hayatımız boyunca devam etmektedir. Buradaki seçme-eleme işlemi de dahil olmak üzere işitmemiz sadece birkaç salise sürmektedir.

    Kulakta meydana gelen tüm bu işlemler alemleri yaratan Rabbimiz'in yaratışındaki mükemmelliğin delillerinden bir örnektir. Sonsuz ilim sahibi Yüce Rabbimiz Allah bir ayette insanların yaratılış hakkında düşünmelerini şu şekilde bildirmiştir:

    "Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?" (Vakıa Suresi, 62)

    Kulağın büyük bir kısmı kafanın içindedir. Kulak hava basıncında sesler vasıtasıyla oluşan anlık değişimleri algılayan kompleks bir yapıdadır.


    Uzun mesafeli yerlerde ses neden yankılanır

    Karşımızdaki mesafe fazlaysa, örneğin vadi gibi bir bölgede iseniz, yüksek seviyedeki sesler kaçınılmaz olarak yankı oluşturur. Çünkü bunlar zamanlama olarak orijinal sesten birkaç saniye sonra bize ulaşır. Bu durumda beynimiz tarafından elemeye tabi tutulmaz. Ayrı bir ses olarak algılanır. Ama bu sırada beyin ilk sesin değerlendirilmesini tamamlamıştır. Dolayısıyla yankının orijinal sesle karışıp rahatsızlık oluşturması da söz konusu değildir.



    İlmi Mercek Dergisi


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş