öğrenme psikolojisi..

'Rehberlik' forumunda Siraç tarafından 16 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    öğrenme psikolojisi.. konusu ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ

    *Taner DEMİR
    *(Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, Rehber Öğretmen)
     Öğrenme: Yaşantı sonucu kazanılan nispeten kalıcı izleri olanlar davranış değişikliğidir
     Öğrenme olması için davranış değişikliğinin kalıcı olması gerekir. İlaç alındığında, sarhoşken vb yapılan davranışlar öğrenme değildir.
     Öğrenmede davranışa dönüşebilme potansiyeli olmalı
     Öğrenip öğrenmediğini davranış ortaya çıkarma ile anlıyoruz.
     Psikolojide öğrenme çok önemlidir.
     Çevre + Kalıtım + Zaman faktörleri
     Öğrenme olabilmesi için yaşantı yolu ile olacak, kalıcı olacak, davranış değişikliği olacak.
     İyi davranışların yanında kötü davranışlarıda öğreniyoruz.
    ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

    1- Öğrenenden Kaynaklanan Faktörler
    a- Zekası
    b- İlgi ve yetenekleri
    c- Bireyin öğrenme halindeki durumu
    d- İhtiyaçlar
    e- Öğrenenin öğrenme sırasındaki kaygı düzeyi
    f- Yaş
    g- Öğrenin algılayış biçimi
    h- Öğrenenin eski bildikleri

    2- Öğretilen Materyalden Kaynaklanan Faktörler
    a- Öğrenilen materyalin kişi için çekici olup olmadığı
    b- Uzun veya kısa olması
    c- Materyalin netliği, açıklığı, basitliği
    d- Gereksinime uygun olması
    e- Ders materyalinin anlatılış biçimi

    3- Öğretenden Kaynaklanan Faktörler
    a- Öğretenin ayrıntıya kaçmadan yalın net ve öz anlatılması
    b- Öğrenenin düzeyine uygun olması
    c- Öğreten yansız olmalı
    d- Öğretenin konusuna hakim olması

    4- Öğrenme Ortamından Kaynaklanan Faktörler
    a- Sesli ortam
    b- Havanın sıcak veya soğuk olması
    c- Kalabalık
    d- Işık
    e- Öğretmenin hazırladığı psikolojik ortam
     Davranış: Çeşitli uyarıcılara tepki gösteririz. Bu tepkilerin eyleme dönüşmesi davranıştır.
     Davranışların hepsini gözleyemeyiz. Acıyı göremeyiz ama acı karşısında bireyin yaptığı davranışı gözleyebiliriz.
     Hayal kurmada bir davranıştır.
     Uyarıcı: Organizmayı harekete geçirebilecek olan her tür olay iç ve dış kaynaklı olabilir.Uyarıcıların anlamı kişiden kişiye değişebilir.
     Niçin davranışçı kuram deniyor? Çünkü sırf gözlenebilen davranışlarla ilgilendiği için


    ÖĞRENMEYİ AÇIKLAYAN KURAMLAR

    1-KLASİK KOŞULLANMA
     Klasik koşullanma ile öğrenme çok azdır. (insan davranışlarında)
     Koşulsuz Uyarıcı: Bireyde refleks tepki uyandırmak için hiçbir öğrenme yaşantısına gereksinimi olmayan uyarıcıdır. (refleks tepkiye yolaçan uyarıcıdır)
     Bu tip refleks tepkilerin sayısı azdır.
     Nötr Uyarıcı: Koşulsuz tepkiye yol açmayan uyarıcı
     Nötr uyarıcı koşulsuz tepkinin habercisi
     Bu tür öğrenmeler daha çok hayvanlarda görülür.
     Klasik koşullanma yoluyla öğrenmede, öğrenilmiş bir tepki, koşulsuz uyarıcı, koşulsuz tepki olacak.
     Nötr uyarıcı--------Koşulsuz uyarıcı-------Koşulsuz tepki
    (bir zaman sonra çıkarılacak)
    TEKRAR
     Sönme olayının gerçekleşmemesi için arada koşılsuz uyarıcı yine verilir.
     Nötr uyarıcı bir zaman sonra koşullu uyarıcı oluyor. Koşulsuz tepkide koşullu tepki oluyor.
     Bazı korkuların, kaygıların, fobilerin temelinde bu öğrenme olabilir.
     Korku koşullanmasına tek bir yaşantı yetiyor.
     Genelleme: Benzer uyarıcılara aynı tepki verme
     Klasik koşullanmada genelleme ve ayırt etme var.
     Ayırt edici uyarıcı: Nötr uyarıcıdan başka uyarıcıya tepki vermeme
     Kızgınlık, sevinç, üzüntü, korku---- 4 temel davranış
     Öğrenme yaşantısı ile koşullanma farklı

    2-EDİMSEL ÖĞRENME

     Edim : En küçük davranış birimi
     Davranışlarımızın çok büyük bir kısmı edimsel öğrenme ile oluyor.
     Edimsel öğrenmede bir amaç hedef var
     Davranış-----Sonuç
     Sonuç yine davranışımızı etkiler. Sonuç davranışın tekrar yapılıp yapılmamasını etkiler.
     Edimsel koşullanma: Eğer yapılan bir davranış sonuçları tarafından kontrol ediliyorsa yani davranışın yeniden yapılıp yapılmamasını etkiliyorsa bu tip öğrenmelere edimsel koşullanma yolu ile öğrenme denir.
     Davranış sıklığını arttıram teknikler
    a- Olumlu pekiştirme
    b- Olumsuz pekiştirme
     Davranış sıklığını azaltan teknikler
    c- Birinci tip ceza
    d- İkinci tip ceza
     Davranış sıklığı
     ARTAR AZALIR


    Ortama uyarıcı Olumlu Pekiştirme I. Tip Ceza
    girer

    Ortamdan uyarıcı Olumsuz Pekiştirme II. Tip Ceza
    çıkar
     Olumlu pekiştirme: Eğer yapılan davranışın sonucu kişi için hoş ise o davranışın tekrarlanma olasılığı artar.
     Olumlu pekiştireç: Davranışı pekiştiren uyarıcıdır.
     Olumsuz pekiştireç: Olumsuz uyarıcıdan kurtaran pekiştireç Örneğin başımız ağrıdığında ilaç alırsak baş ağrımız geçerse başımız ağrıdığında tekrar ilaç alma ihtimalimiz artar.
     Olumsuz pekiştirme: Eğer yapılan davranıştan sonra ortamdan bizim için sevimsiz, hoş olmayan bir uyarıcı çıkıyorsa o davranışı tekrarlama olasılığımız artar.
     Olumsuz pekiştirmede 2 alt özellik
    a- Kaçma: Olumsuz uyarıcıyla yüzyüze karşılaşıldığında olan normal kaçmadır.
    b- Kaçınma: Olumsuz uyarıcıyla karşılaşacağınız farkedilirse ondan kaçırma, önlem alma
     CEZA
     Ceza istenmeyen davranışların baskı altında tutulmasına ve tamamen ortadan kaldırılmasına çalışır.
     Cezalar olumsuz davranışları tamamen ortadan kaldırmaz. Sadece bir süre gösterilmemesine neden olur.
     2 tür ceza vardır.
    1- I. Tip Ceza: Davranıştan sonra, istenmeyen yada hoş olmayan bir durumla karşılaşırız.Yani ortama olumsuz bir uyarıcı girer. Trafik kazası, dayak
    2- II: Tip Ceza: Davranıştan sonra iyi, zevk veren bir durumun yada ödülün ortamdan çekilmesiyle uygulanır. Sevgi esirgemesi, hapse girmesi ile kişinin özgürlüğünün elinden alınması
     NOT: Ceza bizim yorumumuza göre I. Tip veya II. Tip ceza olma niteliği kazanır.
     Ceza Verilmesi Gerekiyorsa:
    1- Ceza geciktirilmemelidir. Ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir. Örneğin hafta içinde yapılan hatalar toplanarak hafta sonunda ceza işlemine geçilmemelidir.
    2- Cezada kişinin tüm kişiliği değil, ceza konusu olan davranış odak noktası olmalıdır.
    3- Ceza vermeye karar verince, ceza konusu üzerinde tartışılmamalıdır. Cezadan önce bir ikaz yerinde olur.
    4- Ceza işlenen suçla doğru orantılı olmalıdır. Cezanın suça uygun olması gerekir.
    5- Cezayı çok sık vermemek gerekir.
     Cezanın Olumsuz Özellikleri
    1- Ceza kişilerde kaygı, nefret, kin ve saldırganlık gibi davranışların oluşmasına neden olabilir.
    2- Ceza sık uygulanırsa kişi arsız olur.
    3- Cezayı veren yaptığı işin iyi sonuçlar verdiği sanısına kapılırsa kendisini devamlı bir ceza verme girdabına kaptırılabilir.
    4- Ceza gören kişi problemlerin cezayla çözüleceğini sanıp ceza verici olarak albilir.
    5- Kişi cezasını çektikten sonra suçumun bedelini ödedim, başka düzeltilecek bir şey yok diye düşünebilir.

    KLASİK ŞARTLANMAYLA EDİMSEL ÖĞRENME ARASINDAKİ FARKLAR

    1- Uyarıcının Türü
     Klasik koşullanmada uyarıcı bir ışk bir ses gibi belirli bir olaydır.
     Edimsel öğrenmede ise uyarıcı uzun süreli ve birçok öğesi olan bir durumdur.
    2- Öğrenilen Davranımın Türü
     Klasik koşullanmada davranım tıpkı uyarıcı gibi bellidir.
     Edimsel öğrenmede ise davranım uyarıcı türüne göre rastlantısaldır.
    3- Davranımın Pekiştirmeyle Olan İlişkisi
     Klasik koşullanmada pekiştirme davranımdan bağımsızdır.
     Edimsel öğrenmede ise pekiştirme davranıma bağlıdır. Denek doğru davranışı yaparsa pekiştirilir.

    PEKİŞTİRME TARİFELERİ

    1- Davranış Sayısına Bağlı Olanlar
    a- Sabit Oranlı: Burada davranışın pekiştirilmesi için yapılan davranışın sayısı önemlidir.
    b- Değişken Oranlı: Burada pekiştirilmenin olması için ne kadar sayıda davranım yapılacağı belli değillidir. Kumar, milli piyango. Bunlar sönmeye karşı en dirençli olan pekiştirmelerdir.
    2- Geçen Zamana Bağlı Olan
    a- Sabit Zamanlı: Burada pekiştirilmenin olması için belli bir zamanın geçmesi gerekir. Her ay başında maaş alınması
    b- Değişken Zamanlı: Burada ne zaman pekiştirileceği belli değil.


    KADEMELİ OLARAK ÖĞRENME

     Hedef olarak kazandırmak istediğimiz davranışlara ulaşmak için önce bu davranışlara benzeyen ve yaklaşan davranışların pekiştirilmesi ve bu işleme hedef davranışa ulaşana dek devam edilmesine denir.

    SÖNME
     Pekiştirilmeyen bir davranış zamanla yapılmasının azlmasına veya yapılmamasına sönme denir.
     Ama sönmeye uğramış davranış tekrar ortaya çıkmaz diye kesin bir hüküm yoktur.
     Değiken oranlı ve değişen zamanlı pekiştirmeler davranışın sönmesine karşı en dirençli olanlardır.


    GESTALT TİPİ ÖĞRENME

     Psikolojik gerçek. Herkesin psikolojik gerçeği farklı
     Gestalt anlamlı bütün
     Gestalt tipi öğrenmede bazı şeyler öğreniliyor, eğer anlamlı tam, bütün, basit hale getirmediğimizde bir boşluk olur.
     Bu boşluk rahatsızlık yaratır.
     Bu tamamlanınca Gestalt öğrenme olur.
     Beynimizin tamamlama özelliği var. Herşeyi basit, tam ve anlamlı hale getirmekteyiz. Prognans İlkesi
     Gestalt algı ile ilgili
     Değişmezlik (Büyüklük, parlaklık, şekil), şekil zemin eğilimlerimiz var.
     Gestalt tipi öğrenme gerçekleştiğinde kavrama ile olur. Kalıcı olur. (çünkü biz tamamlıyoruz)
     Böyle bir öğrenme tam ve ani olur. Aha buldum!
     Kolaylıkla genellenebiliyor.
     Hoca anlattıklarını eksik bırakırsa, öğrenci bir eksiklik hisseder. Tamamlamak için düşünür, araştırır.
     Yaşam alanı
     Psikolojik gerçeklik: Tek ve biriciktir. İnsandan insana değişir.
     Fiziksel gerçeklik: Biz olayı yaşarken bir ortamda yaşıyoruz. Bu olayın geçtiği yer, hava bir coğrafi gerçekliktir. Öte yandan böyle bir gerçeklik içinde bulunanların psikolojik gerçekleri farklı farklıdır.

    ÖĞRENMENİN FİZYOLOJİK TEMELLERİ

     Öğrenme beynimizde fizyolojik farklılıklar yaratıyor.
     Donald Hebb: Öğrenme kesinlikle fizyolojik değişiklere yol açar. Beyin basit değil, karmaşık bir organdır, sistemdir. İlk yaşantılar çok önemli diyor.
     Hücre birlikleri ve anlama alanları yada bağlantı kurma alanları bu 2 kavramla öğrenmeyi açıklıyor.
     Bazı kavramlar hücre grupları oluşturur
     Hücre gruplarının sayısı artabilir. Bağlantı alanı var.
     Hebb’e göre öğrenme bizim bağlantı gücümüzü arttırır. Bilişsel öğrenme ile ilgili öğrenmenin fizyolojik ve bilişsel boyutlarını vurgulayan ilk kişi
     

Bu Sayfayı Paylaş