Ülkelerin çay kültürü-İngilizlerin beş çayı

'Ülke Kültürleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 3 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ülkelerin çay kültürü-İngilizlerin beş çayı konusu Nice efsanelere konu olmuş geçmişiyle, diyar diyar gezerek günümüze kadar ulaşan büyülü sıvı...


    Uğradığı her durakta iz bırakarak, farklı kültürlerce içselleştirilerek yolculuğuna devam eden, ettikçe de adına has kendi kültürünü müjdeleyen...


    Çayın kültürü üzerine Uzak Doğu'dan Avrupa'ya bir gezintiye ne dersiniz?
    Japon Çay Seramonisi

    Dünyada "çayın babası" olarak bilinen Dharma'dan yola çıkarak yüzyıllar içinde çeşitli evrimler geçirip günümüze kadar ulaşan çay geleneği, Japonya'da çay seramonisi adı altında işlenmeyi sürdürüyor. Günlük çay ritüellerini felsefeleriyle harmanlayarak kültürlerine yansıtan Japonlar, çay içme ve ikram etme eylemine, kattıkları estetikle başlı başına bir sanat, düşünsel zenginlikle başlı başına bir ayin boyutu kazandırmışlar.

    Tipik bir Japon evinin özel dizaynlı bahçesinin en sade bölümünde sadece çay törenlerinde kullanılmak üzere özel tasarlanmış Hoshoan adı verilen küçük bir ev bulunur. Alçakgönüllü olma esasını hatırlatmak amacıyla ancak eğilerek girilebilecek kadar küçük tutulmuş kapısından bu eve girerken erkeklerin silah, bayanların da zinet eşyaları ile girmeleri yasaklanmıştır. Bu yasak, dünya zenginliği ve gücünden arınarak tevazuya bürünmeyi simgelerken, eşya ve detaya boğulmadan döşenmiş ev de bunu destekler nitelikte son derece sade çizgilere sahiptir.

    Japon çay seramonilerinde her mevsim için farklı kaseler ve araçlar kullanılmaktadır. Törenlerde kama (çaydanlık), chasen (çayı karıştırmak için kullanılan bambu fırça), chawan (çayın sunulduğu kase), chakin (peçete) gibi araçlar kullanılırken sunulan çay en taze çay yapraklarının öğütülmesiyle elde edilen meşhur yeşil çaydır.

    Ev sahibi ile misafir arasındaki ilişkinin, birbirlerini son görüşleri, birbirlerine son hizmetleriymişçesine özen ve hürmete dayandırıldığı Japon çay seramonisi, Japon inceliğinin hayata gelmiş en güzel örneklerinden biridir.


    Kaseyi tutuştan çayı karıştırmaya, çay koymadan peçetenin kullanımına kadar her hareketin belli adap ve zerafet kuralları dahilinde vücuda geldiği ve derin bir felsefenin yansıması olan bu seramonileri tekdüzelikten çıkaran en önemli unsur ruhtur. Japon inanışına göre töreni yapacak kişinin tören öncesi ruhen arınması ve konsantre olması gerekmektedir. Törene katılan diğer kişilerin de minimalize edilmiş bir dansta bile olduğu gibi bütün varlıklarını katmaları, birlikte törene katıldıkları insanlarla temas kurabilmeleri beklenmektedir. Kollektivist yaşam anlayışını benimsemiş bir toplum olan Japonlar, bu uygulamalarla simgesel olarak toplumsal uyumu kutsarken, çayı uygunluğun sanatı olarak yorumlamışlardır.




    İngiliz Beş Çayı

    Fransa ve Hollanda'dan sonra İngiltere'ye sıçrayan çay çılgınlığı, 16. yüzyıldan 17. yüzyıla geçiş süreci içinde 10 yıl gibi kısa bir dönemde 6'ya katlayan ithalatı ve tüketimiyle İngiliz toplumumun her seviyesinden insan tarafından rağbet gördüğünü gözler önüne sermektedir.

    İngiltere henüz çay ile tanışmadan önce, İngilizler sabah kahvaltısı ve uzun süren, ağır akşam yemeği olmak üzere günde iki öğün yemekteydiler. Ancak Bedford Düşesi Anna'nın Akşamüstleri bitkin düşmesi ile ortaya çıkan, sonraları Kral Edward'ın sohbet ortamı için hoş bir ortam yaratma amacıyla küçük çay ziyafetleri düzenlemesi sonucu gelenek haline gelen Beş Çayı, İngiltere'den tüm dünyaya yayılmıştır.

    Bir İngiliz çay davetinde, sohbetin akışının yiyecek ve içeceklerle kesilmesi hoş karşılanmazken bu durum her ne kadar çayın sohbet için bir bahane teşkil ettiğini düşündürse de İnglizlerin çaya yaklaşımı, çayı keyif kültürlerinin temel parçalarından biri olarak gördüklerini kanıtlar niteliktedir. Davetlerde Çin çayı Hint çayına tercih edilirken, limonlu, sütlü ya da kremalı sunulur. Çayın yanında ise küçük sandviçler ve el yapımı çay pastaları tercih edilir.

    İngiliz evlerinde çay içmek için ideal iki mekan vardır: Hemen her evde bulunan şöminenin önü veya pencere cumbası. Evin hizmetçisi yoksa, evin sahibesi misafirlerini selamlayıp çay servisi için mutfağa gider. Çay saati için iki ayrı masa hazırlanır. Biri çay gereçleri ve fincanlarından, diğeri ise tabaklar ve leziz ikramlardan oluşan masalarda çay makinesi ya da en basitinden çayın sürekli sıcak kalmasını sağlayacak semaver de bulunur. Sunuma öncelikle çay servisiyle başlanırken, çay ziyaretleri ortalama bir saat kadar sürer. Günümüzde İngilizlerin çoğunun gündüz saatlerinde çalışıyor olması bu geleneğin ölmeye yüz tutması tehlikesini beraberinde getirse de çoğu İngiliz ailesi açısından en azından ailenin bir araya gelmesi için günün tek fırsatı olan Beş Çayı alışkanlığını sürdürmeye gayret ettiği bilinmektedir.


    Hollanda'da yaygın olan bahçede çay keyfinden esinlenerek Çay Bahçeleri fikrini İngilizler geliştirmişlerdir. Öncelikle sadece asillerin buluştukları ve orkestra, konserler, tiyatro oyunları, bahçe yürüyüşleri gibi aktivitelerle renklendirilen çay bahçeleri, giriş serbest hale geldiğinde İngiliz toplumunun sınıf farklarını yıkarak kaynaşmasında çok önemli bir misyon üstlenmiştir. Bahşiş de İngiliz çay bahçelerinde güzel servisi takdir etme amaçlı ortaya çıkmış bir uygulama olup, zamanla dünya literatüründeki yerini almıştır.




    Rus Çay Geleneği

    1618'de Çin büyükelçiliğinde Çar Alexis'e çeşitli şekillerde sunumuyla başlayan Rusya'da çay geleneğinin gelişimi, Çin ve Rusya arasında imzalanarak ticaret serbestisi getiren anlaşmayla hız kazanmıştır. 1600lü yıllarda 11.000 mil uzunluğundaki 16 ay süren yolculuk sonunda Rusya'ya ulaşan ancak yüksek maliyeti nedeniyle sadece zenginlere hitap eden çay, 1796'da Çariçe Catherine'in ölümünden sonra hızla düşen fiyatıyla Rus toplumunda hızla kabul görmüştür. Sıcaklığı ve dinç tutma özelliğine sahip uyarıcılığı sayesinde çay, Rus yaşam stili için ideal bir içecek olmayı başarmıştır.

    Ruslar Tibet usulü demlikten esinlenerek sıcak su ve demlenecek çay için ayrı ayrı iki parçadan oluşan semaveri benimsemişlerdir. Semaverler, klasik bir Rus evinin genellikle ortasında durup gün boyu kaynayan ve bir seferde 40 fincan kadar çay servis edebilen niteliktedir. Semaver geleneğinin yanısıra Türk kahvesi kültürüne benzerliğiyle dikkat çeken gümüş tutacaklı cam bardaklarla çay servisi alışkanlığı da Rusya ile Asya arasındaki kültür etkileşimini gözler önüne seren diğer bir ayrıntı özelliği taşımaktadır.

    Rus çay geleneği dahilinde şeker, bal ya da reçelle tatlandırılmış, şerbeti bol ve çok demli çay tercih edilirken, Rusya'daki göreceli kısa tarihine rağmen, kültür içinde hızla özümsenerek Rusların dünyaca ünlü votkası ile birlikte ulusal içeceği olarak anılmayı başarmıştır.

    Türkiye'de Çay

    Diğer medeniyetlerden ülkemize gelinceye kadar edindiği birikimin ışığında, kültürümüzle yeniden yoğurduğumuz çay, öncelikle sabah kahvaltısı soframızın, sonrasında da ikindi ve akşam sohbetlerimizin müdavimlerinden olmuş çıkmış. Genellikle ince belli cam bardakta sunulan çayın tavşan kanı adı verilen dem ölçüsü esastır. Hala yöreden yöreye yaygın bir şekilde kullanımını sürdüren semaverler ise otantik çay bahçelerinde meraklılarıyla buluşmayı sürdürmektedir.


    Kaynaklar

    Çayın Kültür Tarihi, Stephan Reimertz
    Çay Kitabı, Okakura Kakuzo
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Türkiye

    [​IMG]


    5000 yıllık tarihe sahip çay her ne kadar Türklerin yaşamına geç girmişse de temiz girmiş. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz gözardı edilemez. Bunlardan ilki, iyi bir çay demlemenin olmazsa olmaz kurallarından biri olan demliğin sıcak olması şartını, demliği çaydanlığın üstüne oturtularak, ustaca ve güzelce çözümlememizdir.


    Buna karşın; çayın acıyıp tadının bozulmasını önlemek için; demledikten sonra, çayı süzdürüp başka bir demliğe boşaltmıyoruz o da işin ayrı bir yanı.

    Peki Türk çay kültüründe olmayan; Amerikan icadı poşet çay, çay topları ve ağları, fazla aromalı çaylar, çaya çok süt ve limon koymak, çayı metal demlikte demlemek yani çaya karşı özensiz davranmak.

    Türkler, Anadolu'ya gelmeden öncede çayı bilmelerine karşın; çayın Türkiye'ye gelmesi ancak birkaç yüz yıl önceye dayanmaktadır. Çay içiminin Anadolu'da yaygınlaşması 19. yüzyıldan itibaren olmuştur. Türklerde çayın yaygınlaşmasına ilişkin şöyle bir hikaye anlatılır:


    Hoca Ahmet Yesevi bir gün Hıtay sınırında Türkistan karyelerinden birine misafir olur. O gün hava çok sıcak olduğu için çok yorulmuştur. Evine misafir olduğu Türkmenin komşusunun zevcesi doğum yapmak üzeredir. Türkmen, Hoca Ahmet Yesevi'den dua ister, Ahmet Yesevi de dua eder. Allah'ın izniyle Türkmenin isteği hemen olur. Türkmen bu duruma çok memnun olur. O yörenin önemli bir ikramı olan çay kaynatıp getirir. Hoca Ahmet Yesevi çayı sıcak sıcak içince terler ve yorgunluğu gider. Sonra, "Bu şifalı bir şey imiş, hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar. Allah kıyamete kadar buna revaç versin" diye dua etmiştir. İşte çay bundan sonra bütün Türkler arasında kullanılmaya başlamış ve şifa verici bir içecek olmuştur.


    Halk kültürü ve etnografyasında çay önemli bir yer tutar. Çay bugün sosyal hayatımızda yerini dolduramayacak derecede sağlamlaştırmış, onun etrafında oluşan kültürüyle birlikte yaşamaktadır.

    Sabah kahvaltısından gecenin geç saatlerine kadar hayatımızın içinde bulunan çay, değişik kültürel değerlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.


    Çayla ilgili; tekerlemeler, bilmeceler, mani ve türküler, ilahiler, efsaneler, fıkralar, gelenek ve görenekler başlı başına kültürel değerlerdir. Hatta, çay kelimesi Çince olduğu halde, sözlüklerde ve deyimlerde yerini bulmuş geniş bir kelime ve deyim sayısına ulaşmıştır. Çay, Çay Bahçesi, Çay Bardağı, Çay Demlemek, Çay Fincanı, Çay Fidanı, Çay Fidesi, Çay Kaşığı, Çay Takımı, Çay Vermek, Çay Molası, Çaycı, Çaycılık, Çaydanlık, Çay Parası, Çayevi, Çaygiller, Çayhane, Çay Kazanı gibi kelimelerin yanında; Tavşan Kanı Çay, Çay İçmek, Kıtlama Çay, Çayı Höpürdetmek, Çay İkram Etmek, Paşa Çayı gibi deyimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
    Yetiştirilmesinden, hazırlanıp tüketilmesine varana kadar olan çay kültürü, bir çay etnografyasını da ortaya çıkarmıştır. Çay kesilmesine yarayan makaslar, sepetler, kutular, demlikler, semaverler, çay kazanları, bardaklar, fincanlar, kaşıklar, tepsiler vb. hepsi çay kültürünün etrafında oluşan etnografik maddelerdir.


    Bunlardan en önemlisi, çayın kendisinden ayırd edemeyeceğimiz semaver kültürüdür. Semaver 19. yüzyıldan itibaren Ortaasya'da yaygın olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Ahmet Yesevi'den gelen mirasla çayın şifalı olduğuna inanıldığı gibi, semaverin de şifa dağıtıcısı olduğuna inanılır hale gelmiştir. İnsanlara bir hayat, muhabbet verici, dertlere deva olarak görülür. Semaverin şifa dağıttığına o kadar inanılırdı ki hamam çıkışında ve mevlitlerde insanları rahatlatmak için semaver kaynatılır ve çay içilirdi. Semaver edebiyatımızda da başlı başına bir yer tutmaktadır. Semaver şifahaneye benzetilmiştir.


    Daha düne kadar yurdumun kahve ve çay bahçeleri "cafe"lere özenerek cam bardağı ortadan kaldırmış, porselen ya da cam fincanlarda servis yapmaya başlamıştı. Bir de tabii poşet çay girdi ki yaşamımıza, "cafe"lerin dışında kimi evlerde de yüz yıllık çay demleme usullerimiz hemen rafa kaldırıp demlik poşeti çaylar fincanda sunulmaya başlandı. Allah'tan şimdilerde, turistlere porselen/seramik fincanda poşet çay sunmanın pek de zekice bir şey olmadığı kavranmaya başlandı. Bunda "Yunanlılar ince belli cam bardakta çay veriyormuş" haberinin etkisi oldu mu bilmiyorum ama son zamanlarda, "cafe"lerden başlayarak, çay bahçelerinde de çay severlerin ısrarı üzerine ideal boyutta olmasa da cam bardaklar kullanılmaya başlandı. Hani şu nedense "Ajda Pekkan bardağı" denen iri bardaklar. Ama gerçek çay severlerin gönlünde yatan küçük, ince belli bardaklar tabii ki.
    Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz yadsınamaz, hele türkülerimize, ilahilerimize, manilerimize de girdiği hatırlanırsa...



    İlahiler
    ------------------------------------------------------------

    Gül bülbülü çok sever
    Daima Hakk'ı över
    Çayı koyu demleyin
    Şeyhim çayı çok sever

    Gül bülbülsüz açılmaz
    Çay lüzumsuz içilmez
    Nakşiler, Kadiriler
    Sohbetinden geçilmez

    Çayın rengi güldendir
    Doldurması sizdendir
    İçin aşıklar için
    Çay sahibi bizdendir

    Saadet Hocazade Semaveri yakınız
    Hemen kalbe bakınız
    Kalbe kandil takınız
    Bu sohbetin içinde

    Verin çayı içelim
    Bu alemden göçelim
    Hak batılı seçelim
    Bu sohbetin içinde

    Bunda çayı içtiler
    Bu cihandan geçtiler
    Kanatlanıp uçtular
    Bu sohbetin içinde

    Osmnacıklı Aşık Ali Kimselerin aklı ermez
    Çay sohbeti hikmetine
    Çünkü ezelden uğramış
    Mürşidinin ülfetine

    Lezzeti cennet şarabı
    Şad eder içen harabı
    Gönülde hikmet kitabı
    Dolar bu çay sohbetine

    Lezzetini içen bilir
    Dü cihandan geçen bilir
    Türlü mercan saçan bilir
    Gelin bu çay sohbetine

    Çoban Semaveri alıştırın
    Maşa ile karıştırın
    Aşıkları kavuşturun
    Yan semaver dön semaver
    Daim Allah der semaver

    Semaveri koydum taşa
    Taş yarıldı baştan başa
    Yaşa şeyhim sen çok yaşa
    Yan semaver dön semaver
    Sende bir hal semaver

    Semaverin musluğu var
    Çoban gibi ıslığı var
    Şeyhim ile dostluğu var
    Hüner sende can semaver
    Sende bir hal var semaver
    Çayın dirhemi bin altın
    Ben şeyhimden aldım satın
    İçtim çayı oldum meftun
    Yan semaver dön semaver
    Kayna yan da çoş semaver

    Semaverin kulpu aldan
    Getir sağdan götür soldan
    İhvan çıkmaz doğru yoldan
    Yan semaver dön semaver
    Sende bir hal var semaver

    Semaverin altı çiçek
    Getirin çayları içek
    Çaysız meclislerden geçek
    Yan semaver dön semaver
    Daim Allah der semaver

    Maniler (7)
    ------------------------------------------------------------

    Yağmur yağar islanir
    Çay fidaninin dibi
    Anan seni sevmeyi
    Benim sevdiğim gibi

    Çayin yapraği yeşil
    Döşür Fadime döşür
    Bu akşam geleceğim
    Şekerli kahve pişir
    Giderdi Şam'a şarka
    İrize'nin ketani
    Şimdi cana can katar
    Çayinin bir fincani

    Rize bağluklarinda
    Pembe güller açayi
    Gel gidelim Rize'ye
    İçelim Rize çayi
    Kiz idin oldun kadin
    Hiç eksilmedi tadin
    Çay filizi kirmaya
    Olayim mi irgadin

    Rize cüzel memleket
    Çay kokayi gül gibi
    Rize'ye doymak olmaz
    Parlayi yulduz gibi
    Çayimin bak demine
    Bem gelemem yemine
    Köyümün güzel kizi
    Bir anilir Emine

    Şekere olmaz bahane
    Safalar bahş eder4 cana
    Çay şerbeti de naziktir
    Şifalar hasta insana
    Samavarı kaynatan
    Üstte çaynık oynatan
    Eyil öpem yüzünden
    Kaş alttan göz oynatan




    *
    Şiir - OĞUL - Posoflu Aşik Zülali



    Şekerim kalmadi kahvem tükendi
    Bilmem gidem hangi attara oğul
    Takatim kesildi gönlüm bulandi
    Cebimde de yoktur on para oğul Bir gün çay içmezsem tutar isitma
    Hem de bana dersin doktora gitme
    Takdirin bu diye iftira etme
    Tedbirime ara bir çare oğul Fakirler bağinda baykuşlar öter
    Bu nasil zamandir gün günden beter
    Billurlar fincanlar yüzüstü yatar
    Çay takimi oldu kapkara oğul Der Zülâlî tiryakilik bilindi
    Gözlerimin işiklari silindi
    Bu sebepten semaverim delindi
    Kaynadi döndü pinara oğul

    Tekerlemeler
    ------------------------------------------------------------

    Çay çikti kirka
    İçeriz korka korka
    çay çikti yüce dağ başina
    Demliği getir karşima
    Üç gündür içmemişem
    Doldur bir tane
    Aklim gelsin başima [​IMG]


    ------------------------------------------------------------

    Çokti mi beşe
    Sür on beşe
    Olsun yirmi
    Versin neşe
    Kirmam seni
    Doldur neyse (9)


    Es-sohbet-ü bilâ çay
    Kes semai bilâ ay
    (Çaysiz bir sohbet
    Aysiz bir gökyüzü gibidir) [​IMG]

    ------------------------------------------------------------
    Çay kadehte dide efruz olmali
    Lebriz-i lebreng ü lebsuz olmali
    (Çay dudak renginde, dudak sicakliğinda ve
    dudak tadinda olmali) [​IMG]
    ------------------------------------------------------------
    Ehl-i keyif olana
    Üçtür çada kaide
    derde derman sorana
    Dördü beşi faide (10)
    Gönül ne çay ister ne çayhane
    Gönül sohbet ister çay da bahane (12)




    Çayi icat etti bir pir
    Sabaha iki akşama bir [​IMG] Çayin üçü adettir
    Dördü sihhattir
    Çikti beşe, vur onbeşe
    Çikti yüze düştü düze
    Çay nedir, say nedir
    Dök uşağum bir daha (11)

    ------------------------------------------------------------
    -Ofli çay içersun?
    -Pek severum oni
    -Ama on paradir
    -Ya yitir oni

    Türküler

    ------------------------------------------------------------

    Rize cüzel memleket
    Çay kokayi gül gibi
    Rize'ye doymak olmaz
    Parlayi yulduz gibi

    Yekün Rize dağlari
    Verilmiş çay güline
    Çay fidanlari benzer
    Esmer güzellerine

    Trabzon fundukluklar
    Pazar'da elmaluklar
    Gelin gibi Rize'yi
    Süsler portakalluklar
    Yapilacak dediler
    Rize çay fabrikasi
    Rize'ye layik olur
    Bu işun yapilmasi

    Yeşil Rize'nun yüzi
    Bakar Karadeniz'e
    Ne eksak biçemezuk
    Güzel Türkiye'muze

    Hey gidi güzel Rize
    Parlayisun gün gece
    Yeşillukler altinda
    Hasan çalar kemençe (14)
    Kimin ağriyir cani çay
    Okşayipti mercani çay
    Min bir derdin dermani
    Çay, çay, çay
    Tüm dertlerin dermani
    Çay, çay, çay

    Armudi istikanda çay
    Üreğimiz yananda çay
    Yaranlisan dağlisan
    Çay, çay, çay
    Etirlisen bağlisan
    Çay, çay, çay Her kime gelse konak çay
    Lazim değil soruşmak çay
    Geler yemekten kabak
    Çay, çay, çay
    Versin yemeşten kabak
    Çay, çay, çay



    Kişin karli çağinda çay
    Yayda gün kabağinda çay
    Gelsinler sorağinda
    Çay, çay, çay
    Gezir her dudağinda
    Çay, çay, çay A gülim heyyyy!
    Adin gezir elleri çay
    Kimin yoksa heberi çay
    Okşayipti mehmeli
    Çay, çay, çay
    Bolca isin demleri
    Çay, çay, çay

    Üreğim çay, çay, çay
    Etirim çay, çay, çay
    Mehmedim çay, çay, çay
    Gözelim çay, çay, çay
    Çay Destanı

    ------------------------------------------------------------

    Biraz da anlatayım
    Başıma gelenleri
    Bu yaz çay güldürecek
    Bizim Rizelileri

    Gelirimiz bu çaydı
    Zata evvelden beri
    Arka isti yatayi
    Fabrika işçileri

    Çay kesmek bir iş değil
    Muhim olan satması
    Nerden çıktı ortaya
    Bu kontanjan davası


    Kimun aklina geldi
    Bu Allah'ın belasi
    Hiç hoşuma gitmeyi
    Ekisperin havasi Ekisper bakti çaya
    Ben de yaktim sigara
    dedi çayin bozuktur
    Bunu bi temiz ara

    Her sene iyi idi
    Şu Rize'nin havasi
    Bu yaz güneş görmedi
    Soğuk geçti burasi
    Yağmur çamur çalişir
    Zengini fukarasi
    Cebumuze girmedi
    Mübarek çay parasi

    Aradim iki saat
    Gine temiz olmadi
    Dedim ulan yazici
    Sana akil kalmadi
    Benim darlandiğimi
    Ekisper da anladi
    Çayi koydu kantara
    Baktilar bir deftere

    Dediler bir kilo fazla
    Al koy oni bir yere
    Zaten kafam dumanli
    Döktüm oni dereye

    Kemenceci Hasan Yazıcı


    ------------------------------------------------------------
    Ya Erzurumlu'ya ne demeli


    Çay'dan bahsedilirde Erzurumlu'dan bahsedilmez mi? Çayi Rizeliler yetiştirir. Ama çayi da Erzurumlular içer. Erzurum'da çay bir başka içilir. Herkes çay içer ama Erzurumlu bir başka çay içer. İçer içer de... neler der neler... Şair, İhsan Coşkun Atilcan'i dinliyoruz. 13)


    Çayname 1
    Akar gider Akpinar’in sulari,
    Yazicisi daha birçok pinari,
    Tabakhane, cennet çeşme sulari,
    İçmezler de ‘İlle olsun taze çay’
    2
    Dilde destan kişlari ve Barlari
    Yaylasinda kisraklari, taylari
    Sularinda nefis olur çaylari
    Dadaşlarin tutkusudur burda çay 3
    Erzurum’un mutfaklari düzenli,
    Biçim biçim semaverle bezeli,
    Eksik olmaz sofrasinda ezeli,
    Lavaş ekmek, civil peynir, demli çay
    4
    Ufak ufak kirilmakta şekerler
    Dil üstünde kitlamasin içerler
    Limon, çayin namusunu lekeler
    Bakiresi bir bardakta sade çay

    5
    Bir tarafta tarla çayir biçilir
    Bir tarafta buğday saman seçilir
    Şeker yoksa zarari yok içilir
    Kişmiş ile, temas ile orda çay
    5
    Manti ile turşu yedim yanmişam
    Otuz içtim, şimdi ancak kanmişam
    Semaverler sira sira dizili
    Demlikler nakiş nakiş yazili.





    Erzurumlu ve Çay 6)


    Yaptiğimiz yöreyle ilgili toplamalarda, 1895 yilindaki kolera salgininda bölgenin vali paşasinin insanlara, şehrin kavşak noktalarina koydurduğu dev kazanlarda kaynattiği dev kazanlarda demlettiği çayi içirdiğini kaydetmişiz. Kolera savaşinda, hele ilaçlarin olmadiği devirlerde tek çare mikroplari öldürerek insanlarin hastalanmalarini önleyebilmekteydi.

    Böylece hastalikla başa çikabilmişler. Sonra çay içme bir alişkanlik olmuş bu şehirde. Sebze meyve de olmadiğindan vücudun su ihtiyaci çayla karşilanmiş. Demiryolu gelip, üretim merkezleri yakinlaşinca çayin önemi azalmiş ister istemez.

    Çayin kültür tarihini yazanlar ne yazik ki Erzurum'daki çay adetlerinden bahsetmiyorlar. Erzurum'da yaşayan insanlar yaziyor mu ki bu konulari?


    Eski devirlerde bir kantariye mağazasinda şunlar bulunurdu: şeker, çay, kahve, sigara, kibrit, sabun, tarçin, havlucan, kara ve kirmizi biber, baharat, kova ve inşaat malzemesi. O zamanlarda Erzurum'da kantariye üzerine iş yapan kuvvetli müesseseler mevcuttu. Nemlizadeler, Rum Kabayanidi gibi koskaca birer hani işgal ederek kantariye ticareti yapan büyük tüccarlar dahi bulunmakta idi. Erzurum'un ithal ettiği şeker; büyük miktarlara baliğ olur, şekr nakliyati deve, at, mekkareleri, çift atli, dört atli arabalarla yapilirdi. Van, hakkari, Bitlis, Muş gibi vilayetlerin şeker ihtiyaci, Erzurum'dan gönderilen ikiyüz, üçyüz çuvallik partilerle temin olunurdu.


    Şeker ithalati hassaten Fransa'dan ve bir miktar da Rusya'dan yapilirdi. Rusya'dan gelen mallar arasinda semaver de sayilmaktadir. 1914 senesinden evvelki ithalat: Trabzon iskelesine transit çikartilan ithal mallari: Şeker, çay... İstanbul'dan mübayaa edilen ... şeker, çay, kahve... Rusya'dan Kötek kapisi tarikiyle ithal olunan ... semaver...... bir kisim sahil halki da at ve katirlari vasitasiyla Erzurum'un tütün, şeker, çay... gibi mübrem ihtiyaçlarini karşilamişlardir. Ruslar ile yapilan ticari anlaşmada Erzurum tüccarlari Ruslarin Erzurum'daki mümessiliolan Zorkorstorg şirketiyle anlaşmalar yapmişlardir. Ruslara canli hayvan ve hayvan mahsülleri satarak onlardan şeker, tuhafiye ve manifatura almişlardir. Komşu vilayetlerin ticaret adamlari ... kantariye... ihtiyaçlarini Erzurum'dan karşilarlardi. Kantariyecilerin büyük çoğunluğu Kongre Caddesi ve Hacilar Hani civarinda yerleşmişlerdi.


    Nasil bağlayalim bunu? Rize'de üretilen, siyah Doğu Karadeniz çayindan bahsediyoruz. Yaylalardan, kartal yuvasi benzeri yerlerden aşaği bakarsin, islanmakta olan çay bahçelerini görürsün. Hani oralar yurdumuzun yağmur turizmi bölgeleridir.

    "... bu havali ahalisi çay istimaline be-gayet mümhemikdirler. Zengin fukara her kim olursa olsun umumiyet üzre sabahları hanelerinde çay istimal ettikleri gibi; kıraathanelerde kahveden fazla çay sarfiyatı vuku buluyor. Arabacılar, kiracılar yollarda konak mahallerde rençberler dahi hanelerinden ma'ada tarlalarda, harmanlarda tedarik ettikleri teneke semaverler ile çay kullanırlar. Bu havalide çay otuz 30) seneden beri taammün etmiştir. Bir iki seneden beri darçın menku'u çay makamında istimale başlamış ise de adem-i taammümü hakkında verilen müzekkere-i acizanem üzerine bir dereceye kadar önü alınmaktadır. Dr.Şerif Soylu: Erzurum Sıhhi Cografya Kitabı, 1913,"
     

Bu Sayfayı Paylaş