Ömer Hayyam ve Rubailer

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda NeslisH tarafından 12 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ömer Hayyam ve Rubailer konusu Ey bütün bir evrenin
    En seçkin yaratığı olan sen!
    Sen ki;
    İki gözümden ve canımdan
    Daha da azizsin.
    Ey güzel kimse!
    Candan aziz birşey yoktur.
    Sen bana;
    Candan da yüz kere daha azizsin.

    ***
    Ey hoca!
    Yalnız bir dileğimizi yerine getir.
    Konuşma. Kes sesini.
    Allah'la aramıza girme.
    Biz doğru yoldayız.
    Yalnız sen,
    Bu yolu eğri görüyorsun.
    Git... Gözlerini tedavi ettir.
    Ya da rahat bırak bizi.

    ***
    Kalk gel!
    Hatırımız için gel.
    dileğimizce bir zorumuzu hallet.
    Bir testi şarap getir.
    Ki, vücudumuzun toprağından
    Testi yapılmadan önce
    Kana kana testiden içelim.

    ***
    Ben öldüğümde;
    Beni şarap ile yıkayınız.
    Telkin yerine;
    Şarap dökünüz mezarıma.
    Kadehleri ve şarabı öven
    Şiirler okuyunuz baş ucumda.
    Eğer, kıyamette
    Beni bulmak isterseniz;
    Meyhane kapısının
    Toprağından koklayınız beni.

    ***
    Şarap içmediğin için,
    Sarhoşlara sövme.
    Eğer Allah tövbe verirse,
    Ben sadece
    Şarap içmemek için tövbe ederim.
    Sen;
    Şarap içmemekle övünüyorsun.
    Ancak;
    Öyle ayıp işler ediyorsun ki,
    Şarap onların yanında
    Yüz kere zemzemle yıkanmıştır.

    ***
    O kadar çok,
    O kadar çok şarap içeyim ki;
    Beni gömdüklerinde
    Şarap kokusu gelsin mezarımdan
    Ziyaretime gelen çakırkeyf dostlar,
    Yıkılasıya içmiş gibi olsunlar.

    ***
    Şarap, şarkılar, çalgıcılar ve ben
    Bu harap köşede beraberiz
    Rehin etmişiz canımızı şarap için.
    Rehin etmişiz gönlümüzü, elbisemizi.
    Vazgeçmişiz rahmet umudundan,
    Azap korkusundan...
    Ve kurtulmuşuz
    Yel, toprak, ateş, su korkusundan.

    ***
    Bu gün,
    Benim gençlik nöbetimdir,
    Aşk şarabı içerim.
    Zira benim mutluluğum bundandır.
    Acıdır diye kötülemeyiniz,
    O, hoştur.
    Onun acılığı,
    Benim saflığımdandır.

    ***
    Ey gönül!
    Madem ki, senin nasibin
    Daima kanamak ve
    Her gün başka durumda olmaktır,
    Ve ey can!
    Sonuçta bir gün çıkıp gideceksen,
    Bu bedende
    Ne diye geldin?

    ***
    Bizim dergahımızda
    Sahte para geçmez.
    Süpürge bizim darphanemizi
    Temiz süpürmüştür.
    Meyhaneden bir efendi dedi ki;
    "Şarap içmeye bak.
    Zira senin dalacağın
    Sonsuz uyku anında
    Nice asırlar gelip geçecek."

    ***
    Boyun eğeceksin,
    Doğa kanunları önünde.
    İşe yaramaz başka bir şey...
    İnsanların önünde,
    Gösteriş ve riyadan başka
    Bir şey fayda etmez...
    Kül ettim aklın düşünebildiği her şeyi.
    Lakin;
    Doğa'nın emirlerine çaresiz kaldım.

    ***
    Eğer, bir yabancı
    Sana vefakarlık ederse
    Onu akrabadan kabul et.
    Eğer; akraban sana
    Vefasızlık ederse
    Onu düşman kabul et.
    Eğer, zehir sana
    Şifa verirse panzehir say.
    Eğer bal seni hasta ederse
    Arı soktu kabul et.

    ***
    Hiçbir yürek yoktur ki;
    Senin ayrılığınla kanlar içinde olmasın.
    İyi gören hiçbir kimse yoktur ki;
    Sana gönül vermiş olmasın.
    Senin yüreğinde,
    Hiçbir kimsenin düşüncesi olmadığı halde,
    Hiçbir kimse yoktur ki;
    Senin sevdan ile meşgul
    Ve
    Yanıp tutuşmuş olmasın.

    ***
    Sen lalenin Nevruz'da yaptığı gibi
    Fırsatın olursa eğer
    Lale yanaklı bir dilberle
    Beraber ol.
    Kadehi eline al,
    Sevinç ile şarap iç.
    Zira hayat;
    Bir rüzgar darbesi gibi
    Mavi göğün altında
    Seni altına alıp
    Eziverir ansızın.

    ***
    Ey Hayyam!
    İşlediğin günaha
    Bu kadar hüzne gerek var mı?
    Gam çekmekten ne umarsın?
    Günah işlemeyene
    Tanrı bağışlaması olmaz.
    Tanrı bağışlaması
    Günah için gelmiştir.
    Bir şey yok
    Üzülecek, korkacak.

    ***
    Canan!
    Ömrümüzün sonunda
    Vefasız bir aleme ulaşacağız.
    Nelere sahip olursak olalım,
    Çok şeyler arayacağız bıraktığımız.
    Senin yüzün gibi Ay'ı
    Nereden bulacağım?
    Doğru söylüyorum,
    Senin boyun gibi
    Servi de yoktur alemde.

    ***
    Uyuyordum.
    Rüyamda bir bilgin dedi ki:
    "Uyku kime ışık saçtı?
    Kimin sevinç gönlünü açtı?
    Ölüme benzeyen bir işi yapma.
    Şarap iç.
    Zira toprağın altında
    Uyumaya çok vaktin olacak."

    ***
    Şarap kasesini benim elime koy.
    Zira;
    Gönlümde hararet var.
    Ve bu ömür akıp kaçıp gidiyor.
    Kalk!
    Talih ve mutluluk
    Rüya gibi bir sırdır.
    Kalk!
    Gençlik ateşi
    Su gibi akıp gidiyor.

    ***
    Ne cehennemi hak ettim,
    Ne cennete layığım.
    Benim toprağımı ne ile yoğurduğunu
    Allah bilir.
    Fakir, kafir, çirkin, ****** gibiyim.
    Ne dinim var ne dünyam.
    Ne de;
    Cennet umudum var.

    ***
    Benim şarap içmem
    Keyiften değildir.
    Ara bozmak,
    Din ve terbiyeyi
    terk etmek için de değildir.
    İsterim ki,
    Arada bir nefes alayım.
    Şarap içmem;
    İşte bu sebepledir.

    ***
    Ey candan azizim!
    Madem ki;
    Bu cihan seni kederlendiriyor.
    Madem ki; temiz ruhun
    Bir gün ansızın teninden ayrılacak,
    Senin toprağında
    Çimenler yükselmeden evvel,
    Gönlünün arzusunca eğlen.
    Bir çemenzarda otur.

    ***
    Eğer;
    Akıl gözünü açarak bakarsan,
    En çok emniyette saydığın kimseyi
    Kendine düşman görürsün.
    Bu zamanda, özellikle
    Az dostun olsun.
    zaman ehliyle,
    Uzaktan sohbet iyidir.

    ***
    Gözünü aç!
    Birgün canından ayrılacaksın.
    Hüdanın,
    Esrar perdesinin arkasına gideceksin.
    Aşk şarabı iç ki;
    Nereden geldiğini bilmeyesin.
    Sarhoş ve neş'eli ol ki,
    Nereye gideceğini bilmeyesin.

    ***
    Ben şarap içerim
    Muhalifler soldan sağdan;
    "İçme!
    Şarap dinin düşmanıdır" derler.
    Madem ki;
    Şarabın din düşmanı olduğunu öğrendim,
    Vallahi içerim, billahi içerim
    Helaldir düşmanın kanını içmek.

    ***
    Hayal sermayesi eksik olan
    her gönül çaresizdir.
    her gün;
    Pişmanlığın ve acımanın
    Kardeşidir, arkadaşıdır.
    Endişelerden kurtulmuş,
    Sevinçli bir gönülden başka
    Dünyada ne varsa
    Hepsi üzüntü sebebidir.

    ***
    Allah benim yaradılış ruhumu yoğururken
    Amelimin ne olacağını biliyordu.
    Bana yakışmayan günahları,
    Ben onun ilmi, onun rızası ile işliyorum.
    O halde kıyamet günü
    Beni cehennemde yakmasının
    Mantıklı sebebi acaba nedir?

    ***
    Ömür geçtikten sonra
    Acı olmuş, tatlı olmuş
    Ne önemi var.
    Can, dudağa geldiğinde
    Nişabur'da olmuşsun, Belh'te olmuşsun
    ne farkı var.
    muhabbet şarabı iç.
    Çünkü;
    Benden ve senden sonra ay,
    hilalden dolunaya,
    Dolunaydan hilale
    inip çıkıp duracak.

    ***
    Madem ki;
    Cihanın bütün hallerinden haberdarsınız.
    Ey gafiller!
    Dünyanın işvesine aldanmayınız.
    Ve aziz ömrünüzü
    Heder etmeyiniz.
    Haydi! Vakit kaybetmeksizin
    Muhabbet şarabı içiniz.

    ***
    Muazzez arkadaşlarım.
    Bana gıdayı şaraptan yapınız.
    Bu kehribar gibi olan yüzümü,
    Yakut gibi yapınız.
    Öldüğüm zaman beni
    Şarap ile yıkayınız.
    Mümkünse tabutumun tahtasını
    Asma ağacından yapınız.

    ***
    Allah bize
    Cennetinde şarap vaat etti.
    İş bu merkezde iken
    Bu dünyada şarabı
    Nasıl yasak eder, haram eder?
    Bir gün, sinir halinde bir arap,
    Hamza'nın dişi devesine
    nişan almış ve vurmuş.
    Bizim peygamberimiz şarabı
    O araba yasak etmiş.

    ***
    Evvela;
    Benim rızam olmaksızın
    Dünyaya getirildim.
    Hayatta;
    Hayretimden başka bir şeyim artmadı.
    Sonra yine elimde olmadan
    Bu dünyadan göçeceğim.
    Gelmekten, kalmaktan, göçmekten
    Maksat ne?
    Hala anlamış değilim.

    ÖMER HAYYAM
    27.
    Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
    Senden benden başka düşünen yok, arama!
    Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
    O var sandığın şey yok mu, o yok arama!
    33.
    Adam olduysan hesap ver kendine:
    Getirdiğin ne? ***üreceğin ne?
    Şarap içersem ölürüm diyorsun:
    İçsen de öleceksin, içmesen de!
    34.
    Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
    Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
    Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden:
    O eskidi gittim yenisini yürütmeye.
    46.
    Bu kadeh bir bedendir, cana gebe!
    Bir yasemindir, erguvana gebe!
    Hayır; yanlış; ne odur şarap ne bu:
    Bir sudur, bir su ki yangına gebe!
    54.
    Cennette huriler varmış, kara gözlü;
    İçkinin de ordaymış en güzeli.
    Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:
    Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.
    57.
    Bir elde kadeh, bir elde Kuran;
    Bir helaldir işimiz, bir haram.
    Şu yarım yamalak dünyada
    Ne tam kafiriz, ne tam müslüman!
    70.
    Tanrı, cennette şarap içeceksin, der;
    Aynı tanrı nasıl şarabı haram eder?
    Hamza bir Arab' ın devesini öldürmüş:
    Şarabı yalnız ona haram etmiş peygamber.
    87.
    Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden,
    Ne dine, edebe aykırı gitmemizden;
    Bir an geçmek istiyoruz kendimizden:
    İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden.
    89.
    Baharlar yazlar gider, kara kış gelir;
    Varlığın yaprakları dürülür bir bir;
    Şarap iç, gam yeme; bak ne demiş bilge:
    Dünya dertleri zehir, şarap panzehir.
    95.
    Orucumu yiyorsam ramazanda
    Mübarek aydan habersizim sanma:
    Çileden gece oluyor da gündüzüm
    Sahura kalıkıyorum gün ortasında.
    100.
    Şarap iç, bire birdir derde tasaya;
    Ne bu dünya kalır, ne öteki dünya.
    Ne serin ateştir o, ne can dolu su:
    Çabuk ol, bulup içemezsin mezarda.
    102.
    Haram, acı, kötü derler canım şaraba:
    Oysa ne hoş şey, hele bir güzel sunarsa;
    İçin bakın; hem doğrusunu isterseniz,
    Haram dedikleri her şey hoş galiba!
    103.
    Dedim ben artık kızıl şarabı içmem;
    Üzümün kanıymış bu, ben kan dökmek istemem.
    Gün görmüş aklım şaşırdı: Sahi mi? dedi;
    Yok canım, şaka, ben nasıl içmem!
    104
    Sen bu dünyanın sırlarına eremezsin;
    Erenlerin dilini de söktüremezsin;
    İyisi mi iç şarabı, cennet et bu dünyayı:
    Öbür cennete ya girer, ya giremezsin.
    105
    Bulut geldi; lalede bir renk bir renk!
    Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek.
    Şu seyrettiğin serin yeşillikler
    Yarın senin toprağında bitecek.
    106.

    120.
     
  2. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    İki batman şarap, bir buğday ekmeği;
    Bir koyun budu, bir de ay yüzlü sevgili;
    Daha ne istenir bilmem şu dünyada:
    Padişah daha iyisini bulabilir mi?
    107.
    Dünyaları değişmem kızıl şaraba;
    Ay da ondan sönük; çoban yıldızı da.
    Şarap satanların aklına şaşarım:
    Ondan iyi ne var alınacak dünyada?
    116.
    Sarhoş oldum mu aklım azalır;
    Ayıldım mı sevincim dağılır.
    Ne sarhoş, ne ayık bir hal var ya?
    En güzeli öyle yaşamaktır.
    120.
    Dün özledim de seni coştum birden bire;
    Çıktım senin yerin dedikleri göklere.
    Bir ses yükseldi ta yukarıda, yıldızlardan:
    Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende!
    167.
    Şarap mimarıdır yıkık gönüllerin
    Süzülmüş, tertemiz canı üzümlerin.
    Neden şer demişler bu hayırlı suya?
    Siz bana bu şerden üç dört kase verin.
    170.
    Sensiz camide, namazda işim ne?
    Seninle buluşma yerim meyhane.
    Benim sevmem de böyle, yüce Tanrı:
    İstersen kaldır at cehennemine.
    172.
    Bizi bizden alan şaraba gönül verdik;
    Coşup taştık; yerden kopup göklere erdik.
    Tenden bedenden soyunuverdik sonunda
    Topraktan gelmiştik, yine toprağa girdik.
    179.
    Şarap içip güzel sevmek mi daha iyi,
    İki yüzlü softaları dinlemek mi?
    Sarhoşla aşık cehenneme gidecekse,
    Kimselerin göreceği yoktur cenneti.
    191.
    Şarabı ***ürüp döksen bir dağa
    Dağ sarhoş olur başlar oynamağa.
    Ben ne diye tövbe edecekmişim
    İçimi tertemiz eden şaraba?
    222.
    Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim;
    Gönül tatlı diline tutkun, neyleyim;
    Can da, gönül de sır incileriyle dolu:
    Ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.
    228.
    Putların, Kabenin istediği: Kölelik;
    Çanların, ezanın dilediği: Kölelik;
    Mihraptı, kiliseydi, tespihti, salipti
    Nedir hepsinin özlediği? Kölelik.
    229.
    Benim canım hep şarabın izindedir,
    Kulağım ney ve rubap sesindedir.
    Toprağımdan desti yaparlarsa benim
    O desti şarap doldurulmak içindir.
    234.
    Meyhanede kendini bilenler bulunur;
    Bilmeyeni ayırmak da kolay olur.
    Yıkılsın bilgisizlik yuvası medrese:
    Ordan kendini bilip de çıkan hiç yoktur.
    239.
    Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari;
    Bırak aldatmacayı, iki yüzlülükleri;
    Şarap içmem diye övünüyorsun, ama,
    Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?
    245.
    Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
    Ben haramı helalı karıştırmam:
    Seninle içilen şarap helaldir,
    Sensiz içtiğimiz su bile haram.
    253.
    Şarabın adı kötüye çıkmış, kendi hoş,
    Hele bir güzelle içersen daha bir hoş;
    Harammış şarap, olsun, bana göre hava hoş:
    Hem, bana sorarsan, haram olan herşey hoş.
    256.
    Can bir şaraptır, insan onun destisi;
    Beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.
    Hayyam, bilir misin nedir bu ölümlü varlık:
    Hayal fenerinde bir ışık pırıltısı.
    261.
    Ben şarap içiyorum, doğrudur;
    Aklı olan da beni haklı bulur:
    İçeceğimi biliyordu Tanrı,
    İçmezsem Tanrı yanılmış olur.
    281.
    Şarap küpü önüne serdik seccademizi;
    Şarap yakutuyla adam ettik kendimizi;
    Umudumuz, meyhanede yeniden bulmak
    Camide, medresede yiten günlerimizi.
    289.
    Bu dünya kimseye kalmaz, bilesin;
    Er geç kuyusunu kazar herkesin.
    Tut ki Nuh kadar yaşadın zor bela
    Sonunda yok olacak değil misin?
    291.
    Canım şarap, ne güzelsin billur kasende;
    Aklı köstekleyen bir büyü var sende.
    Biraz içti mi insan açılır yüreği
    Döker ortaya nesi varsa içinde.
    299.
    Ey canlar, şarapla buldurun bana beni;
    Yakutlara çevirin kehruba çehremi;
    Şarapla yıkayın beni öldüğüm zaman
    Asmadan bir tabut içinde gömün beni.
    302.
    Şarap içti mi, dilenci sultanlaşır;
    Tilki çıkar deliğinden, aslanlaşır;
    Yaşlı başlı adam delikanlaşır;
    Delikanlı yaşca başca olgunlaşır.
    314.
    Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
    Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
    Gamı yakar eritir ateş gibi,
    Sağlık sularından şifalıdır, iç.
    321.
    Ben şarabı eskimiş acı acı severim;
    En çok da ramazanda cumaları içerim;
    Helal üzümünü ezdim doldurdum küpe:
    Ne olur,içinceyedek ekşitme Tanrım.
    326.
    Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler
    Ecel çiğnedi hepsini birer birer
    Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına
    Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler.
    334.
    Bu dünyaya gelip gitmemizin kazancı nerde?
    Ömrümüzün umut ipliği ne oldu, nerde?
    Bu feleğin çemberinde nice temiz canlar
    Yandı kül oldular, hani dumanları, nerde?
    337.
    Oruç tutup namaz kılmağa kalktım geçende
    Dedim belki öyle ererim dileklerime
    Yazık ki bir kuru yelle bozuldu abdestim
    Bir damla şarapla da orucum gitti güme.
    340.
    Gönlünü hoş tut, sonu gelmez kaygıların
    Gök kubbede çatışması bitmez yıldızların
    Senin toprağa karışacak bedenlerinse
    Tuğla olacak sarayına başkalarının.
    348.
    Senden benden önce de vardı bu gün bu gece
    Felek dönüp durmadaydı hep bu gördüğünce
    Usulca bas toprağa, çünkü bastığın yer
    Bir güzelin gözbebeğiydi beş on yıl önce.
    354.
    O yakut dudakları kızıl kızıl yanan nerde?
    O güzelim kokusu cana can katan nerde?
    Müslümanlara şarap haram edilmiştir derler
    İçmene bak, haram işlemeyen müslüman nerde?
    357.
    İç, şarap iç, Mahmut olmak budur;
    Çalgı dinle, Davut olmak budur;
    Geçmişi, geleceği düşünme
    Gününü gün et, yaşamak budur.
    373.
    Meyhane rintlerinin sergerdesi benim;
    Yersiz sözlerle günaha giren benim;
    Gecesini kızıl şaraba kurban eden
    Ciğerinin kanıyla dua eden benim.
    375.
    Bize şarap ve sevgili, size cami kilise;
    Sizler cennetliksiniz, cehennemliğiz bizlerse;
    Kader böyleymiş neylersin, kimsenin suçu yok:
    Kim ne karışır ezel nakkaşının işine?
    386.
    Baharlar yazlar geçer sonbahar gelir;
    Ömrümün yaprakları dökülür bir bir;
    Şarap iç, gam yeme, bak ne demiş bilge:
    Dünya dertleri zehir, şarap panzehir.
    Her gece aklım dalar gider engine.
    Ağlarım, inciler dolar eteğime.
    Sevdalıyım, şarap dayanmıyor bana:
    Kafam baş aşağı çevrik bir tas mı ne!
    ------
    Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin?
    Kimselerin kulu kölesi değil misin?
    Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya?
    Keyfine bak: en hoş dünyası olan sensin.
    ------
    Bir damla şarap ver Çin senin olsun;
    Bir yudumu bütün dinlerden üstün.
    Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş?
    O acıya tatlılar feda olsun.
    ------

    Gül de şarab da bilene güzel gelir;
    Sarhoş olmayan için sarhoşluk nedir?
    Cebi boş gönlü dolu olmayan kişi
    Her şeyden geçmenin tadını ne bilir?
    ------
    Bir damla şarap Tus saraylarına bedel,
    Keykubad'ın, Keykavus'un tahtından güzel
    Sabaha karşı âşıkların iniltisi
    İki yüzlü softanın ezanından güzel.

    ÖMER HAYYAM
    Benim yasam artık şarap, çalgı, eğlenti;
    Dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti;
    Nişanlım dünyaya: Ne çeyiz istersin, dedim:
    Çeyizim, senin gamsız yüreğindir, dedi.
    ------
    Hem aklın mutluluk peşinde senin,
    Hem söylerim, söylerim dinlemezsin;
    Aldığın her nefesin kadrini bil
    Ot değilsin ki kesildikçe bitesin.
    -----
    Ay yırttı gecenin kara giysilerini;
    Kalk, tam zamanıdır, doldur şarap kasesini.
    Keyfine bak, çünkü bu ay, sonsuz yıllarca,
    Mezarda upuzun yatar görecek seni.

    Ömer HAYYAM
     

Bu Sayfayı Paylaş