Ölüsüne Yirmi Değnek Vurun ki

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda KaRDeLeN tarafından 26 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ölüsüne Yirmi Değnek Vurun ki konusu
    Ölüsüne Yirmi Değnek Vurun ki



    Medîne ehâlisi anlaşarak bir yere toplandılar. Ömer (r.a) hazretlerinin adâletini tecrübe etmek için anlaşdılar. Aralarından bir yehûdî çıkdı.

    -Ben sizin müşkilinizi hâl etmeğe muktedirim dedi.

    Onlar da buna ba'zı va'dlerde bulundular.

    Hz. Ömerin bir oğlu var idi. Bedenen çok za'îf kalmışdı. O yehûdî kendisini hekîm tanıtıp Hz. Ömerin (r.a) oğlunun yanına vardı. Hâlini ve hâtırını sordu. O da za'îfliğinden bir mikdâr hikâye yolu ile şikâyet etdi. Mel'ûn yehûdî tebessüm ederek bunun ilâcı kolaydır dedi. Bu da ilâcını istedi. Zîrâ kalblerinde kin ve hîle yokdu. Yehûdî önüne düşüp odasına götürdü. Sonra bir sürâhî şerâb doldurup şerbetdir diye önüne koydu. Bu senin derdine devâdır. Bunu içdiğin gibi sıhhat bulursun dedi. O da sözünü hakîkat zan edip şerâb ne olduğunu görmediği için o sürâhîdeki şerâbı içip serhoş oldu. O yehûdînin güzel bir kızı vardı. O kızı arz eyledi. Şerâbın te'sîri ile serhoş olduğundan kıza sâhib oldu. Bir zemândan sonra ayılıp aklı başına geldikde yapdığı işlere pişmân oldu. Nedâmet ile tevbe ve istigfâr edip evlerine geldi. Hikmet-i rabbânî o kız hâmile olup çocuk doğdu. Sonra mel'ûn yehûdî bir çok yehûdîyi ve o çocuğu yanına alıp Ömer (r.a) hazretlerinin yanına getirdiler.

    Dediler ki

    -Yâ halîfe senin oğlun bizim kızımıza zorlıyarak sâhib olup bu çocuk hâsıl oldu. Biz bunu beslemeğe mecbûr değiliz.
    Hz. Ömer (r.a) bunu görünce mubârek gönülleri perîşân olup oğlunu çağırdı ve bu durumu sordu. Oğlu da meydâna gelen hâdiseyi anlatdı. Hz. Ömer (r.a) o ma'sûma beyt-ül-mâldan nafaka ta'yîn eyledi. Sonra oğlunu aşağı alıp dînin emri olan sopayı vurdurmağa başladı. Sopa sayısı kırk olduğu zemân Eshâb-ı güzîn Ömer (ra) hazretlerinin yanına gelip ricâ etdiler.

    -Yâ halîfe oğlunuz hastadır bu şekildeki sopaya tehammül edemez. İhsân eyle bunun suçunu bize bağışla. Zîrâ sesi Resûlullah (sav)hazretlerinin sesine benzerdi. Eshâb-ı güzîn bunu Ravda-i Mutahharaya götürüp yüksek ses ile Kur'ân-ı azîmüşşânı okutup kendileri dışarıdan dinlerler idi. Hz. Habîbullahın hasretinden ciğerlerini dağlarlar idi. Lutf eyle sesi hurmeti için suçunu afv eyle diye ne şeklde söylediler ise iltifât eylemedi.

    -Allahü teâlânın hakkında hâtır olmaz. Âhıretde çekmekden dünyâda cezâsını bulmak iyidir buyurdular.

    Altmış değnek oldukda babasına çağırdı ki

    -Yâ baba bir ân mehil ver ki azîz annemin yüzünü göreyim halâllik dileyeyim.

    İltifât eylemeyip yetmiş sopa oldukda çağırıp

    -Yâ baba işte ben ölüyorum. Mubârek yüzünü bana göster görün ki hasret gitmiyeyim dedi. Hz. Ömer (r.a) mubârek yüzünü çevirip gösterdi.

    Sopa sayısı aaaaen oldukda rûhunu teslîm etdi. Hz. Ömere öldüğünü bildirdiler.

    Buyurdu ki

    -Ölüsüne yirmi değnek vurun ki Hak emri yerini bulsun.

    Ondan sonra da yirmi değnek vurdular. Yüz temâm oldu. Sonra techîz ve tekfîni yapıp götürüp defn eylediler.

    Sonra Hz. Ömer (r.a) acabâ babalık hakkını yerine getirip seni kurtardım mı. Allahü teâlânın huzûrunda hâlin nasıl oldu diye ağladı. O gece Eshâbdan birisi onu rü'yâda gördü. Sultân-ı kâinât (sav) hazretlerinin huzûr-u şerîfinde oturup zevk ve sefâ ederdi. Bu sahâbîyi gördüğü gibi kalkıp güle-güle yanına geldi.

    Dedi ki

    -Allahü teâlâ babamdan râzı olsun ki atalık hakkını yerine getirdi. Allahü teâlâya hamd olsun ki devâmlı Fahr-i âlem (sav) hazretlerinin hizmet-i şerîflerinde olup bir ân ayrılmıyorum. Dünyâ kahrından kurtulup zevk ve safâ içine düşdüm. Ertesi günü o sahâbî gelip rü'yâda gördüğü hâli Hz. Ömere anlatdı. Hz. Ömer (r.a) ağlamağı bırakıp Allahü teâlânın inâyetine şükr secdesi eyledi
     

Bu Sayfayı Paylaş