Çocuklarda Seçici Dilsizlik

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda DeMSaL tarafından 18 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çocuklarda Seçici Dilsizlik konusu çocuklarda seçici dilsizlik - çocugun konuşmayı reddetmesi - seçici dilsizlik hangi çocuklarda görülür - seçici dilsizlik tedavisi



    Çocukta konuşma dilini anlama ve konuşma yeteneği geliştiği halde, çocuğun bazı sosyal durumlarda konuşmayı devamlı reddetmesi bozukluğudur. Seçici dilsizlik adı verilmesi çocuğun sadece bazı durumlarda tamamen sessiz kalması, konuşmaması, dilsiz olması nedeniyledir. Kısaca sosyal çevrede meydana gelen konuşma yeteneğindeki yetersizliktir.

    Çoğunlukla başka çocuklarla oyun için bir araya geldiği zaman yetişkinlerin dikkatini çeker. Örneğin ana okulunda konuşamaması ya da konuşmayı reddetmesi önce utangaçlık olarak değerlendirilir; bir süre sonra artık okula alışmış olması beklenen zamanda bile hala konuşmayı reddetmesi ile seçici bozukluğun varlığı ortaya çıkar. Çok nadiren çocukluğun daha sonraki dönemlerinde görülebilir. Bazan evde bile bazı aile bireylerinin yanında konuşmaması söz konusu olabilirse de bu çocuklar genellikle evde normal olarak konuşurlar. Bazen kardeşleriyle veya anne babadan biriyle konuşur, onlarla iletişimi iyidir, ama diğer ebeveynle konuşmuyor olabilir.

    Çocuk konuşmayı reddetmesine rağmen iletişim kurmaya istekli görünebilir, örneğin yüz ifadesiyle, beden diliyle, kafasını sallayarak onayladığını ya da kabul etmediğini belli edebilir. Bazılarının fısıldadığı, tek heceli kelimeler çıkardığı da görülmüştür. Çoğunlukla ağlama, anneye aşırı tutunma ve diğer endişe belirtileri ile birliktedir. Başlangıç yaşı 3 ile 8 yaş arasındadır. Birkaç çocukta 12 yaşında başlamıştır.

    Hastalığın gelişiminde biyolojik etkenlerin önemli bir rolü olduğu düşünülmez. Gene de altını ıslatma, kakasını kaçırma, diğer konuşma bozuklukları gibi gelişimsel bozukluklarla de birlikte bulunabilir.

    Hangi çocuklarda görülür:
    Okula başlayan çocuklarda aşırı utangaçlık çok normaldir. Ama Seçici dilsiz olanlar çoğunlukla ileri düzeyde utangaç, saplantıları olan, endişeli çocuklardır. Bu çocuklar, sosyal durumlarda diğer bütün çocuklardan çok daha utangaç, ürkek ve içe kapanıktır; Depresyon , endişe ve obsessif-kompulsif Bozukluk denilen başka bir ruhsal bozukluğun belirtileri de kendilerinde var olabilir. Bazı çocukların kendi seslerini duymaktan rahatsızlık duydukları, seslerinin hoş olmadığı duygusuyla seslerini duymak istemedikleri için konuşmadıkları da bildirilmiştir. Bazen depresyon eğlimiyle birliktedir.

    Kız ve erkek çocuklarda , her iki cinsiyette de eşit oranlarda görülür, genellikle normal yetenekleri olan çocuklardır. Zeka düzeyi genellikle normaldir, ama daha az zeki veye daha zeki olanlar da görülmüştür. Nadir olduğu bilinmesine rağmen görülme sıklığı tam olarak bilinmiyor. Genel olarak toplumda görülme sıklığı daha düşüktür, psikiyatrik hastalar arasında % 1 den azdır.

    Çok nadir görüldüğü için belirtilerdeki değişim konusunda da çok fazla bilgiye sahip değiliz.

    Nedenleri :
    Önceki yıllarda bunun çocuğun küçük yaşta uğradığı travmalar nedeniyle geliştiği ve ailede büyük bir bozukluğun var olduğu düşünülürdü. Bazı çocuklarda travmanın etkisi ve aileyle ilgili etkenler tamamen dışlanamazsa da, 2002 li yıllardan itibaren bu bozukluğun çocuklardaki yüksek düzeydeki sosyal anksiyete- endişeyle bağlantılı olduğu kabul edilmiştir. Çoğunlukla yetişkinlerde görülen sosyal fobi ile bağlantılıdır. Bu çocuklar genellikle yetişkin çağda sosyal fobik olarak nitelendirileceklerdir. Ailelerde genetik etkenler de olabilir, örneğin anne babaları sosyal durumlarda çok endişeli ve ileri düzeyde çekingen olan çocuklar çok daha büyük risk altındadır.

    Teşhis nasıl konur?
    Teşhis kolaydır, evde normal veya normale yakın düzeyde konuşan çocuk bir ya da bir buçuk yıl geçmesine rağmen hala okulda hiç konuşmuyorsa bu önemli bir bulgudur. Eğer çocuk evdeki yaşamında insanlarla sosyal ilişki kuruyorsa, okulda yüz ifadesiyle bazı ihtiyaçlarını anlatıyorsa,bu otism olasılığını dışlar. Evdeki konuşmalara katılımı da sağırlık olasılığını uzaklaştırır.

    Ancak tanının konması için konuşmama durumunun çocuğun okulda başarı ve spor aktivitelerinde yer almayı istediğini bozmuş olması da gerekir. Yani söz konusu olan gelip geçici bir inatçılık veya isteksizlik veya tembellik değildir, çocuk okulda başarılı olmayı, arkadaşlar arasında yer almayı ya da spor faaliyetlerine katılmayı istediği halde, bunları yapmaya niyetli olduğu halde, konuşamaması bütün bu isteklerini ve amaçlarını engelemektedir. Bu tanının konması için bozukluk en az bir aydır devam ediyor olmalıdır. Bunun içine, ilk birkaç ayda çocukların okulda gösterdiği utangaçlık dahil edilmez. . Bu tanı, ikinci bir dili konuşma yeteneğinden henüz. .emin olmayan göçmen çocuklar için de kullanılmaz. Kekemeliği veya benzeri konuşma problemleri nedeniyle sosyal çevrelerde konuşmaktan kaçınan çocuklar da bu tanıyı almazlar. .

    Hangi sıklıkta görülür?
    Genellikle nadir bozukluklardan biri olarak kabul edilir. Ruh sağlığı merkezlerinde başka nedenlerle tedavi olanlarda daha sık görülür, 1% oranındadır. ABD de toplam çocuk nüfusunun % 0.03- 0.07 oranında bulunmuştur. Bazı uzmanlar görülme oranının daha yüksek olduğunu düşünür. Çünkü pek çok vaka bildirilmemiş, zamanla düzelme meydana gelmiştir.

    Tedavi:
    Psikolojik tedavide çeşitli teknikler kullanılmıştır. En önemli nokta bu bozukluğun temelindeki anksiyete kaynağının bilinmesi ve çocuğun bu problemlemlerinin ortadan kaldırılmasıdır.

    Nadiren temelde bir travma ve örselenme de bulunabilir, bu endişe kaynaklarının ortadan kaldırılması temeldir. Tedavi çeşidi ne olursa olsun, en etkili yöntem çocuğun ailesinin de tedavide yer aldığı, tedavi yönteminin çocuğun koşullarına göre aile ile tartışıldığı yöntemdir.

    Konuşma patoloğunun; aile, okul ve diğer klinisyenlerle iletişim kurma açısından önemli bir rolü vardır. Bir anksiyete (endişe, huzursuzluk ) bozukluğudur, ruh sağlığı uzmanları ile konuşma patoloğu arasındaki ilişki önemlidir. İlk belirtiler okulda ortaya çıktığı için güçlüklerin en çok yaşandığı yerdir. Öğretmenin tutumu önemlidir. Çocuk kendini evde rahat ve güvende hissettiği için aile ile iyi bir ilişkinin kurulması da önem taşır.

    • Bireysel psikoterapi çocuktaki genel endişeyi azaltmak ve daha iyi iletişim becerilerini geliştirmesinde yardımcıdır.

    • Davranış Tedavisi ve davranış değişimi: İletişim kurmasındaki başarıları pozitif ödüllendirme yöntemiyle bu alanda deneyimli uzmanlar tarafından yapılır.

    Son çalışmalarda bazı ilaçların da yararlı olduğu gösterilmiştir. Küçük yaştaki çocuklar ilaç tedavisine iyi cevap vermişlerdir.

    Gidiş:
    Bozukluk genellikle tedavi edilebilir, hatta bazılarında kendiliğinden düzelme gözlenir. Ne kadar sürede iyileşme görüldüğü hakkındaki araştırmalar kesin değilse de çoğunda birkaç yıl veya ayda geçer, genellikle 10 yaşından önce düzelme görülür. 12 yaşından büyük çocuklarda düzelme şansı biraz daha azdır. Ancak pek çok çocukta düzelme görülse de ileri yaşlarda da toplum içinde endişeleri devam etmiştir.

    Prof.Dr. Aysel Ekşi
    Psikiyatri Uzmanı
     

Bu Sayfayı Paylaş