Çocuklarda duygusal gelişim

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda Mavi_Sema tarafından 28 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çocuklarda duygusal gelişim konusu 1. Sevgi

    Hemen her psikoloji kitabının his ve heyecan bölümünde yer alan sevgi için;
    psikolog ve pedagoglar pek çok şey yazmakta ve hepsi de sevginin gereği üzerinde birleşmektedirler.
    Bebek ilk aylarda, tamamiyle pasif ve alıcı bir varlıktır.
    Bu dönemde onun ruhî ihtiyacı, tek kelimeyle sevgidir.
    Annenin ilgisi, şefkati, sıcaklığı, hatta kokusu, çocuğun sütten daha çok ihtiyaç hissettiği gıdalardır.
    Annenin bebeğini kucağına alması, okşaması, koklaması, ona gülmesi, bebek için en büyük saadet kaynağıdır.
    Onun bu sevgi ve şefkat dolu yaklaşımı, bebeğin zihnî ve ruhî gelişmesi için en kuvvetli vitamindir.(1)
    Sevginin önemi psikologlarca bu şekilde ifade edilirken, tıbbî yönden çocukla ilgilenenler de bu görüşlere katılmaktadırlar.
    Nitekim pediatrisiler (çocuk hastalıkları uzmanları) bugün bir çok varlıkların gelişmelerini sağlamak için yapılan en etkin fizikî itinanın dahi yeterli olmadığını daha iyi anlamışlardır. Sevgi ve şefkat görmeyen çocuklardan çoğu kısa zamanda canlılıklarını kaybetmekte ve hatta ölmekte iken, sevgi ve şefkat içinde büyüyen çocuklar sağlık ve gıda bakımından kısmen mahrum olsalar bile, yine de kuvvetli ve sağlıklı olarak yetişmektedirler. (2)
    Sevginin önemini şu ifadeler daha belirgin bir şekilde dile getirmektedir.
    Mukayeseli araştırmalar, süt verme esnasında sert ve haşin davranan, sevgi göstermeyen annelerin çocuklarının, sinirli, saldırgan ve uyumsuz olduğunu ispatlamıştır. (3)
    Sevgi, açlık, susuzluk gibi, sürekli doyurulmak isteyen bir duygudur. (4)
    Çocuk temiz havaya nasıl muhtaçsa, aynı şekilde sevgiye de muhtaçtır ve bu ihtiyaç hayat devam ettiği sürece hissedilecektir. (5)
    Zihnî ve ruhî gelişmenin neredeyse tek kaynağı sayılabilecek sevginin, bebekliğin ilk günlerinden başlatılıp, devamlı ve ölçülü bir şekilde olması gerekmektedir. ( 6 )
    Çünkü sevginin boşluğunu doldurabilecek ve onun yerine geçebilecek başka bir şey gösterilemez.(7)
    Bütün bu ifadeler, sevginin çocuk için önemi küçümsenemeyecek bir gerçek olduğunu belirtmektedir. Her şeyden önce, insan ancak sevildikten sonra sevebilmektedir. Çocukluğunda yeterli sevgi görmeyen insanların, başkalarını sevmekte zorluk çektikleri bilinmektedir.

    Bu itibarla, başta Allah ve Peygamber olmak üzere dinî kavramları çocuğa sevdirebilmek için, onu yeterli ve ölçülü bir şekilde sevmek ve bu sevgiyi de hissettirmek gerekir. .


    --------------------------------------------------------------------------------


    1. Anne sevgisi veya onun yerini tutabilecek yakın kişinin sevgisi ile büyüyen çocuklarla, böyle bir sevgiden uzak, istenmeyen çocuk olarak büyüyenler, gıdaları bilimsel olarak verilmiş olsa bile, beden gelişmesinden zihin gelişmesine, hastalıklara karşı koyma gücüne kadar varan farklılıklar göstermektedirler. Bu ihtiyaca işaret olarak anne sevgisine "büyüme vitamini" denilmiştir. (Bk. Beyza Bilgin) "Oku! Öncesi Çağı Çocuğunda pinî Kavramlaı" MEGSB. Din Öğretimi Dergisi, Ank. 1986, sy. 8-9. s. 21.
    2. Armaner, age, s. 82.
    3. Arthur Jersıld, Çocuk Psikolojisi (çev. G. Günçe) Ank. 1979, s. 359. 56. Armaner, age, s. 82.
    4. Halu k Yavuzer, Çocuk Psikolojisi L, İst. 1982, s. 24.
    5. Jacquin, age, s. 35.
    6. Samuk, age, s. 6.
    7. Yörükoğlu, age, s. 138​

    Dr.Mehmed Emin Ay
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    2. Korku

    Duygusal gelişimin içinde yer alan diğer bir duygu da korkudur.
    Korku, canlı varlıkların, görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri en tabiî tepkidir denilebilir.
    Psikologlar, çocukluk çağında sık sık görülen bu ruhsal durumu, canlıyı uyaran ve kendi savunmasını sağlayan yararlı bir mekanizma olarak görmekte(1) ve korkuyu, "hem kaçınılmaz, hem de temel bir duygu" olarak nitelemektedirler. (2)
    Doğduğu andan itibaren, çevresiyle çeşitli ilişkiler içine giren çocuk için herhangi bir korku objesi söz konusu değildir.
    Genellikle çocuklarda korkular 2-3. yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
    Bu yaşlar ise, zihnî gelişimin başladığı çağa rastlamaktadır.(3)
    Bu yaşlarda ortaya çıkan korkuların da ne kadarının telkin neticesi, ne kadarının içgüdüsel olduğu tartışılabilir.
    Nitekim yapılan araştırmalarda, küçük çocukların sadece kulakları dibinde duydukları kuvvetli bir ses ve dengelerini kaybederek düşmekten korktukları, ortaya çıkmıştır. (4)
    Korkular genellikle yaşa paralel olarak artmaktadır.
    Ancak bir çocuğun ne zaman ve neden korkacağını tesbit etmek oldukça zordur.
    Çünkü korkunun meydana gelişinde, çevre şartları, geçmiş yaşantılar ve o andaki psiko-fizyolojik durum rol oynamaktadır.
    Meselâ: Köy çocukları incelenmiş ve korkuya sebep olan faktörün % 75'ini hayvanların oluşturduğu tesbit edilmiştir;
    erkek çocuklar vahşi hayvanlardan, kız çocuklar ise böceklerden korkmaktadır. (5)

    Yapılan bir diğer araştırmada, çocukların korktukları konular şu şekilde sıralanmıştır. ( 6 )

    -Karanlık (çatı katı, bodrum), hayvanlar (köpek, yılan vb.) % 96
    -Bedenî sakatlıklar, % 95.
    -Hayaletler, cinler, dışarıdan eve zorla giren insanlar, % 91.
    -Otoriter kişiler, % 82.
    -Korkulu düşler, % 81.
    -Yabancılar, kötü insanlar, % 80.
    -Anne ya da baba tarafından terkedilmek, % 63.
    -Su, deniz, nehir, % 41.
    -Gök gürültüsü, şimşek, % 39.​


    Bu tesbitler ışığında, çocukta korku uyandıran objeler üç grupta toplanabilir.

    1. Çocuğun yalnız kalması.
    2. Karanlıkta bulunması.
    3. Kendisine âşinâ olduğu bir kimsenin yerine başka bir yabancıyı görmesi.(7)

    Çocuklarda rastlanılan korkuların % 90'ının hatalı ve yanlış eğitimden kaynaklandığı gerçeği ( 8 )
    bizi, korkunun en önemli nedeninin bunlar olduğu sonucuna götürmektedir.
    Çünkü, hakkında hiçbir fikre sahip olmadığı herhangi bir şeyi çocuk -telkin vasıtasıyla- sevebilir veya ondan korkabilir.
    Nitekim bunu doğrulayıcı mahiyette olan şu hadiseyi zikretmek mümkündür.
    Bir kız çocuğuna, altı aylıkken oynaması için zehirsiz bir yılan verilmiştir.
    Bundan sonraki yıllarda da yılanla birlikte olan ve onunla bir oyuncak gibi oynayan çocuk, yetişkin bir kız olduğunda, bütün yılanlara korkmadan yaklaşabilen biri haline gelmiştir. (9)

    Bu bilgiler, çocukların Allah, cehennem vb. korkularının olmadığını göstermekte ve bizi, bu korkuların genellikle yetişkinlerin hatalı telkinlerinden kaynaklandığı sonucuna ulaştırmaktadır.


    --------------------------------------------------------------------------------​



    1. Yörükoğlu, age, s. 9, 220.
    2. Jersild, age, s. 373; İbrahim A. Gövsa, Çocuk Psikolojisi, tst. 1940. s. 192
    3. Russel, age, s. 18.
    4. Fikret Kanad, Ailede Çocuk Terbiyesi, İst. 1976, s. 76 vd.; Russel, age, s. 77.
    5. Yavuzer, age, I, 39.
    6. Hans Zulliger, Çocuklarımızın Korkuları (çev. K. Şipal) İst. 1975, s. 91, 92.
    7. Zulliger, age, s. 12; Jersıld, age, s. 381 vd.
    8. Kanad, age, s. 79.​

    9. N. Munn, Psikoloji, (çev. .N. Tendar) İst 1975, s. 99,




    Dr.Mehmed Emin Ay​
     

Bu Sayfayı Paylaş